|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.997
Forum mesajları: 11.059
Sayfa izlenimi: 620.009
Bugünkü sayfa izlenimi: 2.044
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Şehid Hafız Bayram Hocamız
Şehid Hafız Bayram Hocamız
Bizler tercüme-i hal kitaplarındaki ulemanın ibadetlerinin abartılı
anlatıldığını düşünürdük.
Zahidül
Kevseri'yi
gördükten sonra az bile yazıldığını düşünmeye başladık.
Abdulfettah Ebu Gudde'nin hocası Düzceli Muhammed Zahid Efendi için
söylediği bu sözün abartısız merhum Hafız Bayram Ali Hocamızda tahakkuk ettiğine
dair binlerce yaşayan şahit var. Nebevi izden on dört asırdır ayrılmayan, ilim
ve takvayı cem edebilmiş Ehl-i Sünnet alimlerinin son asırdaki
temsilcilerindendi.
Maksud okumaya yeni başlamış bir talebe olarak hocamla beraber ziyaret
ettiğim Bayram Ali Hocaefendi'de gözüme iki şey ilişmişti; Psikolojiden
Felsefeye kadar her alandaki muazzam birikimi ve muhatabının içine saygı ile
karışık bir mehabet salan heybeti.
O zamanlar aklımın kıtlığından mı yoksa basiretimin noksanlığından mıdır
bilinmez Hocaefendi'nin bu heybetini bedeninin cüssesine ve çok yemesine
bağlamış ve şaşırmıştım. Başta Bediüzzaman olmak üzere Ehl-i Sünnetin tüm
büyükleri az yemeleri ile meşhurken hocamın tüm saygısını kesb edebilmiş bir
Hocaefendi nasıl böyle çok yerdi? Bir nevi sükutu hayale uğramıştım diyebilirim.
O tarihten sonra da karşılaştığım her alime bu gözle baktım.
Ama seneler sonrası öğrendiğim bir hadise hayal kırıklığımı hayrete,
şaşkınlığımı ise muhabbete dönüştürmüştü. Bir talebesi Bayram Ali Hocaefendi'nin
sabah iki poğaça ve bir büyük bardak çay içtiğini ve akşam da avucunun içinin
aldığı kadar ekmek ile çorba içtiğini naklettiğinde beynimde şimşek çaktı. Tıpkı
Bediüzzaman gibi. Mektubat-ı Rabbani'ye şarih denilebilecek kadar vâkıf olan
Bayram Ali Hocamızın heybeti çok yemesinden veya cüssesinin büyüklüğünden değil
maneviyatının azametinden kaynaklanıyordu. Tüm Ehl-i Sünnet alimleri gibi.
Bayram Ali Hocamızın ardından Ehl-i Sünnetin tüm mensupları tabiri caizse
ağıtlar yaktı. Elbette bu ağıtlar boş yere değildi. Bayram Hocamızı tanımak için
önce hocalarına bakmak gerekli : Norşin Medreselerinin alimi kıt olan asrımıza
bir hediyesi olan ve Üstad Said Nursi'nin İşaratül İcazını Türkçe'ye tercüme
eden Molla Sadreddin Yüksel ; Büyük Şafii İlmihalinin müellifi Halil Gönenç
Hocaefendi ve ruhunun derin anaforlarını dindiren Kutlu Veli Hacı Mahmud Efendi.
Üstadı Hacı Mahmud Efendi'nin Bayram Hocamıza hususi bir sevgisi ve güveni
vardı. Bu güven o derece büyüktü ki Hacı Mahmud Efendi İsmail Efendi Camii'ndeki
Mektubat derslerini Bayram Hocaefendi'ye devretmekte bir sakınca görmemişti.
İsmail Ağa çevrelerinde önceleri Bayram Hocamız yaş farkından ötürü " Küçük "
lakabıyla anılmış ancak maneviyatı ve ilmi arttığı zaman ise Kutlu Veli bu
sıfatı uygun görmediğinden "Mektubatcı " lakabı ile değiştirmişti.
Artık o ilim çevrelerinin Mektubatcı Bayram Hocasıydı. Mektubata o kadar
hakimdi ki pek çok hocanın okumaya yanaşmadığı Mektupları cami kürsülerinde
okumuştu. İmam-ı Rabbani Hz.lerine aşıktı. Bu aşk o kadar büyüktü ki İkinci bin
yılın müceddidinin ismini ağzına alamıyor ; vaaz esnasında O'ndan " Sultan "diye
bahsettiriyordu. Bayram Hocamızın o davudi sesiyle Sultan buyuruyor ki demesini
duyanlar kalplerinin derinliklerine çağrı yapıldığını anlayabiliyorlardı.
İmam-ı Rabbani'nin çizgisine ve meşrebine büyük bir sadakatle bağlı olan
Bayram Hocamız tasavvufi yolculuklarında vahdet-i vücuda düşenleri nazik bir
uslup ile ikaz ediyor ve bu makamın bir nakıslık olduğunu dile getiriyordu.
Mektubat ile ilgilenmeye başladığında kendisinde hiçbir dert,elem ve kederin
kalmadığını her zaman ifade ederdi.
Bayram Hocanın hayatı kitap ve ilimden ibaretti. Beni kendisine mest eden
sebeplerden birisi de Bayram Hocanın her hemen mevzuya olan vukufiyetiydi. Şahsi
kütüphanesinde bulunan yirmi bini aşkın kitabın tozlarını yine kendisi
temizliyordu. Kitaba düşkünlüğü aşk noktasındaydı denilebilir. Zaten kendisi de
talebelerine ilim okumada en önemli saliğin aşk olduğunu vurgular ve eklerdi "
Önce gönül gitti, sonra din bitti. " Pikniğe falan götürülse elinden kitabın
düşmediğini öğrencileri ifade ediyorlar.
Bayram Hocayı Beyazıt'taki sahaflar da sık sık görenleriniz vardır. Hemen
her hafta yeni kitaplar alırdı. Parası olmadığı zamanlar da borç ile alacak
kadar kitaplara meftundu. Bayram Hocamız ilim tahsilinden maksadın Kuran-ı
Kerim'i anlamak olduğunu ısrarla vurgulardı. Hocaların vasıflı ve donanımlı
olması gerektiğinin üzerinde dururdu. İlim ehlinin cahil olmamasını isterdi.
Mesnevi'yi yutmamış insanların, hocaların nakıs olduklarını sert bir şekilde
ihtar ederdi.
Hz. Ömer meşrebinde bir celadet timsaliydi. Kızması da sevmesi de ALLAH
içindi. O Davudi gür sesiyle muhatabını azarlıyor görünse de adeta bir babanın
evladına gösterdiği şefkati hisseden muhatabı ses çıkaramazdı. Bir mevzuyu
açıklamakta veya ilmi bir meseleyi şerh etmekte herhangi bir sınırı yoktu.
Onunla konuşurken vaktin nasıl geçtiğini anlayamazdınız. Bir kuş gibi daldan
dala konar ; meseleden meseleye atlar ama sonuçta sizi tedavi ederdi.
Fransızca ve Arapça'ya vakıf Hocamız emekliliğinden önce cami cami
sürülmüştü. Takdir ve taltif edilmesi gereken ; fevkalade hazır cevap olan
Hocamız bütün sıkıntılarına rağmen ilimden ve kitap sevgisinden asla
vazgeçmemişti. Hafız-ı Kuran olan hocamız kadar ilmi olmayanlar son model
arabalar da dolaşırlarken, O'nun arabası dahi yoktu.
Kendi yazdığı ve bestelediği ilahi ve kasideleri göz yaşları içinde
okurdu. Sadece kendisi ağlamaz cemaati de ağlatırdı. Hasılı kelam Hocamız
Osmanlı'dan asrımıza miras kalan ender insanlardan, ender alimlerdendi.
Osmanlı'ya hayran ; Osmanlı'ya tutkun olan Hocamız vaaz kürsülerinden tek
başına misyonerliğe, fuhuşa ve cehalete savaş açmıştı. O'nu dinleyenler
anlayabildi mi ? Hayır. Zannetmiyorum.
DER NEYABED HALİ PUHTE HİÇ HAAM
PES SÜHAN KÜTAH BAYED VES'SELAAM..
Pişmişin halinden ham olan hiç anlamaz;
Öyleyse söz kısa gerektir ves'Selam..!
26.06.2007 Tarihinde değiştirilmiştir.
26.06.2007 Tarihinde değiştirilmiştir. |
Tarih: 19.02.2008 Hit: 90
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|