|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.240
Forum mesajları: 11.807
Sayfa izlenimi: 641.937
Bugünkü sayfa izlenimi: 286
En son üyemiz: kaptanyamağı
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.18
|
|
Halidiye.com | Onlar Seçkin Kullardır
Onlar Seçkin KullardırOnlar seçkin kullardır
Bismillahirrahmanirrahim
Kıbrıs, 03.08.2003
İnsanların en iyileri, en seçkinleri peygamberlerdir aleyhimüsselam. Ve seçkin dediğimizde gerek zahir yapıları, beden itibarı ile kemal üzeredir. İnsanoğlunun ayıp görebileceği birşey onların üzerinde olamaz.
Elbetteki, yine insanların içerisinde en ziyade haya sahipleri peygamberlerdir, utangaç olma manasına. Ve onların vücutları selamettir, herbir ayıptan haya ettikleri cihetten vücutlarını setr eder ve göstermezler.
Hatta Musa Aleyhisselam onların içerisinde en ziyade haya sahiplerinden biri olarak meşhur idi. İsrailoğulları soyunup hamam yaparlar, soyunup banyo ederler, soyunup denize girerlermiş. Musa Aleyhisselam katiyyen….
Onun soyunduğunu görmediler ve bazıları demişler ki halkın arasında; ´Musa´nın vücudunda beyaz lekeli olan bir hastalık vardır. Onun vücudunda o hastalık vardır ve o ayıptan dolayı soyunmak istemez. Ayıbı görünmesin diye´diyerekten söz etmişler.
´O hastalıktan dolayı vücudunu örtüyor´ derlermiş. Ve Cenab-ı Hak hikmeti ile Musa Aleyhisselam´ın aleyhinde olan o kimseleri yalanını meydana çıkartmak için ……
Birgün Musa Aleyhisselam bir tenha yerde soyunup ve elbiselerinide taşın üzerine koymuş ve girmiş. Ve çıktığında o taş Allah´ın hikmetiyle birden hareket etti elbiseleriyle beraber. Yetişeyim diyerekten o taşın arkasından koşarken farkında olmadan o İsrail kavminin arasından geçiyor.
Bakıyorlar ki, Musa Aleyhisselam´ın vücudu maşaallah tertemiz. Hem kimsede olmayan heybet var Musa Aleyhisselam´da. ´Öyle gördüler´diyor.
Şimdi onun için enbiyaların vücutları salimdir. Yani hertürlü hastalıktan selamettir. Azaları tamdır; göz, kulak, ağız, burun ve el, ayakları mütenasip ve de baktığında insanı cezbedecek heybette var üzerlerinde.
Yani Enbiya Aleyhimüsselamın hiçbirinde zahirde nefret ettirecek hiçbirşey yoktur. Bu zahirde olan kemalidir o enbiyaların.
Ses itibari ile de güzel, çehre itibari ilen yakışıklı, güzel ve vücut itibariyle kuvvetli. Zeka itibariyle kimsede olmayan zeka, hassasiyet itibariyle kimsede olmayan hassasiyet yani zahirde insanlarda bulunan bütün üstünlükler onlarda mevcut.
Sonra manevi cihetten ve ruhani cihetten üstün ruhaniyet sahipleridir onlar. Ruhları itibari ile en kemal mertebede olan kimselerdir.
Onun için insanların en iyileri peygamberlerdir. Onlar sırf iyilik için yaratılmışlardır. Onlardan hiçbir kimseye zarar gelemez.
İyilik ki, kulların işlediği amellerin içerisinde Allah´a en sevgili olan ameller yaptıkları iyiliklerdir.
´İnsan 24 saat zarfında 16 000 defa hareket eder ve 36 000 defa da amel eder´ diyor. Bu kadar bin amel işliyoruz hergün. Yani bir işler yapıp duruyoruz.
Amellerimizin içerisinde Allah´a sevgili olanı iyiliklerimizdir. Peygamberler sırf iyilik için seçilmiş kimselerdir. Ki, onlardan hiç kimseye kötülük gelemez ve gelmesinede imkan yoktur.
Bir koyundan bir kimseye zarar gelir mi? Gelmez! Onun herşeyi faydadır. Onun için rüyasında koyunları görse bir kimse, o gördüğü koyun müminliğe dalelettir. Çünkü mümin olan kimselerdende kötülük gelmez. Böyle birşey olamaz.
Mümin mümin iken kötülük yapamaz. Onun için Peygamber salatu selam bildirdi; „Bir kimse mümin olduğu halde içki içemez. Bir kimse mümin olduğu halde zina edemez. Bir kimse mümin olduğu halde hırsızlık edemez. Bir kimse mümin olduğu halde katillik edemez.“
İlla onun kalbinden iman çıkar, başının üzerinde durur. İmansız olur, o zaman o kötülüğü yapar. İman dairesinde iken, iman hükmederken o insan kötülük yapamaz. İman hükmettiği müddetçe insan iyidir.
İman hükmetmediği vakit insana, insan tehlikelidir, hertürlü kötülüğü yapabilir.
Binaenaleyh!
Elbetteki peygamberlerin şanı iyiliktir. Ve onlardan bir kimseye bir kötülük geldiği
görülmemiştir. Bütün peygamberlerin tariflerine bakılırsa ; „O peygamberlerden bir kimseye
bir fenalık geldi“ diyerekten söylenemez.
Gelen peygamberler iyiliği getirdiler. İyiliği redettikleri için Cenab-ı Hak gönderdiği
peygamberlerin kavimlerini helak eyledi.
Lakin Cenab-ı Hak helak eyledi onları iyilik emrini kabul etmedikleri için. Cenab-ı Hak kendi
hak sahibidir ve azap etmekte veya affetmektedir. Yalnız peygamberlerin şanı iyiliği tebliğ
etmektir.
İnsanların iyilik için seçilmişleri ve insanların en iyileri peygamberlerdir.
Onların vazifeleri iyiliği insanların umumuna veyahutta bütün insanlığa yetiştirmektir. Emrolundukları husus odur.
„İyiliği insanlara ulaştırınız.“
Enbiyaya peygamberlere seyahatın farz olmasının sebebi iyiliği insanlara ulaştırmak içindir. Kendilerine ulaşamayanlara onlar ulaşsınlar diyerekten. Bu hikmetten dolayı peygamberler seyahat etmek ile emrolunmuşlardır. Onlara farz ve vacip kabilinden olmaktadır seyahat.
Sana bana iyiliği ulaştırmak kastı ile onlara seyahat emrolunmuştur.
Biz insanların seyahat etmeside sünnettir. Farz olsa başedemeyiz. Onun için bütün tarikatlar dervişlerine seyahatı emreder.
Onlar seyahat ederler ve sebebi ise, o içlerinde olan iyiliği insanlara ulaştırmaktır.
İnşaallah! Bize de bu seyahat kapısı açılmıştır 1940 tan 1941 lerden itibaren. En az elli seneye yaklaşıyor. Bizde bu dünyada üç kıt´a da; Asya´da, Avrupa´da Afrika´da bizi seyahat ettirmiştir Cenab-ı Allah.
Ümit ederiz, tek tük kimseler olsa da, dinin güzelliklerini dinimizdeki iyilikleri imanın ulviyet ve nuraniyetini bildirmeye göstermeye öğretmeye. Cenab-ı Mevla lütuf etti de, mağrıpla maşrık arasında bizi dolaştırıyor elli senedir.
Dün geri geldik Kıbrıs´a. Dört aya yakın bir seferimiz oldu. Bu seferimiz taat seferi idi, gezme seferi değil idi. Gezme seferi olmadığından taat seferi nefse ağırdır ve zahmettir. Bununla beraber Cenab-ı Mevla dört aya yakın sefer esnasında bize müşkülat göstertmedi. Önümüze müşkül olan birşey çıkmadı. Müşkül olarak çıkanlarda asan(kolay) oldu.
Elbetteki bu seyahatımızda batıl ehli bizi takip etmektedir. Batıl ehli fırsat bulsa, bizim üzerimize hücum etmek ister. Belki ellerinden gelse, bizi ortadan kaldırmak ister. Lakin onlara fırsat vermeyen Cenab-ı Allah´a şükürler olsun! Hamd-ü sena olsun! Tesbih-ü tenzih O Allah´adır ki; bizi setrediyor.
Batıl ehli ne kadar köpürse, karşımıza gelip dikilmekten çekiniyor, korkuyor. Cenab-ı Hak hak ehline heybet vermiştir.
Tek tük avarelerden başka öyle ahım şahım gelip hakka ve davetimize karşı itiraz edecek adam olmuyor. Uzaktan uzağa dişlerini gösterir, hırlar, öfke ile kuyruk sallarlar ama Cenab-ı Allah onları yakınımıza yaklaştırtmıyor.
Ve dediğimiz gibi işimiz budur. Bu dört ay zarfında belki 300 belki 500 kaset doldurulacak kelamı Cenab-ı Mevla´nın bize ilham edip teyit edip çok kimselerin hidayetine islama gelmesine ve Avrupa´da bir hareket olmasına sebep olunduğu gibi Türkiye´de bulunduğumuz zamanda da yine müminlerin hakikatı arayanların bizim şahsımızın temsil etmekte olduğu hak merkezine alakalarından dolayı rahatsız olan sınıflar oldu, zümreler oldu, şahıslar oldu.
Onlara rağmen davetimizi aksatmadan tebliğ ettik. Nitekim Cumhurreisimizde söyledi; ´Avrupa´ya gidersin Avrupa´yı karıştırırsın. Türkiye´ye gidersin Türkiye´yi karıştırırsın´
´Ne yapalım?´dedik. “Uyandıraceğiz” He he heh ☺
Çok uyuyorlar. Bir parça uyandırmaya uğraşıyorum dedim. O da Allah´ın Lütf-u Keremidir ki, vakit ve saat yaklaşıyor. Bu dünyaya tayin olunan günlerde sonuna doğru yaklaşmaktadır. Uzaklaşmıyor kiyamet, yaklaşıyor.
Onun için uyandırmaya çalışıyoruz. Biz aciziz. Aciz derken manası; Bu elektrik teli cereyan olmadığı vakit acizdir. Cereyan verildiğinde bu tel kudretlidir.
Benden aciz adam benden korkak adam benden daha faydasız adam benden daha pasif adam yok.
Lakin o cereyan o kalbe verildiği vakitte onların maksadı ne ise, ışıksa ışık, yerine göre elektrikse elektrik kah elektrik kah sıcaklıktır kah soğukluktur kah muharriktir(hareket ettirendir) ve çeşitli hizmetler için gelen elektrik cereyanını ademoğlu istediği maksada göre kullanıyor.
İsterse o elektrik televizyondadır, isterse videodadır, isterse gramafonlardadır, isterse teyplerdedir, isterse kompüterlerdedir, bilgisayarlardadır.
İnsanın eline tesvir edilmiş olan ilahi kudret denizlerinden bir şuadır (bir kaynaktır) elektrik
Ve; ´Elektriği çıplak tutayım´ derse bir kimse. Elektrik telin içinde görünmezde ´Ben buradayım demez´ tuttuğu anda insanoğlunun hakkından gelir onun için çıplak bırakılmaz lakin bataryanın içine gelip çöreklenip durur. Hacmi yok, rengi yok, ağırlığı yok, akünün içine gelir ve oturuverir. Kaybolmaz sızıp bitmez. Acayip.
Elektrik akımsa ne akımıdır? Belli değil. İşte ilahi kudret! Bu telin icerisinde ilahi kudret denizilerinden bir şua yürür ve aklına gelen ve gelmeyen işleri yapar.
O akımı o elektrik teline vermesek o cereyan olmasa o tel adi birşeydir. O tele cereyan verdikten sonra o tel korkunçtur.
Onun gibi Allah´ın veli kuluna açtığı bir kuvvet menbağı(kaynağı) vardır. O kuvvet menbağı ile dünyanın mağrıbına maşrıkına maşrıkını mağrıbına atar. Dünyaya da aya da bir tekme vurup atar. Onlara öyle bir kuvvet menbağı açılır, kalblerine dolar.
Biz aczimizi söyledik.
Kendi halimizde aciziz lakin büyüklere bağlandığımız vakitte büyüklerde olan feyz bize dolar. Bizde lüzum eden yerde ışık veririz. Lüzum eden yerde harekete getiririz.
Muharrik (hareket eden) kuvvet var. Lüzum eden maksada göre Allah´ın veli kulu hizmet verebilir.
Allah bizi onlarla haşır eylesin! Dünyada da bulalım onları, ahirettede onlarla birlikte olalım.
Bu kadar yetişir.
Bil hürmetil habib bil hürmetil Fatiha! |
Tarih: 21.03.2008 Hit: 69
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|