Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.997
Forum mesajları: 11.059
Sayfa izlenimi: 620.052
Bugünkü sayfa izlenimi: 2.087
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | NURETTİN TOPÇU'NUN TARİH GÖRÜŞLERİ

NURETTİN TOPÇU'NUN TARİH GÖRÜŞLERİ

NURETTİN TOPÇU'NUN TARİH GÖRÜŞLERİ

Talat Ordu

Hareket; ilim, iman, ahlâk, ruh, insan, fikir, İslâm, milliyetçilik, isyan (kötülüklere), hürmet, mesuliyet ve bir rönesans hareketi... Bu hareket Nurettin TOPÇU'nun hareketi. O iddialarını yaşayan bir insan. Hayatı, sönmenin, pörsümenin olmadığı, hareket dolu bir hayat...
1939 Yılından itibaren yeniden dirilişin imkânlarını araştırdı. İlk yazılarında Batı taklitçiliğinden yüzümüzü çevirip kendimizi tanımaya ve kendi kültür köklerimizle münasebetimizi kurmaya davet ediyordu. Konferanslarını 1950'den itibaren Milliyetçiler Derneği çatısı altında vermeye devam etti. İlk basılan eserleri felsefe-psikoloji, mantık ve sosyoloji kitapları olmasına rağmen ilim adamı olmaktan ziyade, bir ideal insanıydı; "Yarınki Türkiye" kurucularının, mesuliyetle gerilmiş, hissiyat ve fikriyatının altyapısını hazırlamaya kendini adamış bir ideal insanı...
Milliyetçilik anlayışının temel taşını maziye bağlı bir Anadoluculuk ideali oluşturuyordu. Bu yazımızda onun tarih görüşlerini derlemeye çalıştık...


İNSANLIK TARİHİNİN MÂNÂSINA DAİR
Bilindiği üzere tarihin anlamına, batı felsefelerinde bir çözüm getirilememiştir. Birçok filozof tarihin bir anlamı olduğunda ittifak etmişse de izahta tek bir görüşe ulaşamamışlardır. Hristiyanlık etkisinde kalmış olan felsefî görüşlerden derlenebilecek ortak nokta, tarihin bir "iyilik-kötülük savaşı" olduğu yönündeki açıklamalardır.

Nurettin Topçu batıda felsefe tahsili görmüş bir Anadolu milliyetçisi olmasına karşılık, yazılarında çağdaş batı felsefesinin ve İslâm'ın etkilerini görürüz. O, daha çok Blondel'in tesirinde aksiyon felsefesini benimsedi ve tabiri yerinde ise onu Türkiye şartlarına uyarladı. Bununla beraber Bergson'un mistisizminden de etkilendi. Ama o, hep bizi terennüm etti ve bizden biri olarak kaldı.

Ona göre, insanlık sonsuzluğa doğru yol almakta ve bu yol üzerinde kendini zorlayıcı, engelleyici hareketlerden kurtarmak istemektedir. Yazılarında insanları sık sık iki gruba ayırır: Siyaset insanı-mesuliyet insanı, anarşist-hareket adamı, realist insan-idealist insan vb... Topçu'nun Şehit Konferansından aldığımız şu parça onun insanlık tarihine dair genel görüşünü ortaya koyar: "Yeryüzünde madde ve ruh; birincisi sonsuz ihtiraslar ve sefaletlerle yüklü olarak; ikincisi ise, Allah'tan ilham ve işaret alarak koşmak ve daima ileri atılmak şartıyla müsabaka halindedir. Madde ileri gitti mi, aramızdaki kinler, garazlar ve düşmanlıklar çoğalıyor, daha varlıklı yaşamak için sanki her hareketimizde ölüyoruz; ruh ileri gidince dünyamız aşkla, iradeyle, ilhamla doluyor, her hareketimizde ebedîleşiyor ve ölürken bile ebedî olmak için ölüyoruz"1. Bu "ikili gerçeklik" düşünceleri, İslâm'ın "iman-inkâr savaşı" hakikatinden gelmiş olabileceği gibi; Bergson'un: "Şuur sahibi olan insan, maddeyi bertaraf etmek, onun tesirinden kurtulmak için tarih boyunca çırpınıp durmaktadır."2 gibi fikirlerinden de etkilenerek Topçu'nun ifadelerine yansımış olabilir.

N. Topçu, insanı hırs için sürünen vücuduyla, aşk için yaratılan ruhu olmak üzere ikiye ayırır.3 İnsanlığın tarihi, "bir tarafta insanlara daima daha büyük hazlar sunan saadet sultanları, öbür tarafta, ruhunu kurtarmak istedikleri halkın eliyle şehid edilen fazilet kahramanlarıyla doludur."4. "Dünyamız devamlı siyaset sanatkârlarıyla kahramanlar arasında savaşlara sahne olmaktadır."5. İnsanlar arasındaki bu ikili çarpışmalarının, uygarlık çapındaki izdüşümü de esir medeniyetler-zorba medeniyetler olmaktadır. Onun, "Yarınki Türkiye" kitabında iki insan tipi tanımlanır: Hareket adamı ve anarşist. Anarşist kuvvet, insanın yalnızlığından kaynaklanarak ortaya çıkan, ihtiraslarla kuvvet bulan tarafıdır. Bu yön ile işlenen fiiller hep tahripkâr biçimdedir. Toplumda anarşist bu yolla çıkmaktadır. Hareket adamı ise, "bütün insan"dır. Yalnız değildir. Allah'la beraberdir.6.

Temelde madde-ruh ikiliği yatmaktadır ve insanın asıl gayesi, sonsuzluğa susamışlığından doğan Allah'ı arama cehdidir. İnsan iradesinin içten gayesi, "ahlâkî bir dünyaya atılıp ahlâkî bir düzen gerçekleştirme"dir.7

DÜRE (SÜRE)
Düre fikri, çağdaş Türk düşüncesine Bergson'dan intikal etmiş bir mefhumdur. Zaman aralıklarını ortadan kaldırıp, bütün zamanları bir yaşama demektir ki hafıza bu işte şarttır. Hafıza sayesinde geçmişi şimdi yaşamaya muvaffak olmuş oluruz. Bu mülahaza, Türk edebiyatçı ve fikir adamlarında etkili olmuş ve bu olgu eserlerine aksetmiştir. Mesela, Tanpınar: "Bir vehim de olsa, devam fikrine muhtacız" demekle bundan kaçınılmayacağını söylemektedir. Topçu da çoğu yazısında millet hayatı üzerinde devam fikrinden bahis açmıştır: "Milleti yaşatan hayatî kuvvetler onun mazisinde gömülüdür Bu kuvvetler; halin hayat tarlasını suladıktan sonra yine kaybolmaz, toprağa gömülmez, istikbâli de onlar oluşturur"8. "Tarihin mutlak emirlerinin önünde eğilmeye mecburuz"9 gibi ifadelerinde dürenin akisleri görülür. Bergson: "Bütün insanlık mekanda ve zamanda, bir kudsî vazifenin sürükleyişi ile bütün mukavemetlerini kırıp geçmeye ve birçok engelleri aşmaya, hatta belki ölümü bile yenmeye kabiliyetli dörtnala koşup giden muazzam bir orduyu hatırlatıyor"10 derken bütün insanlığı ele almış oluyordu. Topçu açıkça, düreden bahsetmez; fakat, düreyi beyanlarında millî bir vechede kullanmıştır. Mazi şuurunun insan şahsiyetini oluşturmada baş âmil olduğunu savunur. Geçmişi anlatırken millî tarihten misaller seçer. Şöyle der: "Asırların icaplarına göre değişen ve değişmesi zaruri olan şekil ve kalıplar ne olursa olsun, ebedî yaşayacak olan ruh, Fatihlerin, Yavuzların, Yıldırımların ruhudur. Biz bu topraklarda Allah sevgisiyle gıdalanan, devlet nizamına aşık, Fâtih'in çocuklarını arıyoruz. Biliyoruz ki, hasta gönülleri tedavi edecek olan Süleyman Çelebiden bir beste, Mevlânâ'dan bir nida, Fâtih'ten bir selam, Yunus'tan bir müjdedir"11.

BÜYÜK İNSAN ÖRNEK DEVİR
Ona göre tarihte büyük hadiseleri ortaya koyanlar büyük insanlardır.12. Carlayle'ın fikirlerini andıran bu sözlerinin devamında büyük adamın büyük şahsiyet demek olduğunu, büyük şahsiyetlerin vazifelerinin genişliği nisbetinde, şuur ve hürriyetlerinin kuvveti nisbetinde büyük olduklarını belirtir.

Dünyada ruhsuz, sadece maddî fetihler yapmış büyük adam denilen liderler çoktur; "dünyanın büyükleri listesinde vaktiyle ulu devlete konabilen kuvvetler yer alıyordu. Onların başında büyük maceralarla zaferler kazanan, büyük sürüleri önlerine katan zalim çobanlar geliyordu. Tarih kitapları bu çizmeli sergerdelerin portreleri ile doludur. Her birinin yüzüne bakarsanız ruhtan eser yok. Bir şiddet gösterişi, bir benlik sırıtışı, bir boşluk, bir mânâsızlık onlarda ruh arayanları ürpertir. Lâkin bu şiddet taşıtan iskeletler, en az beşbin yıllık kanlı tarihin leş yiyen kahramanlarıdır. Sardanapaller, Sezarlar, İskenderler ve Napolyonlar, kendi katillerini de bilmeyen bu zavallı insanlığı kemire kemire ebedî olacaklarına inandılar"13. İşte bu tipten insanlara karşılık bizim de kendi tarihimiz içinden örnek büyük adamlarımızı göstermemiz gerekmektedir. Zira, "bu millet insanlık tarihi için iftihar vesilesi olan yüzlerce örneğini verdi. Yüzleri gibi kalpleri ve vicdanları da bizimkine benzeyen, imanı bizdeki iman olan nice fâtih evlatlar yetiştirdi"14. Bunun için mazimizi örnek almamız gerekmektedir.

Topçu için mazimizde Hz. Peygamber (sav) Devri'nin önemi büyüktür. Fatih'in uzak mazisinde, Peygamberimizi (sav) görmek hata olmayacağı gibi 15 "bu millet, bu vatan çocuklarının insanlık sahnesinde önderi Büyük Peygamberdir. Onlar seherden geceye kadar vakit vakit O'nu hatırlar, O'na olan sevgilerini tazelerler". 16 "Ne o, ne bu; aydınlık kaynağı ararken Hz. Peygamber (sav) Devri'ne döneceğiz"17

TARİHÎ DİNAMİKLER
Toynbee'deki medeniyetlerin yükselişi-çöküşü teorisine benzer yaklaşımlar Topçu'da da vardır. O, hep bir mânevî rönesansın kaynaklarını araştırmıştır. Türkiye'nin yeniden dirilişi için çareler teklif etmiştir. Medeniyetin doğuşu ona göre "bir insan kalabalığı içinde yeni ruhî değerlerin doğması ve fertlerle zümrelerin bu değerlerin arkasında hür iradeleriyle, zorlanmaksızın koşmaları demektir. Bu aşkı öldüren zorbalıkların harekete geçirdiği kuvvetler, yani ruhî esaretler doğunca medeniyetler söner, çöker ve yerini zulümle yıkımlara bırakırlar" 18. "Çin, Yunan, Hint ve İslâm medeniyetlerinin doğuşlarında da yukarıdaki dinamiklerin varlığı âmildir. Izdırap, hadiselerin temel dinamiklerini teşkil eder"19. "Milletleri her düşüşten sonra ayağa kaldıran, ızdırapların ilâhî ihtarıdır"20. Bu ifadeleriyle müellif, tarihi hadiselerin temeline insanı ve insana bağlı olarak insanî değerleri oturmaktadır... Önce insanî değerler hadiselere tesir etmektedir. Mesela, "daha başlangıçta Mekke'yi fetheden Hz Peygamberin (sav) ruhu olduğu gibi, İstanbul'u alan Fatih'in kılıcı idiyse de fethin anahtarı Akşemseddin'in ruhaniyeti idi. Mısır'ı alan Yavuz'un azmi ise, ondaki İlâhî destek ve teminat Zembilli Ali Cemalî'nin ruhunda aranmalıdır"21. Yıkılışların sebeplerinde de aşk ve ızdırap yokluğu yatmaktadır; "beşyüzyıl önce surlara çarpan aşkın senfonisi, üç asır sonra lâle bahçelerinin terennümleri haline geldi. İki asır daha geçince, kendisinden sıyrılmaya olanca kuvvetiyle çalıştığımız aşk ve ıstırap iradesi bizi terketti. Heyecansız, isyansız, insan içine ayak basmayanların yerine saman çöpleri gibi rüzgarla sallanan, içi boş, gözleri fersiz, iradesi tâkatsiz, yürekleri inançsız bir neslin yaşadığını gördük."22. Nurettin Topçu, Türk-İslâm medeniyetinin de bir gün güneşin tekrar doğması gibi doğacağını aşağıdaki cümlelerle ifadelendirmektedir: "Fâtih'in çocukları! Siz güneşin batmasından korkar mısınız? O bir vehimdir ve muvakkattir. Yarın sabah güneş mutlaka doğacaktır. O halde güneşi batırdık, batıracağız diyenlerden de korkmayın"23.

TARİH-ŞAHSİYET-MİLLET
Topçu şahsiyeti şöyle tarif ediyor: "İnsanın kendi benliğinin farkında olması ve ona bağlı bütün hareketler üzerinde hürriyete sahip bulunmasıdır. Buna göre karakterimizi ve benliğimizi oluşturan ruhî unsurlar, mazimizden ve onun şahsî tarihimize olan bağlarından kaynaklanmaktadır"24. Çeşitli yerlerde tarih-şahsiyet-millet ilişkisini de şöyle anlatıyor:

"İnsan denen şahsiyet, köklerini maziye salmış bir ağaç gibidir. Kökleri yüzyılların derinliğine gömülürse şahsiyet büyüktür. Bin yılları aşarsa şahsiyet harikadır"23.

"Geçmişin bilgisi şuurumuzu oluşturmaktadır. Bir Anadolu çocuğu uzviyetiyle otuz veya kırk yaşında olsa bile kafasıyla dokuz yüz yaşındadır. Biyolojik bakımdan otuz, kırk, doksan yaşlarında olabilir fakat ruhî bakımdan o, bin yaşındadır. Yani milletinin yaşı kadar... "26.

"Mazinin bittiği yerde millet biter; insan biter, izan biter; nihayet bulur. Mazisi olmayan ümitsizdir, kuvvetsizdir, sevgisizdir. Millet, tarihinden ibarettir. Onu tarihinden sıyırınız, insan sürüsü kalır" 27.

''Soysuzlaşma denilen şey, bir şahsiyet hastalığıdır ve geçmişinden uzaklaşanlarda meydana gelen bir hastalıktır. Toprak "anamız" konumunda ise, tarihimiz de "babamız" konumundadır"28. "Nesilleri ecdadından uzaklaştırmak isteyenler onları soysuzlaşmaya itmektedirler ve bu yüzden hain durumundadırlar. Ecdadındaki mefâhiri çiğneten bir nesil ise eli kanlı bir câni durumundadır"29.

MİLLÎ TARİH ŞUURU
"Bir milletin tarihi demek, milletin geçmişindeki fertlerin ruh yapılarının nesilden nesile intikâl etmesiyle oluşmuş bir ruh yapısını temsil eden şuur demektir. Millet ise tarih içinde hadiselerin yoğurduğu bir varlık mesabesindedir. Bir nehir gibidir ki maziden hâle, hâlden istikbâle akıp gitmektedir"30.

Bizim tarihimizin yapısında ise 'Malazgirt'te, Hayber'de parlayan kılıç bulunduğu gibi, Bağdat'ta kurulan medrese ve Nizamülmülk'ün teşkilatçı kudreti vardır. Onda şeriat ve kanun önünde eğilen başlar olduğu gibi, Yıldırımlarla Yavuzların otoriter ve mesul devlet anlayışları vardır. Onda saban arkasında koşan çiftçi milletin nasırlı elleriyle, Selçuklu mimarisinin secdeye kapanan mihrabı yanyana görülmektedir. Onda Hz. Ebu Bekir gibi Allah'a teslimiyet sevgisi, Hz. Ömer gibi mesuliyet ihtirası yaşatan hükümdarlar, veliler, halk sınıfları ve devlet adamları vardır"31.

"Bu hareketlerin tümü kültürümüzü oluşturur ve biz onsuz yaşayamayız. Ecdadımız bizim irade sefaletlerimizin tutunacağı dal olup, bir mânâda geçmişte yaşamış olanlar bizi yaşatmaktadırlar"32.

"Ruhlarımızın yetiştiricileri ecdadımızın mefahirleridir"33. ''Nesillerin gerçek vatandaş olabilmeleri için tarih şuurları tam olarak yetiştirilmeleri gerekmektedir "34. "Tarihimizin zaferleri ve mefahiri felsefe ve hikmet açısından incelenirse baştan sona kadar, ahlâkî mefahir ve zaferlerin eseri ve meyvesi oldukları görülecektir"35. "Eğer biz onların (ecdadımızın), ahlâk yapılarının ebediyete götüren tekamülünü takip etmiş olsaydık, yeni Haçlı ve anarşist Slav ruhunu İçimizde bir gün bile barındırmazdık, değil ki ona teslim olmak "36. "Fakat mazimizdeki bizi yükselten temeller yıkıldığı için, şimdi çökmekle karşı karşıyayız"37. "Allah adını üç kıtada yaymak için can veren mücahitlerin çocukları, şimdi cami kapısında, yabancı ziyaretçilerin önünde dilenciler gibi yerlere kadar eğilmiş terlik çeviriyorlar"38.

"Bugün bize bir rönesans lazımdır. Rönesansımızı hazırlayacak şartların, kendi mazimizde yaşanmış olması gerekmektedir"39. "Ruhumuz bin yıllık tarihimize, vücudumuz Anadolu toprağına bağlıdır"40. "Onbirinci asırda Anadolu'ya yerleşen ecdadımız Mevlanaların, Yunusların ve Hacı Bayramların ve İbrahim Hakkıların himmetiyle, onların ruhaniyatını bu topraklara serpti. Büyük ruh, büyük millet ortaya çıkardı. Büyük millet ulu devlette muradına erdi Bugün biz o ulu devlete asrın sinesinde ulaşmak isterken aynı ruha sahip bir millet haline gelmek zorundayız"41. "Şehitlerimiz tarihin devrettiği vazifeyi aslanlar gibi yaptılar, biz de aslanlar gibi bu hayatın dâvası, ideali uğrunda çarpışacağız"42. "Mazimizdeki büyüklüklerin, mesela Fatih'in meziyetlerini senelerce anlatmak bir hürmet borcunun ödenişinden ibaret değildir. Aslında bu mevzuda bütün yapılanlar bizim onlarda kendimizi aramamızın ifadesidir"43. Topçu, yazı ve konferanslarında sık sık İslâm büyüklerinin isimlerini anarak onlardan misaller getirmektedir. Mesela adalet idealizmi için Hz. Ömer'i, düşünce geleneği için Gazâlî'yi, birlik ideali için Yıldırım Bayezid'i, edebî çalışmaların başlangıcı için Yunus Emre'yi zikreder. Bir hikayesinde hayalî olarak Yıldırım'ın huzuruna gider. Yıldırım'a ülke düşmanları için beddua talebinde bulunduğunu anlattıktan sonra idealistlere hitaben onu şöyle konuşturur: "İrşad etsinler, zalimleri zulüm sefaletinden kurtarsınlar. Her şeyden önce onları, kendi ruhlarına yaptıkları suikastlardan, zulümden kurtarsınlar. Altı yüzyıllık secdemin arkasında toplanan orduya zulmü emredemem. Sabır gıdaları olsun, gayret duaları, birlik silahları olsun, önce gafillerle zalimleri kurtarsınlar"44.

TARİH METODU HAKKINDA
Nurettin Topçu'ya göre gerçek tarihçilik, hadiselerin sebeplerinin araştırıldığı ve bu araştırmanın aklın muhakemesiyle yapıldığı tarihçiliktir.45. Ki bu, İngiliz tarihçi Edward H. Carr'ın şu fikrini hatırlatmaktadır: "Tarih incelemesi, sebeplerin incelenmesidir; büyük tarihçi devamlı 'niçin' sorusunu sorandır."

"Tarih kitapları ve derslerinde hadiselerin, hazırlanmış hap gibi kronoloji ve vaka ezberciliğinden ibaret olması, yani her şeyin Orta Çağdaki öğretildiği şekilde öğretilmesi, öğrenenler için zararlı olmaktadır. Bu hal ancak masalcı ve efsaneci zihinlerin beslenmesinde işe yarar. Bu da tarih öğretiminin nakilcilikten ibaret bir ezbercilik şeklinde oluşmasına yol açmaktadır"46. "Bizde ekseriyetle görülen bu kabil tarihçilik olmuştur"47.

"Şimdiye kadar çoğu tarihçinin yaptığı gibi bir insanı, bir yığın güzel vasıflarla bezemek bir tarihî hakikati ortaya koymaktan uzaktır. Hatta bu, tanınması istenen çehreyi daha silik, daha renksiz, daha mânâsız hale koymaktan başka bir işe yaramaz. Bu medihçilik 'acemâne' bir şey olmaktan öteye gidemez"48. "Ayrıca yalan tarih yazanların yalanlarının da ortaya çıkarılması gerekmektedir"49.

Netice olarak Nurettin Topçu'nun tarih anlayışı yaşadığı zamanın edebiyatçılarından farklı olarak oluşmuş bir anlayıştır. Yahya Kemal:

Çık tayy-i mekân et açılır her perde
Bir devir geçir istediğin her yerde
Ben hicret edip zamanımızdan yaşadım
İstanbul'u fethettiğimiz günlerde


diyor, zamanımızdan hicret ediyordu. Fakat Topçu, geçmişi aktüel hale getiriyor ve onları bir güç kaynağı halinde kendini okuyan ve dinleyenlere sunuyordu. Y. Kemal'in idealindeki zamana hicret etmesine mukabil, Topçu, idealindeki zamanın günümüzde yaşanmasına çalışıyordu. Yine zamanındaki tarihçilerin rağmına her kim olursa olsun, insanların putlaştırmasına cephe alıyordu. Ona göre "insanlar iradeleriyle bir işe azmettiklerinde mazideki hadiseler aynen olmasa da benzer şekilde tekrar yaşatılabilmektedir". O, bu tür fikirleriyle tarihi, bir yeis sebebi olmaktan çıkarmış, bir ümit kaynağı ve bir müjde mesajı haline getirmiştir.





DİPNOTLAR
1)Şehit, s. 5, İstanbul 1959.
2) Bergson, s. 48. İstanbul 1968.
3) Büyük Fetih, s. 27, İstanbul 1968.
4) İslâm ve İnsan, s. 59, İstanbul 1974.
5) İradenin Dâvâsı, s. 39, İstanbul 1974.
6) Yarınki Türkiye, s. 157, vd., İstanbul 1978.
7) Devlet ve Demokrasi, s. 35, İstanbul 1969.
8) Milliyetçiliğimizin Esasları, s. 17, İst. 1978.
9) Yarınki Türkiye, s.88. 10) Bergson. s. 49. 11)a.g,e..s. 13.
12) Büyük Fetih, s. 40.
13) Kültür ve Medeniyet, s, 73; İstanbul 1970.
14) Büyük Fetih, s. 16. 15) a.g.e., s. 51. 16) a.g.e.,s.12.
17) İslâm ve İnsan, s. 50.
18) Milliyetçiliğimizin Esasları, s.74.
19) İradenin Davası, s. 714.
20) Milliyetçiliğimizin Esasları, s. 58.
21) İslâm ve İnsan, s. 66.
22) Büyük Fetih, s. 31. 23)A.g.e..s. 14.
24) Milliyetçiliğimizin Esasları, s. 20.
25) Büyük Fetih, s. 50.
26) Milliyetçiliğimizin Esasları, s. 68.
27) Büyük Fetih. s. 69. a.g e. 121.
28) a.g.e., s. 113-123.
29) Büyük Fetih, s. 51; a.g.e., 113.
30) Mehmet Akif, İstanbul 1970, E.51.
31) Kültür ve Medeniyet, s. 20-21.
32) İradenin Davası, s. 30..
33) Büyük Fetih, s. 48.
34) Türkiye'nin Maarif Davası, İst. 1970, s. 100.
35) İslâm ve İnsan, s. 66.
36) Milliyetçiliğimizin Esasları, s.95.
37) Mehmet Akif. s. 62.
38) Büyük Fetih, s. 30.
39) Yarınki Türkiye, s. 39.
40) a.g.e., s. 137.
41) İslâm ve İnsan, s. 91.
42) Şehit, s. 13.
43) Büyük Fetih, s. 63.
44) Taşralı, İstanbul 1959, s. 244.
45) T. Maarif, Davası, S.107.
46) a.g.e,, s. 107.
47) a.g.e., s. 27.
48) Büyük Fetih, s. 40.
49) a.g.e., s. 36.
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 63
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker