Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.630
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.569
Forum mesajları: 16.496
Sayfa izlenimi: 861.516
Bugünkü sayfa izlenimi: 397
En son üyemiz: deli1453

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Kurana Uymak

Kurana Uymak

KURANA UYMAK

Kur'an-ı Kerîm'in sekiz vechi vardır:

1 Zahir, 2- Bâtın, 3- Zahirin zahiri, 4- Bâtının bâtını, 5- Zahirin bâtını, 6- Bâtının zâhiri, 7- Her bâtının bâtını, 8- Her zâhirin zâhiri...

Tabiatına muhalefet eden ulemâ-ı ümmet rahmetullâhi aleyhim'in kalblerine, Kur'an-ı Kerîm'in ilminden, su gibi hayat veren feyz-i ilâhî akmıştır. Bunlardan ehli tasavvuf, zâhiren ve bâtınen Kur'an'ın ahkamını öğrenmişler ve Onun ahlakıyla ahlaklanmaya muvaffak olmuşlardır. Kimisi zâhid, kimisi âbid, kimisi hâs-ul havâs olup masivadan alakayı kesmişlerdir. Kendilerini emre itaat ve yasaklanandan kaçmakla mahvetmişlerdir. Zühd ve takva sebebiyle ikinci göz ile görüp, ikinci kulak ile işitmişler ve ikinci bir kalb ile İslamı kabul etmişlerdir. Cismânî kuvvetlerini yok etmekle, ruhânî kuvvetle her azayla görüp işitmişlerdir. Kendileri hakîki varis olmuşlardır. Bunlara hakiki fakih ve şeriat bayraktarları denilmiştir. Ehli tasavvufa, ehli tarikat da denilir.

Tefsir alimleri, Kur'an'dan aldıkları feyz ile, ilm-i tefsîrin çeşitleri, ilm-i te'vîl, ilm-i lugat, ilm-i belâğat, ilm-i sarf, ilm-i tefsîr cihetiyle Peygamber'in varisleridir.

Ehli Hadis, sahih, hasen ve zayıf hadisleri zabdedip, rivayet eden zatların isimlerini kemal-i itinayla ezberleyip, yanlış ve iftiralardan berî hadisleri topladılar, seçtiler, izah ettiler; mevdû' ve asılsız hadisleri reddettiler... Ulumâ-ı tefsirle beraber her yeni ahkamı Kur'an'a ve hadislere uydurmuşlardır. Kur'an ve hadisleri kat'iyyen ve asla hadiselere uydurmamışlardır. Buna dikkat...

İşte İmam-ı A'zam rahimehullah, Kur'an'a canını feda etti; fetvayı uydurmadı... Ounun gibi niceler... Ahmed bin Hanbel rahimehullah senelerce işkenceye sabır ve tahammül gösterdi; ağzından yanlış söz kaçırmadı. Bunlara da vâris-i hakîkî ve ehli hadis derler fukaha da derler... Fukaha, edille-i şer'î olan ayet, hadis, icma' ve kıyastan delil alırlar. Füru'da hükümleri zabdederler. Furuu aslına birleştirmek için delil getirirler. Usûlü fıkıh ilmini tesis ettiler. Bunların hepsi vâris-i hakîkî'dir...

Dördüncü asırdan sonra İslam düşmanları her ne kadar dört taraftan hücüm ettilerse de, Cenâb-ı Rabb-il İzzet, Resûlunun varislerini hıfz-u himaye etmiştir. Sonradan ilm-i fıkıhtan ilm-i usul-u fıkıh ve ondan da ilm-i hilaf ve ondan da ilm-i cedel çıktı. İlm-i fıkıhta, ilm-i ferâiz dahildir. Ferdin, fıkıhtan bir parça olması hasebiyle, onun bilinmesi için ilm-i mukabele vesaire ilimler çıkarıldı. Böylece bu Dîn-i Mübîn = Şeriat-ı Mustafaviyye esaslaştı. Bu ilimlerle iştigal edenlere Ehli Sünnet velCemaat denilir. Gayeleri, illetsiz, fiilen Kur'an ve Sünnet emriyle yaşamak ve yaşatmak idi.

Kişi bilmediği ve yapamadığı noktanın düşmanıdır kaidesi ne kadar da doğrudur... Gerek ehli küfür, gerekse ehli hevâ ve heves, Ehli Sünneti yaşatmamak için acaib bir şekilde gayretlerini sarfederler. Lakin hak gelince bâtıl mukavemet edemez. Ehli Sünnet alimlerinin kalbleri, Rasûlullah'ın deniz ilminden isabeti kadar coşmuştur. Sade ve saf ilimleri ve madenleri, ilelebet bakidir...

Kur'an ve hadisten başka bir şeye ihtiyac yoktur diyenlerin sözü doğrudur, fakat altında hile ve tezvir vardır; bu kelimeyi tuzak etmişlerdir. Filhakika Kur'an ve hadisleri bilmek için tek çare dört mezheb alimlerinin arkasından gitmektir. Doğrusu, Kur'an ve hadisi kendi heva ve hevesimizle, kısır akıl, örümcek beynimizle anlamaya kalkışmamalıyız. Ayet ve hadisleri, haklarında hadisle müsbet şahitlik yapılmış, ilk üç asırda yaşayan ulemanın anlayışıyla anlamaya çalışmalıyız. " Fukahanın görüşleri beşeri sistem ve tağuttur " diyenlerin sözleri, köksüzdür; hakikaten kendileri tağuttur. Çünkü heva ve heveslerine davet ederler. Mezheb imamlarımız ise, Allah ve O'nun Rasûlu'ne davet ederler.

Her zamanda heva ve hevesini terk etmeyenler, müslümanlara zamana uymalarını telkin etmişlerdir... Sebebi, Ehli Sünnet velCemaat gibi İslam'ı yaşamaktan aciz kalmalarıdır. " Zaman sana uymazsa, sen zamana uy " sözleri acizliklerinin ifadesidir. İşte bunun içindir ki ağızlarında ayet ve hadis mealleri bol bol.. Şahsen benim görüşüm diye her bir köşede bir mevlidhan, her bir kahvede bir canbaz... Vaiz olmayan kimse hiç yok; va'zı ile amel eden de enderdir. Benim görüşüm demek ictihadım demektir; öyleyse herkes müctehid olmuştur ! ...

Dinden anladığımız kadarıyla bize düşen vazife, ilk üç asrın içinde yaşayan ulemanın sözlerini, görüşlerini zabdetmektir. Usul ve kaidelerini öğrenmektir çare... Nitekim Müslim ve Buhârî'nin tahric ettikleri, Abidet-us-Selmânî ve başka Sahabîden gelen rivayette Rasûlullah sallallahu aleyhi e sellem şöyle buyurur:

" Ümmetimin en hayırlısı benden sonra gelen asırdır. Sonra onların peşinden gelenler. Daha sonra onların peşinden gelenler. Sonra öyle bir kavim gelecektir ki, onlardan birinin şehadeti yeminini, yemini de şahadetini geçecektir. "

Binaenaleyh haddimizi bilmeliyiz. Ebû Hanîfe, İmam Mâlik, İmam Şâfii, İmam Ahmed bin Hanbel ve emsalleri, yukarıdaki hadisin müsbet şahadetine dahildirler. Kitabları zamanlarından zamanımıza kadar tevatür ve senedle naklonulmuştur... Onlardan birini bırakıp da, şimdi bir profesörün kurduğu mezhebe girmeyi vicdan kabul eder mi!?...

Hele hele, yeni bir kavim bu son yüz sene içerisinde türedi. Hadisleri dahi devreden çıkarıyorlar. Kimisi de " şu hadis zayıftır, şu mevdu'dur derler. " Ve bunu diyenlerin kısm-ı azamisi, Kur'an'ı yüzünden okumaktan aciz... Allah intibahlar versin....


İKTİBAS: Dilara Yayınları Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür...
  Tarih: 02.04.2008   Hit: 24
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker