Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.871
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.935
En son üyemiz: beyaz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 6

Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 6

Vacip Tealâ, Belkis'in Hazret-i Süleyman'ın ikametgâhına bir konak mesafeye geldiğinde Süleyman (A.S.) m ondan evvel kür­süsünü getirecek bir kimse aradığını beyan etmek üzere buyuruyor.

[Süleyman (A.S.) «Ey ulu kişiler! Belkis ve onun etbaı bana muti' oldukları halde gelmeden evvel onun kürsüsünü bana geti­recek hanginizdir?» dedi.]

[Cinnilerden ifrit dedi ki «Ben Belkis'in kürsüsünü sen otur­duğun yerinden kalkmadan evvel sana getiririm.»]

(«Halbuki ben onun kürsüsünü getirmek üzere kaviyim ve onun ziynetinden hiç bir şeyi de zayi' etmem. Zira; eminini" de­mekle zararsız getireceğini vaadetti.] Fakat Süleyman (A.S.) bunu biraz teehhürlü addederek daha sür'atli getirilmesini arzu etme­sine binaen :

[Şol bir kimse «Ben arş-ı Belkis'i sen gözünü yummadan alır sana getiririm» dedi ki, o kimse indinde levh-i mahfuzdan ilim vardı ve ism-i A'zami da bilirdi.]


[O kimse arş-ı Belkis'i vaadi veçhile derhal alıp getirip vakta ki, Süleyman (A.S.) arş-ı Belkis'i kendi huzurunda karar etmiş görünce Rabbisine iltica ve teveccühle dedi ki, «îşte şu ni'met be­nim Rabhimin bana fazlıdır.»]

[«Rabbimin bu ni'metleri ihsanı beni imtihan içindir ki, ben kendimde istihkak görmeksizin ni'metleri Rabbimden bilerek şük­rünü eda eder miyim, yoksa nefsimde istihkak görerek ııfmetle­rin şükrünü edada kusur mu ederim? Bu cihetlerini imtihan mua­melesi yapmak için turfetülaynde arş-i Belkis'i getirmek gibi bü­yük ni'metleri bana ihsan etti» dedi.]

[«Halbuki bir kimse şükrederse nefsi için şükreder ve eğer küfrederse kendine mazarrat eder. Zira; benim Rabbim ganîdir; Çünkü hiç kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur ve kerimdir; zira şük-redene ve etmeyene in'am edem demekle Cenab-ı Hakka şükretmistir.]

İfrit; Cinden habis ve münkir bir kimsedir. Süleyman (A.S.) bu gibileri hidemat-ı şakkada istihdam ederdi. İsmi (Zek-van) veya (Sahr) dır. İfritin mekam Süleyman ile muradı; hükümet konağıdır. Çünkü; Fahri Râzi'nin beyanı veçhile Hazret-i Süleyman sabahtan zeval vaktine kadar hükümet kürsü­sünde oturur, mesalih-i ibad ve hükümetle meşgul olup zevalden sonra başka işlerle meşgul olduğundan İfritin «Ben makamından kalkmadan evvel arş-ı Belkis'i getiririm» demesi «hükümet kona­ğından kalkmadan evvel getiririm» demekti.

Binaenaleyh; Süley­man (A.S.) zamanı uzun saydı ve daha evvel gelmesini istemesi üzerine kitaptan ilmi olan (Asaf b. Berhiya) «Ben arş-ı Belkis'i gözünün kapağını sana reddetmeden yani gözünü açıp kapamadan getiririm» dedi ve emr-i Süleymanî üzere derhal getirdi.

Arş-ı Bel­kis'i getiren zatın Cibril-i Emin olduğuna dair rivayet varsa da bu rivayet zayıftır. Esah olan Süleyman (A.S.) in vezir-i a'zamı ve teyzezadesi (Asaf b. Berhiya) dır. Asaf hazretleri kütüb-ü İlâhi-yeyi ve bilhassa Tevrat'ı tilâvetle meşgul hakayikını lâyıkıyla bi­lip mucibiyle amel eder, ism-i a'zamı bilir, duası müstecap bir zat olduğundan nereye gitse hayırla gelen bir zat-ı âl-i sıfat idi.

Göz açıp yumuncaya kadar arş-ı Belkis'i getirmesi Asaf hakkında ke­ramet ve Hazret-i Süleyman hakkında mu'cizedir. Çünkü; bir ne­binin ümmetinde zuhur eden harikalar o nebinin şeriatinin sıhha-tma delâlet ettiği cihetle o nebi hakkında mu'cizedir.

Keramet-i evliyanın hak olduğuna bu âyet delâlet eder. Çünkü; Asaf Veli'dir, nebi değildir. Kitapla muradın; Levh-i mahfuz olması muhtemelse de esah olan Kütüb-ü semaviyedir. Şu halde Asaf m kü­tüb-ü semaviyeye ilmi olduğunu beyanla Cenab-ı Hak Asaf ı sena etmiştir.


Süleyman (A.S.) m arş-ı Belkis'i getirmekten maksadı; Hüd-hüd vasıtasiyle göstermiş olduğu mu'cizelere bir mu'cize daha gös­termekle eski mu'cizesini takviye ve kudretullaha delâlet eden aca­yibi Belkis'e müşahede ettirmekle tevhide da'vettir. Belkis'in mül­kü olan arşı izni olmaksızın getirmek meselesine gelince : Belkis henüz gelip şeref-i imanla müşerref olmadığından ecnebiyye bir müşrike olduğu cihetle onun malını almak helâl olmasına binaen Hazret-i Süleyman arşının getirilmesini emretmiştir. Arş-ı Belkis'i kendi getirmeye muktedirken Asaf'a emretmesi; ümmeti ve bilhas­sa vüzerası içinde böyle sah'ib-i keramet kimselerin bulunduğunu âleme i'lân etmek ve Asaf'm kadrini yükseltmektir.

Binaenaleyh hükümdarlara lâyık olan; reayası ve bilhassa vükelâsı içinde bulu­nan erbab-ı iktidarı takdir ile kadrini ilâ etmektir. Arş-ı Belkis'in Turfetülaynda hem Yemen'de hem de Kudüs'te bulunması bir cis­min an-ı vahidde iki mekânda bulunması yönünden harikulade bir keramet olmuştur. Yoksa bir cismi bir mekândan diğer mekâna sür'atli ve sür'atsiz nakletmek her zamanda ve her şahıs tarafın­dan yapılabileceğinden arş-ı Belkis'i yalnız nakletmek ciheti hari­kulade değildir.

Arş-ı Belkis Asaf vasıtasiyle derhal huzuruna gelip karar edin­ce Süleyman (A.S.) bu misilli harikuladelerin kendi iktidariyle olmayıp ancak Allah'ın insanıyla olduğunu ikrarla şükrünü edaya müsareat ederek dedi ki «Rabbim beni imtihan için bu ni'metleri bana ihsan ediyor ki ben şükür mü edeceğim, yoksa ni'mete lâzım olan şükrü terkle küfran-ı ni'met mi edeceğim? Halbuki eğer bir kimse şükrederse şükrünün menfeatı kendine aittir. Zira; şükrü Allah'ın verdiği ni'mete karşı uhdesine terettüp eden vazifesini eda etmek ve ni'metinin tezayüdünü istemektir. Çünkü şükür; ni'-metin ziyadelenmesine sebeptir ve şükürle meşgul olan kimse iba­detle meşguldür.

Çünkü; şükrü mün'imini zikirle sena etmekten ibaret ve bu da aynı ibadettir. Eğer bir kimse şükretmez de küf­ran-ı ni'met ederse zararı kendine aittir. Zira; Allahü Teaîâ onun şükründen ganidir ve ihtiyacı yoktur. Lâkin Allahü Tealâ kerim­dir. Zira; kullarından dünyada şükredenlere ni'metini ihsan ettiği gibi şükretm ey enlerin de rızıklarını kesmez, onlara da ni'metinj ihsan eder. Çünkü; dünyada hayat rızıkla kaaim olduğundan dün­yada yaşaması mukadder olan her kulun rızkını kesmez.

Nisâbûrî'nin beyanı veçhile (Asaf b. Berhiya) nın arş-i Bel­kis'i getirmesinin keyfiyyeti; Süleyman (A.S.) a «Aç gözünü bak Yemen cihetine» dedikten sonra ism-i a'zamla Rabbisine duâ eder ve duasının kabulüyle Rabbisi arş-ı Belkis'i mekânından kaybedip huzur-u Süleyman'da izhar eder. Yoksa Asaf Yemen'e giderek ar­kasına yüklenip getirmiş değildir, belki kuvve-i kudsiye ve kudre­tullaha iltica etmek suretiyle gelmiştir. Eflâkin ve bazı yıldızların harekesini bilen ve kudretullaha iman eden ve elektrikteki sür'ati gören arş-i Belkis'in bu kadar sür'atle naklini uzak saymaz

Konyalı Mehmed Vehbi Efendi Hazretleri
Hulasatul Beyan Tefsiri
  Tarih: 27.04.2008   Hit: 65
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker