|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.241
Forum mesajları: 11.809
Sayfa izlenimi: 642.306
Bugünkü sayfa izlenimi: 655
En son üyemiz: kaptanyamağı
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.18
|
|
Halidiye.com | Endülüs İslam Medeniyetinin Avrupa'ya Tesiri
Endülüs İslam Medeniyetinin Avrupa'ya Tesiri
Endülüs İslam Medeniyetinin Avrupa'ya Tesiri
Salih Akçadereli
|
|
Mekke'de doğan İslâm Güneşi'nin neşrettiği nurlar, birkaç asır
geçtikten sonra doğuda Maveraünnehir ve Çin önlerini, batıda da
Avrupa'yı aydınlatacak seviyeye ulaşmıştı. Hızla ilerleyen İslâm
fatihleri (M.711) de İspanya'ya çıkarma yapmışlar ve yaklaşık 715
yılında da İspanya'nın bütün büyük şehirlerini ele geçirmişlerdi.
Ardından Fransa içlerine doğru akınlarını sürdürmüşler, diğer taraftan
da Sicilya'dan hareketle Roma önlerine kadar gelmişlerdi.
İç dinamiklerini henüz kaybetmeyen Müslümanlar, ilk 25 sene içinde
Kuzey Afrika'yı fethetmişler, Endülüs'e karşı kıyıdan bakmaya
başlamışlardı. Endülüs'ün fethedilmesi için teknik imkanların elde
edilmesi beklenecekti. Miladi 711'de Tarık b. Ziyad, gemilerle ilk defa
karşı kıyıya geçmiş; müthiş bir İ'lâ-yı Kelimetullah aşkıyla dolu 7 bin
askeriyle 90 binlik Rodrik ordusunu yenmesini bilmişti.Bu aşk devam
ettiği sürece ilerleme devam etmiş, söndüğü yerde de geri çekilmek
üzere duraklamışlardı.
İşte İslâm medeniyetinin Avrupa'yı aydınlatışı, iki asra yakın İslâm
hakimiyetinde kalmış olan ve bugün de birçok İslâmî eserin mevcud
olduğu İtalya'nın Sicilya adası, diğeri de sekiz asır İslâm
hakimiyetinde kalan İspanya (Endülüs) vasıtasıyla olmuştur.
Müslümanlar İspanya, Portekiz, İtalya, Kıbrıs ve Fransa'nın bir
bölümünü içine alan, Avrupa'nın büyük bir kısmını ele geçirdiklerinde
buralarda çok Önemli ilmî ve kültürel değişiklikler meydana gelmiştir.
İslâm medeniyetinin Avrupa'yı aydınlatması Rönesans'a kadar devam
etmiş, Rönesans'ın ve aydınlanmanın sebebi İslâm kültür ve medeniyeti
olmuştur. Zira o devirde Kurtuba, Sevilla, Palermo ve Granada gibi
İslâm hakimiyetindeki şehirlerde ilim ve kültür meşaleleri parlarken,
Paris, Roma gibi diğer Avrupa şehirleri karanlık dünyalarında ve
cehalet denizinde yüzüyorlardı.
Endülüs, II. Abdurrahman, el-Hakem ve Mansur'un idaresinde iken
(912-1002) bir milyondan fazla insanın yaşadığı Kurtuba, Bağdat ve
İstanbul ayarında medeni bir şehirdi. Şehirde 200.000 ev, 60 saray, 600
cami, 700 hamam, 17 üniversite ve 70 halk kütüphanesi vardı .
Endülüs şehirlerinde "Sokaklar taş döşeliydi, bugünkü gibi kaldırımlar
vardı ve geceleyin de aydınlatılırdı. Aralıksız uzanıp giden binaların
önünden, sokak lambalarının ışığında on kilometre yürümek mümkündü.
Arap mühendisler. Guadalguivir nehri üzerinde onyedi kemerden meydana
gelen bir köprü yapmıştı. I. Abdurrahman'ın ilk işi su yolu yaparak
Kurtuba'da, evlere ve bahçelere bol su getirtmek olmuştu".
Halife el-Hakem, memurlarını İskenderiye, Bağdat, Dımaşk gibi şehirlere
göndererek kitapçı dükkanlarını gezdirir, satın alınacak kitapları
aldırır, istinsah ettirilecek olanları istinsah ettirirdi. Böylece
başşehirde en büyük ve en zengin bir kütüphane kurulmuş bulunuyordu.
Buradaki yazma eserlerin sayısının 400.000'i bulduğu ifade
edilmektedir. Bu kütüphanenin sadece kitap adlarına göre yapılmış olan
kataloğu 44 cilt tutmaktaydı .
"Endülüs fatihlerinin dil, edebiyat, din ve diğer içtimaî
müesseselerinin tesir ve cazibesi o derece büyük oldu ki fiilen İslâm
dinine girmiş olmamakla beraber şehirlerde yaşayan Hristiyan ahalinin
çoğu Müslümanvâri bir hayat yaşıyordu".
Avrupalı krallar da memur ve müşavirlerini Müslümanlar arasından
seçiyor, Suriye ve Bağdat'tan gelen ulemaya büyük değer veriyorlardı.
Bilhassa II. Roger ve II. Frederick, Müslümanlara benzer bir hayat
sürüyor, Müslümanlar gibi giyiniyor ve onların hayal tarzını taklit
ediyorlardı .
Endülüs'teki İslâm medeniyeti Avrupa'dan çok çok ilerde olduğu gibi
Doğu İslâm dünyasından da geri değildi. "III. Abdurrahman tarafından
başşehirde tesis edilen Kurtuba (Kordova) Üniversitesi, o devir dünya
üniversiteleri arasında en yüksek mevkilerden birine ulaşmış
bulunuyordu. Bu üniversite hem Kahire'deki el-Ezher ve hem de
Bağdat'taki Nizamiye medreselerinden daha önce kurulmuş olup
sadece İspanya'dan değil, Avrupa, Afrika ve Asya'nın diğer
bölgelerinden de kendine "Müslüman olsun, Hristiyan olsun" öğrenci
çekebilmekteydi .
Endülüs'de belli başlı şehirlerde üniversite diyebileceğimiz öğretim
müesseseleri bulunuyordu ki bunların en önemlileri arasında Kordova,
Sevilla, Malaga, Granada ve Tuleytula'da kurulu olanlar vardır.
Avrupalılar bu üniversitelere öğrenci göndermişler ve bu öğrenciler
Arapçayı öğrenerek İslâm medeniyetinin mahsulü olan eserleri Latinceye
tercüme etmişlerdir.
Müsteşrik Dozy: "Hemen herkes o devirde Endülüs'de okuma-yazma
biliyordu" demektedir. Bütün bunlar Müslüman İspanya'da olurken aynı
asırda Hristiyan Avrupa'da çoğunluğu kilise mensubu pek az kimse ancak
bazı bilgi kırıntılarını elde edebilmiş bir durumdaydı .
Endülüs İslâm dünyasında gelişen ilim dallarına geçmeden önce, ilmin
temelinde önemli rol oynayan kağıdın Müslümanlar tarafından
kullanılması ve Avrupa'ya geçişi üzerinde duracağız.
Kağıdın Avrupaya Geçişi: İlmin gelişmesinde ve yayılmasında kağıdın
ehemmiyeti büyüktür. Kağıdın bulunması ve ucuza mâl edilmesi ilmî
faaliyetleri hızlandırmıştır. Kağıdın Avrupa'ya geçişi de Endülüs
Müslümanları tarafından olmuştur. Kağıdın Çin'de kullanılmaya başlaması
M.S. 105 yılına rastlar. İslâm dünyasında ise ilk kağıt fabrikası
794'de Harun Reşid'in Veziri Yahya b. Halil el-Bermekî tarafından
Bağdat'ta kurulmuştur. Fakat kağıt imalatı sadece Bağdat'a
hasredilmedi, Suriye ve Kuzey Afrika'dan Endülüs'e kadar batıya doğru
her tarafa yayıldı. Herkes kağıt kullanmaya başladı ve bu Müslümanların
kolayca kitap sahibi olmalarım sağladı. Kağıdın kullanılması Mekke'de
797, Mısır'da
800, İspanya'da 950, İstanbul'da 1100, Sicilya'da 1102, İtalya'da 1154,
Almanya'da 1128, İngiltere'de 1309 yıllarında olmuştur. Müslümanlar
kağıt yapımını Sicilya ve İspanya'ya götürmüş, buradan da Fransa ve
İtalya'ya geçmiştir. XII. asırda Fransa'dan Kompostela'ya gelen
Hristiyanlar, kağıdı büyük hayret ve merak içinde aldılar ve
memleketlerine götürdüler. Kağıdın kullanılışı, nihayet Endülüs ve
Sicilya'dan sonra Avrupa'ya geçmekle beraber, kağıt fabrikaları İtalya
ve Almanya'da XIV. asra kadar kurulamadı .
Hitti, yazılı metinlerin teksiri ile ilgili şöyle bir ifadeye yer
verir: "İspanya'daki Müslüman devlet başkanı Abdurrahman'ın
katiplerinden biri resmî haberleşmeler için yazılan mektupları, evinde
yazar ve bunları bir çeşit tab' tekniği, belki de blok (kalıp) baskısı
usulü ile çoğaltılması için özel bir daire veya büroya gönderirdi ki
buradan gelen kopyalar eyaletlerdeki devlet memurlarına gönderilirdi" .
ENDÜLÜS'DE GELİŞEN BAZI İLİM DALLARI
a) Tarih: Endülüs, Ebu Bekir b. Ömer, Ebu Mervan Hayyan b. Halef,
Abdülvahid el-Marrakuşî, İbnü'l-Faradî, İbn Başkuval, İbnü'l-Abbar ,
İbn Yahya, Said b. Ahmed el-Endelusî gibi meşhur tarihçiler
yetiştirmiştir .
b) Coğrafya: Abdullah b. Abdülaziz el-Bekrî çok tanınmış coğrafyacı
olup el-Mesalik ve'l-Memalik "Yollar ve Hükümdar Ülkeleri" adlı eseri
ülkelerarası yol gösterici bir kitap olarak kaleme alınmış ve kısmen
günümüze gelebilmiştir. En önemli coğrafyacılardan bir diğeri ise
el-İdrisî'dir .
Ortaçağ'ın dünyaca tanınmış iki coğrafyacısından biri olan Ebu Abdullah
Muhammed el-İdrisî, Kurtuba'da okudu, Sicilya Kralı II. Roger'in isteği
üzerine Palermo'da "Kitabü'l-Rucari" (Roger'in Kitabı)'nı yazdı.
Müellif bu eserde, dünyayı yedi iklim bölgesine; her iklim bölgesini de
on bölüme ayırıyordu. Bu yedi bölümden her biri de etraflı bir harita
ile resimlenmişti. Bu haritalar Ortaçağ haritacılığının zirvesi oldu.
Doğruluk ve genişlik bakımından eşsizdiler. İdrisî, Müslüman
coğrafyacıların çoğu gibi, dünyanın yuvarlak olduğunu kabul ediyordu.
"1081 yılında Valensiyalı, es-
Sahdî yeryüzünün ilk gök küresini yaptı".
Ayrıca İbn Cübeyr, el-Mazinî ve İbn Batuta gibi seyyahlar da Endülüs'te yetişmiş veya uzun müddet orada bulunmuş kişilerdir.
c) Astronomi: "İspanya'daki Müslümanların ortaya koyduğu esaslar
sayesinde batı Hristiyan dünyası, astronomi ve astroloji konusunda
doğudan ilham almıştır. Böylece Müslümanların astronomiye dair
yazdıkları eserler, başta İspanya'da olmak üzere Arapça'dan Latinceye
tercüme edilmişlerdir." İspanyalı Müslüman astronomi alimleri arasında
göze çarpanlar olarak Kordovalı el-Mecritî, Toledolu ez-Zerkalî ve
Sevillî İbn Eflah'ı gösterebiliriz .
Kurtubalı Ebu İshak el-Bitrucî de Batlamyus astronomisine karşı olan
görüşleriyle tanınmaktadır. El-Bitrucî, yıldızların birbirine göre
durumlarını anlatan "Kitabü'l Hey'e" adlı eseriyle Copernic'e yol
göstermiştir. "Mesleme b. Ahmed, el-Harizmî'nin astronomik tablolarını
İspanya'ya göre değiştirdi. Toledo'lu İbrahim ez-Zerkalî astronomik
aletleri tekamül ettirerek milletlerarası bir ün kazandı. Copernic onun
usturlab hakkındaki eserlerinden bahseder. Astronomik müşahedeleri
zamanın en iyi müşahedeleriydi... Gezegenlerin hareketlerini gösteren
ve "Toledo Tablosu" diye anılan tablosu uzun zaman bütün Avrupa'da
kullanıldı" .
d) Matematik: Cebir ve analitik geometri gibi "trigonometri" İlmi de
geniş çapta Müslümanlar tarafından kurulup geliştirilmiştir. Yine sıfır
rakamının Avrupa'ya geçişi de Müslümanlar vasıtasıyla Endülüs üzerinden
olmuştur.
e) Tıb: Müslümanların tıb ilmine katkıları oldukça fazladır. "Tarihte
ilk dispanserleri, ilk eczaneleri açanlar Müslümanlardır. İlk eczacılık
okulunun kurucuları ve eczacılık hakkındaki eserlerin yazarları yine
Müslümanlar olmuştur.
Avrupa'da evveliyatı meçhul kalmasına rağmen, ilk tıp mektebinin
Salerno'da kurulmuş olduğu kabul edilmektedir... İlk tıp mekteplerinden
bir diğeri de muhtemelen Salerno'dakinin bir şubesi olan Montpellier
mektebi idi... (Avrupa'da) "Nöbetçi doktorlu ilk hastane ise 1599
yılında Strasburg'da kurulmuştur. Hastanede, talebelerle klinik
öğretimi yapan Müslümanlara ait diğer bir usul, Avrupalılar tarafından
ancak 1500 yılından sonra kopya edilebilmiştir" .
Endülüs'de yetişen İslâm tıb alimlerinin en meşhurlarından biri Ebu
Mervan İbn Zühr'dür... Batı dünyasında Avenzoar diye tanınır. Tıb
sahasında yazdığı altı kitaptan üçü günümüze gelebilmiştir. Bunlardan
en değerlisi tedavi ve perhizle ilgili olan, dostu İbn Rüşd'ün isteği
üzerine yazdığı "el-Teysir fi't-Müdâvât ve't-Tedbir" adlı eseridir. İbn
Zühr'ün hususiyeti klinik tasvirlerinin üstünlüğündedir. Eseri Avrupa
tıbbini çok etkilemiştir. İbn Zühr, er-Razî'den sonra İslâm aleminde
yetişmiş en büyük klinik mütehassısıdır .
Diğer bir hekim ise III. Abdurrahman'ın saray hekimi olan Ebu'l-Kasım
ez-Zehravî'dir. En büyük Müslüman cerrahı olan ez-Zehravî'nin
"et-Tasrif limen Aceze ani't-Tealif' adlı tıp ansiklopedisi üç cerrahi
kitabından ibaretti ki, Latinceye tercüme edilerek İspanya ve
Avrupa'daki tıb okullarında cerrahi el kitabı olarak müessiriyetini
devam ettirmiştir. Eserde bazı cerrahi alet ve edevatının resimleri de
verilmektedir.
İbn Sina'nın el-Kanun adlı eserinin (1500 yılına kadar) 16 baskısı
yapılmış, 1650 yılından sonra bile okunmaya devam edilerek tarih
boyunca en çok okunan tıb kitabı hüviyetine sahip olmuştur.
"Avrupa'nın ilk kaynak eserlerinde bulunan birçok atıflar, İslâm
tesirinin Yunan tesirinden çok daha fazla olduğunu artık kati olarak
ortaya koymuştur. Hülasa XV. ve XVI. asırlardaki Avrupa tıbbı, hâlâ
İslâm tıbbının biraz genişletilmiş şeklinden başka bir-şey değildi.
f) Botanik: İspanya'da yetişen botanikçilerden biri Ebu Cafer
el-Gafikî'dir. Onun ilaç yapılan şifalı bitkilerle ilgili
"el-Edviyetü'l-Müfrede" adlı eseri vardır. Yine Yahya b. Muhammed b.
Avvam'ın ziraat konusundaki "el-Filaha" adlı eseri 585 bitki türünden
bahsetmekte, aşı yapma tekniği, toprağın yapı özellikleri, gübreleme
usulleri, ağaç ve üzüm köklerine arız olan çeşitli hastalıkların
belirti ve görünüşleri ile bunların tedavi yollarını açıklar.
Ahmed b. el-Baytar aynı zamanda bir botanikcidir. Onun "el-Muğnî
fi'l-Edviyeti'l-Müfrede" adlı eseri, tıbbî tedavi ile ilgili maddeleri
anlatır. "El-Cami fi'l-Edviyeti'l-Müfrede adlı eseri ise, şifa veren ve
kendilerinden ilaç yapılan hayvan, ot ve minerallerden bahseder. 1400
konu işlenen eserin kısmen Latinceye tercümesi olan Simplicia 1758
yılında Kremona'da basılmıştır .
g) Felsefe: Müsbet ilimlerle beraber, Endülüs vasıtasıyla batıya İslâm
dünyasının felsefi tesirleri de olmuştur. Bu sayede Avrupa, eski Grek
bilgi ve irfanını yeniden tanıma fırsatı bulmuştur.
İspanya'da yetişmiş filozoflardan birkaçı olarak İbn Bacce, İbn Tufeyl,
İbn Meymun ve İbn Rüşd'ü sayabiliriz. Ayrıca İslâm tasavvufunda büyük
bir yeri olan İbn Arabî (Ö.1240) de Endülüslüdür.
Ayrıca, Endülüs İslâm medeniyeti, batıyı; edebiyat, sanat, mimari,
musiki, el sanatları.. gibi diğer hususlarda da etkilemiştir. Zira
"Donkişot" adlı eserin aslı, Arapça'da yazılmış eski bir hikaye
kitabından başka birşey değildir...
İşte İslâm'ın Avrupa'yı aydınlığa çıkardığının bir Avrupalı tarafından
itirafı: "İnsan, Müslümanların tecrübe, tefekkür ve yazdıklarının
azametine vâkıf olunca anlamaktadır ki, eğer Müslümanların yardımı
olmasaydı. Avrupa ilim ve felsefesi, vaktinde terakki edemeyecekti.
Müslümanlar Yunan tefekkürünün sadece nakledicisi değil aynı zamanda
hakiki sahibi oldular. Okuttukları bu ilimleri hem unutulmaktan
kurtardılar, hem de onların sahalarını geliştirdiler. Haçlı seferleri
sırasında, takriben 1100 yılında Avrupalılar, düşmanları olan
Müslümanların ilim ve felsefesi ile ciddi bir şekilde alâkalanmaya
başladıkları zaman bu ilimler altın devrini yaşıyordu. Avrupalılar
bizzat kendileri ilerlemelerini kaydetmeden önce ne yapabildilerse
hepsini Müslümanlardan öğrenmek mecburiyetinde kaldılar".
''Biz Avrupalıların kör gözü, İslâm kültürüne olan borcumuzu görmeye
manidir. Geçmişten gelen mirasımıza İslâm'ın yaptığı tesirin kıymet ve
kadrini bazen küçümsüyor, bazen de tamamen görmezlikten geliyoruz...
Onu saklamak ve inkar etmek, sahte bir gurur alametidir".
Endülüs yeniden Hristiyanların eline geçince herşey yakıldı, yıkıldı.
Cami kütüphane, hamam... gibi İslâm medeniyetinin işareti olan herşey
ya tahrip edildi ya da Hristiyan binalarına dönüştürüldü. Halbuki
Müslümanların, hakimiyetleri altında tuttukları 8 asır boyunca
Endülüs'de Hristiyanlık ne kökünden kazındı, ne de baskı altında
tutuldu. Hristiyanlar. Müslümanlara her türlü işkenceyi reva
gördüler. Avrupa'yı aydınlatan ve Rönesans'ın temellerini hazırlayan
Endülüs'de, 8 asır gibi uzun bir müddet ayakta kalan İslâm medeniyeti,
10 yıldan daha kısa bir zaman zarfında yok edildi.
Endülüs, o parlak devrine bir daha ulaşamadı. Kurtuba, Saragossa,
Sevilla (İşbiliye) gibi şehirler kültür ve bilim merkezi olmaları
sebebiyle İslâm hakimiyeti devrinde bütün dünyaca tanınan şehirlerdi.
Bugün ise, Müslümanların bıraktığı sanat ve kültür eserleri sayesinde
birer turistik ve tarihî şehirler olmaktan öte geçememektedirler.
Şu da bir gerçek ki, İspanya'nın. Müslümanların elinden çıkışı,
Avrupa'nın ilim ve teknolojide Müslümanları geçmesinden ve askerî
üstünlüklerinden olmamıştır. Bu parlak medeniyeti kuran fatihlerin
torunları, geçmişlerine layık olamadılar. İçten içe karbonlaşmışlardı.
Eski fatih güç ve dinamizm kaybolmuştu. Müslümanlar içten kokuşunca.
Rabbimiz de, sünnetullahı gereği diğerlerini Müslümanlar üzerine
musallat etti. Böylece Müslümanların parçalanış ve dağınıklığını gören
Avrupa. Hristiyan birliğini, kurarak Endülüs Medeniyetini ortadan
kaldırdı.
Dipnotlar
1. Bkz. Will Duranı, İslâm Medeniydi, s. 203.
2. W. Durant, İslâm Medeniyeti. s. 204.
3. Prof. Dr. Philip K. Hitti. Siyasî ve Kültürel İslâm Tarihi. Terc. Salih Tuğ. 111/840. İst. 1989.
4. Philip K. Hitti. a.g.e. 111/812
5. Prof. Dr. W. Montgomary Watt. İslâm Avrupa'da Tere. Doç. Dr. Hulusi Yavuz, s. 56. İst. 1989.
6. Philip K. Hitti, a.g.e. 111/389.
7. Philip K. Hitti, a.g.e. 111/841.
8. Will Durant, a.g.e. s. 88. W. Montgomary Watt. a.g.e. s. 51-52. Philip K. Hitti, a.g.e., 111/896.
9. Philip K. Hitti, a.g.e. 111/896.
10. Philip K, Hitti, a.g.e. 111/897-902.
11. Philip K. Hitti, a.g.e. 111/902-903.
12. Will Durant, a.g.e. s. 246.
13. Philip K. Mitti, a.g.e. III/905-906.
14. Will Durant, a.g.e. s. 246: Philip K. Hini, a.g.e. 111/ 906.
15. Will Durant, a.g.e. s. 209-210.
16. W. Montgomary Watt, a.g.e.. s. 120-121.
17. Will Durant, a.g.e. s. 248: Philip K. Hitti. a.a.e.. 111/ 914-918.
18. Will Durant, a.g.e. s. 209-210; Philip K. Hitti, a.g.e, III/914-918.
19. W. Monlgomary Watt, a.g.e s. 121-122.
20. Philip K. Hitti, a.g.e., 111/912-914.
21. W. Monlgomary Watt, a.g.e.. s. 85.
22. W. Montgomary Watt, a.g.e., s. 13.
|
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 65
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|