Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.851
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.915
En son üyemiz: beyaz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Rum Suresi

Rum Suresi

0/1- Bismillahirrahmanirrahim.

1/2- Elîf. Lâm. Mîm. (Bu mübarek sûrenin adıdır.) [Fakat Kur’an ilimlerine göre bu surenin adı Rûm sûresidir.]

Tefsir:

Hz. Peygamber (sav)’in peygamberliğinin beşinci (m. 613) yılında birbiriyle komşu olan Bizans ile Sasaniler, aralarında kanlı bir savaşa girmişlerdi. Romalıların yenilgi haberi Mekke’ye ulaştığı zaman (Sasaniler, müşrik olduğu için) müşrikler sevinmiş ve Müslümanlara karşı onların yenilgisinden duydukları sevinci açığa vurmuşlar: “Siz ve Hıristiyanlar kitap ehlisiniz, biz ve Fars (Sasaniler) ümmiyiz; bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizi yendiler. Biz de sizi yeneriz.” demişlerdi. O vakit bu ayet nazil oldu:

2-3/3- Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde (her ne kadar) yenilgiye uğradıysalar da, bu yenilgilerinden sonra bir kaç yıl (üç ila dokuz yıl) içinde galip geleceklerdir.

4-5/4- (Rum’ların Fars’a galip olmazdan) önce (onlara mağlup olmaları) ve (Rumlar Fars’a mağlup olduktan) sonra (galip olmaları gibi her iki) durumda da emir Allah’ın elindedir. (Allah’ın vadi doğrudur. Rumlar’ın Fars’a galip) olduğu gün müminler de (Allah’ın kitap ehline) yardımcı olmasına şâd olurlar. Allah dilediğine zafer ihsan eder, (nitekim, Rum’u Fars’a galip etti.). Allah, (yaratılmışlara) galiptir, (müminleri kâh galip eder, kâh mağlup eder, sonunda onlara) merhamet edip (tamamıyla müşriklere galip edecektir.).

Tefsir:

Her savaşta, muzaffer ve galip olmak Allah’ın iradesine bağlıdır. Öyle olur ki, az bir cemaati çok cemaate galip eder. Hangi cemaatin arasında zulüm revaçta ise onları da mağlup eder ki, kendilerine gelip zulmü terk etsinler. Zulüm çok fena sıfatlardandır. Zalim olan bir toplum sürekli zelil edilecektir. Âlemin tabiatı hep böyle devam etmiştir. Bilenler bundan gafil değildirler. Bugün İslam devletini felaket günlerine salan şey, onların arasında zulmün revaç bulmasından kaynaklanmaktadır. Bir kısım İslam devletlerinde görünürde İslâm öne sürülmüş ve fakat arkadan zulüm işlenmiştir. Onlara bakan sair milletler de yapılan bu zulmü İslam’a yamandırmışlardır. Yapılan şeyleri İslam’a isnat edip, böylece tenkit etmeye başlamışlardır. Fakat bundan haberleri yoktur ki, İslam’ın esası Kuran’dır. Kuran’ın hükümlerini terk edenler, böyle zulümler işlemişlerdir. Başka milletlerin, bir kısım kanun ve hükümlerine baktığınızda onların, İslam’dan etkilenip bu kanunları yaptıkları gün gibi ortadadır. Müslümanların Kuran’dan başka, muteber olmayan kitaplara müracaat edip Kuran’a hiç bakmamaları onun terk edilmesine vesile olmuştur. Bunun için Müslümanların başında bulunan kimseler bu konuya dikkat edip meselenin üzerine gitmeleri üzerlerine farz-ı ayindir.

“Bir kaç yıl (üç ila dokuz yıl) içinde galip geleceklerdir.” Ayeti inince, hz. Ebu Bekir (r.a) müşriklere dedi ki: “Allah sizi hiçbir zaman aydınlığa çıkarmasın! Allah’a yenin olsun ki bir kaç yıl içinde Rumlar, Farslar’ı yeneceklerdir.” Ubey b. Halef hz. Ebu Bekir’e (r.a):

— Yalan söylüyorsun, haydi aramızda bir müddet tayin et, seninle bahse girelim.

Böylece her iki taraf da on deve üzerine bahse girişip, üç yıl müddet tayin ettiler. Hz.Ebu Bekir (r.a), durumu Resulullah’a (s.a.v) haber verdi. Resulüllah (s.a.v), hz. Ebu Bekir’e (r.a):

— “Bıd’, üçten dokuza kadardır, bahis miktarını artır, müddeti de uzat buyurdu.

Bunun üzerine hz Ebu Bekir (r.a) çıktı ve Übeyy’e rast gelince, Übeyy, hz. Ebu Bekir’e:

—Ooo, “galiba pişman oldun”

— Hayır. Gel seninle bahsi artıralım, müddeti de uzatalım, haydi dokuz seneye kadar yüz deve yap.

— Haydi yaptım!

Daha sonra Resulüllah (s.a.v) Medine’ye hicret etti. Uhud savaşında Resulüllah (s.a.v) Übeyy’i bizzat mızrak ile boynundan yaraladı. Übeyy bu yaradan öldü. Bahisten yedi sene sonra Rum, Fars’ı yendi. Hz. Ebu Bekir (r.a) gidip, Übeyy’in varislerinden yüz deveyi alıp Resulüllah’ın huzuruna geldi. Resulüllah’ın (s.a.v) fermanı ile hz. Ebu Bekir (r.a) o yüz deveyi sadaka olarak verdi.

Bu ayet, Resulüllah’ın hak bir peygamber olduğuna ve Kuran’ın Allah’tan gelmiş bir mucize olduğuna en büyük delildir.

6/5- (Rum’un Fars’a galip olması) Allah’ın bir vadidir. (Allah vadini verir). Allah vâdinden caymaz; lakin insanların çoğu (Allah’ın, vadini yerine getireceğini) bilmezler. (Onun için O’nun vaat ettiği şeylere inanmıyorlar.).

7/6- Onlar, dünya hayatının sadece (keyif çatıp lezzet almak gibi) kendilerine bakan dış yüzünü bilirler, (bu dünyanın iç yüzünü, yani hakikati nedir, ne hikmetle yaratılmıştır.. Bu türlü şeyleri hiç bilmezler.) Ahirete bakan yönünden ise bütün bütün gafildirler.



Tefsir:

Bu ayet delildir ki, dünyanın zahirinden (dış yüzünden) geçip, iç yüzüne (hakikatine) bakmak gerekir. Dünyanın dış yüzü dünyanın maddi menfaatlerinden ibarettir. Fakat eşyayı iyi tanımak ve onun iç yüzünü anlamak için tabiî ilimleri de bilmek elzemdir. Ne yazık ki, Müslümanlar bu ayetin manasından haberdar değillerdir. Kuran’ı iyi bir şekilde anlayanlar, bu ayetin tahtında gizli olan manayı da anlarlar. Kur’an sadece ahiret değil belki dünya ilimlerinin de öncüsüdür.

8/7- (Acaba Âdemoğlu) öz nefislerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah semavatta, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi (boş yere değil) ancak ciddi bir maksat (garaz-ı sahih) ile belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? (Ömürleri başa vurunca, dünyayı bırakıp hesap vermek için bize döneceklerdir.) Hakikat şu ki, insanların çoğu, Rablerin(nin gazap ve rahmetine) kavuşmayı inkâr etmektedirler.

9/8- (Acaba Âdem evladı) yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin (zalim cemaatlerin)[2][3] akıbeti nasıl olurmuş baksınlar? (Resulüm!) o geçen (zalimleri, Allah, azap gönderip hepsini helâk etti.) onlar, (seni tekzip eden bu zalimlerden) daha kuvvet (ve kudret) sahibi idiler. (Fakat onların kuvvetli olmaları, kendilerini Allah’ın azabından kurtaramadı. Şimdi bunlar bu güçsüz halleri ile nasıl kurtulurlar?). Hem onlar, yeryüzünü kazıp alt-üst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri onlara da (doğru olduklarına delalet eden) nice mucizeler getirmişti. (İnanmadıkları için Allah onları helâk etmişti.) Allah (onları helâk etmekle) onlara zulüm etmedi, lakin (Allah’a itaatin dışına çıktıkları için) öz nefislerine zulmetmekteydiler. (Çünkü helâk olmalarına kendileri vesile oldu.).

10/9- (Allah, zalimleri dünyada helâk ettikten) sonra, Allah’ın ayetlerini alaya alıp tekzip edenlerin akıbeti (Ahirette azabın en kötüsüne maruz kalmakla).çok fena oldu. [İyi düşünenler, Kuran’ın Allah’tan inmiş bir gerçek olduğunu hemen anlarlar. Fakat onlar bunu anlamayıp onu tekzip ettiler. Bununla da kalmayıp alay ettiler.]

11/10- Allah (mükemmel kudretiyle halkı) yoktan vücuda getirir. (Öldükten) sonra dubara (hayat verip diriltir.) sonra da (hesap vermek için) Allah’ın huzuruna toplatılırsınız. (O vakit, Allah, zalimden her mazlumun intikamını alır.).

12/11- Kıyametin kopacağı gün, (zalim, kâfir, fasık gibi) suçlular, (şaşkınlıklarından) suskun kalırlar. (Azabı kendilerinden defedebilmek için, konuşmaya bir şey bulamazlar.).

13/12- (Şimdi onlar şefaat bekliyorlar ama) Allah’a ortak koştukları (putlardan), kendilerine şefaat edeceğini (sandıkları da) hiç ortalıkta görünmezler. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir. [Bu ayet, hiçbir amel işlemeden şefaat ümidine kapılanların ümidini de kesmektedir.]

14/13- Kıyamet kopar o günkü günde (herkes hesaba çekildikten sonra mümin ve kâfirler) birbirinden aralanırlar (müminler ebedi nimete, kâfirler ebedi nıkmete.. Bundan sonra artık hiçbir vakit buluşamazlar.).

15/14- İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar güzel bir bahçe içinde şad ve hurrem olurlar (sevinirler.).
Yüce rabbim anlatılardan en güzel şekilde ibret almayı ve hayatımıza tatbik eylemeyi nasip eylesin AMİN
  Tarih: 23.04.2008   Hit: 24
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker