|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.852
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.916
En son üyemiz: beyaz
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Salihlerle Sohbet
Salihlerle SohbetTezkiye-i nefiste en önemli düsturlardan biri de muhakkak ki sâlih ve sadıklarla beraber olmaktır. Buna dair delil: Tevbe sûresinde Cenab-ı Hak: “Ey imân edenler, Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olunuz.” (Tevbe Sûresi Âyet, 119) diye emir buyuruyor.
Bu hususta ağyardan ictinaba dair nehiy de var: “Nefsine zulmedenlerle ihtilât etme, alış veriş biter bitmez, kalk savuş” (En’am Sûresi Âyet, 68) diye emir buyuruluyor.
Kişinin manevî terakkisinde beraber bulunduğu şahıslar çok önemlidir. Kalb’ten kalbe hal inikâs eder. Nitekim Hadis-i Şerif’te “Minel kalbi ilel kalbi sebilâ” buyuruluyor. Buna dair bir misal; gençliğinde Beylerbeyi’nde Adil Bey adında ehl-i hal bir zat vardır. Bana bir tavsiyede bulundu. “Sadrını fâsık, facirlerden muhafaza et, onlarla karşı karşıya getirme. Çünkü ben bir gün Ayasofya’da mevlit dinlerken, letâiflerim durdu. Üç gün çalıştıramadım. Meğer mevlit esnasında kalbi hasta olan birisi ile diz dize oturmuşum.” dedi. Camide mevlit dinleyen bir kimsenin kalbinden bu kadar aksi tesir husule gelirse, alnını hiç secde-i Rahman’a koymamış birinin tesiri ne kadar olur, düşünelim.
Bu inikâs kabiliyeti hayvanlarda dahi mevcuttur. Bukalemun adında diğer ismi Bahtabukan, kestiş cinsinden kertenkele biçiminde, kuyruğu ile dala sarılır bir hayvan vardır. Hangi nesnenin üzerine konsa onun rengini alır. Gençliğimizde kırmızı fes giyilirdi; yaşlı olanlarımız bilir. Püsküllü kalıba konur fes. Bu fesi alır bukalemunun üzerine kapatır, bir müddet beklerdik. Bukalemun bir müddet sonra fesin rengini alır, kızarırdı. Daha sonra eski rengine dönerdi. Kadınların siyah renkli yağlığı olurdu. Onu alırdık bukalemunun üzerine kapatırdık, bir müddet sonra yağlığı açınca bakardık ki hayvanın rengi siyaha dönmüş. Bir hayvanda bu inkılâp kabiliyeti olursa, ya insanın kalbine fasık ve facirlerden veyahut sâlihlerden hal aksi nasıl olur, düşünelim.
İnsanlar sevdikleri ile beraber bulunurlar; bunun yarın mahşerde ve cennette de böyle olacağını bize hadisi şerif müjdeliyor. “El mer’u ma’amen ehabbe” “Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyuruluyor. Bu dünyada sâlih, sadıklarla bulunan kişi yarın mahşer günü bu sadık ve sâlih dostundan istifade edecek.
Salih dostların birbirine olan yardımlarının kıyâmet günü de devam edeceği, sâlih dostların birbirinden hasene alacakları tefsirde beyan ediliyor. Kıyâmet günü hesaba çekilen bir kulun seyyiatı hasenatına denk geliyor. 1000 seyyiesi varsa 1000 de hasenesi var. Cenab-ı Hak, o kula; “anana babana git, bir hasene iste, bana getir, seni cennetime dahil edeyim.” diye buyuruyor. O kul Allah’ın lütfu ile anasını babasını bulup durumu ona anlatıyor. Onlar; “evladım bugünkü günde biz kendimizi kurtaramadık ki sana bir faydamız olsun” diyorlar. O kul eli boş olarak Hak’kın huzuruna varıyor ve; “anam, babam vermediler Ya Rabbi” diyor. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, o kuluna; “senin, benim rızam için sevdiğin bir dostun yok muydu?” diye soruyor. Cenab-ı Hak o kulun, hatırına getiriyor; “Evet ya Rabbi, filan kulunla biz dünya hayatında senin rızan için sevişirdik.” diyor. Gidip o dostunu bulup durumu anlatıyor. Kardeşi diyor ki: “hay hay ne kadar hasene istersen alabilirsin. Ben kendimi kurtaramadım; bari sen kendini kurtar” diyor. Hesap veren kul Cenab-ı Hakk’ın huzuruna sevinçle geliyor ve durumu arz ediyor. Bunun üzerine Sübhân olan Rabbimiz: “Ya!. öyle mi!.. O böyle bir ızdıraplı gününde kardeşine acıyarak hasene veriyor, ben ise Erhamü’r-rahimînim, her ikinizi de affettim.” Buyuruyor.
Hadis-i şerifte “dünya âhiretin ekeneğidir” buyuruluyor. Kişi bu dünyada ne ekerse yarın onu biçecektir. Allah’a asî olanlarla düşüp kalkan kişi yarın da onlarla haşrolacaktır. Tefsirin beyanına ...zanan arkadaşına ihânet eden bir kimseden sadık bir köpek daha hayırlıdır diye buyuruluyor.
Adamın biri bir şahsı öldürüp kuyuya atıyor. Öldürülen adamın köpeği kuyunun başından ayrılmıyor. Kuyuya gelenlerden sadece birine havlıyor. O şahsa soruyorlar: “Bu kuyudaki adamı sen mi öldürdün?” İtiraf etmek mecburiyetinde kalıyor. Böylece köpek, sahibin intikamını almış oluyor. Tefsirde İbn-i Abbas (r.a) beyan ediyor, “Sahibine mutî olan köpek arkadaşına hıyanet eden kişiden daha iyidir.”
Cenab-ı Hakk (c.c);
“Bana inâbe edenin yoluna tabi ol” (Lokman Sûresi Âyet, 15) buyuruyor.
Ayrıca;
Bağdeten azaba düçâr olmadan inâbe ediniz, sonra yardım olunmazsınız.” (Ez-Zümer Sûresi Âyet, 54) buyuruyor.
Ayrıca;
“Resûlallah’ın (yoluna ve yolundakilere) ölünceye kadar teslimiyet sözü verenler, biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar” (Fetih Sûresi Âyet, 10) buyuruyor.
Cenab-ı Hakk’ın yoluna tabî olan inâbe eden sulehaya ettiba’nın iki cihan saadetine nâil olacağı beyan ediliyor. Sâlih kişilerden dünyada, kabirde ve mahşerde istifade edileceğine dair bir çok meâller vardır. Nitekim sulehaya intisap edip teslimiyet göstererek nasıl teşekkür edildiği misalde beyan buyrulur.
Allâme Taftazânî’nin talebelerinden biri şeyhe intisap etmiş ve kendisinden hocasının huzurunda hikmetli kelâmlar sadır olmuş. Hocası “bunları ben sana öğretmedim, sen nerede öğrendin” diye soruyor. “Ben bir şeyhe intisap ettim, zikir yapıyorum; böylece hikmet konuşuyorum” diyor. Bunun üzerine Allâme Taftazânî de aynı şeyhe intisap ediyor. Fakat ya “teslimiyet yok” veya “nasip yok” istifade edemiyor. Aynı hal, kendisinde zuhur etmiyor.
Biiznillah Hak dostlarından istifade kabirde de devam ediyor. Buna dair iki misal:
Adana’nın Misis nahiyesinin Abdoğlu köyünde bir Ermeni çocuk, değirmene buğdayını hayvanı ile öğütmeye götürüyor. Dönüşte un çuvalları eşeğin üzerinden kayıp yere düşüyor. Gece olup kafileden de geri kaldığı ve çocuk da olduğu için çuvalları yükleyemiyor, çaresiz kalıyor. Hatırına köydeki Kadiri dervişlerinin “Darda kaldığında yetiş ya Abdulkadir Geylâni dersen müşkülâtın hallolur” sözü hatırına geliyor. Derhal çocuk “yetiş ya Abdulkadir Geylâni” diye bağırıyor. Bunun üzerine Bi-iznilllah ruhaniyet-i pir imdada yetişiyor ve çocuğun çuvallarını hayvana yüklüyor, çocukta kafileye yetişiyor.
Çocukluğumda benden yaşı küçük hemşirem ayağının üzerinde yürüyemezdi. O zaman Adana’da bulunuyorduk. “Kapla..ca dede” adında bire ziyaretgâh var, oraya bu çocuğu götürürseniz biiznillah iyi olur dediler.” Validemle beraber hemşiremi oraya götürdük. Türbede gece yatarken hemşehrim çağırdı. Validem “Ne oldu kızım neyin var” diye sordu. Hemşirem; “anne bu türbedeki dede kalktı benim kalçam çekti” dedi. O günden sonra vefatına kadar hemşirem normal olarak yürüdü ve bir daha ayak ağrısı çekmedi.
Cenab-ı Hak bizleri ve sadık kulları ile yaşayıp onlarla haşrolmağa muvaffak buyursun. Cenab-ı Hak cümlemizi “TEVEFFENİ MÜSLİMEN VE ELHİKNİ BİSSALİHİN” (Yusuf Sûresi Âyet, 101) âyet-i celilesinin sırrına masadak etsin (âmin). |
Tarih: 02.05.2008 Hit: 33
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|