|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.871
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.935
En son üyemiz: beyaz
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 6
Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 6Vacip Tealâ, Belkis'in Hazret-i Süleyman'ın ikametgâhına bir konak mesafeye geldiğinde Süleyman (A.S.) m ondan evvel kürsüsünü getirecek bir kimse aradığını beyan etmek üzere buyuruyor.
[Süleyman (A.S.) «Ey ulu kişiler! Belkis ve onun etbaı bana muti' oldukları halde gelmeden evvel onun kürsüsünü bana getirecek hanginizdir?» dedi.]
[Cinnilerden ifrit dedi ki «Ben Belkis'in kürsüsünü sen oturduğun yerinden kalkmadan evvel sana getiririm.»]
(«Halbuki ben onun kürsüsünü getirmek üzere kaviyim ve onun ziynetinden hiç bir şeyi de zayi' etmem. Zira; eminini" demekle zararsız getireceğini vaadetti.] Fakat Süleyman (A.S.) bunu biraz teehhürlü addederek daha sür'atli getirilmesini arzu etmesine binaen :
[Şol bir kimse «Ben arş-ı Belkis'i sen gözünü yummadan alır sana getiririm» dedi ki, o kimse indinde levh-i mahfuzdan ilim vardı ve ism-i A'zami da bilirdi.]
[O kimse arş-ı Belkis'i vaadi veçhile derhal alıp getirip vakta ki, Süleyman (A.S.) arş-ı Belkis'i kendi huzurunda karar etmiş görünce Rabbisine iltica ve teveccühle dedi ki, «îşte şu ni'met benim Rabhimin bana fazlıdır.»]
[«Rabbimin bu ni'metleri ihsanı beni imtihan içindir ki, ben kendimde istihkak görmeksizin ni'metleri Rabbimden bilerek şükrünü eda eder miyim, yoksa nefsimde istihkak görerek ııfmetlerin şükrünü edada kusur mu ederim? Bu cihetlerini imtihan muamelesi yapmak için turfetülaynde arş-i Belkis'i getirmek gibi büyük ni'metleri bana ihsan etti» dedi.]
[«Halbuki bir kimse şükrederse nefsi için şükreder ve eğer küfrederse kendine mazarrat eder. Zira; benim Rabbim ganîdir; Çünkü hiç kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur ve kerimdir; zira şük-redene ve etmeyene in'am edem demekle Cenab-ı Hakka şükretmistir.]
İfrit; Cinden habis ve münkir bir kimsedir. Süleyman (A.S.) bu gibileri hidemat-ı şakkada istihdam ederdi. İsmi (Zek-van) veya (Sahr) dır. İfritin mekam Süleyman ile muradı; hükümet konağıdır. Çünkü; Fahri Râzi'nin beyanı veçhile Hazret-i Süleyman sabahtan zeval vaktine kadar hükümet kürsüsünde oturur, mesalih-i ibad ve hükümetle meşgul olup zevalden sonra başka işlerle meşgul olduğundan İfritin «Ben makamından kalkmadan evvel arş-ı Belkis'i getiririm» demesi «hükümet konağından kalkmadan evvel getiririm» demekti.
Binaenaleyh; Süleyman (A.S.) zamanı uzun saydı ve daha evvel gelmesini istemesi üzerine kitaptan ilmi olan (Asaf b. Berhiya) «Ben arş-ı Belkis'i gözünün kapağını sana reddetmeden yani gözünü açıp kapamadan getiririm» dedi ve emr-i Süleymanî üzere derhal getirdi.
Arş-ı Belkis'i getiren zatın Cibril-i Emin olduğuna dair rivayet varsa da bu rivayet zayıftır. Esah olan Süleyman (A.S.) in vezir-i a'zamı ve teyzezadesi (Asaf b. Berhiya) dır. Asaf hazretleri kütüb-ü İlâhi-yeyi ve bilhassa Tevrat'ı tilâvetle meşgul hakayikını lâyıkıyla bilip mucibiyle amel eder, ism-i a'zamı bilir, duası müstecap bir zat olduğundan nereye gitse hayırla gelen bir zat-ı âl-i sıfat idi.
Göz açıp yumuncaya kadar arş-ı Belkis'i getirmesi Asaf hakkında keramet ve Hazret-i Süleyman hakkında mu'cizedir. Çünkü; bir nebinin ümmetinde zuhur eden harikalar o nebinin şeriatinin sıhha-tma delâlet ettiği cihetle o nebi hakkında mu'cizedir.
Keramet-i evliyanın hak olduğuna bu âyet delâlet eder. Çünkü; Asaf Veli'dir, nebi değildir. Kitapla muradın; Levh-i mahfuz olması muhtemelse de esah olan Kütüb-ü semaviyedir. Şu halde Asaf m kütüb-ü semaviyeye ilmi olduğunu beyanla Cenab-ı Hak Asaf ı sena etmiştir.
Süleyman (A.S.) m arş-ı Belkis'i getirmekten maksadı; Hüd-hüd vasıtasiyle göstermiş olduğu mu'cizelere bir mu'cize daha göstermekle eski mu'cizesini takviye ve kudretullaha delâlet eden acayibi Belkis'e müşahede ettirmekle tevhide da'vettir. Belkis'in mülkü olan arşı izni olmaksızın getirmek meselesine gelince : Belkis henüz gelip şeref-i imanla müşerref olmadığından ecnebiyye bir müşrike olduğu cihetle onun malını almak helâl olmasına binaen Hazret-i Süleyman arşının getirilmesini emretmiştir. Arş-ı Belkis'i kendi getirmeye muktedirken Asaf'a emretmesi; ümmeti ve bilhassa vüzerası içinde böyle sah'ib-i keramet kimselerin bulunduğunu âleme i'lân etmek ve Asaf'm kadrini yükseltmektir.
Binaenaleyh hükümdarlara lâyık olan; reayası ve bilhassa vükelâsı içinde bulunan erbab-ı iktidarı takdir ile kadrini ilâ etmektir. Arş-ı Belkis'in Turfetülaynda hem Yemen'de hem de Kudüs'te bulunması bir cismin an-ı vahidde iki mekânda bulunması yönünden harikulade bir keramet olmuştur. Yoksa bir cismi bir mekândan diğer mekâna sür'atli ve sür'atsiz nakletmek her zamanda ve her şahıs tarafından yapılabileceğinden arş-ı Belkis'i yalnız nakletmek ciheti harikulade değildir.
Arş-ı Belkis Asaf vasıtasiyle derhal huzuruna gelip karar edince Süleyman (A.S.) bu misilli harikuladelerin kendi iktidariyle olmayıp ancak Allah'ın insanıyla olduğunu ikrarla şükrünü edaya müsareat ederek dedi ki «Rabbim beni imtihan için bu ni'metleri bana ihsan ediyor ki ben şükür mü edeceğim, yoksa ni'mete lâzım olan şükrü terkle küfran-ı ni'met mi edeceğim? Halbuki eğer bir kimse şükrederse şükrünün menfeatı kendine aittir. Zira; şükrü Allah'ın verdiği ni'mete karşı uhdesine terettüp eden vazifesini eda etmek ve ni'metinin tezayüdünü istemektir. Çünkü şükür; ni'-metin ziyadelenmesine sebeptir ve şükürle meşgul olan kimse ibadetle meşguldür.
Çünkü; şükrü mün'imini zikirle sena etmekten ibaret ve bu da aynı ibadettir. Eğer bir kimse şükretmez de küfran-ı ni'met ederse zararı kendine aittir. Zira; Allahü Teaîâ onun şükründen ganidir ve ihtiyacı yoktur. Lâkin Allahü Tealâ kerimdir. Zira; kullarından dünyada şükredenlere ni'metini ihsan ettiği gibi şükretm ey enlerin de rızıklarını kesmez, onlara da ni'metinj ihsan eder. Çünkü; dünyada hayat rızıkla kaaim olduğundan dünyada yaşaması mukadder olan her kulun rızkını kesmez.
Nisâbûrî'nin beyanı veçhile (Asaf b. Berhiya) nın arş-i Belkis'i getirmesinin keyfiyyeti; Süleyman (A.S.) a «Aç gözünü bak Yemen cihetine» dedikten sonra ism-i a'zamla Rabbisine duâ eder ve duasının kabulüyle Rabbisi arş-ı Belkis'i mekânından kaybedip huzur-u Süleyman'da izhar eder. Yoksa Asaf Yemen'e giderek arkasına yüklenip getirmiş değildir, belki kuvve-i kudsiye ve kudretullaha iltica etmek suretiyle gelmiştir. Eflâkin ve bazı yıldızların harekesini bilen ve kudretullaha iman eden ve elektrikteki sür'ati gören arş-i Belkis'in bu kadar sür'atle naklini uzak saymaz
Konyalı Mehmed Vehbi Efendi Hazretleri
Hulasatul Beyan Tefsiri
|
Tarih: 27.04.2008 Hit: 65
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|