Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.995
Forum mesajları: 11.048
Sayfa izlenimi: 619.806
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.841
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Çanakkale Şehitlerine

Çanakkale Şehitlerine

Çanakkale Şehitlerine
M.VURAL



Türk milleti, Kâinatın Efendisi'nin (sav) risalet beratı olan Kur'ân'ın davetine icabet etmiş ve asırlar boyu Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar "Kelimetullah" davası için koşturmuş ve hakâik-i Kur'aniye ve imaniyenin neşir ve tamiminde cehd ile çalışmıştır. Ve bu millet, bağrında nice imanlı mücahidler yetiştirmiş; bu mücahidler 'bir gül bahçesi'ne girercesine kendilerini gaza meydanlarına atmışlardır.
Bizi İslâmiyet'in bayraktarlığından alıkoymak isteyen haçlı zihniyeti ise "hasta adam" olarak nitelediği Osmanlı'yı en zayıf noktasından vurarak kendi gayeleri uğruna I. Dünya Harbi'ne sürüklemiştir.

1914'de patlak veren I. Dünya Harbi'nde Almanya, çeşitli cephelerde muvaffakiyetsizliğe uğrayınca bunalıma girmiş ve bunun üzerine Alman hükümeti bir bakıma cephelerde ferahlamak için stratejik bir ehemmiyete haiz olan Türkiye'yi ne pahasına olursa olsun savaşa sokmak kararına varmışlardır. Bu kararlarını da, yeni Harbiye Nazırı olan Enver Paşa'nın, İngilizlerin takibinden kaçan iki Alman savaş gemisine (Göben ve Brestau) boğazlarda sığınma hakki vermesi ve daha sonra da Almanlar'ın kışkırtmaları ile bu iki
geminin Rus limanlarını bombalaması neticesi fiilen I. Dünya Savaşı'nın içine itiliriz.

Bu sırada Rusya, müttefikleri olan İngiltere ve Fransa'nın silah ve cephane desteğine, İngiliz ve Fransızlar ise. Rusya'nın hammadde ve tarım ürünlerine ihtiyaç duyuyordu. Bu maddelerin sağlanması ise ancak boğazlar yoluyla olabilirdi. İtilaf Devletleri, Rusya'nın muhtaç olduğu silah ve teçhizatı göndermek maksadıyla Çanakkale'yi ele geçirmeyi daha harpten evvel planlamışlardı.

Hatta Paleolo'un 27 Aralık 1914 günlü notlarında şu sözleri görüyoruz: "Moskova'da imparatora yaklaşan herkes İstanbul hakkında konuştu ve hepsi aynı şeyi söyledi: Boğazların ele geçirilmesi, İmparatorluk için bir ölüm kalım işidir ve Almanya ile Avusturya'dan elde edilebilecek bütün toprak menfaatlerinden önce gelir."
Diğer taraftan Rus Çarı, Fransız büyük elçisine 21 Kasım'da şöyle demişti: "Düşüncelerim henüz kesinleşmedi. Ancak iki nokta var ki eminim. Biri, Türk Avrupa'dan kovulmalıdır. İkincisi; İstanbul uluslararası rejim altında tarafsız bir kent olmalıdır."
Peygamber Efendimiz (sav)in methine mazhar olan şehirler dilberi İstanbul'un üzerine böylesine acımasız plânlar kurulurken, Londra'da toplanan İtilaf Devletleri Harp Meclisi. 28 Ocak 1915'te Çanakkale Boğazının geçilmesine karar verir.
Bu arada İstanbul'da halk, yabancı çevre ve Almanlar, İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale'yi zorlayarak on saat gibi bir süre zarfında Sarayburnu'nda görüleceğine kesin gözüyle bakıyorlardı ve bu da ortamı gerginleştiriyordu. Hatta başkentin Eskişehir'e taşınacağı şayiaları da yayılmaya başlamıştı.
Bütün Avrupa, Çanakkale'nin geçileceğine ve muzafferane İstanbul'a girileceğine inanmaktadır. Daha şimdiden Beyoğlu'ndaki azınlıklar "muzaffer haçlılar"ın geçeceği yolları görecek olan pencereleri kiralamaktadırlar.
I. Cihan Harbi'nde başrolü oynayan, gözünü hırs bürümüş İngiltere neden Çanakkale'yi büyük bir iştahla geçmek istiyordu, beklentisi neydi?.. İngiltere Deniz İşleri Bakanı Churchill'in ifadesinden anlaşıldığına göre bu beklentiler şöyleydi: "Türk imparatorluğunu ikiye bölerek cihan tarihini değiştirmek, düşmanlarımıza karşı Balkanları birleştirmek, Rusya'ya yardım ederek, savaşın süresini kısaltmakla binlerce vatandaşın hayatını kurtarmak..."
Artık karar verilmiştir; 16 Harp gemisi, 6 muhrip, 14 mayın tarama gemisi ile 1 uçak gemisi Çanakkale'ye doğru hareket eder ve Boğaz Harbi başlar. Bu donanma Boğazlar'ı geçecek ve arkasından gönderilecek kuvvetlerle İstanbul işgal edilecektir.

19 Şubat 1915 günü düşman donanması atışa başlar; merhum Akif in de söylediği gibi: ''Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya. Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya..."
Evet, Marmara mahşer gibidir. Eski ve Yeni Dünya, Osmanlı'ya karşı yek vücut cephe almışlardır.

Mehmetçikler tabyaların başında canını dişine takmış vaziyettedir. Osmanlı tabyaları toprak ve kagirdendir; içindeki eski topların menzili ise düşman gemilerini döğmeye yetmemektedir. Bu cephede kullanılan en yeni topun üzerinde ''krup 1885"tarih yazılıdır. Yeni toplar gelmemiş, cephane ve mühimmat ise son derece kıttır. Osmanlı toplarının menzili dışında kalan düşman donanması altı gün boyunca tabyalara gülle yağdırır. O aslan neferlerin göğüsleri üzerinde binlerce bomba şimşeği söner... 25 Şubat sabahı yine ateş başlar ve akşama kadar devam eder. Dış tabyalar harab olmuştur; düşman karaya asker çıkartarak bir kısım iç bataryaları da tahrib eder ve çekilir.

4 Mart günü tekrar çıkarma yaparlar ve Türk karşı taarruzu ile geri püskürtülürler. 7-8 Mart günlerinde, dış tabyalardaki bataryaların tahribinden yararlanarak yaklaşır ve iç tabyaları ateş altında tutarlar. 10-11 Mart gecesi boğaza saldıran bir filo ağır zayiatla geri çekilir.
Düşman donanması sürekli tarama İle boğazdaki mayınları temizlemiştir. 18 Mart günü kesin sonucu almak üzere taarruz edecek ve boğazı geçecektir. Bir İngiliz, bir Anzak ve bir Fransız tümeni boğaz önünde hazır beklemektedir. Boğaz yarılıp, Türk donanması tahrip edilince, bir Rus kolordusu İstanbul Boğazı'ndan çıkarma yapacak, bu arada Marmara'ya girmiş olan İngiliz ve Fransız kuvvetleri de İstanbul'un işgaline yetişeceklerdir.
Martın on yedisini on sekize bağlayan gece sabaha karşı, Nusret mayın gemisi düşman donanması arasından sıyrılmış ve boğazın münasip yerlerine mayınları döşeyerek yine aynı ustalıkla dönmüştür.
Bütün başarıları maddiyatla açıklayan Morgenthau, Çanakkale'ye geldiğinde bu kadar mayının nasıl bulunup da döşendiğine akıl erdiremeyecektir. Çanakkale'nin güneyinde 400'den fazla mayın denize serpilmiş, düşman gemilerini beklemektedir. Ordunun cephane durumu zayıf olduğuna göre bu mayınlar nereden temin edilmiştir?.. Allah'ın hikmetine bakın ki, Ruslar'ın Karadeniz Boğazı'nın ağzına döşediği mayınlar akıntıyla boğazın ağzına geliyor oradan ustalıkla toplanarak Çanakkale'ye taşınıyordu.
Ve o yirminci asrın Batılı barbarları bu rezil istilâlarını bütün şiddetiyle sürdürürler ve o gün 7 saat boyunca 276 adet seri atışlı büyük topla durmadan mermi yağdırırlar. Osmanlı tabyalarından 78 adet top cevap verir. Bizim tabyalarımız Dardanos tepesinde ışık ışık parlamalarına rağmen çöldeki serap gibi optik yanılma neticesinde isabet almamışlar, fakat isabet ettirmişlerdi.
Kuvvet dengesi arasında uçurumlar vardır. Techizat, mühimmat ve her çeşit varlığa sahip, bakımlı düşman ordusuyla, imkânları mahdut, topu tüfeği sayılı, siperleri, silahları zayıf, bu yan aç Mehmetçik arasındaki savaş, silahla imanın çarpışması mânâsını taşımaktadır. Öyle ki top yetersizliğinden, hiç olmazsa aldatıcı olsun diye bazı mevzilere soba boruları yerleştirilmekte, siperler için yeterli kum torbası da bulunmamaktadır. Bazen İstanbul'dan birkaç yüz yeni torba getirildi mi, bunlar kum torbası yerine imkânsızlıktan askerlerin harap elbiselerinin tamirinde kullanılmaktadır.
Ve bu yokluklar içinde savaşan sinesi imanlı Mehmetçiklerin cephesini sarsmak mümkün olmuyordu.

"Değil mi cebhemizin sinesinde iman bir,
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir,
Değil mi sinede birdir vuran yürek... yılmaz!
Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz!"


Bu kadar, birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti getirdiğinden, bu cephe hakikaten sarsılmadı. Çünkü cephede Türk milleti bütün özüyle, bütün hızıyla, bütün kudret ve imanıyla harb ediyordu.
"Asım'ın nesli... diyordum ya... Nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek."


Ve bu cehennem içinde düşman donanmasından üç harb gemisi batar, iki harp gemisiyle bir harp kruvazörü ağır yara alarak saf dışı olur. Ve akşam üstü, mevcudun üçte birini kaybetmiş olarak İngiliz, Fransız donanması çekilmeye başlar ve boğazlardan geçilemez...
"Nerde biraz evvelki ateş saçan gemiler?
Durun ey görüşmeden kalkıp kaçan gemiler!"


1915 yılı, Türk tarihinin alnına şeref ve şehamet damgasını vuracak bir harikulâdeliğe şahit olur.
Yiğitlerimizin Çanakkale'deki bu zaferini İngiliz Generali Taushand da şu sözleriyle tasdiklemektedir: "Avrupa 'da hiçbir asker yoktur ki -bu ifademin altını çiziyorum- müdafaada Türklerle mukayese edilebilsin. Misal olarak Çanakkale'yi zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan birlikler, Türk olmasaydı, yerlerinde kalamazlardı. Halbuki Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinden ayrılmadılar."

İşte bu zafer neticesinde garplı müttefiklerin Rusya ve Romanya ile olan irtibatları kesilmiş, harp iki sene daha uzamış ve Rusya'nın Orta
Şark'ta sözüne son verilmiş, İstanbul'a el atmasına imkân tanınmamıştır.

Bize bu imkânları bahşeden şehitlerimiz, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle yadedilmektedir: "Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin, zira onlar dindirler fakat siz farkında değilsiniz."(Bakara. 2/154) (öyle ki Allah'ın) lütf u inayetinden kendilerine verdiği (şehitlik mertebesi) ile hepsi de şâd olarak (cennet nimetleriyle) rızıklanırlar. Arkalarından henüz onlara katılamayan şehid dindaşları hakkında da: "Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir''diye müjde vermek isterler.

KAYNAKLAR

- "Çanakkale" 18 Mart 1915-1950, M. Şevki Yazman, "Çanakkale Harbi", sh. 3
- Sabis, Ali İhsan. Harb Hatıralarım, II. Cilt, sh. 27
- "Çanakkale" 18 Mart 1915-1950. M. Şevki Yazman, sh. 3, aynı makale
- Bayur, Yusuf Hikmet, Türk İnkılabı Tarihi, C: 3. Kısım 1, sh. 470
- "Cumhuriyetin 50. yıl Dönümü Seminerleri", Yusuf Hikmet Bayur, 1. Dünya Harbi Sırasında Yapılan Anlaşmalar", sh. 32
- Çanakkale" 18 Mart 1915-1950, M. Şevki Yazman, sh. 4, aynı makale
- Bardakçı, İlhan, Hülbe Yayınları, 1985, İst. sh. 540
- "Çanakkale" 18 Mart 1915-1950, Yusuf Hikmet Bayur, "Çanakkale Savaşı ve 18 Mart Zaferi", sh. 13-14
- Köseoğlu, Nevzat, Türk Dünyası Tarihi ve Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler, Ötüken Neşriyat A. Ş. 1990. sh. 716
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 68
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker