|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.240
Forum mesajları: 11.807
Sayfa izlenimi: 641.926
Bugünkü sayfa izlenimi: 275
En son üyemiz: kaptanyamağı
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.18
|
|
Halidiye.com | Sayılar Tarihi Üzerine
Sayılar Tarihi Üzerine
Sayılar Tarihi Üzerine
Prof.Dr. Şahin Akkaya
|
|
GİRİŞ
Yazılı tarihe göre matematikle ilgili ilk bilginler, milattan önceki
Yunan bilginleridir: Bu dönemde Tales, Pisagor, Öklid, Arşimed gibi
bilim adamlarının karşımıza çıktığını görmekteyiz. Daha sonra
İslamiyet’in ilk yıllarından itibaren 7. yüzyıl ile 16. yüzyıl arasında
Müslüman matematik bilginlerinin eserlerini görüyoruz: Bilinen ilk
cebir kitabını Harezmi (780 - 850) yazmıştır. El-Kitabül Muhtasarfi
Hesabil Cebri ve’l-Mukabele isimli eserden Arapçadaki “cebir” Batı
dillerine “algebra” olarak çevrilmiştir. Ayrıca “hesap metodu” anlamına
gelen “algorithma”, “el-Harezmi” kelimesinden gelmektedir. Sinüs ve
kosinüs tanımları ilk defa El-Battani (858-929), tanjant ve kotanjantla
ilgili ilk temel bilgiler Ebul Vefa (940-998) tarafından bulunmuştur.
Böylece matematiğe ait temel bilgilerin ekseriyeti İslam bilginleri
tarafından bulunduktan ve belli bir noktaya getirildikten sonra, bu
bilgilerden hareket eden Batılı bilginlerin çalışmaları ile matematik
günümüzdeki ulaşmıştır. Bu Batılı matematikçilerden bazıları: Johann
Müller (1436-1476), Cardano (1501- 1596), Descartes (1596-1650), Newton
(1642-1727), Leibniz (1646-1716), Maclauren (1698-1748), J. Bernoulli
(1654-1705), Boole (1815-1864), Poincare (1854-1912), Cantor
(1845-1918)’dur. Şu halde matematikle ilgili temel bilgiler bazı Batılı
matematikçilerin yazdığı gibi ilk olarak 17. yüzyıl başlarında
Avrupa’da ortaya çıkmamış, 7. ve 16. yüzyıllar arasında yaşayan İslam
bilginleri tarafından ortaya konulmuştur.(1)
Bu makalede matematik tarihi içinde sayıların, özellikle “sıfır”
rakamının ortaya çıkışını özetle ele alacağız. Sınırlı kaynaktan
yararlanarak, bu konuyu ele almamızda iki ana sebep vardır. Birincisi,
Lütfi Göker Bey’in vurguladığı 7 ila 16. yüzyıl arasında İslam-Türk
matematikçilerinin katkılarına, bazı Batılı matematikçilerin
değinmemesi sebebiyle gerçeğin birçoğumuzca bilinmemesidir. Gerçekten
de mesela E. T. Belle “Büyük Matematikçiler” adlı kitabında İslam
dünyası matematikçilerine yer vermemiştir. Buna karşılık G. Sarton
“Bilim Tarihine Giriş” kitabının ikinci cildinde, S. Hunke Avrupa’nın
Üzerine Doğan İslam Güneşi” kitabının ikinci bölümünde İslâm
matematikçilerine yer ayırarak kitaplarını bunlara ithaf etmiştir.
Hunke: “Sadece biz (Almanlar) değil, dünyanın medeni bütün milletleri,
sayıları Müslümanlardan almışlardır. Bu rakamlar olmaksızın; ne bir
bilet, ne bir fiyat etiketi, ne telefon rehberi, ne de borsa haberi
düşünülebilir. Riyazî, fiziki ve astronomiyle ilgili ilimlerin muhteşem
yapısı, sesten hızlı uçak, feza gemisi ve atom fiziği de
düşünülemez.”(2)
SAYILAR TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ.
Aşağıda sayılar tarihini, “Milattan Önceki Devirler”, “Hint Dünyasında
Sayılar” ve “İslam Dünyasında Sayılar” şeklinde kısaca üç bölümde
inceleyeceğiz.
A. Milattan Önceki Devirlerde Sayılar
İlk çağlarda sayılar, kil tabletler üzerine çizikler, ağaç dallarına çentikler yapılarak ifade edilmiştir.
Eski Mısır’da rakamlar, bazı şekillerin yan yana gelmesiyle
belirtiliyordu: 1 için “I”, 10 için “^”, 100 için “?“ (Çengel işareti)
gibi. Eski Mezopotamya’da ise 1 yerine “D” harfi, 10 Yerine “ 0”
(yuvarlak) vb. şekiller kullanılıyordu. Eski Mısır ve Mezopotamya’da
“sıfır” rakamını gösteren sembole rastlanmamaktadır. Romalılarda
harflerle gösterilen Romen Rakamlarını hepimiz biliyoruz: 1(1), 5(V),
10 (X), 50 (L), 100 (C). 500 (D), 1000 (M) gibi Romen rakamları da
sıfır ve basamak sistemi ihtiva etmediğinden aritmetik işlemlere uygun
değildir. Nitekim Roma’da, Forum meydanındaki süslü hitabet kürsüsünün
“Columna Restrata” sütununda 2.200.000 sayısını belirtmek için, 22 adet
yüz bini gösteren sayı işareti oyulmuştur. O devirde bu miktarı
belirtmek için daha iyi bir işaret yoktu.(3)
B. Hind Dünyasında Sayılar
Hindistan milattan 300 yıl önce sayı ifadelerini rakamlamaya başladı ve
6. Asra doğru haneleri sağdan sola doğru olan, 1 ‘den 9’a kadar
rakamlar ortaya çıktı. Bu rakamlar 660 yıllarında Hindistan dışında da
tanınmaya başlandı. Hintli Aryabhatta (476-550) Sanskrit dilinde bir
matematik kitabı yazmış. p sayısı için 3.1416 değerini bulmuştur. Yine
Brahmagupta (598-665) ve Bhaskara (doğ. 1114) matematikle ilgili
kitaplar yazmışlardır.
C. İslâm Dünyasında Sayılar
Brahmagupta, astronomi ile ilgili yazdığı “Siddhanta” kitabında, ilk
dokuz sayı işareti ve sıfır ile birlikte, hesap yapmaya dair kaideleri
de almıştı. 773 yılında Kankah isimli bir Hintli astronom Halife
El-Mansur’un (754-775) Bağdat’taki sarayına Brahmagupta’nın bu kitabı
ile gelir. “Sindhind” adıyla hemen Arapça’ya çevrilen eser, halifeler
tarafından astronomi araştırmaları için büyük himaye görür. Müslümanlar
bu eserle Hint rakamlarını tanıdılar. Hint bilginleri daire şeklinde
gösterdikleri “ 0” (sıfır) sayısına bir şeyin yokluğu anlamına gelen
“Sunya” adını vermişlerdi; İslam bilginleri de bu işarete boşluk
anlamına gelen “es-sıfır” demişlerdir.
İslâm âlimi El-Harezmi(780-850), zamanın Abbasi halifesi
Me’mun(813-833)’dan destek görür ve Bağdat’taki saray kütüphanesindeki
milattan önce ve sonra yazılan eski Mezopotamya, Mısır, Yunan, Hind
(özellikle Sindhind) ve İslam alimlerinin kitaplarından (Kitab-ün-fil
Hisab, Kitab-ün-fil-Coğrafya, vb.) yararlanarak kitaplar yazar.
Bunların içinde en önemlisi girişte zikredilen El-Kitabü’l-Muhtasar fi
Hesabi’l-Cebri ve’l-Mukabele kitabıdır.(4) Bu eserin aslı İngiltere
Oxford Bodlyn kütüphanesindedir. Bu eserde sıfır rakamı ve 9 ayrı
rakamın aritmetik işlemlerde nasıl kullanılacağı açıkça gösterilmiş
olup Kur’an-ı Kerim’deki miras taksimi ve kölelerin serbest bırakılması
mevzularıyla ilgili örnekler vardır. Bu eser İngiliz Bath’lı Adelard
tarafından Latince’ye çevrilmiştir. Harezmi’nin bu eseri Orta Çağ’da
Latinceye çevrilirken, Adelard çevirisinde Arapça olan “el-cebr”
kelimesini aynen almış ve bu kelime günümüze kadar “algebra” (=cebir)
olarak aynen gelmiştir. Daha sonra 900’lü yıllarda İspanya’nın Kurtuba
şehrindeki İslam halifesi II. Hakem’e gönderilen Gerbert veya daha
sonraki adıyla Papa II Silvester (945-1003) Batıda Arap Rakamlan olarak
bilinen rakamlan (sıfır dahil) ilk defa Batıya öğretmiş ve ünü sekiz
asır devam etmiştir. Gerbert’den yüz yıl sonra Harezmi’nin meşhur
kitabının Latince tercümesi, Endülüs yoluyla Batıya ulaşır. Sonra
Pizalı Leonardo Fibonacci (1170- ?) Mısır’a yaptığı seyahatlerle
matematik bilgisinin esaslarını orijinal kaynaklardan Batı’ya
taşımıştır. Leonardo, İslam matematik öğretmenlerinden öğrendiği tüm
bilgileri, sıfır rakamı dahil, çevresindekilere uygulamalarıyla öğretir
ve Arapçada sıfır adı verilen “.“ işareti ile her türlü hesabın
yapılabileceğini açıklar.(5 )
Sayılar hakkında oldukça ilginç görüşlere sahip “İhvan-ı Safa”ya göre,
Kâinattaki âhenk sayılarla ortaya çıkarılır. Bu sayede çokluk birliğe
dayanır. Dünya aritmetik ve geometrik ilişkilerle uyum içindedir ve
Allah’ın birliğini gösteren bir şehri andırmaktadır. (6)
Milattan önceki devirler, Hint dünyası ve İslam dünyasında rakamların
tarihi gelişimi yandaki tabloda toplu olarak gösterilmektedir.
Sonuç
Bugün kullandığımız onluk sayı sistemi Batıya Müslümanlardan gitmiştir.
Müslümanlar da sayılan belirten işaret veya yazıları (rakamları)
Hintlilerden almışlardır. Bu nedenle, Müslümanlar kendi Arap
rakamlarına “Hint sayıları” demekteler. Batıda ise “Arap rakamları”
olarak bilinmektedir. İslam âlimi Harezmi’nin eserlerinde sıfır ve
birden dokuz’a kadar olan ayrı rakamların aritmetik işlemlerde
kullanılmaya başlanması ile Batıda matematikte hızlı gelişmeler
olmuştur. Sıfır bulunmadan önce sayılan yazmak ve hesap yapmak oldukça
güçtü.
KAYNAKLAR
1) GÖKER, Lütfi : Matematik Tarihi, Kültür Bakanlığı Yay. No: 1017 Ankara, 1989,s.13
2) HUNKE, Sigrid: Avrupa’nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi, (Çev. Servet
Sezgin) Bedir Yay. İstanbul (Orijinal ismi: Allahs Sonne über dem
Abendland-Unser arabisches Erbe: ilk baskı: 1960, Almanya), s. 58
3) HUNKE, Sigrid: age, s. 61
4) Türkiye Gazetesi: İslâm Tarihi Ansiklopedisi, cilt 5, İstanbul, s. 125
5) GÖKER, Lütfi : age, s 164.
6) DÖĞEN, Şaban : İslâm ve Matematik 2. Baskı Gençlik Yay., İstanbul, 1994, sh. 167
|
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 19
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|