|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.625
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.544
Forum mesajları: 16.402
Sayfa izlenimi: 858.860
Bugünkü sayfa izlenimi: 924
En son üyemiz: noxchi
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Her İnsan Aldanabilir
Her İnsan AldanabilirHer insan aldanabilir!
B"Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin' demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (4/94)
Rabbimiz bu ayet–i kerimeyi Fedek'li, 'Mirsad İbn–i Nehik' hakkında inzal buyurdu.
Bir zaman Efendimiz Sallallahu Aleyh ve Sellem 'Fedek' halkı üzerine ordu gönderdi. İslam ordusunun üzerlerine geldiğini gören 'Fedek' halkı, korkup kaçtılar. İçlerinden sadece bir kişi kaçmadı. Oda 'Mirsad İbn–i Nehik'dı.
Bir tarafta Misad, diğer tarafta İslam ordusu. Kâfirlerin kaçtığını gören Müslümanlar tekbir getirdi. Tekbiri duyan Mirsad, gelenlerin Müslüman olduğunu anlayınca, kendiside tekbir getirerek, İslam ordusunu karşıladı.
İslam ordusunun kumandanı olan Usame, Mirsad'a inanmadı. Onun kendilerinden korkup, canını kurtarmak için bu yola başvurduğunu düşündü. Ve Misad'ı öldürdü.
Usama yanıldı. Gerçekten Mirsad'ın iman ettiğini bilmiş olsaydı, onu hiç öldürür müydü?
* * *
Ordu Medine'ye dönünce, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz olaydan haberdar oldu. Efendimiz bu olaya çok kızdı. Usame'yı derhal huzuruna çağırdı:
–Ey Usame o Müslüman niçin öldürdün? dedi.
Usame:
–Ya Resûlullah! Bizden korkup, canını ve koyunlarını kurtarmak için iman ettiğini zannettim, dedi.
Peygamber Efendimiz:
–Onun kalbini yarıp ta baktın mı? Bir insan 'Lailâhe İllâllâh' demişken sen onu nasıl öldürürsün? buyurdular.
Usame bu hadiseyi yıllar sonra soranlara o anı şöyle anlatırdı:
"Resulullah bu sözü o kadar tekrar etti ki, içimden dedim ki 'keşke daha önce Müslüman olmasaydım da bugün Müslüman olmuş olsaydım."
Hazreti Usame bu hadiseye o kadar üzülmüştü...
Bu hadisede Hazreti Uzame'ye kısas yapılmadı. Çünkü yaptığı işte ictıhatla amel etmişti. Müçtehit bazı kere içtıhatınde hata yapabilir. Yapılan içtıhatın isabet etmesi halinde iki sevap, isabet etmemesi durumunda bir sevap vardır.
Buradan şunu anlamalıyız ki "her insan aldanabilir" Bakıyorsunuz ki, "bir haber gelmiş falanca şöyle dedi, şöyle yaptı" hemen gelen habere göre hüküm veriyoruz. Ne kadar yanlış yapıyoruz değil mi?
Ne buyuruyor Rabbimiz:
"Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz."(49/6)
Bu ayet–i kerimeye uygun hareket edilmediğinden nice cinayetler, kötülükler işleniyor. İnsanlar birbirine giriyor, düşmanlıklar alıp başını gidiyor.
Allah Celle Celaluhu bütün kullarına karşı her an murakabe halindedir. Allah kullarını savaşta, barışta, evde işte, tarlada, sokakta her hal ve ahval da görmektedir. Sadece görmekte değil, kalplerimizi ve niyetlerimizi de bilmektedir.
Allah Celle Celaluhu 'Fedek'lı, 'Mirsad'ın hem dili hem de kalbi ile iman ettiğini biliyordu. İşte bunun içindir ki; Mevla Teala "size selam verene ve Müslüman olduğunu söyleyene sen Müslüman değilsin" demeyin buyuruyor.
Rabbimiz ayet–i kerimenin sonunda da: "evvelce sizde böyle idiniz" buyurdu. Evvel zamanda sizlerde yanlış yolda idiniz, sonra Hak yola girdiniz. Mirsad'da yanlış yoldan doğru yola donmuştu. Sizin donuşunuz kabul edildi de, Mrsad'ın donuşumu kabul edilmeyecek.
Mucize insanları iman ettirmez!
"Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Hâlbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi vardır.”(13/7)
Bu ayet–i kerimde Rabbimiz, Peygamberimize şöyle buyuruyor: "Habibim! Sen duymuyorsun ama ben duyuyorum, senin lehine, aleyhine ne konuşuluyorsa benim haberim var. Ben tam manası ile onlardan senin intikamını alacağım."
Müşrikler de :
"Bu peygambere Rabbısı tarafından istediğimiz ayetler indirilmedi," diyorlardı. Mevla'mızda onlara cevap veriyor: "Habibim! Sen ancak zor geçitleri haber vermekle, onlara korkutucu olarak gönderildin. Herkesin keyfine uymak için gönderilmedin."
Anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılsın diye Rabbimizin şu ayet–i kerimesine dikkat edelim:
"Fakat onlara tarafımızdan o hak Peygamber gelince: 'Musa'ya verilen mucizeler gibi ona da verilmeli değil miydi?' dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? 'Birbirini destekleyen iki sihir!' demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz." (28/48)
Musa Aleyhisselam'ın bir asası vardı. O asayı yere attığı zaman hemen ejderha olurdu. Bir başka mucizesi daha vardı ki; oda elini göğsüne sokun tekrar çıkarınca, eli ışıl ışıl, bakan gözleri kamaştıracak şekilde bembeyaz olurdu. Müşrikler dedi ki; "Musa'ya verilen bu mucizelerin bir benzeri Muhammed'e niçin verilmedi?"
Böyle söyleyenlere Mevla'mız yukarıdaki ayet–i kerime ile cevap verdi. "Mucizeler insanları iman ettirmiş olsaydı, o zaman onlar Musa'ya iman etmiş olacaklardı.” Mucizeyi gördükleri halde Musa'ya iman etmediler. Musa Aleyhisselam'ın zamanındaki imansızlar gibi sizinde karakteriniz bozluktur.
Bu insanlarla başa çıkılmaz. Ancak Allah–u Teala başa çıkabilir. Görüyor musunuz? Rabbimiz ne güzel cevap verdi:
"Habibim! Sen ancak korkutucusun, ayetler icat edici değilsin. Onların istediği ayetleri Musa'ya verdik, onların küfürleri arttı. Bunlara versek farklı olmayacak, sadece küfürleri artacak.”
* * *
"Her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceğini Allah bilir. Onun katında her şey ölçü iledir."(13/8)
Allah Teala sadece insanların dişilerinin değil, bütün hayvanatın, dişilerinin yüklendiklerini biliyor. O yüklendiklerini daha su halinde iken ne olduğunu biliyor. Sadece ne olduğunu mu? Akıllı mı, akılsız mı, güçlü mü, zayıf mı, kâfir mi, Müslüman mı olacağını bilir.
Rabbimiz buyuruyor ki:
"Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır."(31/34)
Mevla Teala ayet–i kerimede buyurduğu beş hususu sadece kendisi bilir. Günümüz insanları sözde ana rahminde olanın cinsiyetini biliyor. Kız mı, erkek mi olacağını haber veriyorlar. Nasıl yapıyorlar, çocuk ana rahminde şekillendikten sonra ancak anlayabiliyorlar.
Hâlbuki Rabbimiz, daha ana rahminde bir damla su, pıhtı iken ne olacağını biliyor. Daha öncesinden biliyor. Rabbimizi tanıyalım, ona gerçek manada kulluk edelim. Ondan başka ilah yoktur.
LÂ İLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH diyen herkesle din kardeşiyiz!
"Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk' deyin."(2/136)
Kulağıma geliyor Müslümanlar arasında konuşuluyor. "Şucular istikamet üzere değildir, biz istikamet üzereyiz" yada "yada şunlar doğru yolda değil, biz doğru yoldayız." Gibi sözlerle ayrılıklar meydana getiriliyor.
Hâlbuki "Lâ ilâhe illâllah Muhammedür Resulullah" diyen herkes birbiri ile iman kardeşidir. Şunu unutmayın, bazı mümin kardeşlerimizin, bir takım noksanlıkları olsa da onlar yine de bizim kardeşlerimizdir.
Elhamdülillah itikatları tamam olan kardeşlerimize, Allah–u Teala en kısa zamanda noksan taraflarını tamamlamayı nasıp eder inşallah...
"Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir." (2/137)
* * *
Efendibabamdan dinlemiş, başından geçen bir olayı şöyle anlatmıştı:
"Bir gece seher vaktinde oturmuş tefekkür ediyordum. Baktım şeytan aşikâre yanı başımda duruyor. Bana dedi ki:
–Sen hangi mezheptensin?
Bende:
–Ehl–i Sünnet ve'l–cemaat mezhebindenim, dedim.
Şeytan:
–Mezhebinin hak olduğuna delilin nedir?
Ben:
–Kur'an–ı Kerim'dir, dedim.
Şeytan:
–Her mezhep senin gibi Kur'an–ı delil gösteriyor. Onların haksız senin haklı olduğunu nasıl anlatacaksın.
Bunun üzerine Şeytan'a haklı olduğumu beyan eden birçok ayet–i kerime ve hadisi şerifler okudum. Ne var ki hiçbiri şeytanı ikna etmedi. Şeytanla bu mücadelem uzun surdu, yorgun düştüm, aciz kaldım. Yanındaki yatağa uzandım. Yatağa sırt üstü uzanmıştım ki, Mevla Teala Bakara süresinden bir ayet–i kerimeyi aklıma getirdi. Hemen yataktan kalktım ve Şeytan'a şu ayet–i kerimeyi okudum:
"Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa, doğru yolu bulmuş olurlar. Dönerlerse, mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir." (2/137)
Ayet–i kerimeyi okuduktan sonra dedim ki: "Bu ayet–i kerime nazil olduğu zaman ne Mutezile nede Şia ne Cebriye ne Kaderiye nede diğer batıl mezhepler ortada yoktu. Sadece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı vardı, onlar hak üzerinde idiler. Bu durumda dünyanın son günü gelinceye kadar, ancak Resulullah ve ashabı gibi inanıp, onlar gibi amel edenler, onlara hakkıyla tabı olmuş ve hidayet üzerine olmuş olurlar. İşte 'Ehl–i sünnet Ve'l–Cemaat' işte bu yol üzerinde olanlardır.
Şeytan bu açıklamam üzerine hiçbir şey demeden çekilip gitti."
Ey Müslümanlar! Buradan çıkaracağımız çok önemli bir ders var. Herkes ben hak yol üzerindeyim diyebilir. Hak yol üzerinde olmanın delili nedir? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl inandı ise öyle inanıyorsak, o zaman doğru yoldayız. Resulullah'ın inandığı gibi inanan, yaptığı amel gibi amel edenler doğru yoldadır. Bunun aksı durumunda olanlar ancak ayrılık yolundadırlar.
Bu yol Kur'an yoludur. Kur'-an'dan uzaklaştın mı işin bitti. Sünnetten ayrıldın mı işin bitti. Menfaatleri için bir oya bir bu yana donenler var. Onlarda fitne ehlidir.
"Cihan fitne dolmuş gel gidelim,
Cemali ba kemale seyridelim."
Pişmanlık gününe hazır mısınız?
"Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler." (41/30) Bu ayet-i celileye muhatap olan bahtiyar mümin kişi kabrinden kalkar kalkmaz, melekler elinden tutup onu götürecekler. Ona diyecekler ki:
-Ey bahtiyar kişi! Çok büyük fırtınalar olacak. Sen sakın korkma, bugün senin için korku yoktur.
Bu durumu şöyle düşünün. İçinizden biri alışveriş için çarşı pazara çıkar. Cebinde paran varsa, esnaf seni sever, senin peşinden gelir. İsteğin, ihtiyacın nedir diye sorarlar ve isteklerini sana vermek için can atarlar.
Ahiret hayatında da buna benzer durum yaşanacak. Ahiret hayatına hasene getirenlerin işleri kolay olacak. Bir tek kelime-i tevhid terazinin bir gözüne konulacak, diğer gözüne de yerler gökler bütün kâinat konulacak, tevhid olan taraf ağır basacak.
Kardeşlerim! Şu kelime-i tevhidin ne büyük olduğunu anladınız mı? Çok ağır bir kelimedir. Bu kelime-i tevhidi söylemeyenler, ne kadar büyük kayıptadırlar bir bilseler. Sorarım size 'bugün beş bin tane "Lâ ilâhe illâllah" dedim yetmez mi?’ Yetmez...
Bunu ticaret gibi düşünün, kapı açık, çalışın, çalışın...
Vakitlerinizi, özellikle boş vakitlerinizi çok iyi değerlendirin.
* * *
Namazlara çok dikkat edin. Sakın ha namazlarınızı zayi etmeyin.
Rabbimiz buyuruyor ki:
"Namaz kılanlar ki onlar namazlarında devamlıdırlar."(70/23)
O namaz kılanlar cemiyetlerini bir namaz vaktinden diğerine kadar muhafaza ederler.
"Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar..."(3/191)
Rabbimiz bu ayet-i kerime ile bize bütün hallerimizde zikir üzere olmamız gerektiğini bildirmektedir. Her an Allah'ı anmanın değişik şekilleri vardır, bunlardan biri Kur'an-ı Kerim'in manasını düşünerek okumaktır.
* * *
Tekrar başa dönecek olursak, "Hasene ile gelenler için hayır vardır ve onlar o günde korkudan emin kimselerdir" ayet-i kerimesini hiç aklımızdan çıkarmayalım.
O mahşer gününün fırtınalarını, dehşetini, korkularını iman ehl-i, salih amel işleyenlerde görecek, hatta korkudan titreyecekler. Yukarıda yazdığımız gibi, kendilerine olmasa bile, gördüklerinden dolayı kapılacaklar. Müminlerin korktuğunu gören melekler:
-Korkma, o senin için değil, diyecekler.
Salih amel sahibi müminlere dehşeti görecek, sadece gördüklerinden korkacaklar.
* * *
"Rablerinin huzuruna kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atılırlar. (Onlara) 'Ancak yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz! denir."(27/90)
Ayet-i kerimede kâfirlerin yüzlerinin zikredilmesinin özel bir anlamı var. Yüz ifadesi, onların karşı karşıya kalacakları zilletin ne kadar zor ve çetin olacağının işaretidir.
Mahşere, seyyie ile gelen kimse seyyiesi sebebiyle tepe takla cehenneme atılmadan önce feryadı figana başlar. Bağıracaklar "dayanamıyoruz" diye. Onlara denilecek ki; "burada başınıza gelen dünyada işlediğiniz kötü amellerinizin karşılıdır."
Bu haberlerden sonra Rabbimiz Habibine hitaben şöyle buyuruyor:
"Ben ancak, bu şehrin, Mekke'nin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam ve Kur'an okumam emredildi. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım."(27/91-92) |
Tarih: 01.04.2008 Hit: 43
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|