|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.625
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.544
Forum mesajları: 16.402
Sayfa izlenimi: 858.799
Bugünkü sayfa izlenimi: 863
En son üyemiz: noxchi
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Yalnız İhya Kalsa
Yalnız İhya KalsaBütün kitaplar yakılsa yalnız ihya kalsa hepsinin yerini tutar...
Cemal ÜNAL
"Eğer Descartes(1) zamanında İhyâ-u Ulûm'id-din Fransızca’ya tercüme edilmiş olsaydı herkes, Descartes'in İhyâ-u Ulûm'id-din'deki bilgileri çaldığını söyleyecekti…"(2)
Hüccetü'l-islâm İmam Gazâli ihyâ-u Ulûm'id-din, din ilimlerinin ihya edilişi isimli meşhur ve muazzam eserin sahibidir.
İmam Münavi, Nevevi'den; o da Şeyh'i Tığlisi'den şöyle naklediyor: "Gazâli'nin telif ettiği eserleri saydım ve ömrüne taksim ettim. Gördüm ki, her gününe dört cüz isabet etmektedir.”
Kutûblar üçtür:
İlimlerin Kutbu;İMAM-I GAZÂLİ
Hâllerin kutbu;BEYAZID BİSTÂMI
Makamların Kutbu; ANDÜLKADİR GEYLÂNİ
DİN İLİMLERİNİN İHYA EDİLİŞİ
Benim kanaatime göre, bu durum olsa olsa Allah Teâlâ celle celalühü’nun zaman içinde zaman yaratarak kuluna verdiği ihsandan başka bir şey değildir. Ulema'nın en büyük kerametlerinden biri de budur. Yalnız Gazâli için değil, aynı zamanda İbn Cerir Taberi, İbn Şahin, İbn Nakib, İmam Nevevi, Subki ve Suyûti için de söylenmiştir.
Gazâli hemen hemen her ilim dalında eser telif etmiştir. Hatta harf ilimlerinde, ruhani sırlarda, âdetlerin hususiyetlerinde, ilâhi isimlerin latifelerinde ve simya ilminde bile çeşitli eserler telif etmiştir. Gazâli'nin en büyük eseri ise İhyâ–u Ulûm'id–din adlı eseridir.
* * *
İhyâ dört bölümden ibarettir:
1– İbadât
2– Âdât
3– Mühlikât
4– Münciyât
Her bölümde on kitap bulunmaktadır ve ihyâ'nın tamamı kırk kitaptan teşekkül etmiştir. Şârâni, el–Münen adlı eserinde Ebu Hasen Şâzeli'den şöyle rivayet ediyor: "İhyâ insana ilim, ruh gıdası ve nur verir."
Subki'de şöyle diyor: "Müslümanların itina ile okuyacağı ve halk tabakasının hidayeti için yayabileceği bir eser varsa o da ihyâ'dır.”
Devamla şöyle demiştir: "İhyâ'yı inceleyen mutlaka intibaha gelir. Şayet ehl–i ilim tarafından telif edilen eserlerin hiçbiri olmasaydı ve yalnız ihyâ kalsaydı, bu kitap tek başına halkın ihtiyacına yeterdi. Kitaplarında hakil, düşünce ve eserleri bir araya getiren fakihlerin kitaplarında ihyâ'ya benzeyen bir kitap tanımıyorum.”
İHYA'NIN HİZMETÇİLERİ
İhyâ'yı şerh edeni görmediğim gibi o'nun o güzel siyâkını izah etmeye kalkışanı da görmedim. Sadece Gazali'nin hayatında İhyâ'ya yapılan itirazlara cevap olarak kendi kaleminden çıkan el–imlâ an'il–ihyâ adlı küçük bir risalesini gördüm.
Hicri 751 senelerinde hadis hafızı İmam Zeyneddin Ebü't–fadl Abdurrahim bin Hüseyin el–Irâki, İhyâ hadislerini iki kitap halinde derleyip tetkik etti. Onlardan biri birkaç cild tutan büyük bir kitaptır. Fakat İhyâ'nın bir kısım hadislerinin durumunu bu kitapta açığa kavuşturamadığı için hicri 760 senesinde daha önce durumuna vâkıf olmadığı hadislerin bir çoğunu bulup tetkik etmiştir. Bunun üzerine sözü edilen kitabını kısaltıp bir cilt hâlinde yazdı. Kitabına el–Muğni an Haml'il–Esfar ismini verdi.
Bu kitabında Irâki şu hususlara dikkat çekmiştir:
1.Hadisinin geliş yolu
2.Hadisi rivayet eden sahabe ve ravisi.
3.Rivayetin sıhhati.
4.Rivayetin zayıflığı
5.Birkaç kere tekrar edilen hadisi bir defa zikretmekle yetinmiştir. Eğer tekrar ederse mutlak bir sebebe binaen tekrar etmiştir.
Irâki'den sonra talebesi meşhur muhaddis Şihabeddin İbn Hacer el–Askalâni, hocasının gözünden kaçan hadisleri tetkik ederek bir cild içinde toplamıştır.
Hanefi ulemâsından Kasım bin Kutlubağa'da Tuhfet–ul Ehyâ fimâ fâte min Tahrici Ehâdisi İhyâ adlı bir eser yazıp İhyâ'daki hadislerin kaynaklarını göstermiştir. İbn Subki'nin Tabakât'ının sonunda İhyâ'nın itiraz edilen hadislerinin tetkikine dair bir bahis vardır.
GAZÂLİ'NİN İSM–İ ŞERİF'İNİDİL–İ PAK'IN ZİKİR EYLEYİŞİNİN HÜLÂSASI
Subki Tabakat'ında Gazâli'yi şöyle anlatıyor: Aslen Tûs şehrinden olan Gazâli'nin adı, Muhammed bin Muhammed bin Ahmed, künyesi Ebu Hâmid el–Gazâli, laâkabı ise Hüccet'ül–islâm'dır.
O İslâm dininin, insanoğlunu Dâr'üs–Selâm, yani Cennet'e götüren bir delil ve burhânı idi. İlmin çeşitli dallarında söz sahibi olan Gazâli, mantık ve mefhum ilminde çok geniş bir bilgiye sahipti.
Mücadele edilmesi gittikçe güçleşen bid'atçıları yerle yeksan edecek dereceye yükselen Gazâli, bidayet ve nihayet erbabının hedefine eksiksiz bir şekilde varmıştır. O, huzurunda başka aslanlara yer bulunmayan bir aslan idi. O on dördünde parlayan bir ay idi.
O'da, herkes gibi bir beşer, fakat kocaman dağ gibi bir beşer…O, halktan bir parça, fakat dizilmiş inci taşlarının parçası…
Hicretin beş yüzüncü senelerinde, karanlık gecelerin yıldızlara ihtiyacından daha fazla ihtiyaç duyulan bir insan olmuş ve felsefi saçmalıklara karşı durarak âdeta bütün müslümanların imdadına yetişmiştir.
Hayatı boyunca, İslâm dininin hakikatlerini bütün insanlara pervasızca bildirmiştir. İslâm korusunu, mızrağının ucunu dahi lekelemeden saldırganların saldırısından muhafaza etmeye muvaffak olmuştur. Kalemi sayesinde dinin hakiki hüviyetini örtmeye çalışan şüphecilik bulutları dağılmış, hakikatler olduğu gibi herkese görünmeye başlamıştır. Bütün bu ilmi çalışmalar yanında kalbi de takva ile dolu idi. Halvethanesinde tevhit denizine dalmış ve ibadetten başka hiçbir şeyi kendisine arkadaş edinmemişti. Dünyaya metelik vermezdi…
İmam Münâvi'de, Gazâli hakkında şöyle buyuruyor: O bir denizdi. Öyle bir deniz ki, O'ndaki inciler hiçbir denizde bulunmaz. Semalardan daha yüce bir allâme idi. O'nun kalbindeki ilim yıldızlarının kıymeti nerede, gökteki yıldızların kıymeti nerede?
O, dünyanın bütün bahçelerinden daha üstün bir ilim bahçesidir. O'nun ortaya döktüğü değerli inciler sayesinde İslâm milletinin gerdanlığı intizam bulmuştur. İlimlerin engin denizlerine dalıp bid'atçıları geri püskürtmek için gereken çalışmayı yapmaktan bir an bile geri kalmamıştı.
Ebû İbrahim Feth bin Ali el– Bağdâdi, Bağdad Tarihi'nin Zeylinde Gazâli için şöyle buyurmaktadır: "O öyle bir kimse idi ki; gözler o'nun gibi konuşan, o'nun gibi zeki ve anlayışlı kimseyi görmemişti…"
İbn Mukri Tuhfet'ül–irşâd ilâ Sebil'ir Reşad isimli eserinde Gazâli için aynen şöyle buyuruyor: "O'nun mübarek ismiyle göğüsler inşirah bulup kabarır, nefesler sevinir. O'nu ağzına alan büyük âlimler övülür ve kitaplar şöhret bulur. O'nun namının yayıldığı yerde sesler alçalır ve başlar eğilir…"
İbn Asakir, Tarih'inde Gazâli için uzun malûmat vermekte ve medhüsenasını yapmaktadır. Hafız bin Semani'de aynı şeyi yapmıştır.
Hafız Muhibbiddin bin Neccar el–hanbeli, Bağdad Tarihi'ne yazdığı Zeyl'de şöyle demektedir: "Gazâli her sahada fakih ve imamlara önderdir…"
İmam Subki ârif–i Billâh Şeyh Ebu'l–Hasen eş–Şâzeli'den şöyle naklediyor: "Gazâli zamanının efendisi, dili ve bereketi idi. Ben rüyamda Allah celle celaluhu'nun Râsulü'nü gördüm. Hazreti Musa aleyhisselam ve Hazreti İsa aleyhisselam’a soruyordu: "Sizin ümmetinizde İmam Gazâli gibi biri var mıdır?" Onlar "hayır" diye cevap verdiler…"
Zamanının efendisi Ebu'l–Abbas el–Mersi'den Gazâli hakkında sorulduğu zaman şöyle buyurdu: "Ben Gazâli'nin sıddîklara mahsus en yüksek makama çıktığına şehâdet ederim."
KUTÛPLAR ÜÇTÜR
İlimlerin Kutbu; İmam–ı Gazâli
Hâllerin kutbu; Beyazıd–ı Bistâmi
Makamların Kutbu; Abdulkâdir Geylâni
Bu hüküm el–kasd ve's–Sâdâd adlı eserde yazılıdır. Aynı eserde şu satırlar da yer almaktadır: "Bu elbiseyi Gazâli ördü; Abdülkadir, veya Şârâni giydi. Biz de ona gereken nakşı işledik; fakat giyecek insan nerede?" Bu sözde, Gazâli'nin ve Şârâni'nin ledünni ilimlerde çok ileride olduklarına işaret vardır.
Abdüllâtif el–Mutri bir mektubunda İmam Subki'ye Gazâli'yi sorunca şu cevabı almıştır: "Gazâli hakkında insan ne söyleyebilir? O'nun ismi ve fazileti bütün dünyayı kaplamıştır. O'nun sohbetini dinleyen ve kitaplarını okuyan, hakiki değerinin isminden çok daha üstün olduğunu görür…"
Gazâli'nin talebesi Muhammed bin Yahya en–Nişâburi şöyle diyor: "Aklı Kemâl derecesinde olanlar ancak Gazâli'nin fazilet ve ilmini takdir edebilirler…"
Bütün âlimlerin ittifakı ile ümmetin Rabbânisidir. Zamanının müçtehidi, önderi ve müceddididir. Bütün bir memleket O'ndan bahsetmiş, fazileti halk arasında haklı olarak yayılmıştır. Her meslek ve meşrep erbabı tarafından ilim sahasındaki büyüklüğü itiraf ve otoritesi kabul edilmiştir…
Sapık bid'atçılar kendisinden korktuğu gibi cedelciler'de onun getirdiği deliller karşısında sönüp perişan olmuştur. Dakik ve ince çalışmaları sayesinde bid'atçıların ve Ehl–i Sünnet'e muhalif olanların maskeleri alaşağı edilmiş ve yırtılmıştır. Bütün hayatında, sünnet–i seniye ve dine yardımdan başka bir hedefi olmayan Gazâli'nin kitapları, güzellik ve manevi Cemâl'de güneş ışığının yeryüzüne yayılışı gibi yayılmıştır. Muvafık ve muhalif herkes, onun kendisini otorite kabul etmiştir…
Dipnotlar:
1–Avrupa'da yeni ahlak felsefesinin kurucusu olarak kabul edilmekte.
2–George Henri Luis, felsefe tarihi 4 sayı. Cild 2. sayfa 50 Londra |
Tarih: 09.04.2008 Hit: 118
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|