Belagat
Belagat; Lugatta, varmak ve ulaşmak mânasına gelir.
Çünkü herhangi bir kimse maksadına ulaştığı zaman; Konvoy, şehre vardığı zaman da; denilir.
Istılahta ise; hem söz (kelâm)'ün, hem de mütekel-limin vasfı olarak kullanılır.
1- Kelâmın belagatı: Bir sözün hem fasih (kusursuz) olması, hem de durumun gereğine (muktezâ-yı hâle) uygun olmasıdır (Yâni yerine ve adamına göre söz söylemektir).
a) Hâl: « Makam olarak da ifâde edilir. » Mütekellimi, özel bir tarzda konuşmaya mecbur eden(sürükleyen) durumdur.
b) Muktezâ: Muktezâ'ya durumun gereği de denilir, Sözün, özel bir tarzda söylenmesini gerektiren duruma «muktezâ» denir; Örneğin övme, ibarenin itnâb[1] şeklinde söylenmesini gerektiren bir durumdur. Muhatabın zekî olması, ibarenin icaz[2] üslubuyla söylemesini gerekten bir durumdur. Öyle ise övme ve zekâ'nm her biri birer hâl, itnâb ve icâz'm her biri, muktezâ, sözü (kelâmı) itnâb ve icaz şeklinde söylemek de onun muktezâya uygun olmasıdır, diyebiliriz.
2- Mütekellim (konuşan kimse)'in belagatı: «Hangi gaye ile olursa olsun» mütekellimin meramını ( Muktaza-i hâle uygun) beliğ bir kelâmla (açık-seçik bir sözle) açıklayabildiği bir kabiliyettir.
Tenâfür, zevk ile; kıyâsa muhalefet, sarf ilmiyle; zaf-ı te'lîf, ve lafzî talcîd nahiv ile; garabet, arapçayı çok iyi bilmekle; ma'nevî taldd, beyân ilmiyle; hâl ve muktezâsı da ma'ânî ilmiyle bilinir. Öyle ise belagatı öğrenmek isteyen kimsenin; luğat, sarf, nahiv, ma'ânî ve beyân ilimlerini iyi bilmesi, bu ilimlerle birlikte zevk-i selîm (sezme kabiliyeti ) sahibi olması ve arapçayı çok iyi bilmesi gerekir[3]
[1] Itnâb : Maksadı alışılmış olan ibareden fazla sözle ifâde etmek veya ibareye söz katmaktır .
[2] İcaz : Lafzı az, mânası çok olacak surette meramı ifâde etmektir.
[3] Dr. Nusrettin Bolelli, Belâğat, M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları: 20-21.