Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.675
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 952
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.375
Forum mesajları: 12.186
Sayfa izlenimi: 662.864
Bugünkü sayfa izlenimi: 310
En son üyemiz: bin muhemmed

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Halide Edip Adıvar Siyonist miydi?

Halide Edip Adıvar Siyonist miydi?

Anılar tarihin arka sokaklarıdır. Ki o sokaklarda dolaşmadan bulvarda bize empoze edilenleri sorgulama imkânına sahip olamayız.

Nitekim Münevver Ayaşlı’dan aktaracağımız satırlar sadece Milli Mücadele’de çavuşluğa dek yükselen ünlü roman yazarı Halide Edip Adıvar hakkında değil hem dönemin atmosferini tanımamızı hem de "Araplar bizi arkadan vurdu" söyleminin arka planı hakkında tartışılası bilgiler içermesi bakımından da dikkate değer... Suriye’de bir takım reformlara girişen Cemal Paşa, Halide Edip’i bölgeye davet eder.

Adıvar’ın hatıralarına göre Paşa, Türklerle Araplar arasındaki husumet hissini önlemeye çalışmaktadır. Hayatında ilk defa İstanbul’un doğusuna giden Halide Edip, Suriye’de kızlara Türk kültürünü telkin etmekle görevlendirilir. Adıvar anılarında bölge gençliğinin yabancı dil dışında bir şey bilmediğinden ve Arapçayı bile unuttuklarından yakınır.

Bu noktada sözü Münevver Ayaşlı’ya bırakmakta fayda var. Beyrut civarında Fransızların harp dolayısıyla terk ettikleri bir okul Halide Hanım’ın emrine tahsis edilir. Okul açılır ama öğrenci yoktur. Cemal Paşa, o sırada evlerine çok yakın bir Alman Okulu’na giden Münevver Ayaşlı’nın babasına: "Birader", demiş, "biz Arap çocuklarının bizim mekteplere gitmelerini istiyoruz. Hâlbuki kendi çocuklarımız bile ecnebi mekteplere gidiyorlar.

Halide Hanım çok güceniyor, çok şikâyet ediyor, haklı değil mi?". Böylece emir demiri kesmiş ve Münevver Hanım yürüyerek gittiği Alman Okulundan alınarak faytonla bir saatten uzun bir yolculuk gerektiren Halide Hanım’ın mektebine kaydedilir.

“Kenan Çobanları” neyi güdüyor?

Münevver Ayaşlı yeni mektebini şu sözlerle tasvir eder: "Müdiremiz Halide Edip Hanım, saray gibi dairesinde istirahat halinde... Koridorlarda pembe maşlahlı, pembe krep ve damur başörtülü, sıkma başlı, gözleri sürmeli İstanbullu Hoca Hanımlar piyasa ediyorlar, kime ders vereceklerdi, çocuk yok ki mektepte! Halide Edip, belki iyi bir yazardı amma, muhakkak ki fena bir teşkilatçı, fena bir idareci idi. Üç ay mektebine gittim, bir gün dahi ders görmedim."

Peki, bu üç ay tamamen boş mu geçmiştir? Hayır. Bakalım Halide Edip Hanım’ın Beyrut’ta Türk kültürünü telkin etmek için açıp yönettiği bu mektebin yegâne icraatı neymiş? Yine Münevver Ayaşlı Hanımefendi’nin anılarından aktarıyoruz: "Mevzuu tamamıyla Tevrat’tan alınma bir opera bestelendi. (Librettosunu da Halide Edip Hanım yazmıştı.) Öğrenciler "Kenan Çobanları" adlı oyunu sahneye koyar ve valiler, kumandanlar ve polis müdürlerinin alkışları arasında ilk kez oynanır.

Münevver Hanım, "Kenan Çobanları"nı şöyle yorumlar: "Bu Kenan Çobanları operası benim içimi çok burkmuştu ve acı acı düşündürmüştü. Zira bu temsil memleketin mukadderatını elinde tutanların önünde fütursuzca ve küstahça oynanıyordu.

Bu temsil İsrail’in bir habercisi, bir müjdecisi idi... Allah hiçbir milleti, kaba saba, kültürsüz, idraksiz, cahil idarecilerin eline koymasın, zira izmihlâl muhakkak...

Avanak avanak hepsi bu operayı seyrettiler, hiçbirinin aklından bir şüphe bile geçmedi. Halide Edip Hanım’a nezaketle olsun şöyle bir sual sormadılar: "Hanımefendi, niçin başka bir mevzuu değil de Tevrat’tan alınma bir mevzuu seçtiniz.

Siz yüklenmiş olduğunuz bir vazifenin tam aksi istikamette bir yol, bir gidiş tuttunuz ve İsrail propagandası yapıyorsunuz."

O gün Münevver Ayaşlı’nın sorusunu telaffuz etmeyi hiç kimse akıl edemez. Ancak yıllar sonra Atatürk’ün ölümüyle yurda dönen Halide-Adnan Adıvar çifti hakkında Refet Paşa’nın tespiti ilginçtir.
 Adnan Adıvar’ın dinler hakkında yaptığı çalışmaları inceleyen Refet Paşa: "Biz Halide Hanım’ı Müslüman etti zannediyorduk, meğer Halide Hanım Adnan Bey’i Yahudi etmiş."
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 103
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker