|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.761
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 96
Portal Yazı sayısı: 1.088
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.712
Forum mesajları: 22.411
Sayfa izlenimi: 1.046.437
Bugünkü sayfa izlenimi: 4.536
En son üyemiz: haya
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.61
|
|
Halidiye.com | Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 2
Tasarruf ve Asaf bin Berhiya 238 — Dedi ki: Ey ileri gelenler, kendileri bana müslü-man olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?
39 — Cinnlerden bir ifrit dedi ki: Sen, yerinden kalkmadan, onu sana getiririm, eminim ki buna gücüm yeter.
40 — Nezdinde kitâbdan bir bilgi bulunan da dedi ki: Gözünü açıp kapamadan ben, onu sana getiririm. Süleyman, tahtı yanma yerleşivermiş görünce dedi ki: Bu, Rabbımın lutfundandır. Şükür mü yoksa küfür mü edeceğim diye beni sınamak içindir. Kim şükrederse; ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfrederse; muhakkak ki Rabbım; Ganî'dir, Kerîm'dir.
Yezîd İbn Rûmân'dan rivayetle Muhammed ibn îshak şöyle anlatıyor: Elçiler Belkîs'a Hz. Süleyman'ın cevabını getirdiklerinde, o: Allah'a yemîn olsun ki ben, onun bir kral olmadığını, bizim ona karşı gücümüzün yetmeyeceğini kesin olarak bildim. Onun safveti ve gücü karşısında bizim yapabileceğimiz hiç bir şey yok deyip Hz. Süleyman'a: Kavmimin büyükleriyle birlikte emrini ve bizi çağırmış olduğun dinini görmek üzere gelmekteyim, diye haber göndermiş, sonra üzerinde oturmakta olduğu ve yâkût, zeberced ve inciyle işlenmiş, altımdan olan hükümdarlık tahtının birbiri içinde, iç içe yedi evin ortasına konulmasını, kapılarının kilitlenmesini emretmiş.
Sonra hükümdarlığına vekîl olarak bıraktığı kişiye: Yanında bulunan şeyleri ve hükümdarlık tahtımı iyi koru. Allah'ın kullarından hiç birisi ona ulaşamasın ve ben gelinceye kadar onu hiç kimse görmesin, demiş. Sonra da her birerinin emri altında binlerce kişi bulunan Yemen krallarından on iki bin ulu kişi arasında Hz. Süleyman'a gitmek üzere yola çıkmış. Hz. Süleyman her gün ve gecede onların yürüyüşlerine dâir haber almak üzere bir cinnî göndermeye başlamış.
Belkîs yaklaştığı zaman, emri altındaki cinn ve insanları toplayıp: «Ey ileri gelenler, kendileri bana müslüman olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?» diye sormuş. Katâde der ki: Belkîs'ın gelmekte olduğu haberi Hz. Süleyman'a ulaştığında —ki Belkîs'ın bir tahtı olduğu ona anlatılmış ve taht onun çok hoşuna gitmişti.
Bu taht altundan olup ayaklan inci ve cevherden imiş, üzerinde saf ipekten bir örtü varmış. Bu tahtın üzerinde dokuz kilit bulunuyormuş.— Hz. Süleyman onlar müslüman olduktan sonra bunu almayı kerih görmüş. Allah'ın peygamberi biliyormuş ki; onlar müslüman olduklarında, kanları ile beraber malları da haram olacaktır. Bunun üzerine« Ey ileri gelenler, kendileri bana müslüman olarak gelmezden Önce hanginiz onun tahtım bana getirebilir?» demiş. Ata el-Hora-.. sanı, Süddî ve Züheyr ibn Muhammed de «Onlar bana müslüman olarak gelmezden önce...» âyeti hakkında onların müslüman olmalarıyla mallarının haram olacağı açıklamasını getirmişlerdir.
Mücâhid, «Cinnlerden bir ifrît dedi ki...» âyetindeki ifriti; güçlü kuvvetli bir cinn ile tefsir eder. Şuayb el-Cübbâî bu cirminin adının (?) olduğunu söyler. Yezîd ibn Rûmân'dan rivayetle Muhammed îbn îshâk ile Vehb îbn Münebbih de böyle söylemiştir. Ebu Salih onun, dağ gibi (iri) olduğunu söyler.
îbn Abbâs, «Sen, yerinden kalkmadan onu sana getiririm.» âyetini: Sen, meclisinden kalkmazdan önce, şeklinde açıklar. Mücâhid ise: Sen, oturduğun yerden kalkmazdan önce, açıklamasını getirir. Süddî ve bir başkası ise şöyle diyor: Hz. Süleyman insanlar için günün başlangıcından güneşin zevaline kadar hüküm, hasımlaşmalar ve yemek için otururdu.
îbn Abbâs, «Eminim ki buna gücüm yeter.» âyetini şöyle açıklıyor: Ben onu yüklenecek kadar güçlü, ondaki cevherleri koruyacak emîn birisiyim.
Hz. Süleyman (a.sj:, Ben bundan da acele olmasını istiyorum, demişti. Buradan anlaşılıyor ki Allah'ın peygamberi Hz. Süleyman bu tahtın yanında hazır edilmesiyle Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu hükümdarlığın, kendisinden önce kimseye verilmemiş, kendisinden sonra hiç kimseye müyesser olmayacak, buyruğuna verilmiş ordunun büyüklüğünü izhâr etmek, Belkîs ve kavmine karşı peygamberliğine bir delil edinmek istemişti. Zîrâ onlar kendisinin yanma gelmezden önce ülkesinden tahtını olduğu şekilde getirmek harikulade büyük bir şeydir. Ayrıca Belkîs bu tahtı kilitler, muhafızlarla emniyet altına almıştı. Hz. Süleyman: Bundan daha da çabuk olmasını istiyorum, dediğinde «Nezdinde kitâbdan bir ilim bulunan biri de dedi ki...»
îbn Abbâs bu kimsenin, Hz. Süleyman'ın kâtibi Âsaf olduğunu söyler. Muhammed îbn İshâk'ın Yezid ibn Rûmân'dan rivayetine göre; bu, Âsaf tbn Berhiyâ'-dır. Sıddîk birisi olup ism-i A'zam'ı bilirmiş. Katâde der ki: Mü'min bir insan olup, adı Âsaf idi. Ebu Salih, Dahhâk ve Katâde de onun insanlardan olduğunu söylerken, Katâde ayrıca onun tsrâiloğullanndan olduğu fazlalığını getirir.
Mücâhid, onun isminin Ustum olduğunu söyler. Kendisinden gelen rivayetlerden birinde Katâde, onun adının, Belîha olduğunu söylemiştir. Züheyr ibn Muhammed ise onun, Zünnur adında Endülüslü biri olduğunu söylüyor. Abdullah ibn Lehîa, onun Hızır olduğunu sanmıştır. Ancak bu, gerçekten garîbdir.
«Gözünü açıp kapamadan ben, onu sana getiririm. (Gözünü kaldır ve güç yetirebildiğin kadarıyla gözünün uzanabildiği yere kadar bak. Sen gözünü daha kendine çevirmeden tahtı yanında hazır bulacaksın.)» Vehb îbn Münebbih burayı şöyle açıklıyor: Gözünü açıp uzaklara bak. Gözlerin, ulaşabileceği en uzak yere ulaşmadan ben onu sana getireceğim.
Anlattıklarına göre; o kişi Hz. Süleyman'a, istenilen tahtın bulunduğu Yemen tarafına bakmasını söylemiş, sonra kalkıp abdest alarak Allah Teâlâ'ya duâ etmiş. Mücâhid, onun duasında; ey Celâl ve İkram sahibi (olan Allah), dediğini nakleder. Zührî'nin naklettiğine göre ise: Ey ilâhımız, ey her şeyin tek olan ilâhı. Senden başka ilâh yok. Onun tahtını bana getir demiş, taht hemen önünde belirivermiş.
Mücâhid, Saîd ibn Cübeyr, Muhammed İbn ishâk, Züheyr îbn Muhammed ve başkaları şöyle diyor: O, Allah Teâlâ'ya duâ edip Belkîsîın tahtını getirmesini istediğinde, —ki taht Yemen'de, Hz. Süleyman ise Beyt-i Makdis'te idiler— taht kaybolup yere batmış, sonra Hz. Süleyman (a.s.)ın önünde ortaya çıkıvermiştir.
Abdurrahmân ibn Zeyd ibn Eşlem der ki: Hz. Süleyman nasıl taşındığını anlayamadan Belkîs'm tahtının taşınıp önüne getiriliverdiğini görmüştür. Tahtı getiren deniz kullarından birisiydi. Hz. Süleyman ve çevresindeki ileri gelenler bunu müşâhade edip tahtı Hz. Süleyman'ın yanına konulmuş gördüklerinde, Hz. Süleyman şöyle demiş: «Bu, Rabbımın lutfundan (bana olan nimetle-rin)dendir. Şükür mü yoksa küfür mü edeceğim diye beni sınamak, (denemek) içindir. Kim şükrederse; ancak kendisi için şükretmiş olur.»
Bu, Allah Teâlâ'nm şu âyetleri gibidir: «Kim sâlih amel işlerse kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir.» (Fussilet, 46), «Kim de sâlüı amel işlerse kendisi için rahat bir yer hazırlamış olur.» (Rûm, 44).
«Kim de küfrederse; muhakkak ki Rabbım; (kullarından ve onların ibâdetlerinden müstağnidir) Ganî'dir, (hiç kimse O'na tapınmasa bile zâtma) Kerîm'dir. (O'nun azameti hiç kimseye muhtaç değildir).» Bu, Musa'nın söylemiş olduğu şu sözler gibidir: «Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz muhakkak ki Allah, hepinizden müstağni ve hamde lâyık olandır.» (İbrâhîm, . Müslim'in Sahîh'indeki bir hadîste belirtildiğine göre Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ey kullarım, ilkleriniz, sonuncularınız, insanlarınız ve cinnleriniz sizden en müttakî kişinin kalbi üzere olsalar bu, benim hükümranlığımda hiç bir fazlalık meydana getirmez. Ey kullarım; ilkleriniz, sonuncularınız, insan ve cinnleriniz sizden en günahkâr kişinin kalbi üzere olsalar bu, benim mülkümden hiç bir şey eksiltmez. Ey kullarım; işte sizin işlerinizi sizin için saymaktayım, sonra onları size tam olarak vereceğim. Kim hayır bulursa; Allah'a hamdetsin, kim de bundan başkasını bulursa; ancak kendisini ayıplasın.
İbni Kesir Tefsiri |
Tarih: 27.04.2008 Hit: 60
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|