Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.815
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.879
En son üyemiz: beyaz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 4

Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 4

Neml 39 Cin taifesinden bir ifrit dedi ki: Ben onu daha sen makamından kalkmadan sana getiririm ve şüphe yok ki, ben ona elbette güç yetiririm ve bana güvenebilirsiniz.

Hz. Süleyman'ın bu teklifine cevaben ordusunda bulunan (Cin taifesinden bir ifrit) yani: Dahî veya şiddetli, kuvvetli veya kötü, kaba olan bir fert ki, adı: Zekvan veya Sahr imiş (dedi ki: Beni onu) o tahtı (daha sen makamından kalkmadan) hükümet işlerini yürütmek için öğleye kadar oturmakta olduğun makamdan, hüküm meclisinden henüz ayrılmadan o tahtı (sana getiririm) bu vazifeyi bana havale et. (ve şüphe yok ki, ben onun üzerine) 0 tahtı sapa sağlam getirmek için (elbette kuvvetliyim) ondan âciz kalmam ve onun hakkında (eminim) o tahttaki mücevherlere ve diğerlerine bir hainlik yapacak değilim.

Neml 40. Yanında kitaptan bir ilm bulunan zat da dedi ki: Ben onu daha gözünü açıp kapamadan getiririm. Ne zamanki -Hz. Süleyman-onu -tahtı- yanında yerleşmiş olarak gördü, dedi ki: Bu Rabbimin lütufundandır, tâki beni imtihan etsin ki, şükür mü ederim yoksa nimete karşı nankörlük mü ederim ve her kim şükür ederse ancak kendi nefsi lehine şükür eder. Ve kim de nimete karşı nankörlükte bulunursa, şüphe yok ki, Rabbimin hiç bir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.


Süleyman Aleyhisselâm, o tahtın daha çabuk getirilmesini arzu buyurduğu için (Yanında kitaptan bir ilm bulunan zat) yani: Bütün vahiy ve ilmin yollarını bilen veya Levh-i Mahfuz'daki yazılara vakıf bulunan veya Hz. Süleyman'a ait bir kitabın içeriğini bilen bir yüce zat da (dedi ki: Ben onu) o tahtı Ey Muhterem Hz. Süleyman!, (sana daha gözünü açıp kapamadan getiririm)



Yani: Bir şeye bakıp da daha ondan bakışını çekmeden o tahtı huzuruna getirmiş olurum. Bunu diyen zat hakkında ihtilâf vardır. Bu zat, çoğu müfessirlere göre Süleyman kâtibi veziri "Asaf Ibni Berhiyâ" dır veya Hızır Aleyhisselâm'dır, yahut Cibril Aleyhisselâm'dır.

(Ne zaman ki,) bu konuşmayı müteakip Hz. Süleyman (onu) o tahtı (yanında yerleşmiş olarak gördü) öyle harikulade bir şekilde hemen huzuruna getirilmiş buldu (dedi ki: Bu Rabbimin lütufundandır) böyle büyük bir tahtın uzak bir beldeden buraya kadar bir an içinde getirilmiş bulunması, Allah'ın lütfundan başka bir şey değildir, bizim buna bir hakkımız yoktur.

O kerim Rabbim, böyle bir lütufta bulundu (tâki beni imtihan etsin ki) benim bu ilâhi ihsanı nasıl karşılayacağımı meydana çıkarsın ki, ben buna karşı (şükür mü ederim, yoksa nimete karşı nankörlükte mi bulunurum) yani: Bu ilâhi lütufun değerini bilir, bundan dolayı da şükür vazifesini yerine mi getiririm, yoksa aksine hareket ederek nankörlükte mi bulunurum, bu ortaya çıkmış olsun.

Evet.. Bu suretle de halka bir kulluk dersi verilmiş olsun, kavuştuğu bir nimetten dolayı Yüce Peygamberin nasıl şükür secdesine kapandığını umuma karşı uyulması gereken bir örnek olmak üzere tecelli etmiş bulunsun. İşte Hz. Süleyman da bu şükrün lüzumuna işaret için şöyle buyurmuştu: (ve herkim şükrederse ancak kendi nefsi lehine şükreder) çünkü o şükrün faidesi kendisine aittir, nail olduğu nimetin artmasına sebep olur, insanlık

vazifesini yerine getirmiş bulunur, (ve) Bilakis (kim de küfranı nimette bulunursa) kendi zararına hareket etmiş olur, şükür vazifesini yetine getirmemiş nankörlük göstermiş, fazla nimete ulaşmak kabiliyetinden mahrum kalmış bulunur. (Şüphe yok ki, Rabbim ganidir) kimsenin teşekkürüne muhtaç değildir.

Şükrün terkedilmesi, haşa Allah'ın zatına bir zarar vermez, o Allah Teâlâ (kerîmdir) şükretmeyen kullarına danimet verir, onları hemen cezalandırmaz. Artık o yüce yaratıcının nimetlerine kavuştukları halde nankörlükte bulunanlar, şükür vazifesini yerine getirmeye çalışmayanlar, kendilerini bu insani olmayan vaziyetlerinden biraz utanç duymalı değil midirler?

Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri
  Tarih: 27.04.2008   Hit: 39
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker