|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.240
Forum mesajları: 11.807
Sayfa izlenimi: 641.919
Bugünkü sayfa izlenimi: 268
En son üyemiz: kaptanyamağı
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.18
|
|
Halidiye.com | Bâbür İmparatorluğu hakkında
Bâbür İmparatorluğu hakkındaBâbür İmparatorluğu hakkında...
Bugünkü Afganistân, Özbekistân ve özellikle Hindistân toprakları üzerinde kurulan Türk-İslâm devletlerinden Bâbür İmparatorluğu, dünkü makâlemizde de bahsettiğimiz gibi, 1526 yılında, Tîmûr Hân’ın beşinci batından torunu olan Bâbür [1483-1530] tarafından kurulmuştur. [Kuruluşundan itibâren, İngilizler tarafından yıkılışına kadar 17 şâh gelip geçmiştir. Bunlardan kısa kısa bahsetmek istiyoruz.]
1- Fergana’da dünyaya gelen Bâbür, 1494’te babası Ömer Şeyh Mirza’nın ölümü üzerine Fergana hükümdârı oldu. Bâbür, dünkü makâlemizde bahsettiğimiz muhtelif seferlerden sonra Kuzey Hindistân’ı da fethetti.
21 Mayıs 1526’da Pânipüt Meydân Muhârebesinde İbrâhîm Lûdî’nin 100.000 kişilik büyük ordusunu yok edince, Hindistân-Türk İmparatorluğu tâcı Bâbür’e geçmiş oldu.
1527’de de, bu zaferden daha büyük bir zaferle, yine 100.000 kişilik bir orduya sâhip Hindûları parlak bir zaferle tamâmen imhâ edince, Bâbür İmparatorluğu çok güçlü bir devlet oldu.
2- Agra’da 25 Aralık 1530 yılında vefât eden Bâbür Şâh’ın yerine, 1508’de Kâbil’de dünyâya gelen 22 yaşındaki büyük oğlu Hümâyûn Mirzâ [Nasîreddin Hümâyûn Şâh] geçti.
22 Haziran 1555’te Sûrîlerle yapılan Maçivara Meydân Savaşının kazanılması, Hind kapılarının tamâmen açılmasını sağladı. Bu zafer, Bâbür Devleti’nin ikinci kuruluş tarihi olarak kabûl edilmektedir.
Hümâyûn, 28 Ocak 1556’da vefât etti; Delhî’de defnedildi. Hanımı Hamîde Bânû, onun için, bugün bile san’at yönünden herkesin ilgisini çeken muazzam bir türbe yaptırdı.
3- Hümâyûn’dan sonra devlet idâresi, oğlu Celâleddin Ekber’in eline geçti. Ekber zamanında Bâbür İmparatorluğu sayılı dünyâ devletleri arasına girdi. Ama Ekber Şâh, “Dîn-i İlâhî” adı ile derleme bir dîn kurmaya çalıştı. Bu dîn sâyesinde bütün tebeası üzerinde manevî ve rûhânî hükümdârlığını tesîs etmek arzûsundaydı. Ancak Mecûsî, Brehmen ve Hıristiyânlara hürriyet tanırken, Müslümânlara zulüm ve işkence ediyordu. [O zamanın büyük dîn âlimlerinden ve Hindistân’ın Serhend şehrinde yaşamış olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretleri Mektûbât adlı eserinde, Ekber’in İslâm düşmânlığını uzunca anlatmaktadır.]
4- Ekber, 1603 yılında dizanteriden öldü. Ölümünden önce tayîn ettiği oğlu Selîm, “Muhammed Cihângîr” adıyla tahta geçti. 35 yaşında olan Cihângîr, saltanat değişikliğinden faydalanarak başkaldıranların Delhî’ye bağlanması için çalıştı.
Onun en büyük icrââtı ve hizmeti, babasının İslâm âlimlerine karşı yürüttüğü baskıyı kaldırmasıdır. Ayrıca, ağır ve ezici cezâlara da son verdi.
ŞAH CİHÂN
5- Cihângîr, Ekim 1627’de Keşmîr’den Lahor’a giderken yolda vefât etti. Cihângîr’in yerine oğlu Şâh Cihân, “Şehâbeddîn” unvânı ile tahta geçti. Devrinde, İrân, Osmânlı ve Avrupa devletleri ile münâsebetler kuruldu.
6- Şâh Cihân 1652’de hastalanınca, oğulları arasında taht kavgası başladı. Evrengzib adındaki oğlu, kardeşlerine hâkim olduktan sonra, babasını da tahtından indirerek Temmuz 1658’de Agra’da sultânlığını ilân etti.
Gürgâniye Devleti, 6. şâh olan Evrengzib Âlemgîr zamanında, eski haşmetli devirlerini yaşadı. Evrengzib, dînine bağlı olup, âlimleri severdi.
“Ebü’l-Muzaffer”, “Muhyiddîn Evrengzib”, “Padişâh” ve “Gâzî” unvânlarına sâhib olan Evrengzib, büyük âlim İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin oğlu Muhammed Ma’sûm Fârûkî ve onun oğlu Muhammed Seyfüddîn Fârûkî hazretlerinden feyz aldı. 50 sene adâletle hüküm sürdü.
Hanefî mezhebine göre yazılan “Fetâvâ-i Hindiyye” adındaki çok kıymetli fetvâ kitâbını, Şeyh Nizâm Muînüddin-i Nakşibendî başkanlığındaki bir hey’ete o hâzırlattı.
Evrengzib, dış siyâsete de önem verdi. Safevîlerle olan dostluk devâm ettirildi. Basra ve Arabistân’la mektûplaşmalar oldu. Mekke şerîfine elçiler yollanarak büyük maddî yardımda bulunuldu.
Bu devrede Osmanlı-Gürgâniye münâsebetleri de ileri safhada idi. Padişâh İkinci Süleymân’ın Hindistân elçiliği ile vazîfelendirdiği Ahmed Ağa, 1690 yılında büyük bir merâsimle karşılandı ve Anadolu’nun temsîlcisi olarak kabûl edildi.
Mart 1707 yılında vefât eden Evrengzib’den sonra Gürgâniye Devleti parlaklığını kaybetti. [İnşâallah başka bir fırsatta, kalan 11 şâhtan da bahsederiz.] |
Tarih: 19.04.2008 Hit: 36
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|