Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.240
Forum mesajları: 11.807
Sayfa izlenimi: 641.959
Bugünkü sayfa izlenimi: 308
En son üyemiz: kaptanyamağı

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Ebediyetin Peşinde Koşun

Ebediyetin Peşinde Koşun

Ya Rabbi! Tövbe ya Rabbi! Tövbe ya Rabbi! Tövbe ya Rabbi!

Estağfirullah!

Şükür ya Rabbi! Şükür ya Rabbi! Şükür ya Rabbi!

Elhamdulillah!

Esselamunaleyküm!

Allah bizleri af etsin, beni af etsin! Af edilmeyi isteyin çünkü af edilmekte rahmet var.

Af edilmeye doğru gitmezsen, rahmet gelmez.

Esselamunaleyküm! Selamı unutma. İnsanlar unutuyor ve sonra şiddet geliyor. Şiddet geliyor çünkü ’Esselamunaleyküm’ söylemeyi unutuyorlar.

Eüzübillahiminaşeytanirracim. Şeytan insanlara ’Esselamunaleyküm’ dedirtmemeye bakıyor. Onlarda değişik ve saçma şekillerle selam veriyorlar, ama iki kişi bir araya gelince en kıymetli selamlaşma ’Esselamunaleyküm’ demektir. ’Esselamunaleyküm’ dersek, rahmet gelir.

Eüzübillahiminaşeytanirracim. Yüce Allah sizi korusun ve Şeytanın tuzaklarına düşürmesin. Şeytan her yere bir tuzak kurmuş ve ilk hedefi insanları içine düşürmek. Ve bizde bu tuzağa düşmemek için ’Eüzübillahiminaşeytaniracim, Ya Rabbim, Sen bilirsin onun yaptığını“ deriz. Ve yüce Allah’da kuluna böyle hitab eder: “Ya kulum, uyuma! Kafasız olma. Unutmaki Şeytan senin en tehlikeli düşmanın, sana selam vermeyi unutturur, unutursun!“

Şeytan son gayretini gösteriyor, insanlara tuzaklarını unutturuyor. Ve Şeytan Adem oğullarını tuzaklara düşürmek için binlerce hile kullanıyor.

Bismillahirrahmanirahim. ’Bismillahirrahmanirahim’ dersen, ilahi koruma altına girersin.

’Bismillahirrahmanirahim’ sizleri koruyor!

Destur, Ya Seyyidi! Ya Sultanu-l Evliya!

Allah'ın sevgili kullarını unutma! Bunlarin peşinden koş, bunları bul!...

Seylan’dan olanlar var, onlar burada, bazısı… ve orası meşhur yer kıymetli taş için. Yalnız sanmıyorum o taşlar kolay bulunur, hayır. Çok zordur bir parça yakut veya zümrüt bulmak, o kadar çeşitli değerli taşlar var. Belki şu an büyük kazma yapıyorlar, yalnız bir küçük taş bulmak için, o kadar zor. Evet. Kolay bulacağını zannedersin? Bir kabuk kolay bulabilirsin, yalnız bir deniz kabuğun içinde bir inci bulmak çok zor.

O yüzden Allah için olan, Allah için çalışan insanların tek hedefi tek düşündükleri: “Ne yapıp da Rabbimi benden memnun edebilirim?“

Bir gün boyunca o kadar çok hareket yapıyorsun. Büyük Şeyh – Allah rahmet eylesin – bir insanın 24.000 değişik halden geçebildiğini söylerdi – hepsi O'ndan gelen. Bu herkes için geçerli ve hepimiz yakalamaya çalışmamız lazım, hangi halimiz Rabb'imizin huzuruna bizleri yakın kılar. Bir düşün hangi gayret Rabb'imizin huzurunda daha değerli.

Bir Allah için yaşayan, Allah için çalışan ve Allah için göçen değerli insanların tüm gayretleri Allah için. Ve bu insanlar ilahi koruma altında olurlar. Onlar inçi. Onlar elmas. Onlar yakut. Onlar zümrüt. Yalnız onları bulmak çok zor, öyle birini bulmak.

İnsanlar artık kulluk yapmıyorlar, ama maddi isteklerin esirleridirler. Başka düşündükleri yok, her zaman mümkün olduğu kadar çok fiziksel istekleri karşılamak peşindeler. Tüm gayretlerini ve maddi bedenlerini fiziksel varlıklarına zevk aldırmak için vermeyi seviyorlar

Bir gün insanlar son günlerine varacaklar; bu da önemli gün olacak çünkü bu hayatı başka tanımadığın hayat için bırakacaksın. Bunları belki de Peygamber Efendimizin (s.a.v.s.) açıklamalarından biliyorsun, birşey biliyorsun. Yalnız “…leyse-l-haber ke-l ayan…“ sanma bir şeyi duymak bir şeyi görmek ile aynı!

Ravzatu-n Nebi s.a.v.’den duymuş olabilirsin. Allah’ın evinden, Beytullah’dan duymuş olabilirsin ve bunları görmek, öpmek ve orada olmak için büyük bir isteğin olabilir. Ama buradasın! Çok içten istiyorsun, yalnız oraya gidip ve varınca, değişik bir hava bulacaksın, çünkü bakıp ve göreceksin: bu Allah’ın evi, İbrahim ve İsmail aleyhisselam'ın yaptığı. Bu mübarek Kabe, tüm Peygamberlerin ve Peygamber Efendimiz Muhammed s.a.v.'in çevresinde yürüdüğü Rabbimin evi. Orada tavaf etmiş, yürümüş ve “Ya Rabbim, bizi af et! Ya Rabbim, bize rahmet okyanuslarından ver!“ demiş. Bakmak duymaya benzemez.

Şimdi herkes duyuyor bir son gün gelecek diye. Ama hiç düşünmüyorlar… Son nefesimizde neyi göreceğiz diye. Neyi anlamışsak, son nefesde öyle göreceğiz.. Yeni bir alem senin önceden hiç geçmediğin. Bazi insanlara çok büyük zevk ve bazı insanlara büyük azap olacak – özür dilerim. Bunlar çok acınacak halde olacaklar. Bazı insanlar çok mutlu ve çok insanlar çok mutsuz olacaklar.

O yüzden, ey insan, şimdi birşey yapıyorsun, şu an birşeyin peşinden koşuyorsun, yalnız bilmen gerek, neyin peşinden koşuyorsun, değerli mi değil mi ? Değerli hazineler olsa bile, sonsuz hazineler, yalnız bunlar hepsi hiç olacak, sen ebedilik kapısına varmış olunca. Ebediyet! İnsanlar için ne kadar güzel bir sözcük, ebediyeti görmek ve duymak! Oy, ne kadar çok ferahlık geliyor insanların kalplerine, ebediyete varacaklarını bilince. Ölümsüzlük, sonsuz güzel okyanuslar, sonsuz hayat okyanusları, sonsuz huzur, kusursuzluk (mükemmeliyet) okyanusları, rahmet deryaları!

Burada ne var? Hiç! O yüzden deriz: Rahmet iste burada. Sana rahmet yetişirse, seni hem burada hem de ahirette mutlu eder! Hayatının son nefesine varınca, başka bir giriş kapısı bulman gerek, hiç deymediğin, hiç görmediğin, hiç tatmadığın!

Ey insanlar, bakın! Burada bana o kadar çok hasta insan geliyor. Belki şimdi birini gördünüz dışarıda… O öyle güçlü ve yakışıklı adamdı, ama bugün onu tanımak ve onunla olmak ne kadar zor. Sonu yaklaşmak üzere… Belki o insan milyoner, milyarder veya trilyoner – şimdi bakın bitmek üzere, eriyor, eriyor.. Adım adım, nefesden nefese çöküyor.. Belki ona burada hazineler var, ama ona birşey ifade etmiyor vermiyor artık; çünkü vücudu yaşlanıyor. Maddi bedeni bitmek üzere. Başta böyle bir halde değildi, hayat dolu biriydi, şimdi yaşlı biri, göçmek gitmek istiyor…

Ey insanlar, herkes bir gün o güne, o saate gelecek ve dileyecek: “Ey Rabbim, artık bu yükleri fiziksel bedenimde taşıyamıyorum, ruhumu al!“

İnsan sonunda bunu söylerse: “Bu fiziksel yükü, fiziksel bedeni üstümden al, ya Rabbim! Beni ruhani bedenime vardır.“

Ama bir insan kendini hayatı boyunca hazırlamamışsa, bu eski binayı bırakıp yenisine, ebedi bedene koşmak kolay olmaz. Hayır, kolay olmaz! Şimdi böyle bir insan daha çok burada kalmayı diler, ölmeyi değil. Ama bir insan bilirse ona ahirette hazırlanmış olanı ve hayatı İlahi kanunlara uygun yaşanmışsa, öyle bir durumda olmaz. Hayır, ona bir zorluk olmaz fiziksel bedenini bırakmak. Öyle bir insan olur ki, eskimiş eşyalarını biri gelir ve üstünden alır ve kendisine yenisini getirip şöyle söyler: “Bırak bunları ve şunları giy!“.

Budur mutluluk insan için ve budur şeref, şerefle giydirilmesi maddi hayatını bırakıp manevi dünyaya, manevi hayata göçünce.

Ama şimdi insanlar sarhoş, Müslümanlar bile Peygamberin (s.a.v.s.) sözlerini doğru anlamamaktalar ve Mübarek Kuran’ın öğrettiği ve verdiklerinden uzaklaşıyor ve maddi bedenin isteklerine koşuyorlar. Müslümanların fiziksel bedenlerin isteklerinin, yemek ve içmenin peşinden koşmaları utanç verici. Birşey hissediyorsun, birşey tadıyorsun, yalnız bir kısa zaman, kısa zaman için, ebedi olamaz.

Ve bu yüzden bir insan ruhani bedeni ve onun verdiği tadı istemezse bunu son anında isteyecek, geçici hayatından ebedi hayatına göçünce. Yalnız fiziksel bedenlerini yemek tatmak ile mutlu yapmış olan insanlar, hayatların son nefeslerine varınca, yemek istiyecekler ve soracaklar: “Yemek yemek yemek!“… ve bazıları da böyle soracak: “Su, su, su!“

Ve doktor da diyecek: “Vermeyin ona su!“

“Ya Hu, bu insan ölüyor.“ Doktor söyler: “Hayır, ölse bile, su vermeyin!“

Ve o insanda ac ve susuz göçmüş oluyor. Hayat boyunca yeme ve içme ile yaşama zevki almış olan, bunlar kesilince öyle bir hisse veya öyle bir korkunç duruma düşüyor ki, ona büyük nehirlerin sularını azından koştursan, o yine ister: “Oy, çok susadım, susadım!“

“Ya Hu, nehir akıyor azından!..

Bu tad bitti ve şimdi ebedi olanı istiyor.

Ey insanlar, ebediyetin peşinden koşun! Ebediyete varıp sonsuz keyif bulun; yemeden, içmeden, sonsuz keyif bulun. Fiziksel bedenin yaşlanıyor ve bitiyor. Bitince de fiziksel bedenini alıp kabristan’a koyuyorlar. Şimdi ona nehirler versen, o yine ister: “Ben susadım, ben susadım..“ veya: “Ben acıktım, ben acıktım… bunlar beni hiç hoşnut etmiyor, ben başka birşey istiyorum!“

Evet, başka birşey demek, sen yemek içmek yerine sonsuz keyif istiyorsun. Yalnız kayıp edersen, bittin…

Allah bizi af etsin! Ey insanlar, bu her yaşayan varlık için bir nasihat, özellikle insana, ölümü anlaması için. Yalnız onlar gerçek isteklerinden kaçıyorlar, gerçek hoşnutluğu bırakıp başka yöne koşuyorlar.

Peygamber Efendimizden (s.a.v.s.) bize ulaşan bilgiye göre, hayvanlar ölümden bilselerdi, onların kemiklerinde hiç birşey bulamazdın; onlar kendilerini yemeden içmeden uzak tutmaları gerekiyor. Yalnız bilmiyorlar ve bu yüzden yiyip içiyorlar, kesilmeye götürülürken bile… bilselerdi kendilerini yemeden içmeden keserlerdi. Yalnız insanoğlu biliyor, ama yine de yiyiyor ve içiyor.

Allah bizi af etsin! Ey insanlar, tövbe edin ve Yüce Allah’dan rahmet deryalarından gelecek nasip dileyin veya bu deryalara varıp ebedi zevk ve rahmete ulaşmayı dileyin.

Allah bizi af etsin ve sizlere iyi anlayış ve güzel ameller ve Allah’a karşı iyi hizmetler versin. Onu unutma! Onu unutma ve Yüce Allah’ı hatırlamaya çalış. O yüzden tarikatlar insanları çokca söyle söylemeyi teşvik ederler:

Allah Allah Allah… Allah Allah Allah… Allah Allah Allah…

La ilahe il-Allah… La ilahe il-Allah… La ilahe il-Allah… La ilahe il-Allah… La ilahe il-Allah…La ilahe il-Allah… La ilahe il-Allah…

Subhan Allah, Sultan Allah… Subhan Allah, Sultan Allah…Subhan Allah, Sultan Allah…

Subhan Sensin, Sultan Sensin, Subhan Sensin, Sultan Sensin, Subhan Sensin, Sultan Sensin, ya Allah!

O'nun ilahi huzurunda en şerefli en övülmüş kulunun, Seyyidina Muhammad s.a.v.s. şerefine.



el-Fatiha

Şeyh Nazım Kıbrisi
  Tarih: 02.05.2008   Hit: 57
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker