|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.758
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 96
Portal Yazı sayısı: 1.083
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.668
Forum mesajları: 22.226
Sayfa izlenimi: 1.039.384
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.520
En son üyemiz: Hamza
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.61
|
|
Halidiye.com | Rabıta nedir?
Rabıta nedir?Rabıta nedir?
Rabıta; iki şeyi birbirine bağlayan ilgi, bağ, münasebet gibi manalara gelir.
Tasavvuf yolunda ise rabıta; Allahu Zülcelal’e O’nun Resulüne ve Hz. Peygamber (a.s.v)’in varisleri olan sâlih kimselere duyulan bir sevgiden ibarettir. Nasıl ki sevgi; sevgilinin hayalini, güzelliğini, hal ve hareketlerini düşünerek kalbi sevgiliye bağlamak anlamına geliyorsa; rabıta da insanın Allahu Zülcelal’in rızasını kazanmak için O’nun sâlih kullarına gönülden bağlanmaktır.
Yani rabıta, muhabbet ve hürmetle kalbi bağlamaktan ibarettir. Rabıtanın özü şudur: Hz. Peygamber (a.s.v)’in varisi olan âlim ve sâlih bir kimseyi düşünmek, sadece onun şahsını hayal etmek ve müstakil olarak ondan bir şey istemek değildir. Bilakis aslında her şeyi yaratan ve yapan faili hakikinin Allahu Zülcelal olduğuna itikat ederek, Allahu Zülcelal’in o âlim ve sâlih kimseye ihsanda bulunup, o insanda ortaya çıkardığı fazileti düşünmektir.
Bu durum şuna benzer. Bir fakir ihtiyacını karşılamak için bir zenginin karşısına gelip talepte bulunur. Fakat o fakir bilir ve inanır ki, gerçekte veren ve ihsan eden Allahu Zülcelal’dir. Çünkü yerlerin ve göklerin hazineleri O’nun elindedir. O’ndan başka faili hakiki yoktur. Fakir, zenginin kapısında ancak, Allah’ın nimet kapılarından bir kapı ve oradan kendisine bir nimet vermesinin mümkün olduğunu bildiği için durur. İşte rabıtanın özü de budur.
Tabii günümüzde bazı kimseler:
“Allahu Zülcelal’den başka varlık düşünülür mü? Niçin Allah’ı düşünmüyoruz da, bir insanı düşünüyoruz? Bu şirk değil midir? Allahu Zülcelal’in sevgisi bölünmüş olmuyor mu?” gibi aklın kabul etmeyeceği yanlış bir takım fikirler öne sürerek, samimi olarak Allahu Zülcelal’in rızasını arayan insanların kafalarına şüphe sokmaya çalışıyorlar.
Öncelikle şunu belirtelim ki, zat ve sıfatları ile hiçbir benzeri ve eşi, ortağı bulunmayan Allahu Zülcelal’i düşünmek, O’nun zatını hayale getirmeye çalışmak değildir. Çünkü insanın bir zatı düşünebilmesi için, onu görmesi gerekir. Onun için insan ne kadar istese de Allahu Zülcelal’i hayal edemez ve zaten hayal etmesi de caiz değildir.
Çünkü Hz. Peygamber (a.s.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın zatını tefekkür etmeyin. O’nun nimetlerini ve yaratıklarını düşünün. Çünkü siz Allah’ın zatını düşünmeye güç yetiremezsiniz.” (Beyhaki, Ahmet b. Hanbel)
Hal böyle olunca, insanlar içinde Hz. Peygamber (a.s.v)’in varisi olmuş âlim ve sâlih olan ve Allah’u Zülcelal’in:
“...Ben onları severim, onlarda beni sever...” (Maide;54) iltifatına ulaşmış ve hayatlarının her anını insanlara faydalı olabilmek için harcayan, kalpleri ilahi nurla dolu olan sâlih kimseleri sevmenin, bu sayede Allahu Zülcelal’in rızasına doğru gitmeye çalışmanın gerekli olduğu açık olarak anlaşılmaktadır.
Çünkü onlar Allah’ı hatırlatır, Allah’ı sevdirir ve herkesi Allah’a sevketmeye çalışırlar.
Tabii bu da Allah’u Zülcelal’in bir vergisidir. Bunca âlim ve sâlih kimselerin ısrarla söylediği, büyük menfaatleri olan bir şeyi, ancak ahiretinin üzerinde meraklı olan kimselere nasip etmektedir.
Herkesin şunu iyice bilmesini istiyorum ki, bu kadar âlim ve sâlih kimselerin tasavvuf ve tasavvufun kural ve kaideleri hakkında kitaplar yazmaları, bunları savunmak için değil; insanı Allahu Zülcelal’in rızasına götüren bu yola bilmeden veya bilerek düşmanlık eden kötülemeye çalışan kimselerin içinde bulundukları bu büyük yanlıştan dönmeleri içindir.
En büyük hidayet ve nur kaynağı olan Hz. Peygamber (a.s.v)’i görüpte iman etmeyenler, o güneşten zerre kadar ışık alamadan ölüp gitmişlerdir.
Şüphesiz bir kişi, istifade etmek amacıyla Peygamber (a.s.v)’in varisi olan âlim ve sâlih kimselere baktığında, sohbet meclislerinde bulunduğunda istifade eder. Onu düşündüğünde de durum aynıdır. Görmesi ile düşünmesi arasında fark yoktur.
Yani Allah’u Zülcelal’in sevdiği kimseleri sevmek, onlara uymak ve onlara benzemeye çalışmak, Allah’u Zülcelal’i sevmenin alametidir. Rabıta da bu sevgiyi kazanmaya çalışmanın yollarından biridir.
Seyda Muhammed Konyevi k.s. |
Tarih: 25.03.2008 Hit: 232
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|