Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» ResimKalesi
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» Ehlullah.com
» İnkişaf
» Tahavi
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» Guraba
» Rıhle Dergisi
» Mehmed Emin Efendi Baba
» İbni Abidin
» Burhan Dergisi
» Menzil.Net
» İslam ve Tasavvuf
» Reddul Muhtar
» Hazırindir
» İslami Multimedya






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.758
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 96
Portal Yazı sayısı: 1.083
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.668
Forum mesajları: 22.226
Sayfa izlenimi: 1.039.363
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.499
En son üyemiz: Hamza

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.61

  Halidiye.com | Propaganda Çağı

Propaganda Çağı

PROPAGANDA ÇAĞI

Ebu Bekir Sifil

Milli Gazete - 12 Mayıs 2008

Modern zamanları diğerlerinden ayıran hususiyetlerden birisi de propaganda mekanizmasının farklı bir etkinlikle kullanılır hale gelmesi olsa gerek. Siyasî tercihlerimizden giyim-kuşam tarzımıza kadar hemen bütün önemli kararları reklam ve propaganda merkezlerinin etkisi altında aldığımızı çoğu zaman fark etmiyoruz bile…

Sadece bu seviyedeki tercihlerimiz söz konusu olsa bir dereceye kadar makul karşılanabilir belki. Ancak mesele Din tasavvuruna kadar uzanınca işin rengi ciddi biçimde değişiyor.

Kısa bir zaman önce Daru'l-Hikme'de söz konusu ettiğimiz bir husus, propagandanın gücünü ve etkisini göstermesi bakımından hayli ilgi çekici idi: İslam Birliği meselesi gündeme geldiğinde Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh ve Reşid Rıza isimlerini farklı bir konuma oturtmamızı gerekli kılan nedir? Onlar ve onlarla aynı çizgiyi paylaşanlar İslam Birliği ve ilgili diğer konular hakkında "söylenmeyeni söyledikleri" için mi bu derece ön plandadır? Ortada kanlı canlı bir Osmanlı tecrübesi varken, onun ortaya koyduğu pratikler ve İslam Birliği başlığı altına giren ilmî/siyasî birikim mevcudiyetini muhafaza ediyorken, mezkûr isimlerin –"İslamcılık" bahsi yedeğinde– sanki Ümmet'in ilim ve kanaat önderlerinin unuttuğu bir şeyi hatırlatmış ya da bilmediği bir şeyi öğretmiş konumuna taşınması hangi makul gerekçeyle izah edilebilir?

Esasen bu isimlerin, reformizasyon/modernizasyon anlayışına zemin teşkil eden şazz tutumları dışında ulema-i İslam'dan ayrı ve üstün bir mevkie taşınması başlı başına bir problemdir. Haydi bir aktivist olan ve Abduh'tan başka kayda değer bir eser bırakmadığı söylenen Efgani'yi hariç tutarak konuşalım:

Muhammed Abduh ve Reşid Rıza'yı söz gelimi bir Muhammed Enverşah el-Keşmîrî'den farklı ve "üstün" kılan nedir? Geriye bıraktıkları ilmî eserler açısından baksak, gerek kemiyet, gerekse keyfiyet olarak el-Keşmîrî'nin fersah fersah önde olduğu tartışma götürmez bir gerçek. İlmî derinlik babında da durum farklı değil.

Geriye sadece Abduh ve Rıza'nın "İslamcılık" başlığı altına giren faaliyetleri kalmaktadır. Bunun "orijinal" bir özellik olarak sunulmasının hayli tartışmalı olduğunu az yukarıda söylemiştim.

Buna mukabil el-Keşmîrî, İslamî ilimlerin hemen tamamında eserler vermiş bir sima olarak "İmâmu'l-Asr" (asrın önderi) vasfını hakkıyla üzerinde taşımış bir isimdir. Onun eserlerine aşina olanlar "sıradan" metinlerle değil, derin tahkikler ve orijinal tesbitler ihtiva eden, gerçek anlamda "imal-i fikir" hasılası şaheserlerle muhatap olduklarının elbette farkındadırlar.

Sadece el-Keşmîrî değil, İslam Dünyasının yüz akı olarak anılmayı fazlasıyla hak eden Eşref Ali et-Tehânevî ve Diyobendî ekolünün yetiştirdiği daha pek çok sima bu meyanda anılmalıdır.

Onlarla Abduh ve Rıza arasındaki fark, sadece eserlerinin kemiyet ve keyfiyet nokta-i nazarından üstünlüğü değildir. Reklam ve propaganda mekanizması Abduh ve Rıza hakkında işlediği tarzda onlar hakkında işlemediği için onlar bir anlamda sadece kendi coğrafyalarının (Hindistan) sınırları içinde tanınmış, etkileri o coğrafyayla sınırlı kalmıştır. Sonraki dönemlerde el-Kevserî ve Ebû Gudde gibi isimler tarafından yeniden gündem edilerek İslam Dünyası'nda hak ettikleri makesi bulmaları kısmen sağlanmış olsa da, onlardan yeterli ölçüde istifade edilmediği açıktır. Rabbani alimler için insanlar nezdindeki itibar derecesi elbette önemli değildir. Mesele bizim sorumluluğumuzu yeterince yerine getirip getirmediğimizle alakalıdır…
  Tarih: 12.05.2008   Hit: 53
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Çene Olimpiyatları 
Mazhar ERGENE 
İctihad Risalesi Ne Olacak ? 
Hüseyin TÜRKERİ 
Havass İlmi Nedir ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Alimlere Şükran Borçluyuz 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker