Efendi Hazretlerinden;
Efendi hazretlerimizin bacanağı ve şeyhülislam İsmail efendi camii müezzini, muhaddis merhum hasbi hocaefendiden naklen;
Kutbül aktab, feridüzzaman Mevlana Ali Haydar Ahishavi hazretlerinin irtihali dar-ü beka eyledikleri devrin hemen sonlarıydı. Çarşamba’da hatm-i hace yapacak ihvanı bile zor buluyorduk, öyle ki kimi günler hatm-i hace’de Efendi Hazretlerimizden ve benden başka kimseler olmuyordu.
Birgün sabah namazından önce yine hatm-i hace yaptık. Toplam Efendi Hazretleri ile beraber üç kişiydik. Biz iki arkadaş 33’er taş alırken Efendi Hazretlerine 34 taş düşmüştü. Hatm-i hace hem uzun sürmüş, hem de taş sayısı çok olduğundan elimizden yerlere sık sık taş düşmüştü. Ben bu ahval’den son derece müteessir oldum. Çünkü Hacı Ali Haydar Efendi babamız zamanında, hatm-i haceler nispeten daha kalabalık oluyordu.
Hatm-i haceden sonra; Efendi Hazretleri ile beraber namaz kıldık, işrağa kadar vird ile meşgul olduk. Sünnet-i seniyye üzerine işrak namazına kadar hiç dünya kelamı etmedik. Bütün bu süre zarfında benim kalbimde; Hatm-i hacedeki azlığın elemi ve tesiri mevcuttu.
İşrağı kılıp camii şeriften çıkarken Efendi Hazretleri koluma girip buyurdular ki; “Hasbi hoca gönlünü ferah tut biiznillah hatm-i hace’de taş alamayacağın günler de gelecek.”
Bugün sabah hatm-i hacede fakir’e taş isabet etmedi.
( Bu hatırayı 99 senesinde Merhum Hasbi Hocamız nakletmiştir. )
Halidiye Araştırma Grubu