|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.643
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.246
Forum mesajları: 11.816
Sayfa izlenimi: 642.714
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.063
En son üyemiz: kurtuluş
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.18
|
|
Halidiye.com | Gevher Nesibe Şifahanesi
Gevher Nesibe Şifahanesi
Gevher Nesibe Şifahanesi
Dr. Polat HAS
|
|
Orta çağ, Garp Âlemi için bir durakÂlama ve skolâstik devir, Şark
Âlemi için ise bir gelişme devridir. İslamiyeti kabul eden Türk
Kavimleri bu asırda Önasya denilen ve Mısır’ı da içine alan bölgelerde
büyük devletler kurmuşlar ve yine bu devirde şîfaiye denen
hastahaneleri inşa ettirmişlerdir. DeÂnilebilir ki gerçek manada tıb
ilminin teÂmelleri, de atılmış; büyük tabipler yetişmiş ve tıb
medreseleri yapılmıştır.
Selçuklu devrinde tıbba büyük ehemÂmiyet verilmiş, karantina ve
hıfzısıhha hizÂmetleri mükemmel bir şekilde yürütülmüş, birçok
hastahaneler kurulmuş, tabipler yeÂtiştirilmiştir. Bu devirde tedavide
hastanın psikolojik yönüne ağırlık veriliyor, telkinÂden çok istifade
ediliyordu. Çünkü hekim-hasta münasebeti oldukça kuvvetliydi ve
hastalar dürüst ve ahlâklı olan hekimleÂrine her yönüyle itimat
ediyorlardı. Yapılan bir araştırmaya göre bu sıralarda yetişmiş
hekimlerin üstün bir kabiliyete haiz ve baÂşarılı ameliyatlar
yaptıklarını öğreniyoruz. Nitekim Dr. Sigrid Hunke’nin doktora tezi de
bu durumu teyid etmektedir.
Zengin vakıflarla yürütülen bu hastaÂhaneler birer şefkat sembolüydü.
Zülkadiroğlu Hasan Bey cüzzamlılara Kayseri civarındaki Salkon
mevkiinin yarısını vakÂfetmiştir.
İslam medeniyetinin yayıldığı topÂraklar üzerinde binlerce hastahane
görmek mümkündür. Bu hastahanelerde herkese eşit muamele yapılır ve
ücret alınmazdı. Kahire’de Kalavun hastanesinin açılış günü (1284)
Sultan Mansur şöyle demiştir: “Buradan hükümdar, hizmetçi, asker, emir,
büyük, küçük, kadın, erkek herkes eşit olaÂrak faydalanacaktır.”
1396 yılında Niğbolu savaşında esir düşen Shiltberger yazdığı
hatıralarında o zamanki hükümet merkezi olan Bursa’da 8 hastanenin
bulunduğunu ve bu hastanelerde hristiyan, Musevi, Müslüman gibi hiç bir
dinî ayırım yapılmadan hastaların tedavi edildiğini yazmaktadır.
1206 yılında inşa olunan Gevher Nesibe Şifahanesi devrinin mühim tıp
merkezlerindendir. Hastahane 32 metre eninde ve kırk metre boyunda
büyük bir eserdir. Bina, medrese ile birlikte altmış metre eninde ve
kırk metre boyundadır. 3 büyük salon, bir büyük ve iki küçük eyvan ve
onüç odadan ibarettir. Bina tek kattır ve kesme taşlardan yapılmıştır.
Bina bir tıp medresesidir, hastahane ise bunun tatbikat merkezidir.
Hastahanede dâhiliye mütehassısları, göz mütehassısları ve cerrahların
çalıştığını hastahane ile ilgili kayıtlardan öğreniyoruz.
Kapı üstünün şekli büyük ölçüde arı peteğine benzemektedir. Büyük
kapıyı çevÂreleyen pervaz ile taç kemer arasında çeşitli nakışlar ve
güller vardır. Beyaz mermer üzerinde ise bir kitabe çöze çarpar. Bu
kiÂtabede şöyle yazılıdır: “Kılıç Aslan’ın oğlu Keyhüsrev’in saltanatı
zamanında Kılıç AsÂlan’ın kızı Gevher Nesibe vasiyetnamesi hükmünce bu
hastahane inşa edilmiştir.” Tarih: Hicri 602 (1205–1706).
Medar-ı İftiharımız Gevher Nesibe şifahanesine karşılık Batı dünyasında
müstaÂkil hastahane binaları haçlı savaşlarını taÂkiben kuruldu. Dr. Max Nordau’nun etütlerine göre o devrin en mükemmel hastahanesi Paris’teki Motel Dieu’nun durumu şöyleydi.
Tuğla döşemeli zeminde kat kat olÂmuş samanlar... Hastalar,
zemine sarpili busamanlara basarak, itişe kakışa geziniyorÂlardı.
Birinin ayakları diğerinin başına bitiÂşik; çocuklarla ihtiyarlar yan
yana... Belki inanılmaz ama gerçek. Kadınlarla erkekÂler birbirlerine
karışmış vaziyette... Salgın hastalıklara yakalananlarla diğer hafif
bir hastalıktan muzdarip bulunanlar bir arada. Doğum sancısı çeken bir
kadın, göğüs göğse sıkışmış vaziyette inliyor; bir süt çocuğu ihtilaç
içinde dönüyor, tifüstü bir hasÂta ateş içinde tutuşuyor, bir veremli
öksürüyor, bir cilt hastası son derece kaşınan cildini öfkeli
tırnaklarıyla koparıyordu. Hastaların en zaruri ihtiyaç maddeleri
nokÂsandı. Son derece sefalet içinde yaşayan insanlara has yiyecekler,
kifayetsiz miktarda verilmekteydi. Bazen şehrin hayırsever hemşerileri,
onlara bol yiyecek getiriyorÂlardı. Bu maksatla gece gündüz açık
buluÂnan hastanenin kapılarından herkes içeri girebilmekte, istediğini
getirebilmekteydi. Bir gün açlıktan yarı ölmüş bir duruma düÂşen
hastalar, ertesi günü ölçüsüz derecede şarap içmekte ve şiddetli mide
yorgunluÂğu neticesinde bazıları Ölmekteydiler. Bütün binada iğrenç
haşereler kaynaşmaktayÂdılar. Hasta koğuşları o kadar mülevvesti ki,
hemşire ve hastabakıcılar ancak ağızÂlarında sirkeli sünger ile
içlerine girmeğe ceÂsaret edebilmekteydiler. Cesetler
uzaklaştıÂrılmadan önce, umumiyetle yirmi dört saat veya daha fazla
bir zaman ölüm döşeğinde bekletiliyor, bu müddet zarfında mütebaki
hastalar, cehennem? Atmosferin içinde hemen koku neşrine başlayan ve
etrafında yeşil at sineklerinin uçuştukları yatağı, Ölünün katılaşan
vücuda ile birlikte paylaşıyorlardı. “
Dr. Max Nordau’nun yukarıdaki ifaÂdelerinden sonra ecdadımızı daha çok
seÂviyor, dünya tıbbına yaptıkları hizmetten dolayı onlara
minetarlığımızı ifade ediyoÂruz. Nitekim Gevher Nesibe Sultan’ın
şifahanesi 1969 senesinde Gevher Nesibe Tıp Fakültesi ismini aldı.
Açılış konuşmasında Gevher Nesibe Sultan’a ithaf edilen mısraÂlar
şöyleydi.
“Kurduğu şifaiye yeniden canlanıyor.
İlmin köklü yuvası burada şahlanıyor
Aradan yediyüz altmış üç yıl geçti
Hacet tepemiz seni bugün baş tacı seçti.”
|
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 69
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|