Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.642
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.240
Forum mesajları: 11.808
Sayfa izlenimi: 642.294
Bugünkü sayfa izlenimi: 643
En son üyemiz: kaptanyamağı

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Şakk-ı Sadr

Şakk-ı Sadr

Mevâhib-i Ledünniye isimli kitapta geçtiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Çocuk iken bir gün kendi akranım olan çocuklarla bir dere içinde idik. Ansızın üç kişinin geldiğini gördüm. Yanlarında altın bir leğen vardı. İçi karla dolu idi. Beni hemen çocuklar arasından aldılar. Çocuklar da süratle kaçıp kabileye gittiler. O üç kişiden biri beni yere, yan üzeri yatırdı. Karnımı yardı. Onun yaptıklarına bakıyordum. Hiç acı hissetmiyordum. Bağırsaklarımı dışarı çıkarıp, o karla iyice yıkadı. Yine karnıma koydu. Diğeri de yüreğimi dışarı çıkardı ve yardı. İçinden bir parça uyuşmuş kan çıkarıp attı. Sonra eliyle sağ ve sol yanımdan bir şeyi aldı. Hemen elinden nurdan bir mühür peyda oldu. O mühür bakanın aklını başından alacak derecede güzel idi. O mühürle kalbimi mühürledi. Ondan sonra kalbim nübüvvet nuru ve hikmetle doldu. Yüreğimi tekrar eski yerine koydu. Üçüncü kimse gelip karnımın yarılan yerini eliyle sıvazladı. Allah u Teâla’nın izni ile derhal iyi oldu. Elimi tutup lütufla beni ayağa kaldırdı.”

İbn Abbas’dan rivayet edildiğine göre Halime: “Oğlum Damra, ağlayıp feryad ederek geldi ve, çabuk yetişin. Bir kimse gelip aramızdan Muhammed’i aldı ve bir dağa gitti. Karnını yardı.” demiştir.

Çeşitli rivayetler olmuştur ki, Rasûlullah (s.a.v.), çocukluk zamanında iken, mübarek karnını yarıp içini temizledikten sonra mübarek kalb-i şerifini Nübüvvet nuru ile, hikmetle doldurmuşlardır. Kalb-i şerifinin yarılması bir kere Hira dağında iken, Cebrail (a.s.) vahiy ile geldiğinde ve bir defa da mi’rac gecesinde vaki olmuştur. Mübarek karnının yarılmasından Rasûlullah (s.a.v.) asla elem duymadı.

Mübarek göğsünde bulunan nübüvvet mührünün misk rayihası gibi koktuğunu rivayet ederler. Fakat nübüvvet mührünün şekli hakkında hadis alimleri çok söz söylemişlerdir:

Buhari (r.aleyh) naklinde, Nübüvvet mührü hakkında şöyle demiştir: “Mühür, o diyarda maruf olan, Hacele dedikleri çadır düğmesi veya keklik yumurtası kadar idi.” (Mevahib-i Ledünniye, Semerkand Yayınları, İst. 1972, sh. 38)

Şakk-ı Sadr’ın hikmeti:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hak Teâla Hazretlerine tam manasıyla teslim olduğundan Allah düşmanlarından asla korkmazdı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), harplerin en fazla şiddetlendiği, ashabına korku geldiği anlarda, atının üzerinde iken, atını müşriklerin üzerine sürerdi. Ashap: Ya Rasûlullah! Neylersin, der atını tutarlardı. Hz. Ali şöyle buyurmuştur: “Şavaşın en şiddetli anlarında biz Rasûlullah (s.a.v.)’ın arkasına sığınırdık.”

Şakk-ı Sadr’ın hikmetidir ki, Rasûlullah (s.a.v.)’ın mübarek kalplerine asla korku gelmezdi.

Şakk-ı Sadr-ı Nebevî zahiri olarak vuku bulmuştur. Mü’minlerin, Şakk-ı Sadr’ın zahiri olarak vuku bulduğunu kabul etmeleri vaciptir.

(Musa) dedi ki: “Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver! Ve işimi bana kolaylaştır!” (Tâ-Hâ: 20/23-25)

“Artık, Allah kimi (hikmetine binâen, kendi lütfundan) hidâyete erdirmek isterse, onun göğsünü İslâm’a açar.” (En’am: 6/125)

Allah Teâla’nın, hidayetini murad ettiği kimsenin kalbini genişletmesinden murad, imanın sabitleşmesiye kalbin nurlanmasıdır.

“O halde Allah’ın kalbini İslam’a açıp da Rabbisinden bir nûr (bir hidayet) üzere olan o kimse (küfründeki inadından dolayı kalbi mühürlenen kimse gibi) midir?” (Zümer: 39/22)

Cenâb-ı Allah, İslam’ı kabul eden mü’minlerin kalplerini genişletir ve hidayet nurunu o kişinin kalbinde parlatır. Ve böylece kalpte Hakk’a yakınlık hasıl olur.

Ve’l-hamdü lilâhi Rabbi’l-Âlemîn.
  Tarih: 06.03.2008   Hit: 78
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker