Sapık fırkalardan Hımâriyye ( Bâbıkıyye):
Kurucusu Hamdan Kırmıt... Bazısına göre Abdullah bin Meymun el-Kaddah.. Kırmıtiyye, Muhammeriyye,Babıkıyye ve Mâziyâriyye fikrinde birleşirler.
Davaları dört ana noktada toplanır:
a- Her şeyde iştirak, eşitlik.
b- Peygamberlere tabi' olan dinleri ortadan kaldırmak.
c- Aldatmak için her şeye, herkese hoşgörüyle davranmak ve muhaliflerine ilk anda mutabakat göstermek.
d- Herkese insanlık hakkını verip, dinlemek ve temel fikrini
gizlemektir. Çok evvelden böyle olanlara Müzdekiyye ismi verilmiştir.
İşte Komünizmin temeli buradadır: Her şeyde iştirak... Temel düsturları şunlardır:
1- İçinde çıra (yani fıkıh bilginleri) bulunan evlerde konuşmamak. Buna sır makamı derler.
2- Davalarına kabiliyetlileri avlamak için, gizlide araştırmak ve tesbit etmektir. Buna teferrus ismini verirler. Yani akılcılık. Görürsün konuşsalar: Filanın kafası şöyle çalışır, Filan şöyle zekidir. Filan şöyle gözü açıktır. Bir muallime ihtiyac var. Bilimsel hareket gerekir. Bilim adamı olmaksızın iş hallolmaz... derler. Buna da makâm-ı ta'lim derler.
3- Avamın içinden çıkamayacağı soruları sormaktır. Nasıl sorular?. Soru... Yeter ki kişinin aklı bozulsun.
Dinden sorarlarsa: Kur'an'da elif, lam, mîm ne demek? Yâsîn ne demek? Neden hayzlı kadın namazını iade etmez, amma orucunu kaza eder? Yahu meni tenasül azasından gelir, neden yıkanması kafi gelmez de bütün vücud yıkanır? Bu farz ne demek? Neden beş vakit namaz kılınır? Bizim için namazda ne fayda vardır? Neden sabah iki öğlen dört falan filan...
Muhatablarını kuvvetli dindar görürlerse, bunların cevablarını teker teker, fıkralar anlatmak suretiyle bildirirler. Zayıfsa, ayetleri yorumlar, yorumlamada tedricen dinleyiciyi şüpheye düşürür ve itikadını bozarlar. Buna muvaffak olurlarsa, daha üstün zeki bir adama götürür, sözleşmeyi temin ederler. buna da makam-ı rabt derler.
4-Tamamen şüpheye düşen kimse, lidere götürülür. Lider ona nezaket gösterir. Ehli Beytin, büyüklerin menkıbelerini söyler. Ve kalbini çalmak için gayret gösterir. Sonra filan makama geldin, diye tebliğ eder. Buna da makam-ı te'sis derler.
5- Esaslı bir şekilde bağlanan kimse dindar ise, lider başlar; İslam’da, abdest almaktan murad, imamı, lideri, başkanı sevmektir. Teyemmümden murad, imam bulunmadığı zaman, huccetullahtan, mezundan feyz ve öğüt almaktır. Namazdan maksad huzurdur. Bozulmasından maksat, başkanın yasakladıklarından birini yapmaktır. İhtilamdan maksat sırrı ifşa etmektir. Gusülden murad biiati tazelemektir. Zekat Allah'ı bilmektir. Taharet de budur. Kabe dindir. Dinin kapısı Alidir. Safa Nebi, Mervâ Ali'dir. Tavaf yeri yedi imamı sevmektir. Buna sükunet ve selh makamı derler. Bundan geçtiyse: BEN O'YUM (Allah'ı kastederler) O DA BEN. O ne yerdedir, ne de göktedir. Hem yerdedir, hem göktedir. Hem vardır, hem de yoktur. Ne vardır ne de yoktur. derler. Elhasıl, edebi ve felsefi konuşmakla inananları, zirvede kafir ederler. İnanmayanları ilk başta kafir ederler. İşte burada tekamül edene, Hüccet, Ayet, Delil; filan.. diye isim takarlar Bunların küfründe asla şüphe yoktur...
Kaynaklar. El-Farku beyn-el Firak s.62,266; El-Milel venNihal c.1 s.249; El-Fisal c.1 s.34,37; Makalat-ul-İslamiyyîn c.1 s.99; Muhtasaru Tuhfet-il-İsnâaşar s.29 ve devamı; Şerh-ul Mevakıf s.53,627,628; El-Metâlib velMezâhib s.103,301. El-Makâsıd velMetalib bölüm 3 Fermasonluk başlığı altında; Şezerat c.2 s.14,27,31, 47,49, 51'den seçme.; El-Kamil fi-t-Tarih c.6. s.328,358 Bu eserde Bâbık'a ait çok bilgi var ilgililere duyurulur... El-Lubbab c.1 s.59,101,436, c.2 s.101, c.3 s.28 ; Tarih-ul-felasefe adlı esere de bakın. Ayrıca Arif Paşa'nın Bin bir Hadis Şerhi'ne de bakın...
Şimdiki Muhammeriyye diye adlandıracağımız mezhebin mensubları, hücre sistemi üzere çalışırlar. Özellikle Türk gençlerinin inançları zayıf olduğundan (önceki yazıda) saymış olduğumuz makamların yerine: Karo, Caro, Mao, Hegel ve saireden bahsederler. Makamları birleştirerek; beynin çalıştırılması, beyin hücreleri gibi isimlerle direk; iştirak ve eşitlik fikrini aşılarlar. Hatta Yunus, Hegel, Pir Sultan Abdal; Semavî, Nesimî ve Hallac'ın sözlerini bir araya getirip, asli fikirlerini gizleyerek, bunların deyim ve terimlerinin kalıbında aşılama yaparlar.
Bunlar hükümleri ayet ve hadislerden çıkardıklarını da söylerler.
özellikle mutasavvıf kıyafetinde ortaya çıkanlar da çoktur. şu kadar deriz:
Şer'i şerife muhalif olan her bâtın, batıldır. Şeriatı bilfiil tatbik
etmek, hak ve hakikattir. Binaenaleyh, şeyhe secde etmenin, ayağını, eteğini öpmenin yeri yoktur. Üstad Bediuzzaman'ın Yirmi dokuzuncu mektubunun " Telvihat-ı tis'a" sında: ' Belki daire-i şeriattan hariç...' diye tenkit ettiği, bu gibi tasavvufçulardır. Çünkü şeriat dairesinde olan yani Ehli Sünnet velCemaatten olan tasavvufçuları över. Ve: Rabıta-i İslam... İslam kal'ası... Sırrı insani... Kemal-i beşeri... diye övdüğü tasavvufçular, Ehli Sünnet velcemaat tasavvufçularıdır...
İttiba Ehli Sünnet'edir Dilara Yayınları