Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.665
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 949
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.347
Forum mesajları: 12.117
Sayfa izlenimi: 657.731
Bugünkü sayfa izlenimi: 3.648
En son üyemiz: gülizarıhacegan

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Tarih ve Şuur

Tarih ve Şuur

Tarih ve Şuur
Faruk DİNLER



Tarih birbirini kovalayan hadiseler ırmağı, insan neslinin zaman içindeki akışıdır. Milletler istikbale bu akışın merceğinden bakarlar. Irmaklar geçen zamanın üstünden. Geçtiği yerlerde herşey kurumuş, yıkılmış, sadece ağıt iniltileri kalmıştır. Öyle ırmaklar da vardır ki berrak mı berrak. Suya düşman olanlar bile hasretle bakmış. Gönülleri şad, şehirleri abad eylemiş.

Tarih milli hafızadır. Mazisini bilen nesil bu bilgiyi şuuruna yerleştirdiği zaman, hayatını bu istikametle düzenler. Kendini tarihinin bir parçası sayar. Hayatını, milletinin hayatı halinde uzamış görecektir. Kendisi gibi inanan, düşünen ve duyanlarla beraber olmaktan zevk duyar. Milli kabiliyetinin hudutlarını tarih sayesinde görür.

Üç gün muharebe nizamı alınıp, üç saat kılıç çekilen, sonra bir ülkenin vilayet olarak vatana katıldığı devirlerin uğultusu gelir türbelerden. Yunus’un mısralarını kanatlandıran iman, Süleymaniyede kubbe, kitapta ilim, kalpte merhamet, kubbede sanat ve çini, Kafkas dağlarında azim ve cesaret halinde tecelli eder.Hatay civarında pek perişan olan haçlı ordusuna yardım elini uzatan haçlı yazar “Ey hiyanetten daha zalim olan merhamet! 0 kadar zalimsin ki bana düşmanımı sevdirdin.” diyordu. İşte budur fazilet ve merhamet.

Milletimiz faziletiyle tarih sahnesinde en hareketli rolü oynarken, insanlıkla başlayan bu kavgada pek şerefli bir mevki elde etmiştir. Hakkın zalimler üzerine kalkan kılıcı haline gelirken, İlahi Fermanda övülen zümre olma vasıflarını uzun bir süre korumuştur.

Fakat zirveden sonra yol, yokuş aşağıdır. Yükselen büyüyen her fani düşecektir

“Dağı tanıyan nasıl tanımaz uçurumu Madem ki çıkış var, iniş olmaz olur mu.”

N. F. K.

İhanet ve ateş çemberinin içinde, hasım bir dünyanın ortasında on asır Hakkın nöbetini tutan, düşmanına mağrur ve vakur, dostlarına hami ve halim şanlı millet ağaç gibi budanırken balta seslerini raksına müzik yapanlar da oldu. Haçlı birikmiş, bilenmiş asırlık kinini kustu. Adını peygamberinden alan “Mehmetcik” dört mevsimi bir anda yaşadı. Kah olur kızgın kumun üstünde koşar kah olur hastalık ummanında boğulur. Yeriyurdu belli değildir artık. Sordular adresi ne: Çeşmeye karşı dedim

Çanakkale içinde aynalı çarşı dedim.

Acılar, hasretler mukaddes sabırla birleşir, bağrı yanık ananın dudağından dökülen

“Burası Yemendir
Gülü çimendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir.”

namesiyle asırlara malolur.

Cephede yok edilen düşmanın menhus emelleri, cephe gerisindeki bazılarının gözlerini kamaştırır. Baktığını göremeyecek, gördüğü yere gidemeyecek kadar kördür. Aşağılık duygusu içinde olanlar kendi tarihlerini çöplük ve mezbahane telakki etmiş, başkalarının tarihinde nasip aramış. Bu duygu ve düşüncenin tesiri altında köksüz, güvensiz, gayesiz, zevksiz bir nesil gezinir oldu bu topraklar üstünde.

İnişten sonra tekrar çıkış olabileceğini gösterebilecek nadir milletlerden olduğumuz kanaatındayım. Nitekim, dikenliğe dönen gülistanda, açılan goncalarla ümit var olduk. İhtimamlı bir bahçıvan edasıyla sarfedilen gayret hürmetine rahmet indi güller gülsün diye. Büyüdü güller. Büyüdü, büyüyor, büyüyecek. Tarihiyle iftihar edenler ümit varız ki gülecek.

Ruhum benim oldukca bu imanla beraber,
Üçyüz sene, dörtyüz sene beşyüz sene bekler.
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 56
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker