|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.630
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.569
Forum mesajları: 16.496
Sayfa izlenimi: 861.532
Bugünkü sayfa izlenimi: 413
En son üyemiz: deli1453
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Hicaz Demiryolu Ve Sultan II.Abdülhamid Han
Hicaz Demiryolu Ve Sultan II.Abdülhamid Han
Hicaz Demiryolu Ve Sultan II.Abdülhamid Han
Ahmed Demirbilek
|
|
Tarihimiz
konusunda ne zihinlerimiz yeterli berraklığa sahip, ne de biz bu
berraklığı sağlamaya yetecek bilgiye sahibiz. Bunun en çarpıcı
misallerinden birini, boynu bükük “Osmanlı Demiryolu Tarihi”nde
müşahede ederiz. Günümüzde artan trafik kazaları ve bunun meydana
getirdiği maddi ve manevi kayıplar, demiryollarını tekrar gündeme
getirmiştir. 21. yüzyılın eşiğinde hâlâ karayolu ulaşımının bize
verdiği zararları tartışırken, gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde en
önemli ulaşım vasıtası olan demiryollarına ne kadar önem verildiği
ortadadır. Benzer bir şekilde, ülkemizde de bir asır önce demiryoluna
ne kadar ehemmiyet verildiği ve bugün mevcut olan hatların yaklaşık
yarısının inşa edildiği göz önüne alınırsa, bu hatların inşasında çok
büyük katkısı olan Sultan II. Abdülhamid’in nasıl bir hizmet şuuruna
sahip bir devlet adamı olduğu ortaya çıkacaktır.
Sultan II. Abdülhamid Han tahta çıkar çıkmaz, büyük eğitim hamleleri
yapmış, birçok okullar açmış ve o gün için dünyanın en iyi haberleşme
sistemi olan telgraf hatlarıyla, 1800’lü yılların son çeyreğinde ülkeyi
baştan sona donatmıştı. Demiryolları onun en büyük rüyâlarından
biriydi. Rumeli, Hicaz ve Anadolu-Bağdat demiryollarının inşası da en
büyük projeleri arasındaydı. Dünyada, demiryolu ilk defa, 27 Eylül
1825’te İngiltere’de, işadamı Edward Pease’in Stocton-Darlington Railway Company adlı
şirketinin mali katkılarıyla, George Stephenson tarafından Stocton ve
Darlington arasında yapılmışken, bu tarihten yaklaşık otuz yıl sonra,
Osmanlı Devletinde de demiryolu çalışmalarına başlanmıştır.
Sultan II. Abdülhamid Han, 1876’da padişah olduğunda, devletin 300
milyon altın liraya yakın dış borcu vardı ve çeşitli iç sorunlarla
karşı karşıya idi. Bütün bu menfi şartlara rağmen dahilî ve malî
sıkıntıları halletmeye çalışan Sultan, bu arada demiryollarının
ekonomik ve siyasi önemini çok iyi kavramış ve Osmanlı topraklarında
demiryollarını yaygınlaştırmak için yabancı devletlere çeşitli
imtiyazlar tanıyarak, demiryolu yapımını teşvik etmiştir.
Osmanlı Devleti’nde demiryolunun yaygınlaştığı ve demiryolu yatırımının
en çok yapıldığı dönem, II. Abdülhamid devridir. 1889- 1898 döneminde,
5350 km’lik demiryolu inşası için izin verilmiştir. Bu rakamın,
günümüzde mevcut olan demiryolu uzunluğunun yarısından fazla olduğu
düşünülürse, o günkü şartlarda ve teknolojik imkânlarla yapılan bu
yatırımın ne kadar büyük ve önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Aynı zamanda, bütün dünya müslümanlarının halifesi olan II. Abdülhamid
Han, İslam’ın şartlarından olan ‘Hac’ farizasını yerine getirmek için
her yıl Hicaza giden binlerce hacının, develeriyle 60 °C’ye varan
sıcaklık altında, çöl yollarında; susuzluk, bulaşıcı hastalıklar,
eşkıyalar vb. zorluklarla karşı karşıya olduğunu, bu yolların emniyet
ve asayişini sağlamak için ise, devletin büyük malî ve askerî
fedakârlıklarda bulunduğunu biliyordu. Hicaz için bütün bu problemleri
halledecek ve buradaki müslümanlarla Anadolu arasında bir köprü
vazifesi görecek, ayrıca devletin saygınlığını İslâm dünyasında
artıracak, bölgedeki denetimi güçlendirecek ve Süveyş Kanalı’nın yerini
tutabilecek stratejik bir demiryolu projesini uygulamaya koymayı
düşünüyordu. Sultan II. Abdülhamid’in hâtıratında da;
“Çok eskiden beri hayâl ettiğim Hicaz demiryolu nihayet hakikât oluyor.
Bu yol Osmanlı Devleti için sadece iktisadi bakımdan büyük fayda
getirmekle kalmayacak, aynı zamanda oradaki kuvvetimizi
sağlamlaştırmaya da yarayacağından, askeri bakımdan da çok ehemmiyetli
olacaktır..” diye bahsettiği ve bugün milli sınırlarımız dışında
bulunan Hicaz demiryolu projesinin gerçekleştirilmesi, bütün
müslümanların halifesi olan II. Abdülhamid’e yakışan bir yatırımdı. 1
Mayıs 1900’de irâdesi çıkarılan proje için başta halifenin kendisi 2.5
milyon altın olmak üzere, devletin sivil ve askeri memurları,
aylıklarının %10’unu (harik ianesi) vermişlerdir. Bu iş için halktan
kurban derisi toplanmış, posta pulları, damga kağıtları, ilmühaberler
ve madalyalar(*) bastırılmıştır. Müslümanlar arasında örnek bir
dayanışma örneği olarak; Mısır Hidivi, İran Şahı, Haydarabat Nizamı,
Okyanus adalarındaki müslümanlar, özellikle bugünkü Pakistanı oluşturan
Hint müslümanları, Afganistan, Fas, Muskat, Kırım olmak üzere bütün
dünya müslümanları büyük maddi bağışlarda bulunmuşlardır. Sadece İslâm
dünyasınca yapılan bu yardımlar, “Hicaz Şimendifer Hattı İanesi”nde
toplanmıştır. Bu kadar büyük bir bağış kampanyasını başarıyla yürüten
II. Abdülhamid Hanın yakından ilgilendiği bu demiryolu inşaatına, 1903
yılı Ekim’inde başlandı. İnşaatın güvenliği için aynı yıl İstanbul’da
ilk kez iki taburluk demiryolu askerliği sınıfı açıldı. 1050 mm
genişliğindeki demiryolu hattı beş yılda tamamlandı. (**) Toplam
uzunluğu 1464 km olan bu yolun 1300 km’lik Şam-Medine arasına öncelik
tanındı. Hicaz demiryolu inşaatında çalışan işçilerle teknik elemanlar
yalnızca müslümanlardan seçilmişti. Ayrıca ray ve benzeri malzemeler
İstanbul tersanelerinde üretilmiş, traversler ise Toros ve Amanos
dağlarındaki ağaç kütüklerinden sağlanmıştı. Issız, çorak, susuz ve
kumlu çöllerde, hat boyundaki er ve subaylarımız, demiryolu yapılmasına
karşı çıkan ve engellemeye çalışan eşkıya ile mücadele uğruna pekçok
şehit vermişlerdi; kilometrelerce uzayıp giden demiryolu güzergâhı
onlara adeta meçhul birer mezar olmuştu. Demiryolu inşaatında çalışan
nezih Anadolu çocukları, çöllerde alev gibi yakan güneş altında kızgın
rayları elleriyle tutamaz, başlarındaki kabalakları (serpuş) eldiven
gibi kullanırlardı. Başı açık olanlardan güneş çarpmasından dolayı
oracıkta ölenler de olurdu. Su bulunan yerler azdı. Şam’dan özel olarak
sarnıç vagonlarıyla su getirilir, haftada bir kez dağıtılırdı. Bu sular
Der’a, Afule, Medan-ı Salih gibi yerlerde, depo ve mahzenlerde
saklanırdı. Bütün bu yoksulluğa, acılara, meşakkate ve perişanlığa
karşı mücadele eden erlerimizi, subaylarımızı, demiryolcu memur ve
işçilerimizi ayakta diri tutan güç, böyle kutsal ve manevî yönü büyük
olan bir işte görev almanın verdiği moral ve Gül-ü Muhammed (s.a.s)
sevgisi idi.
Hicaz projelerinde; 1904’de Hvyran, 1905’de Beyrut ve Hayfa, 1908’de
Medine Garajına ulaşıldı. II. Abdülhamid Han, demiryolu hattı mukaddes
belde Medine’ye ulaşınca, Resulullah’ın rûhaniyetini rahatsız etmemek
için rayların altına keçe döşenmesini istemiş, hatta 5-6 km’lik bir
güzergahta sessiz lokomotifler çalıştırılmasını emretmiştir. Hicaz
hattı 27 Ağustos 1908 tarihinde ilk trenin Şamdan hareketiyle açıldı.
Özel olarak hazırlanan bu tren- de devlet erkânı, davetliler,
yerli-yabancı gazeteciler bulunuyordu. Trenin hızı o döneme göre
mükemmel sayılan 40-60 km/s arasında idi.
Açılışından 8 yıl sonra, 1916’da bu hatlar İngiliz casusu Thomas Edward
Lawrance’in örgütlediği Araplar tarafından, Maan-Medine arasındaki 680
km’lik kısmı bombalanarak tahrip edilmiştir. Ayrıca I. Dünya Savaşı’nda
da tahribata uğramıştır. Bu yollardan kalan ray ve traversleri
getirenlere İngilizler para ikramiyeleri vermişlerdir. Bugün Medine’de
bahçe korkuluğu yapılmış travers ve raylara rastlanmakta ve Ambariye
Köprüsü, Medine İstasyonu ve Camii ile kömürlü (buharlı) lokomotif ve
ahşap vagonlar hâlâ mahzun, boynu bükük Osmanlı izleri olarak yıkılmaya
ve çürümeye terkedilmiş, adeta unutturulmak istenen bir tarih gibi
durmaktadır.
Dipnotlar
* Hicaz Demiryolları Madalyaları:
Hamidiye-Hicaz Demiryolu Madalyası:
Ön yüzünde defne dalından bir çelenk içinde II. Abdülhamid’in “el-Gazi” tuğrası, altta lokomotif resmi, arka yüzünde ise “Hamidiye—Hicaz Demiryolu’na hizmet eden hamiyetmedana mahsus madalyadır.” yazısı bulunmaktadır.
Maan Mevkiinin Resmiküşadlı Madalyası: Demiryolunun Maan’a kadar olan
bölümünün açılışı dolayısıyla çıkarılmıştır. Ön yüzünde üstte tuğra ve
lokomotif resmi, arka yüzünde “Hamidiye-Hicaz Demiryolu Maan mevkiinin resmi küşadı yadigârı 1322 (1904).” yazısı bulunmaktadır.
Hicaz Demiryolunun Medine-i Münevvere Mevkii Madalyası: Ön yüzünde
tünelden çıkan tren resmi ile tuğra altında sene 1326 (1908) yazısı ve
hurma ağaçları resmi bulunmaktadır. Arka yüzünde
“Hamidiye-Hicaz Demiryolu’nun Medine-i Münevvere mevkiine ve Aynüzzerka
suyun un demir borularla Belde-i Tahire’ye is’ali Hamidiye Camii
şerifinin hitamı inşası ve Haremi melaiki huddam Hazreti Risalert
Penahide Ziyai Kehrubai is’ali hatırası olmak üzere bu babda hidematı
sebk edenlere nişane-i mefharettir.” yazısı bulunmaktadır. (Madalyaların resimleri; Dr. Ufuk Gülsoy’un “Hicaz Demiryolu” isimli eserinden alınmıştır.)
** Standart açıklık 1435 mm’dir. Bu yolun dar açıklıklı yapılmasının
sebebi; bu beldeye sadece Osmanlı Devleti’nin imal ettiği
lokomotiflerin girmesinin sağlanması ve hangi amaçla olursa olsun
yabancı lokomotif ve vagonların girmesinin önlenmesiydi.
Kaynaklar:
1. “Kardelen”, Sayı 6-7- 8-9-10, 1994-1995 (Demiryolu Meslek Okulu Mez. Der. Yayını).
2. ”Demiryolcu”,Sayı 8, Ekim 93.
3. Aydın Talay, Eserleriyle ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid. Risale Yay., Şubat 95, İst.
4. Demirbilek Ahmet, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi YTÜ. Şubat 96, İst.
|
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 31
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|