Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» ResimKalesi
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» Ehlullah.com
» İnkişaf
» Tahavi
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» Guraba
» Rıhle Dergisi
» Mehmed Emin Efendi Baba
» İbni Abidin
» Burhan Dergisi
» Menzil.Net
» İslam ve Tasavvuf
» Reddul Muhtar
» Hazırindir
» İslami Multimedya






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.761
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 96
Portal Yazı sayısı: 1.088
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.709
Forum mesajları: 22.408
Sayfa izlenimi: 1.046.060
Bugünkü sayfa izlenimi: 4.159
En son üyemiz: haya

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.61

  Halidiye.com | Nil akıyor Sudan seyrediyor

Nil akıyor Sudan seyrediyor

Nil akıyor Sudan seyrediyor

NECATİ KOLA

Nil denince akla hemen Mısır geliyor. Oysa bu devasa nehrin en büyük havzası Sudan’da. Fakat topraklarının büyük bir bölümü çöl olan Sudan, 1929’daki bir anlaşmadan dolayı Nil’i ancak seyrediyor.

Sudan hükümeti de suyundan yeterince istifade edemediği Nil’in kenarına gökdelenli projeler geliştiriyor. Projeler gerçekleşirse, başkent Hartum, Doğu Afrika’nın Dubai’si olacak.

Teknoloji, baş döndüren bir hızla ilerliyor. Google Earth, internetin son yeniliklerinden biri. Dünyanın her noktasını anında yakın plan görebiliyorsunuz. Afrika’daki katarakt hastaları için anlamlı bir kampanya başlatan ve 100 bin kişiyi ışığa kavuşturmayı hedefleyen İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Sudan davetini alınca, ilk işimiz gideceğimiz ülkeyi ve başkent Hartum’u kuşbakışı incelemek oluyor. Sudan ve Hartum’a baktığımızda, sapsarı bir ülke ve Nil kenarındaki küçük yeşilliklerle yetinen bir başkent görüyoruz. Kendi kendimize “Herhalde bu görüntüler temmuz, ağustosta çekilmiştir. Martta böyle bir görüntü olamaz.” diyoruz.

Türk Hava Yolları’nın haftada üç gün olan direkt seferlerinden biriyle akşam saatlerinde yaklaşık 40 kişilik gazeteci ve vakıf çalışanı grupla Sudan’a uçuyoruz. Uçak, yaklaşık 4 buçuk saatlik bir uçuştan sonra inişe geçiyor.

Hartum Havaalanı, bölgenin merkezi konumunda. Birçok Afrika ülkesine buradan uçak seferleri var. Ama yoğunluk açısından İstanbul ile karşılaştırılamaz bile. Mesela, biz alana indiğimizde pasaport polisleri boş boş geziyordu. Biz gelince koşa koşa yerlerine oturdular ve işlemleri yaptılar. Sayıları da dört-beşti. Yolcular bavulları beklerken dikkatimizi duvardaki ‘Sigara içmek yasaktır’ uyarısı çekti. Fakat uygulama bizdekinden farklı değildi. Tiryakiler bavulları gelinceye kadar birer tane sigara içti. Kimse de uyarmadı.

Sigara yasağını uygulama konusunda aramızda pek fark yoktu; ama çıkışta bizi bekleyen otobüs, ülkeye ayak basar basmaz Sudan ile Türkiye’yi karşılaştırmamıza epey yardımcı oldu. Sudan’ın en lükslerinden biri sayılan; ancak bizde 15-20 yıl öncesinden kalan bu otobüsle kalacağımız otele doğru yola çıktık. Sıcaklığın gündüz 40 derecelerde seyrettiği şehirde gece bile hatırı sayılır derecede sıcaklık vardı. Eski otobüsümüzün gürültüyle çalışan klimaları, kalacağımız Palace Otel’e varıncaya kadar az da olsa serinlememize yardımcı oldu. Nil kenarındaki bu eski otel, Hartum’un en lüks birkaç otelinden biriydi.

Sabah ilk işimiz, odanın balkonundan şehri seyretmek oldu. Bulunduğumuz bölgede çok katlı tek bina, kaldığımız oteldi. Evler genelde geniş bahçe içinde birkaç katlı eski binalardan oluşuyordu. Nil tarafına baktığımızda yeşillikler gözümüze çarpıyor, diğer taraftarlara baktığımızda yeşilden çok sarının tonlarını görüyorduk. Mart ayında olmamıza rağmen Nil’den birkaç kilometre uzaklıktaki yerlerin tamamen çöl rengi olması, bizleri şaşırtıyordu. Bu şaşkınlık, “Nil’den neden yararlanmazlar ki?” sorusunu beraberinde getiriyordu.

Sonradan öğreniyoruz ki 1929’da yapılan bir anlaşma, dünyanın en uzun nehri Nil’den en fazla yararlanma hakkını Mısır’a veriyordu. İngilizlerin bölgeye hakim olduğu dönemlerde yapılan anlaşmaya göre, Nil’den Mısır yüzde 75, Sudan, Kenya, Etiyopya, Uganda ve Tanzanya gibi ülkeler de yüzde 25 oranında yararlanabiliyordu. Üstelik Mısır’dan izin alınmadan Nil ile ilgili bir proje dahi hayata geçirilemiyordu. Bölge ülkeleri, Mısır’ın Nil üzerindeki bu hakimiyetini azaltmak için son yıllarda ciddi girişimlerde bulunuyor.

Hartum’daki ilk günümüz, şehir ve Nil turu ile geçiyor. Geniş cadde ve sokaklar, merkezi yerlerdeki düzgün kaldırımlar dikkatimizi çekiyor. Yollarda bir problem yok; ancak trafik için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Çok az kavşakta trafik ışığı var. Kurallara zaten uyulmuyor. Kavşaklarda tam bir kördüğüm yaşanıyor. Arabanın burnunu ilk sokan geçiyor.

Şehirdeki genel temizliğin iyi olduğunu söylemek zor. Rahatlıkla yemek yiyeceğiniz lokanta sayısı bir elin parmaklarıyla sınırlı. Bunlardan birkaçı Türk. Fakir Sudan halkı, karnını, sokaklarda gelişigüzel kurulan lokantamsı, büfemsi yerlerde doyuruyor. Dikkatimizi çeken bir başka ayrıntı ise en kötü bakkalda bile Amerika kökenli kola markalarının bulunması.

Türk görünce Osmanlı’dan bahsediyorlar

Birkaç saatlik şehir turundan sonra cuma namazını Hartum’un tarihî camilerinden Mescid-i Kebir’de kılıyoruz. Sıcak olduğu için grup olarak caminin avlusundaki ağacın gölgesini tercih ediyoruz. Namazın ardından herkes yanımıza gelip ‘Hoş geldiniz’ diyor. İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince de hemen Osmanlı’dan bahsediyorlar. Bize karşı büyük bir sevgi besliyorlar. Cami yavaş yavaş boşalırken imam bir anons yapıyor. Etiyopyalı bir kişi, şehadet getirerek Müslüman oluyor. Sudanlılar, bu kişiye harçlık vererek onu tebrik ediyor.

Sonra sıra Nil turuna geliyor. Tanzanya, Etiyopya, Kenya ve Uganda’dan doğan, iki kol (Beyaz Nil, Mavi Nil) halinde Hartum’un ortasından geçen Nil’in en büyük havzası, Sudan. Buna rağmen ülke, bahsettiğimiz anlaşmadan dolayı, Nil’den yeterince faydalanamıyor. Nil’e çok yakın yerlerde bile sarı rengin hakim olmasının sebebi bu. Mavi Nil’in kenarından bindiğimiz oldukça eski kayıklarla üç grup halinde Beyaz Nil ile birleşilen noktaya gidiyoruz. Bu noktada Nil’in tahminimizden de büyük bir nehir olduğunu anlıyoruz. Buna bir de şu an su seviyesinin az olduğu, birkaç ay sonra başlayacak yağmur mevsimiyle birlikte debinin iki katına çıkacağı bilgisi eklenince, hayretimiz daha da artıyor.

Kaddafi’nin oteli, Hartum’un sembolü

Turun bitiş noktası. Libya lideri Muammer Kaddafi tarafından yaptırılan ve bitmek üzere olan Libien Otel’in önü. Bu otel, şimdiden Hartum’un sembolü olmuş durumda. Otelin hemen önüne inşa edilen köprü, İstanbul Boğazı’ndakileri andırıyor. Bitmek üzere olan bu köprü, Nil’in ortasındaki oldukça büyük Tutti Adası ile şehri birbirine bağlayacak. Çok sayıda köprünün olduğu Hartum’da bunun gibi başka köprü çalışmaları da devam ediyor.

Turumuzun uğrak noktalarından biri de yaklaşık 10 yıl önce Amerika’nın ‘kimyasal silah üretiliyor’ bahanesiyle bombaladığı Şifa İlaç Fabrikası. Sağlık problemlerinin had safhada olduğu Sudan’da ülkenin en büyük ilaç fabrikasının yerle bir edilmesi, tam anlamıyla bir trajedi. Şu an açık hava müzesi olan fabrikada ilaç şişeleri hâlâ duruyor.

İkinci günümüzü, günde 50 Sudanlı’nın ameliyat edildiği göz hastanesine ayırıyoruz. Yetersiz beslenme, güneş ışınları ve hijyensiz ortam, Afrika’daki katarakt hastası sayısını artırıyor. İleri yaşlarda görülen bu rahatsızlığa, Afrika’da çocuklarda bile rastlanıyor. 2 milyon katarakt hastasının olduğu Sudan’da Türk Göz Hastanesi’ne yoğun bir ilgi var. Bedava olan ameliyatlardan sonra Sudanlılar Türk doktorlara bol bol dua ediyor. Hele bir örnek var ki çok ilginç. İki gözü de katarakt olan bir kadın, 2 ve 9 yaşındaki çocuklarını dünya gözüyle hiç görmemiş. Türk doktorlar sayesinde çocuklarını görünce gözyaşlarına hakim olamamış.

Hartum, Dubai olmak istiyor

Artık dönme vakti... Türkleri çok seven ve vakfın çalışmalarından memnun olan Sudanlılar, bizi VİP’ten uğurluyor. VİP salonundaki projeler dikkatimizi çekiyor. Dubai’yi andıran projelerden Sudan’ın hayallerinin ne kadar büyük olduğunu anlıyoruz. Maketlerle de somut hale getirilen projeye göre Beyaz Nil ile Mavi Nil arasındaki yarımadaya gökdelenler dikilecek; Hartum, Doğu Afrika’nın en önemli ticaret, turizm ve finans merkezi olacak. Peki, bu dev proje nasıl hayata geçirilecek? Ülkenin güneyindeki iç savaşı bitiren ve şu anda sadece Darfur problemi ile uğraşan Sudan, petrol ve doğalgazdan önemli paralar kazanıyor. Hartum’un birçok yerinde inşaatlar yükseliyor. Ülke, Türk yatırımcıların önünde büyük bir fırsat olarak duruyor. Dileriz, Sudan birgün hayallerini gerçekleştirir.

Ve uçağımız kalkıyor. Yükseldikçe Nil ve etrafındaki azıcık yeşillik, sapsarı Sudan’ı ikiye bölen ince bir çizgi olarak kalıyor.
  Tarih: 06.04.2008   Hit: 42
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Çene Olimpiyatları 
Mazhar ERGENE 
İctihad Risalesi Ne Olacak ? 
Hüseyin TÜRKERİ 
Havass İlmi Nedir ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Alimlere Şükran Borçluyuz 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4