|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.995
Forum mesajları: 11.042
Sayfa izlenimi: 619.681
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.716
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | 15. Asrın En Büyük Astronomu ULUĞ BEY VE ZÎCİ
15. Asrın En Büyük Astronomu ULUĞ BEY VE ZÎCİ
15. Asrın En Büyük Astronomu ULUĞ BEY VE ZÎCİ
Salim AYDÜZ
1394 yılında Güney Azerbaycan'ın Sultaniye
şehrinde doğan ve asıl adı Muhammed Turagay olan ve Uluğ Bey diye
meşhur olan Mugisüddin Mirzâ, Aksak Timur'un torunu ve M. Şahruh Mirza
ile Gevher Şad'ın oğludur. Aslen Türk olan Uluğ Bey çocukluğunu
babasının yanında geçirdi. Çok iyi bir saray eğitiminden geçtikten
sonra, 1407'li yıllarda Horasan, Mâzenderan, Türkistan ve
Maveraünnehr'i içine alan bölgenin hükümdarı oldu. Semerkand'a
yerleştikten sonra burayı İslâm medeniyetinin merkezi yaptı. 1447
senesinde de babası Şahruh'un vefatıyla yerine hükümdar oldu. Ancak üç
seneye yakın bir hükümdarlıktan sonra, elli beş yaşında iken oğlu
Abdüllatif tarafından öldürüldü (1449).
Hükümdar Uluğ Bey, 11 yaşında Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemiş ve yedi türlü
kıraate göre okumada ihtisas kazanmış bir din âlimi idi. O, aynı
zamanda tarih, şiir ve sanata meraklı olduğundan bu işlerle uğraşanları
himaye ve teşvik etmiştir. Büyük bir kitapsever olan Uluğ Bey, geometri
ve matematiğin en zor meselelerini çözen bir riyaziyeci, fakat hepsinin
üstünde bir "astronomi âlimi" dir. Hatta batılı bilim adamları onu "15.
yüzyılın en büyük astronomu" olarak kabul ederler. Daha çocuk denilecek
kadar küçük bir yaşta Meraga Rasathanesi'nin harabelerini gezmesi,
astronomiye karşı duyduğu ilginin çok erken başladığını göstermektedir.
Eğitimi esnasında bu sahada yazılmış birçok kitabı okudu ve
astronominin temel meselelerine vakıf oldu.
Gıyaseddin Cemşid'in
ifadesine göre Uluğ Bey'in zihnî hesaptaki mahareti ve istisnaî hafıza
kuvveti çok yüksek idi. Astronomi sahasında yazılmış en eski kitap olan
Batlamyus (85-165)'un Almagest adlı eserinin ve Meraga Rasathanesinde
yapılan zîc'in (yıldız kataloğu, almanak) hatalı olduğunu görerek
düzeltmek istedi. Bunun için Semerkand'ın kuzeyinde bulunan Kühek
tepesi üzerine 1420-21 senesinde çok büyük ve mükemmel bir rasathane
inşa ettirdi. İslâm dünyasının birçok yerinden ünlü matematikçi ve
astronomları da Semerkand'a davet etti. Bunların başında Bursa'dan
giden Kadızade Rumî (1337-1430), Gıyaseddin Cemşit el-Kâşî (ö. 1429)
gelmektedir.
Daha sonra ise Uluğ Bey'in fer-zend-i ercümend'im diye
iltifat ettiği Ali Kuşçu (ö. 1474) bu çalışmalara dahil olmuştur. Uluğ
Bey Semerkand Rasathanesi'nde yüz kadar seçkin ilim adamı ile birlikte
çalışarak, daha Önce kurulan rasathanelerde kullanılan aletleri imal
ettirdi ve bunların yanında yeni ve çok mükemmel bazı gözlem aletleri
de îcad etti. Uluğ Bey ve arkadaşları bu rasathanede 30 sene sürekli
çalışarak Zîc Cedid-i Sultanî-Zîc-i Gürganî adıyla bilinen meşhur zîci
hazırladılar. Uluğ Bey devlet işleri yanında, diğer ilim adamları ile
birlikte uzun yıllar eserin hazırlanması için bizzat rasatlar
yapmıştır. Eserde 1022 yıldızın adı ve konumu tesbit edilmiştir. Bu
zîcten önce İslâm dünyasında Nasiruddin Tûsî (1201-1274)'nin Zîc-i
İlhanî'si kullanırdı. Ancak bu yeni zîc ile Tûsi'nin zîci kullanılmaz
olmuştur.
841/1437 yılında tamamlandığı tahmin edilen zîc, Kur'ân-ı
Kerîm'in, Furkan Sûresi'nin, "Alemlere uyarıcı olsun diye kulu
Muhammed"e Furkanı indiren, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine
ait olan, hiç çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan, her şeyi
yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah yüceler
yücesidir" mealindeki ilk âyetleri ile başlamaktadır. Daha sonra ise
Uluğ Bey'in yazdığı, kendisini bu zîci yazmaya sevk eden amiller ve
arkadaşları hakkındaki bir önsöz bulunmaktadır. Dört bölümden oluşan
zîcin diğer bölümlerde ise şu konular bulunmaktadır: 1. Farklı
takvimler ve tarihleri, 2. Zaman hakkında yorum ve zaman bilgisi,
trigonometrik fonksiyonlar, ekliptikel ve ekvatoryal koordinatlar,
enlem ve boylam tayini, 3. Güneş, gezegenler ve yıldızların hareketleri
ve seyri, tutulmalar ve astronomiye ait bazı bilgiler, 4. Sabit
yıldızların mevkileri ve durumları ve astroloji. Bu bölümde astroloji
çok geniş bir biçimde ele alınmıştır.
Uluğ Bey Zîci, İslâm dünyasında on altıncı, batıda ise onyedinci
yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başladı. Batıda kurulan ilk
rasathaneler ve astronomlar uzun zaman bu zîcten istifade etmişlerdir.
Hatta teleskopun rasat için kullanılmaya başlanmasına kadar en dakik
eser olarak kullanılmaktaydı. Farsça kaleme alındığı tahmin edilen eser
muhtemelen Osmanlılar vasıtasıyla batıya intikal etmiştir. Zira
Avrupa'da da çok meşhur olan bu eser, çeşitli dillere tercüme edilmiş
ve defalarca basılmıştır. İslâm dünyasında, hususiyle Osmanlılarda bu
esere birçok şerh yazılmıştır*.
Avrupa'da özellikle astronomlar ve
denizciler bu zîce çok büyük önem vermişlerdir. Avrupa'da meşhur olan
bu cetvellere ilk dikkati Oxford'ta profesör olan John Greaves
(1642-1648) çekmiş ve 1648'de kendisi tarafından kısmen Oxford'ta
basılmıştır. İki sene sonra (1650) Londra'da birinci bölüm olan
kronoloji kısmı yayınlandı. İki sene sonra tercümelere olan ilgiden
dolayı eser ikinci baskısını yaptı. Thomas Hyde 1665 yılında eseri
Latince'ye tercüme etmiştir. G. Sharpe ise bu tercümeyi daha sonra
tekrar gözden geçirmiştir. Eserin tamamı A. Sedillot tarafından iki
cilt halinde Fransızca olarak 1847-1853 yılında tercüme edildi. Eser en
son olarak Edward Ball Knobel tarafından İngiltere'deki bütün yazmaları
gözden geçirilerek Farsça ve Arapça bir lügat ile birlikte Cataloque of
Stars adıyla Washington'da 1917 senesinde neşredildi.
Uluğ Bey, Nasiruddin Tûsî'nin eserlerine ve talebesi Ali Kuşçu'nun
müşahedelerine dayanarak bir de umumi dünya haritası hazırlamıştır.
Ali' Kuşçu Uluğ Bey'in emriyle Çin'e gitmiş ve orada tul (boylam)
dairesi üzerinde bir derecenin tekabül ettiği uzunluğu ve dünya
küresinin büyüklüğü üzerinde çalışmalar yapmıştır.
Osmanlı Devleti müneccimbaşılan 1800 senesine kadar bütün takvim ve
imsakiye hesaplarında Uluğ Bey Zîci'ni kullanmışlardır. Ancak bu
tarihte Fransız Astronom Jack Dominic Cassini'nin, Uluğ Bey Zîci'nin
hatalarını tashih ederek yaptığı zîc önce Arapça'ya daha sonra da
Türkçe'ye tercüme edilerek kullanılmaya başlanmıştır. Uluğ Bey
Zîci'ndeki bazı küçük hesap hataları zamanla, Güneş ve Ay
tutulmalarında bir-iki saate kadar varan hatalara sebep olduğundan
dolayı terkedilmiştir. Esasen Uluğ Bey Zîci'ndeki bazı hatalar
Osmanlılarda ilk olarak Müneccimbaşı Takiyüddin Raşid (ö. 1585)
tarafından farkedilerek düzeltilmek istenmiş ancak İstanbul'da açılan
ilk rasathanenin bazı siyasî sebepler neticesinde yıkılmasıyla bu iş
tamamlanamamıştır. Dolayısıyla Uluğ Bey Zîci'nin tashihi uzun yıllar
sonra Cassini tarafından yapılmıştır. Cassini Zîci'nin Osmanlılara
gelmesiyle her ne kadar bu zîc kullanılmaya başlanmışsa da Uluğ Bey
Zîci tamamen terkedilmemiş ve bazı müneccimler tarafından kullanılmaya
devam edilmiştir.
Uluğ Bey, yaşadığı asır itibariyle eski astronomi bilgisinin ve modem
astronomi bilgisinin sahibi olarak bu iki bilgiyi şahsında meczetmiş;
eski astronominin son, modern astronominin de ilk temsilcilerinden
birisi olmuştur. Batı bilim dünyası onu yaşadığı yüzyılın en büyük
astronomu, rasathanesini de o dönemin dünya harikası olarak
nitelendirmektedir. Hatta Amerika Uluslararası Astronomi Derneği Ay
kraterlerinden birisine Uluğ Bey adını vermiştir. Zîc'i Fransızca
tercümesiyle yayınlayan Sedillot, onun için "Modern bilim ve araştırma
fetihlerine en parlak katkıda bulunan üniversal dehâ" demektedir. Asya
tarihi ve coğrafyası uzmanı Fransız elçi Fernant Grenand, Uluğ Bey'i şu
kısa cümle ile tarif etmektedir.
"Ruh ve zekâ bakımından şayan-ı dikkat
bir insandı, usta bir şâir, bir din adamı, yüksek bir matematikçi idi."
Onun zamanımızdan 550 sene önce yaptığı rasatlar halen bazı astronomi
çalışmalarına ışık tutmaktadır. O günün şartlarına bulduğu değerler
bugünkü değerlerden çok farklı değildi. Mesela, 1°lik yayın sinüs
değerini (X = sin. 1°=0.0174520406437283571) bugünkü değerle aynı
bulmuştur. Diğer taraftan bazı gezegenlerin boylam açılarının hesabında
ise bir iki saniye hata etmiştir. Bu konuda Uluğ Bey'in bulduğu
değerler ile gerçek değerler arasındaki fark şu şekildedir:
Uluğ Bey ekvator ve ekliptik arasındaki açıyı 32 saniye farkla 23° 30'
17" bulmuştur. Semerkant'ın enlemi ise 39° 37' 23" bulunarak sadece 1
'24" eksik tesbit edilmiştir.
Uluğ Bey'in bu eseri bu gün dahi bazı araştırmalarda kullanılmaktadır.
Meselâ en son Rus araştırmacı Shcheglov 1977 senesinde kıtaların
kaymasını incelemek için Uluğ Bey'in rasathanesinde, Uluğ Bey
Zîci'ndeki bilgiler ile modern bilgileri karşılaştırarak gözlemler
yapmıştır. Ayrıca Kandilli Rasathanesi'nde Fatin Gökmen Hoca ve oğlu
tarafından yakın zamanlara kadar kameri aybaşlarının hesaplanmasında da
Uluğ Bey Zîci kullanılmaktaydı.
KAYNAKLAR
Abdülmüteal es-Sa'di, el-Müceddidun fi'l-İslâm min Karni'l-Evvel ila er-Rabi aşer, s. 338-340.
Adıvar. A. Adnan, Osmanlı Türklerinde İlim, 4. Baskı, İstanbul 1982. s.62.
Arat, Reşit R., Babürnâme-Babür'un Hatıratı, İstanbul 1986,1, 71-72,77-78
Bammat, Haydar, İslâmiyet'in Manevî ve Kültürel Değerleri, terc. B. Dülger, Ankara 1963, s. 120, 137.
Barthold, VVilhelm, Uluğ Beğ ve Zamanı, çev, i. Aka, Ankara 1990, s.167-175,
Bilhan, Saffet, Orta Asya Bilgin Türk Hükümdarlar Devletinde Eğitim-Bilim-Sanat. Ankara 1988, s. 44-55.
Bouvat, L. "Uluğ Bey", İslâm Ansiklopedisi, XIII, 27-29;
Bregel, Yuh, "Ulugh-Beg", Seph R. Strayer, Dictionary of the Middle Ages, New York 1989, XII, 257-259.
Brockelmann, Carl, Geschıchte Der Arabischen Litteratur, Leiden1937, II, 275-276; aynı müellif, GAL, Suppliment, II/298.
Devletşah, Devletşah Tezkiresi, çev. N. Lugal. İstanbul 1977, IV/430-433.
Karı-Nıazov. T.N.. "Ulugh Beg", Dictionary of Scientific Biography, New York 1981, VII, 535-537.
Kaşkey, A. Y.K., Tarihü'l-Edebi'l-Coğrafi el-Arab, terc. S.O.Haşim, Moskova 1957,1,116.
Köprülü, O. F., "Uluğ Bey", İA, XIII, 29;
Krisciunas, Kevin, "The Legacy of Ulugh Beg". AACAR Bulletin V/1, p.3-6, 1992, Amherst-Massachusetts.
Nasr, Seyyed Hossein, Islamic Science, Harvard 1976, p. 105.
Salih Zeki, Asâr-ı Bâkiye, İstanbul 1329, 1, 190-195.
Sarton, George Introduction to the History of Science, New York 1975, III (v. II), p. 1120.
Sayılı, Aydın, The Observatory in İslam, second edition, Ankara 1988, p. 260-289.
Sayılı, A., Uluğ Bey ve Semerkand'daki İlim Faaliyeti Hakkında Gıyasüddin-i Kâşî'nin Mektubu, 3. baskı, Ankara 1991, s. 76-92.
Sedillot, Des Tables Astonomiques d' Olouğ-Beg, Paris 1833, s. XXVI,
Şemseddin Sami, Kamus-u Alam, İstanbul, 1316, II, 1023.
Takvim-i Vekayi, 6 Receb 1248, (29 Kasım 1832), nr. 46, s. 3.
*) (Bu şerhlerin en meşhurları Ali Kuşçu'nun Şerh-i Zic-i Cedid adlı
şerhi ile oğlu Mirim Çelebinin Düsturu'l-Amel ve Tashihi'l-Cedvel (F)
adlı şerhi ve Bircendi'nin Şerh-i Zîc-i Cedid-i Sultam adlı şerhlerdir.)
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 101
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|