|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.625
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.544
Forum mesajları: 16.402
Sayfa izlenimi: 858.855
Bugünkü sayfa izlenimi: 919
En son üyemiz: noxchi
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Dünya Mümine Zindandır
Dünya Mümine ZindandırHadis-i Şerif’te: “Dünya mü’minin cehennemi ve kâfirin cennetidir.” buyuruluyor. Yani bir mü’min dünyada ne kadar sayısız nimete garkolsa da, yine cennete nispetle cehennemde gibidir. Bir kâfir de dünyada ne kadar bela ve musibetle muazzeb olsa, yine cehennemde göreceği şiddetli azaba nisbetle cennette gibidir.
Bu hadis-i şerif’in manasında şöyle bir te’vil vardır. Dünya mü’min için cehennemdir. Zira mü’min dünyada bir kusur yapmışsa cezasını Cenâb-ı Hakk dünyada verir. Eğer kâfir dünyada bir iyilik yapmışsa mükafatını dünyada verir. Onun için dünya mü’minin cehennemi, kâfirin cennetidir. Hakk Teâlâ Hazretleri bir mü’min kulunu ahirette cehenneme sokmamayı murad ederse ona dünyada cezasını verir.
Efendimiz (s.a.v.): “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyan için, yarın ölecekmiş gibi ahiretin için çalış.” buyurmuşlardır ki, hem dünya ve hem de ukbâ için çalışmamızı emirdir. Şu kadar var ki, emânet bir hayattan ibâret olan fânî dünyadan ziyade hayat-ı ebediyye için “Ehem, mühim olana tercih edilir.” kaidesine uyarak gayret etmemiz lazımdır.
Vücûdu dünya işine, kalbi de Cenâb-ı Allah’a sarf etmekle dünya ve âhiret saadeti hasıl olur.
Şu Hadis-i Şerif’te de, “Dünya malını dünya ehline terk ediniz; zira bir kimse mal-i dünyadan kifâyet miktarından fazla alırsa, şuûrsuz olarak kendisini helak etmiş olur.” buyurmuştur.
Nitekim bir başka Hadis-i Şerif’te, “Rızkın hayırlısı mikdar-ı kâfî olanıdır.” Keza: “Kanaat tükenmez bir hazinedir.” buyurulmuştur.
Yine Peygamberimiz (s.a.v.), “Ya Rabbi! Muhammed’in (s.a.v.) ve O’nun âlinin rızkını mikdâr-ı kâfi kıl.” buyurmuştur. Rızık kifayet mikdarı olursa Allah u Zü’l-Celal Hazretlerine ibadet huzurla olur. Kalb, kinden, düşmanlıktan ve bu türlü düşüncelerden sâlim olur.
Muhammed Pârsâ (k.s.), tâlib-i tarikat olanlara, “Ne işle meşgulsün?” diye sorarmış. Eğer bir san’atı yoksa, “Sanat öğren.” buyururmuş.
Hadis-i Nebevî’de, “Dünyada rahat yoktur.” Olsa belli bir zaman içindir. Fakat rahatsızlığı rahattan çok demektir. Bu Hadis-i Şerif’e şöyle de mâna verilebilir:
Muhabbet-i dünyada rahat yoktur. Çünkü sahibi rahat etmiyor. Evliyaullah ise kalben dâima rahatta, ferah ve sürûr içindedir.
“Hesab vermek için huzûr-i İlâhiye varmaktan korkan kimseleri için iki cennet vardır.” (Rahman, 55/46)
Cennetten biri, ehlullahın dünyada rahatıdır. Diğeri de ahirette. “Haberiniz olsun ki, Allah’ın veli (kul)ları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzûn da olacak değillerdir.” (Yunus, 10/62)
“Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da, âhirette de onlar için müjdeler vardır.” (Yunus, 10/63) buyurmuştur.
Ehlullah dünyada herhangi bir iş ile meşgul olabilirler. Fakat bu meşguliyetleri hallerine zarar vermez. Fakat bir dünya-perest ne kadar kazanırsa hırsından dolayı kalbi yine fakirdir.
Evliyaullah, “Eğer sultanlar bizdeki zevki bilse sell-i seyf ederek gasbederler.” derler. Çünkü dünya işleri başlangıçta bozgunluk ve baş ağrısı, nihayette de nedamettir. Ehl-i zikir ve evliyaullahın kalbi ise zikir ve fikir ile üns-i billah derecesini ihraz etmiş olduğundan her an Allah u Zü’l-Celal Hazretlerinin, Semî, Basîr, Kadîr olduğunu bilir. O’na tevekkül-i tâm ile tevekkül eder. Üns-i billahın tarifi ise gayr-ı kabildir. Tatmayan bilmez. Onun ünsündeki zevk-i rûhânî bir şeye benzemediği gibi zâtını bilmek de bizim için mümkün değildir. O hiçbir şeye benzemez. Nitekim: “O’nun misli gibi hiçbirşey yoktur.” (Şûra, 42/11) buyrulmuştur.
Tarîkat-ı Aliyyedeki tevfîk-ı İlâhi el çalışarak üns-i billah hâsıl olur. Kalb zevk almağa başlar. O vakit ârız ve fânî olan şeyler, velinin kalbine te’sir edemez. Fânî olan şeyler onun nazarında hiçbir kıymeti hâiz olamaz.
Nitekim İbrahim (a.s.) ateşe atılırken azabdan müteessir olmamıştır. Çünkü o zevk-ı dâimi ve safa-ı rûhanîyi ihraz etmiştir. Onun için Cebrail (a.s.)’a, “Âgah olunca hâle, hacet mi var suâle?” diye cevap vermiştir.
Hakk -celle ve alâ- Hazretlerinin huzûrunda gelen zevkte hiçbir soğukluk olmaz. Dünyadan gelen zevk ise böyle değildir, zâil ve fânîdir.
İbadette, diyanette ne lezzetler vardır. Fakat münkir olanlar bilmiyorlar. Eğer anlasalar kaçmazlar.
Âyet-i celîlede, “Mallarınız ve evlâdınız sizin için ancak fitnedir.” buyurulduğuna göre bazı enbiyâ-i izâm ve evliyâ-yı kirama da Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- Hazretleri evlâd ü iyâl ve mal çokluğu ihsan buyurduğuna nazaran bu âyet-i celîlenin mana-yı zâhirisine göre enbiyâ-i izama da fitne teşkil etmesi vârid-i hâtır olmasın. Çünkü bu âyet-i celîlede, sizin mallarınız ve evlâdınız buyuruluyor ki, yani bir kimse dünya malını benimseyerek nefsine izafe etmiş olursa, demektir. Eğer kalbinde mâl ve evlâd muhabbeti olup da o muhabbet sebebi ile Hakk yolundan, hûzûr-ı kalbîden alı korsa demektir.
İşte kalbinde mal ve evlad muhabbeti olmayan Cenâb-ı Hakk’ın nebî ve velî dostları zümresinden olan kullarına kalblerinde zerre kadar muhabbet ve alaka olmaması hasebiyle fitne teşkil etmeyeceğine binaen enbiyâ-yı izam ve evliyâ-yı kirama ihsan-ı İlâhî olarak dünyada da emval ve evlad ihsan buyurmuştur.
Nitekim Süleyman (a.s.)’a dünyevî saltanat, yüzlerce câriye ve evlâd ü iyâl ihsan buyurmuştur. |
Tarih: 30.03.2008 Hit: 25
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|