Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.997
Forum mesajları: 11.059
Sayfa izlenimi: 620.009
Bugünkü sayfa izlenimi: 2.044
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Şehid Hafız Bayram Hocamız

Şehid Hafız Bayram Hocamız






Bizler tercüme-i hal kitaplarındaki ulemanın ibadetlerinin abartılı anlatıldığını düşünürdük.
Zahidül Kevseri'yi gördükten sonra az bile yazıldığını düşünmeye başladık.

Abdulfettah Ebu Gudde'nin hocası Düzceli Muhammed Zahid Efendi için söylediği bu sözün abartısız merhum Hafız Bayram Ali Hocamızda tahakkuk ettiğine dair binlerce yaşayan şahit var. Nebevi izden on dört asırdır ayrılmayan, ilim ve takvayı cem edebilmiş Ehl-i Sünnet alimlerinin son asırdaki temsilcilerindendi.

Maksud okumaya yeni başlamış bir talebe olarak hocamla beraber ziyaret ettiğim Bayram Ali Hocaefendi'de gözüme iki şey ilişmişti; Psikolojiden Felsefeye kadar her alandaki muazzam birikimi ve muhatabının içine saygı ile karışık bir mehabet salan heybeti.

O zamanlar aklımın kıtlığından mı yoksa basiretimin noksanlığından mıdır bilinmez Hocaefendi'nin bu heybetini bedeninin cüssesine ve çok yemesine bağlamış ve şaşırmıştım. Başta Bediüzzaman olmak üzere Ehl-i Sünnetin tüm büyükleri az yemeleri ile meşhurken hocamın tüm saygısını kesb edebilmiş bir Hocaefendi nasıl böyle çok yerdi? Bir nevi sükutu hayale uğramıştım diyebilirim. O tarihten sonra da karşılaştığım her alime bu gözle baktım.

Ama seneler sonrası öğrendiğim bir hadise hayal kırıklığımı hayrete, şaşkınlığımı ise muhabbete dönüştürmüştü. Bir talebesi Bayram Ali Hocaefendi'nin sabah iki poğaça ve bir büyük bardak çay içtiğini ve akşam da avucunun içinin aldığı kadar ekmek ile çorba içtiğini naklettiğinde beynimde şimşek çaktı. Tıpkı Bediüzzaman gibi. Mektubat-ı Rabbani'ye şarih denilebilecek kadar vâkıf olan Bayram Ali Hocamızın heybeti çok yemesinden veya cüssesinin büyüklüğünden değil maneviyatının azametinden kaynaklanıyordu. Tüm Ehl-i Sünnet alimleri gibi.

Bayram Ali Hocamızın ardından Ehl-i Sünnetin tüm mensupları tabiri caizse ağıtlar yaktı. Elbette bu ağıtlar boş yere değildi. Bayram Hocamızı tanımak için önce hocalarına bakmak gerekli : Norşin Medreselerinin alimi kıt olan asrımıza bir hediyesi olan ve Üstad Said Nursi'nin İşaratül İcazını Türkçe'ye tercüme eden Molla Sadreddin Yüksel ; Büyük Şafii İlmihalinin müellifi Halil Gönenç Hocaefendi ve ruhunun derin anaforlarını dindiren Kutlu Veli Hacı Mahmud Efendi.

Üstadı Hacı Mahmud Efendi'nin Bayram Hocamıza hususi bir sevgisi ve güveni vardı. Bu güven o derece büyüktü ki Hacı Mahmud Efendi İsmail Efendi Camii'ndeki Mektubat derslerini Bayram Hocaefendi'ye devretmekte bir sakınca görmemişti. İsmail Ağa çevrelerinde önceleri Bayram Hocamız yaş farkından ötürü " Küçük " lakabıyla anılmış ancak maneviyatı ve ilmi arttığı zaman ise Kutlu Veli bu sıfatı uygun görmediğinden "Mektubatcı " lakabı ile değiştirmişti.

Artık o ilim çevrelerinin Mektubatcı Bayram Hocasıydı. Mektubata o kadar hakimdi ki pek çok hocanın okumaya yanaşmadığı Mektupları cami kürsülerinde okumuştu. İmam-ı Rabbani Hz.lerine aşıktı. Bu aşk o kadar büyüktü ki İkinci bin yılın müceddidinin ismini ağzına alamıyor ; vaaz esnasında O'ndan " Sultan "diye bahsettiriyordu. Bayram Hocamızın o davudi sesiyle Sultan buyuruyor ki demesini duyanlar kalplerinin derinliklerine çağrı yapıldığını anlayabiliyorlardı.

İmam-ı Rabbani'nin çizgisine ve meşrebine büyük bir sadakatle bağlı olan Bayram Hocamız tasavvufi yolculuklarında vahdet-i vücuda düşenleri nazik bir uslup ile ikaz ediyor ve bu makamın bir nakıslık olduğunu dile getiriyordu. Mektubat ile ilgilenmeye başladığında kendisinde hiçbir dert,elem ve kederin kalmadığını her zaman ifade ederdi.

Bayram Hocanın hayatı kitap ve ilimden ibaretti. Beni kendisine mest eden sebeplerden birisi de Bayram Hocanın her hemen mevzuya olan vukufiyetiydi. Şahsi kütüphanesinde bulunan yirmi bini aşkın kitabın tozlarını yine kendisi temizliyordu. Kitaba düşkünlüğü aşk noktasındaydı denilebilir. Zaten kendisi de talebelerine ilim okumada en önemli saliğin aşk olduğunu vurgular ve eklerdi " Önce gönül gitti, sonra din bitti. " Pikniğe falan götürülse elinden kitabın düşmediğini öğrencileri ifade ediyorlar.

Bayram Hocayı Beyazıt'taki sahaflar da sık sık görenleriniz vardır. Hemen her hafta yeni kitaplar alırdı. Parası olmadığı zamanlar da borç ile alacak kadar kitaplara meftundu. Bayram Hocamız ilim tahsilinden maksadın Kuran-ı Kerim'i anlamak olduğunu ısrarla vurgulardı. Hocaların vasıflı ve donanımlı olması gerektiğinin üzerinde dururdu. İlim ehlinin cahil olmamasını isterdi. Mesnevi'yi yutmamış insanların, hocaların nakıs olduklarını sert bir şekilde ihtar ederdi.

Hz. Ömer meşrebinde bir celadet timsaliydi. Kızması da sevmesi de ALLAH içindi. O Davudi gür sesiyle muhatabını azarlıyor görünse de adeta bir babanın evladına gösterdiği şefkati hisseden muhatabı ses çıkaramazdı. Bir mevzuyu açıklamakta veya ilmi bir meseleyi şerh etmekte herhangi bir sınırı yoktu. Onunla konuşurken vaktin nasıl geçtiğini anlayamazdınız. Bir kuş gibi daldan dala konar ; meseleden meseleye atlar ama sonuçta sizi tedavi ederdi.

Fransızca ve Arapça'ya vakıf Hocamız emekliliğinden önce cami cami sürülmüştü. Takdir ve taltif edilmesi gereken ; fevkalade hazır cevap olan Hocamız bütün sıkıntılarına rağmen ilimden ve kitap sevgisinden asla vazgeçmemişti. Hafız-ı Kuran olan hocamız kadar ilmi olmayanlar son model arabalar da dolaşırlarken, O'nun arabası dahi yoktu.

Kendi yazdığı ve bestelediği ilahi ve kasideleri göz yaşları içinde okurdu. Sadece kendisi ağlamaz cemaati de ağlatırdı. Hasılı kelam Hocamız Osmanlı'dan asrımıza miras kalan ender insanlardan, ender alimlerdendi.

Osmanlı'ya hayran ; Osmanlı'ya tutkun olan Hocamız vaaz kürsülerinden tek başına misyonerliğe, fuhuşa ve cehalete savaş açmıştı. O'nu dinleyenler anlayabildi mi ? Hayır. Zannetmiyorum.

DER NEYABED HALİ PUHTE HİÇ HAAM
PES SÜHAN KÜTAH BAYED VES'SELAAM..

Pişmişin halinden ham olan hiç anlamaz;
Öyleyse söz kısa gerektir ves'Selam..!


26.06.2007 Tarihinde değiştirilmiştir.


26.06.2007 Tarihinde değiştirilmiştir.
  Tarih: 19.02.2008   Hit: 90
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker