İhsan ŞENOCAK
Oryantalistler ve onlarla pek çok konuda fikir birliği içerisinde olan yenilikçi Müslümanlar ilmi ve tarihi verilere rağmen Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’nün okuryazar olduğunu iddia etmektedirler.
İddia sahipleri Allah Resulü hakkında Kuran’da kullanılan “ümmî nebi” ifadesinin okuma yazma bilmeyen anlamına gelmediğini, bütün müfessirler tarafından benimsenen “ümmîlik yaftası”nın esas itibarıyla “din adamları sınıfı ağzı” olduğunu, gerçekte “ümmî” ve çoğulu olan “ümmiyyun” kelimelerinin “halkın bağrından çıkan, genel halk” gibi anlamlara geldiğini ileri sürmektedirler. Direkt ya da dolaylı olarak Allah Resulü’nün okuma yazma bilmediğini haber veren ayetlerin ise yabancı dilde bir metni okuyamaması şeklinde anlaşılması gerektiğini savunmaktadırlar. Devamını oku »
Sayı:9 | Yorum yok »
Halit İSTANBULLU
İslam, insanı dünyaya geldiği ilk anda günahsız kabul eder ve ona günah işlemeden nasıl yaşayabileceğinin yolunu gösterir. Fıtratındaki kodlara uygun olarak kadını, kadın, erkeği de erkek olarak kalmaya davet eder.
Devamını oku »
Sayı:9 | Yorum yok »
İhsan Şenocak
Medine-i Münevvere
Sünnet aynı zamanda en kapsamlı ve en sahih bilgi veren İslam Mektebi’nin diğer bir adıdır. O mektepte Allah Teala’nın ayetlerinin murad-ı ilahi çerçevesinde nasıl anlaşılması gerektiği öğretilir. İslam ümmetinin ilim dünyasına iftiharla sunduğu üstatlar orada yetişmiş, o mektepte ders okutmuşlardır. Ebû Hureyre, Enes b. Malik, Aişe, Said b. Müseyyeb, Ebû Hanife, Evzai, Malik b. Enes, Buharî, Müslim, İbn Hacer, Nevevî o mektebin farklı dönemlerde yaşayan hem öğrencileri hem de ulu hocalarıdır. Devamını oku »
Sayı:9 | Yorum yok »
İhsan ŞENOCAK
Gün boyu salâtîn camilerinin hazirelerini, ecdat yadigârı kütüphaneleri dolaştım. Kanını damarlarımda, davasını yüreğimde taşıdığım ulu hocalarla görüştüm. Mezar taşlarında ve tozlu kitap raflarında tutsak kalan dünyalarına girip oralarda Molla Hüsrev’in usul, Ebussuûd’un tefsir derslerine katıldım. Devamını oku »
Sayı:9 | Yorum yok »
İNKİŞAF
İlim tartışma ortamında gelişir. Bu yüzden tezlerine güvenenler tartışma içerisine girmekten imtina etmedikleri gibi bunu fırsat olarak da görürler. Muhaliflerine meydan okuyan Kur’an-ı Kerim, onları deliller üzerinden tartışmaya davet eder. Farklı din ve ideoloji mensuplarını tefekkür ve taakkûl etmeye çağırır. Ehl-i sünnet uleması da farklı dönemlerde ortaya çıkan siyasî ve fikrî oluşumları, kaleme aldıkları reddiyeler ve ilim meclislerinde şifahi olarak serdettikleri delillerle ilzam etmişlerdir. Devamını oku »
Sayı:9 | Yorum yok »
İhsan ŞENOCAK
Kur’an-ı Kerim’in müslümanların sözlerini birleştiren, gayretlerini dirilten, kurtuluşlarını temin eden ilahi bir kitap olduğunu fark eden İslam karşıtları, tarihi tecrübe ve entellektüel birikimlerini O’nu etkisiz hale getirmeye adadı.
İnen ilk ayetle başlayan Kur’an karşıtlığı, tarihi süreç içerisinde farklı isim ve iddialarla mücadelesini sürdürdü. İddialar saygınlığını yitirdiğinde mucit ve takipçileri tarafından ya revize edildi ya da yenileriyle değiştirildi.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Halit İSTANBULLU
Müfessirler, Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- devrinden günümüze kadar ayetleri murad-ı ilahi istikametinde anlayabilmek için Kur’an-ı Kerim’i farklı açılardan tahlil etme gayreti içerisinde yer almışlardır. İslam’ın ilk yıllarında şifahî olarak yapılan bu çalışma, tedvin faaliyetlerinin başlaması ile kitabî bir boyut kazanmıştır. Kur’an-ı Kerim’i anlama gayreti hicri beşinci asırdan itibaren ise “ulûm-u Kur’an (Kur’an ilimleri)” başlığı altında sürdürülmüştür.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
İhsan ŞENOCAK
Müfessirler, Kur’an’ın inişi, toplanışı, tertibi, tedvini, Mekki-Medeni ayetleri, nasihi-mensuhu, muhkem-müteşabihi ve bunlar dışındaki meselelerini ‘Ulum-u Kur’an/Kur’an ilimleri’ kapsamında bir araya getirdiler.[1] “Kur’an ilimleri” tefsire sabit ölçüler kazandırdı.
“Kur’an ilimleri” bir çok anlama gelen ayetlerin murad-ı ilahi çerçevesinde anlaşılmasını temin etti. “Rivayet”, “işaret” ve “dirayet” tarzında telif edilen tefsirler “Kur’an ilimleri”ni içselleştiren müfessirlerin kaleminden çıktı.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Recep YILDIZ
Kur’an’ın vahy ediliş gayesi anlaşılmaktır. Bu yüzden İslam’ın erken asırlarından günümüze kadar O’nu anlama ile alakalı bir çok eser telif edilmiştir. Bunları tanımadan okuyup-yazanların Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamaları en az yanlış anlamaları kadar muhtemeldir.
Oryantalizmin gücü, tedrisatın zayıflaması, tefsirle iştigal edenlerin usul bilgilerinin yetersizliği yanlış anlamayı tetiklemiştir. Öyle ki yanlış anlama, doğru anlamanın yerini alacak kadar şuyu’ bulmuştur. Fıkıhtan, kelama; tefsirden, hadise kadar telif edilen binlerce eser yanlış anlamanın mağduru olmuştur.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Muhammed Ali ES-SABÛNÎ
Tercüme: Ali ÇİFTÇİ
İnsan, vefatından ve dar-i fenadan dar-i bekaya irtihalinden sonra yeni bir hayata, yeni bir aleme geçer ki buna “Berzah Alemi” denir. Berzah, dünya alemi ile ahiret aleminin arasındaki alemdir. Berzah; engel, perde, duvar manalarına gelir. Bu aleme berzah denmesi de iki hayatı, “dünya hayatı” ile “ahiret hayatı”nı birbirinden ayırması sebebiyledir. Şu ayet-i kerime buna işaret etmektedir: “Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında; ‘Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder, ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.’ Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.”(Mü’minûn, 99,100)
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Ahmet AÇIKGÖZ
İlim, insanı dünyadan tecrit eder. Bu yüzden ulemanın hayatında yemek ve uyumak gibi fıtri ihtiyaçlar dahi asgari düzeydedir. Geldim, geliyorum derken bazen bir iki öğün geçer, sofralar kurulur, kaldırılır; fakat onların mutalaları bitmez.
Ulemanın kitaplarla olan münasebetine tanık olanlar, Ebu Yusuf’un ölen çocuğunun tekfin ve techiz işlerini komşu ve akrabaya havale edip derse gitmesini[2] yadırgamadıkları gibi anlamsızda bulmazlar. Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Muhammed Tahir Nur Veli[1]
Tercüme: Hasan UÇAR
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salat ve selam Adnan oğullarının efendisi, seyidimiz, efendimiz, habibimiz, Allah katındaki en büyük şefaatçimiz olan Hz. Muhammed’e ve O’nun yüce âline, ashabına ve kıyamete kadar O’na tabi olanların üzerine olsun.
Bu makale, İslam’ın önde gelen imamlarından, din büyüklerinden birinin çok geniş bir araştırmaya dayanan özlü bir siret çalışmasıdır. Kendisinin Rasulullah nezdinde önemli bir mertebesi ve Müslümanların kalbinde büyük bir yeri vardır; özellikle de Hicaz ve Türkiye Müslümanlarının kalbinde. Kendisi İslam Tarihinde de çok mühim bir yere sahiptir. Bu zat Rasulullah’ı evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensari (radiyallahu anh)’dır. [2]
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Mülakat: İhsan ŞENOCAK
İhsan ŞENOCAK: Bismillahirrahmanirrahim. Hocam Kur’an-ı Kerim’in anlaşılabilmesi için İslam’ın erken asırlarından bu tarafa uygulanan ve zaman içerisinde de tedvin edilerek metin haline getirilen tefsir ve fıkıh usulü günümüzde modernist müslümanların yenilenme çağrıları ile karşı karşıyadır. Modernistler, mevcut tefsir ve fıkıh usulü ile Kur’an-ı Kerim’in anlaşılamayacağını, mutlaka batılıların geliştirdiği çağdaş anlambilimin verilerinden istifade edilmesi gerektiğini söylemektedirler. Üç telif tefsirin sahibi olarak ne söyleyeceksiniz? Kur’an-ı Kerim’i anlarken fıkıh/tefsir usulünde yetersizlik gördünüz mü? Görmediyseniz, bu çağrının arka planında ne olabilir?
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Ahmet AÇIKGÖZ
Büyük Doğu yani “Doğunun doğuşu”. “Rüzgardan hafif topuklarla içimizdeki iklimlere doğru ruhani ve ince bir sefer” ediş hali. “Büyük Doğu, İslamiyet’in emir subaylığı…” “Büyük Doğu, İslam içerisinde ne yeni bir mezhep, ne de yeni bir içtihat kapısı…” Sadece “Sünnet ve Cemaat Ehli” tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslamiyet’e yol açma geçidi; ve O’nu eşya ve hadiselere tatbik etme işi…”[1] Bu durumda Büyük Doğu bir keşf-i kadimdir. Allah Resulü’nden (s.a.v.) günümüze kadar intikal eden İslami anlayışın keşif ve tatbikinden ibarettir. Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Yasin ESEN
Şevval ayının sonlarına doğru uzak ve yakın diyarlardan; afaki ve hılli[1] müminler “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk…” nidalarıyla tevhidin merkezi Kabe’ye doğru yola koyuldular. Yol esnasında zihinleriyle tarihin derinliklerine ulaşıp, Arap Yarımadası’nın her bir köşesinde münadilerin “Allah Resulü -sallallahu aleyhi ve sellem- bu yıl haca gidecek.” şeklinde yaptıkları çağrıyı dinlediler. Ve sonra gözlerinde müthiş bir tablo canlandı: Uçsuz bucaksız çöllerde develerle ya da yalın ayakla yollara düşen, boğazları çatlayacak derecede “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk…” diye çağıran on binlerce sahabi; önlerinde Allah Resulü Mekke’ye doğru ilerliyorlar.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Yahya ARSLAN
Sizleri, Ömer -radiyallahu anh- gibi “eğezzene’llah-u bi’l-islam/Allah bizi İslam’la yüceltti.” diyen ve İslam dışı bütün unsurları ve nisbeleri reddeden derin müminler olarak selamlıyorum.
Sizler, Allah Resulü’nün –sallallahu aleyhi ve selem- ahir zamanda geleceğini haber verdiği “kardeşler” taifesinin bahtiyar fertlerisiniz.
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Ahmet FARUK
Doktora Göründün mü?
Allah Teala dilediğini yapar, istediği gibi de hükmeder. Hükmünü sorgulayacak, iradesine engel olacak hiçbir güç yoktur. Devletlerin yıkılması, insan hayatının son bulması, O’nun sınırsız iradesinin taalluk ettiği şeyler cümlesindendir. Kur’an-ı Kerim mümin dimağlara bu bilinci aşılarken şöyle demektedir: “(O) dilediği şeyleri mutlaka yapandır.” (Buruc, 85/16)
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
Ahmed FARUK
Medine bir sevgili gibi önce rüyaları süsledi; Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, rüyasında Mekke’den ayrılıp içerisinde hurma ağaçları olan bir yere hicret ettiğini gördü. Hicret yurdunun Yemame ya da Hecer[1] olduğunu zannetti. Sonra anladıki gördüğü yer Yesrib Şehriydi.[2]
Devamını oku »
Sayı:8 | Yorum yok »
İhsan ŞENOCAK
Vahye karşı duran insanlar sokak başlarını tutmuş “kimlik” yoklaması yapıyorlar. Dünya genelinde kurulan gümrüklerde İslami değerlere kota uygulanıyor. Dinin, “vakti geçmiş bir ideoloji” olduğuna inanan ve bu yüzden onu ideolojiler kabristanlığında görmek isteyen münkirler, insanları İslami değerlerin etkin olmadığı bir dünyayı yaşamaya icbar ediyorlar. Bu yüzden kendilerine “size söyleyecek bir çift sözüm var: ‘Allah’tan başka ilah olmadığını kabul ediniz!’” diyen Nuh (aleyhisselam)’a iltifat etmiyorlar. Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »
Halit İSTANBULLU
Yatağından ayrılan nehir suyu gibi, vahyin aydınlık yolundan uzaklaşan insan zihni de saf halini kaybeder. İdeolojiler mahşerine dönüşen zihnin, hakikati yanlışlardan ayıklayabilmesi, vahyi bozulmamış bir akılla okuması ile mümkündür.
Peygamberler farklı renk, dil ve iklimlerin egemen olduğu zihinleri yanlışlardan ayıklayıp “hakikat” etrafında yek vucût olmaya çağırdılar.
Devamını oku »
Sayı:7 | Yorum yok »