Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.643
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.246
Forum mesajları: 11.816
Sayfa izlenimi: 642.735
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.084
En son üyemiz: kurtuluş

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Seyr-i Nakşibendiyye-1

Seyr-i Nakşibendiyye-1



Tarikat ahvalin yola gidip gelenden sor buyurmuş Kuddusi Baba Hazretleri..

Yani Mürşid-i Kamillerden.. Çünkü onlar aşılacak bütün menzilleri aşmış, geçilecek durakları geçmiş; hedeflerine ulaşmışlardır.. Aştıktan sonra gerisin geriye geldikleri yoldan İnsanlık alemine geri dönmüşlerdir.. Dönerken, insanların elinden tutabilmeleri, yolda kılavuzluk edebilmeleri için bütün mesafeleri ayrıntılarıyla öğrenmişler; inceliklerine, tehlikelerine, edeplerine arif ve alim olmuşlardır..

Konu Nakşibendi seyri.. Hakiki kabul edilmiş bir Nakşi olasın da bu yolculuğu bizzat tadarak yaşayarak göresin..

Hani adam, hiç bilinmeyen bir diyara gider.. Sonra gelir meraklılarına anlatır.. "Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat" derler.. O da başlar anlatmaya, ama hepsini mi, künhüyle, tadı lezzetiyle mi? Değil.. Belirli yerlerini.. Anlattıklarından, dinleyenler anlar mı? Hissederler ama tadan gibi değil..

Onların, o seyahati gerçekten yaşamaları tatmaları için, onun gibi seyahat etmeleri gerekir..

Bu iş kitaplardan öğrenmeyle olmaz.. Hayatta.. Bir kütüphane dolusu Seyahat kitaplarını okusa, resimlerini görse yine olmaz.. Bu kişi, seyahat etmiş değildir.. Bu kişi, kimseye kılavuzluk edemez..

Ama yolu gidip gelen öyle mi?

Sen makâm-ı kudsiden kurtarmağa geldin bizi
Ahdine kıl vefa derde derman el-meded

Böyle buyurmuş işin ehli..

Yani Mürşid-i Kamil'e diyor: Efendim, sen kutsal yüce, ali bir makamdan tenezzül buyurup bizlerin elinden tutmaya geldin..

E hepimizin ruhu Kudsi bir makamdan geldi.. Anamız babamız sebeb oldu.. Ama ikinci bir kez gidip gelen var... Sen geldiğin yerleri unuttun.. O gidip gelmeyle bunun ilmini tahsil etti..

Derd diyor işte burası anlaşılamıyor: Derd, insanın ALLAH'tan ayrılmasıdır..

Gerisini arif olan..

Evet efendim, bu iş lafını duyanlarla, müddei olanlarla, kağıtla kalemle, kütüphanelerle olmaz.. Bu derdin ilacı bunlar değildir.. Hatta öyle olur ki ilaç diye aldığın marazını artırır..

Zamanında Lokman Hekim Hazretleri döneminde, bir Müslüman devasız bir derde tutulmuş idi.. Gitmediği hekim, başvurmadığı çare kalmadı.. Ümidini kesti; "bu derd benim ecelim olmuştur" dedi.. Arif kimseler dediler ki "Senin derdinin dermanı olsa olsa Lokman Hekim Hazretlerindedir.. Ona varasın.."

Adam yollandı.. Az gitti.. Uz gitti.. Lokman Hekim Hazretlerini buldu.. Derdini gösterdi.. Lokman Hekim Hazretleri başını salladı.. "Bu derdin dermanı yok.."

Adam, boyun büktü.. Gerisin geriye.. Yolda bir ormana denk geldi.. Düşündü ki "Nasıl olsa bu derd beni öldürür.. En iyisi varayım şu ormana, ordaki vahşi hayvanlar, muradullah, belki beni yerler de ölüp giderim" diye tedbirini gördü..

Vardı ormanda bir müddet gezindi dolaştı.. Derken, bir kara kayaya rastladı.. Acayip haldir.. Kara kaya üzerinde dikilmiş bir kara yılan gördü.. Ona bakar iken, kaya başında bir kara koyun peydah oldu.. Kara yılan, indi kara koyunun yanına.. Rıza ile Koyunu emmeye başladı.. Emdikten sonra tekrar çıktı kayanın üstüne.. Öğürdü, öğürdü, içtiği sütü zehriyle birlikte kustu..

Adam seyrede dursun, dedi ki "Ha bu zehirli nesneyi yiyem de ölüp gidem"..

Aldı o artığı yedi.. Ne derdi kaldı ne ıstırabı.. Derdine deva oldu...

Adam koşma ile geri Lokman Hekim'e vardı.. Dedi ki "Ey Hekimlerin Sultanı.. Hani derdime derman yoktu! ALLAH Teala bana bir kusmuktan şifa verdi.."

Lokman Hekim tebessüm buyurdular.. "A evladım senin derdinin çaresi zaten oydu.."

"A Sultanım, neden bildirmediniz öyleyse?"

"A evladım, ben nerden bulaydım kara yılanı.. Nerden bulaydım kara koyunu.. Koyun ve yılanın her ikisinin rızasıyla nerden emdireydim.. Yılanı razı edip nerden kusturaydım.. Seni razı edip nerden sana yedireydim.."

İşte efendim, Mürşid-i Kamiller aynen böyledir.. Derdinin dermanını ehliyetle sana verirler.. Senin haberin bile olmadan yapılması gerekeni sana yaptırırlar.. ALLAH o ilmi, o gücü onlara bahşetmiştir..

Peygamber Efendimizin gücü kuvveti var idi.. Tek başına kalsa, bütün bir Arabistan ona karşı koysa gine galip gelirdi.. Bu güç ALLAH'ındır; ALLAH'tan Resulullah Efendimize bağıştır.. Ol mübarek dilese Uhud Dağı altından olacağ idi.. Ol mübarek parmağının bir işaretiyle gökteki ayı ikiye yardı.. Parmaklarından çeşmeler akıp susuzları kandırdı.. O taşları atan O değildi.. Hakikatte ALLAH o taşları atmış idi.. Kimin elinden; Resulullah Efendimizin.. Mürşid-i Kamillerdeki güç kuvvet de Resulullah Efendimizden onlara mirastır.. Bütün insanlığın gücünü eritip birleştirseler yine de bir Mürşid-i Kamil'in gücüne kuvvetine karşı koyamaz..

Rivayet ederler; Ebu Cehil'in sırtındaki iz, Resulullah Efendimizle güreşinden kalmıştır.. O iz sayesinde cesedinden tanınmıştır..

Ebu Cehil, en kuvvetlilerden.. Sırtını yere getirebilen yok.. Resulullah Efendimize meydan okuyor.. "Gel senle güreş tutacağız" diyor.. Resulullah Efendimiz, "Evet, seninle güreşirim fakat senin usulünle değil.. Bir çizgi çekeceğiz.. Sen benim kemerimden tutacaksın.. Ben senin kemerinden tutacağım.. Çizgiyi geçirebilen galip olsun.."

Ebu Cehil, Resulullah Efendimizin beline bağladığı mübarek kemerlerinden tuttular.. Kan ter içinde uğraş uğraş, 1 cm dahi kıpırdatamadı.. Uğraştı, uğraştı, uğraştı.. Pes edip bıraktı.. Hazreti Resulullaha sıra gelince onu bir hamlede çizgiden aşırdılar, sendeleyip yere çakıldı.. Sırtı taşa geldi de sırtında iz oluştu..

İşte böyle efendim..

Fatih'in toplarını tutup tutup yere koyup bilye gibi oynayan Cibali Baba Hazretleri.. Evliyaullahtaki bu güç de bu ilim de Resulullah Efendimizindir..

Rivayet edilir; Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, Mürşidi, Hocası, tebşir edeni Akşemsettin Hazretlerine Cibali Baba'yı şikayet buyurdular.. "Efendim, Fethi geciktirir.. Şol Cibali Baba'yı bertaraf etseniz.." Mübarek buyurur: "O seninle onun arası.. Ben karışmam.." Cibali Baba'ın sabahın ilk topuyla şehid olmasının gecesi, anlatılır ki; Fatih Han Hazretleri başı secdede sabaha kadar ağlamış, çadırından akan göz yaşıyla kenarlarda çamur görünmüştür..

Sözün özü;

Bir nefes Merdan-ı Hüda meclisinde bulunan kimsenin hali, 70 sene kitap okuyanlardan hayırlıdır.. Merdan-ı Hüda, bir nefes dahi ALLAH'ı unutmayan ALLAH ehli demek.. Mürşid-i Kmil demek.. O, 70 senede alamadığı mesafeyi, bu, bir nefes o mübarek huzurda alır gider..

İmam Rabbani Hazretleri ifade etmişler: "Sizin nafilelerinizden, zikirlerinizden, evradınızdan Mürşid-i Kamillerin gölgesi daha evladır.." Mürşid-i Kamil ile beraber olunan vakitleriniz demek..

Ve kunu ma Sadıkin..


  Tarih: 19.02.2008   Hit: 185
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker