|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.741
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 94
Portal Yazı sayısı: 1.057
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.473
Forum mesajları: 21.217
Sayfa izlenimi: 1.005.738
Bugünkü sayfa izlenimi: 763
En son üyemiz: abdussamet
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.61
|
|
Halidiye.com | Nureddin Topçu Hareketin Mütefekkiri
Nureddin Topçu Hareketin Mütefekkiri”Yerlilik”, fikir dünyamıza batılılaşma ile giren bir problem. Bu da normal. Ne de olsa “yabancılaşma” gibi bir dert olmadan, birisinin çıkıp “yerlilikten” bahsetmiş olması halinde, o kişiyi hiç kimsenin ciddiye alması mümkün olmazdı. Değerlerin altüst olması, kavramların hercümerc olmasıyla birlikte “yerliliği” de ithal etmişiz. Tıpkı sosyalizm, liberalizm ve nasyonalizm gibi “yerlilik” de problematiğimize bir ithalat hareketinden sonra girmiş.
Yahya Kemal Beyatlı’nın eve dönmesi için Paris’e gitmesi gerekmiş; Cemil Meriç’in ise Hind’e...
Bu insanlar gittikleri yerlerde kalmamışlar hiç şüphesiz. Yoksa dönemeyen asla dönemeyecek olan o uzun aydınlar listesine dahil olurlar ve birer müstesna şahsiyet olmazlardı. Nurettin Topçu’nun da bu listede özel bir yeri var.
Erzurumlu Topçuzâde Ahmet Efendi’nin oğlu olan Nurettin Topçu, dünyamızı 1909’da teşrif etmiş. Annesi ise Eğin’li (Şimdiki Kemaliye) Fatma Hanım. Dedesi Osman Efendi, Erzurum’un Ruslar tarafından işgali sırasında Türk ordusunda topçuluk etmiş; aile adı ise oradan kalmıştır. Erzurum ile İstanbul arasında canlı hayvan ticareti yapan babası Ahmet Efendi, işleri Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bozulmasıyla Çemberlitaş’ta açtığı mütevazı bir kasap dükkanında ticarî hayatını sürdürmeye başlar.
Sorbon’da Türk bayrağı
Nurettin Topçu, altı yaşında Bezmiâlem Valide Sultan Mektebi’nin ana kısmına yazılır. Burayı bitirdikten sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi (şimdiki İstanbul Lisesi civarında)ne verilir. Mektebi birincilikle bitirir. Vefa İdadîsi’ni de (ortaokul) birincilikle bitirdikten sonra İstanbul Lisesi’ne kaydolur. Burada felsefeye ilgi duyan Topçu, eğitim için aldığı burs ile Fransa’ya gider. Topçu önce Bordo Lisesi’ne nakledilir. İlk yazı denemelerini burada kaleme alır ve üye olduğu Sosyoloji Cemiyeti’ne gönderir. Moris Blondel’i bu lise döneminde tanır. Daha sonra mektuplaşırlar. Burada psikoloji sertifikasını verir. İki sene sonra Strazbourg’a geçer. Üniversitede felsefe tahsil eder. Ahlâk kurlarını tamamlar, sanat tarihi lisansı yapar.
Fransa’da Maurice Blondel, Remzi Oğuz Arık ve Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ile tanışan Topçu’nun fikriyatının şekillenmeye başlaması da bu döneme denk düşer. Nitekim Ünlü Fransız filozofu Blondel’in fikri çizgisine verdiği isim olan Hareket Felsefesi Topçu’nun da Türkiye’de çıkardığı derginin adı olacak ve Topçu Anadolu’ya has milliyetçilik nazariyesini ve yerli hareket düşüncesini ona dayandıracaktır.
Fransa’da çeşitli fikir kulüplerine devam eden Topçu, buradaki Türk ve Fransız düşünürlerle ilişkiler kurar. Üniversite tahsilini tamamlayan Topçu, Sorbon’da doktora yapmaya başlar. Bu üniversitedeki doktora programını tamamlamış ilk Türk öğrenci olan Topçu kendisi için yapılan törende ne istediği sorulunca o da okulun gönderine Türk bayrağının çekilmesini isteyerek fikri tercihinin ilk tezahürlerinden birini de göstermiş olur.
Milli öğretmen...
Topçu, Fransa’da yaptığı parlak tahsilden sonra Türkiye’ye gelince zamanın en iyi okullarından biri olan Galatasaray Lisesi’nde Felsefe öğretmeni olarak göreve başlar. Onu iyi bir kariyer beklemektedir ama Topçu kariyerist değil, idealist biri olduğu için eğitim sisteminin çarpıklıkları bir duvar gibi önüne dikilir. Hem de düğün gününde. Hüseyin Avni Ulaş, Topçu’nun babasının dostu olmasının ötesinde onun şahsiyetinin gelişmesinde de önemli bir rol oynamıştır. Topçu yurda döndükten sonra Ulaş’ın kızı Fethiye Hanım’la evlenir.
Düğün gününün akşamı İzmir Atatürk Lisesi’ne tayin emri gelir. Bu tayinin sebebi de Galatasaray Lisesi Müdürü Behçet Bey’in o sene haziran imtihanından geçmesini istediği altı kişilik bir öğrenci listesiyle ilgili olarak Nurettin Topçu’nun “Eğer bunlar çalışkan talebelerse elbette geçerler”’ cevabını vermesi ve emre itaat etmemesidir. Ankara’nın bu ahlaki isyana karşı tepkisi ani olur ve Topçu’nun tayini İzmir’e çıkar.
Diğer öğretmenlerin kariyerleri gereği “evet” demeye talip oldukları işlere “hayır” diyebilecek kadar cesur olması Topçu’ya sürgün yolunu açar ve İzmir’e tayin olur.
Topçu, İzmir’de öğretmenliğinin dördüncü yılında ismiyle özdeşleşen Hareket dergisini çıkarmaya başlar.
İl kez 1939’da yayınlanan bu dergi ile Nurettin Topçu, artık resmî çevrelerin sürekli izlediği, sorguladığı mimlenmiş bir kalem olacaktır. Nitekim Hareket’te yayınlanan “Çalgıcılar yine toplandı” isimli yazıdan dolayı açılan soruşturma üzerine Denizli’ye sürgün edilir. Denizli’de bulunduğu yıllarda Said-i Nursi ile tanışır, o sırada yapılan mahkemelerini takip eder.
Bir müddet sonra tekrar İstanbul’a dönen Topçu Hoca, sırasıyla Haydarpaşa Lisesi, Robert Koleji, Vefa Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi ve İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaparken Bergson üzerine yazdığı tezle de üniversitede Hilmi Ziya Ülken’in doçenti olur. Ancak hak edilen doçentlik kadro olarak karşılığı bulunamadığı için Topçu hayatı boyunca “eylemsiz” bir doçent olarak kalır.
Sistem Topçu’yu üniversiteye kazandırmak yerine dışlamayı tercih etmiştir zira onun tercihi “kariyerizm”e talep edenlerden yanadır.
Topçu böylesi bir dönemde yine kendisine kariyer getirmeyecek bir kapının önündedir ve girmekte tereddüt etmez. Çocukluk arkadaşı Sırrı Bey vasıtasıyla devrin manevi büyüklerinden Hasib ve Abdülaziz Efendilerle tanışan Topçu, bu kişilerden hayatı boyu sürecek etkiler alır, Nakşî şeyhî Abdûlaziz Bekkine Efendi’ye intisab eder.
Talebeleri hoca oldu
Nurettin Topçu, hareket felsefesini ve Anadolucu fikirlerini işlediği Hareket dergisini fasılalarla 1939-1947, 1947-1949, 1952-1953 yılları arasında; 1966 yılından itibaren de düzenli olarak vefatına kadar çıkardı. “Türklük beden, İslamiyet ruhtur” diyordu. İsyanın bile ahlaklı olması gerektiğini söylüyordu.
Milliyetçiler Derneği’nde aktif cemiyetçilik yapan, 1961’de Adalet Partisi’nin kuruluşunda aktif rol alan ve Konya’dan milletvekili adayı olan Topçu, 1966’dan itibaren fazla geniş olmayan bir kadro ile Hareket dergisine ağırlık verir ve ömrünün sonuna kadar Anadolucu bu genç kadro ile mütevazı bir çevre oluşturur.
1974’te yaş haddinden emekliye ayrılan Nurettin Topçu, emekliliğinden bir müddet sonra 1975 Nisan’ında hastalandı. Hastalığının teşhisinde güçlük çekildi. Pankreas kanserine yakalandığı ise ancak ameliyatta belli oldu. Topçu, 10 Temmuz 1975’te vefat etti.
Fatih Camii’nde kılınan namazdan sonra Topkapı’da Kozlu Kabristanı’na defnedildi.
Topçu hakkında bilimsel bir araştırma yapan Prof. Süleyman Seyfi Öğün, Topçu’nun bu dergi ile entelektüel sağın öncüsü olduğunu belirtir. Hareket ekolünde yetişen çok sayıda insandan bazıları ise şunlar: Cemil Meriç, Orhan Okay, Ahmet Debbağoğlu, Mustafa Kara, Mustafa Kutlu, Ezel Erverdi, D. Mehmet Doğan vs.
Eserleri...
Nurettin Topçu’nun tümü Dergâh Yayınları tarafından basılan kitapları ise şöyle: İsyan Ahlakı, Garbın İlim Zihniyeti ve Ahlak Görüşü, Mehmet Akif, Şehit, Türkiye’nin Maarif Davası, Komünizme Karşı Yeni Nizam, Ahlak Nizamı, Yarınki Türkiye, Büyük Fetih,Var olmak, Varoluş Felsefesi, Bergson, İradenin Davası, İslam ve İnsan, Devlet ve Demokrasi, Kültür ve Medeniyet, Mevlana ve Tasavvuf, Milliyetçiliğin Esasları, Taşralı, Felsefe, Psikoloji, Mantık, Sosyoloji, Ahlak, Amerikan Mektupları / Düşünen Adam Aramızda.
Nurettin Topçu hakkında ayrıntılı bilgileri bulabileceğiniz başlıca eserler Dergâh Yayınları’ndan çıkan Nurettin Topçu Armağanı, Hece dergisinin 2006 Ocak’ta çıkan Nurettin Topçu özel sayısı ve İsmail Kara’nın geçtiğimiz günlerde Dergah Yayınları’ndan çıkan kitabı Sözü Dilde Hayali Gözde.
Gelin sözümüzü bal ile yani Nurettin Topçu’nun müjdeler içeren cümleleriyle bitirelim: “Cemiyeti yoğuracak ruh, ne bir sihirbazın ruhudur, ne de Gordiyon’daki düğümün üzerine kılıcını indiren kahramanın ruhudur. O bir halaskârın zafer neşesiyle sarhoş ruhu olmadığı gibi kara kaplı, kaba cüsseli kitapların üzerine eğilen bilgiçlerin ruhu da değildir.
Taklit mayası onu yoğuramayacağı gibi itham ve inkâr mayası da onu yoğuramaz. O ruh bize kaybolan benliğimizi bulduracak. Bin nedametle nihayet anladık ki dünyada belki herşeyi bulmak kolay, kendini bulmak zormuş. Kendimizi nerede bulalım? Kendi dışımızda nereye koştuksa gurbette kaldık.
Kendimize nasıl koşalım? Bize bir aydınlık, bir rehber lâzım, diyorlar. Her tarafı, her zerresi rehber olan, her ciheti aydınlıkla dolu âlemde tek aydınlık, bir rehber arıyoruz. Cemiyeti yoğuracak ruh, eski Asya’nın hikmetiyle Kur’an’daki ilhamı kendinde birleştirdiği halde, Garb’ın dört asırlık ilmine zihniyetine sahip, felsefesine âşinâ olacak Anadolu dervişinin ruhudur.” |
Tarih: 05.04.2008 Hit: 28
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|