|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 2.625
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.544
Forum mesajları: 16.402
Sayfa izlenimi: 858.818
Bugünkü sayfa izlenimi: 882
En son üyemiz: noxchi
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Gurura Kapılmadılar
Gurura Kapılmadılar
Gurura Kapılmadılar
Asım UĞUR
|
|
1560 senesinin başları.. Deryaların ünlü akıncısı Turgut Paşa
Trablusgarb'da beylerbeyi (orgeneral) olarak vazife görmektedir. Turgut
Paşa aynı zamanda Tunus'la, Akdeniz'in en mühim deniz üslerinden birisi
olan Cerbe'nin de hâkimidir. 75 yaşında bulunan büyük kaptanın, saçı ve
sakalı bembeyaz olmasına rağmen, dinç ve hareketli olduğu görülür. Bu
arada şanlı denizcinin birkaç gün önce kendisine İspanya'dan ulaşan bir
haberin tesiriyle düşünceli ve üzüntülü olduğu da gözlerden kaçmaz..
O günlerde Avrupa'nın en zengin ülkesi olan İspanya'nın başında II.
Felipe bulunuyordu. Kral büyük bir emek ve para sarf-ederek güçlü bir
donanma meydana getirmişti. II. Felipe bu donanmayı epeydir tasarladığı
bir emelini gerçekleştirmek için kullanacaktı... Kralın gözü Kuzey
Afrika kıyılarından başka bir şey görmüyordu.. Gerek Batı Akdeniz'de
gerekse Kuzey Afrika' da olsun İspanya'yı tehdit eden ciddî tehlikeler
Kralı rahatsız ediyordu. Nasıl rahat olabilirdi ki? Türkler Preveze'den
bu yana İspanya Donanmasını Akdeniz'den kovmuşlardı. İspanyollar Turgut
Paşa'dan da çok çekmişlerdi. Zira bu yaman Türk amirali korkusuz
leventleriyle; Türklerle müslümanlara karşı denizlerdeki hasmâne
hareketlerinden dolayı kendilerine Akdeniz'de hayat hakkı tanımıyordu.
II. Felipe göre Turgut Paşa'ya ağır bir darbe vurulmadıkça İspanyollar
Akdeniz' de rahat yüzü göremiyeceklerdi. İstanbul'dan yardım gelmeden
Turgut Paşa imha edilmeliydi. Turgut Paşa ortadan kaldırılınca
Akdeniz'de rahatça dolaşabilecekleri gibi Kuzey Afrika kıyılan ile
Akdeniz'in kalbi saydıktan Cerbe de ellerine geçecekti..
Turgut Paşa oldum olası İspanyolları sevmezdi. Çünkü İspanyollar çok
zalimdi. Hele İspanyollar'ın Endülüs müslümanlarmı kitleler halinde
nasıl katlettiklerini, onları nasıl diri diri yaktıklarını çok iyi
biliyor; çocukluk günlerinin bu acıklı hatırasını zihninden çıkarıp
atamıyordu. Ayrıca İspanyollar, denizcilik kaidelerini de hiçe sayarak
Türk forsalarına da merhametsizce muamele ederlerdi...
Fâtih zamanında en parlak devrini yaşıyan Türk İstihbarat Teşkilatı
Kanunî zamanında da ehemmiyetini koruyordu. Turgut Paşa da İstihbarata
değer veriyordu. Adamları vasıtasiyle II. Felipe'nin bütün niyet ve
faaliyetlerini öğrenmişti. Turgut Paşa'nın en büyük endişesi Cerbe
adası idi. Çünkü Cerbe'de sadece 1000 Türk askeri bulunuyordu. Şu
günlerde orayı takviye ve tahkim etmek imkânsızdı. İşte Turgut Paşayı
en çok düşündüren ve üzen husus buydu. Durumu derhal Uluç Ali Reis'le
İstanbul'a bildirdi...
Paşa yanılmamıştı. Haçlı donanması ile ordusu 10 Şubat 1560'da Cerbe'ye
müteveccihen Sicilya'dan ayrıldı. Müttefik Haçlı kuvvetleri İspanya,
Almanya, Papalık, Malta, Toskana Büyük Dükalığı, Ceneviz Cumhuriyeti,
Monako Prensliği ile İtalya'daki devletlerden meydana gelmişti. Armada
200 gemiden müteşekkildi. Gemilere en az 30.000 asker bindirilmişti.
2 Mart 1560'da Cerbe sularına giren haçlılar beş gün sonra Ada'ya asker
çıkardılar. Türk askerleri kendilerinin otuz katı olan düşman ordusu
ile beş gün savaştı. Ada'nın 30.000 kişilik bir düşman karşısında
müdafaasının imkânsız olduğunu gören Turgut Paşa'ya tabi olan Şeyh,
Türk askerlerinin eşya ve silahlarım götürmeleri şartiyle teslim
teklifi yapdı. Türk askeri tamamen çekildikten sonra Ada Haçlılara
teslim edildi. Haçlılar ilk iş olarak, Cerbe kalesini tamamen yıkarak
yerine daha sağlam ve daha yüksek bir kale yaptılar. Kaleyi iyice
tahkim ettikten sonra içine 50 topla 2200 asker yerleştirdiler..
Donanmayı Hümâyûn (Osmanlı İmparatorluğu Donanması) Akdeniz'de
Turgut Paşa'nın gönderdiği haberden sonra Türk Donanması hemen
hazırlığa başlamıştı. 4 Nisan 1560 senesinde Donanmayı Hümâyûn Kaptan-ı
Derya Piyale Paşa kumandasında Akdeniz'e açıldı. Donanmada 120 gemi
bulunuyordu. Eğri-boz'da donanmaya 24 parçalık nakliye gemileri de
iltihak etti. Gemilere mühimmat ve erzak yüklenmişti. Bu keyfiyet bize
milletimizin ikmal ve iaşe işlerine ne kadar çok ehemmiyet verdiğini
gösterir. Trablus'da bulunan Turgut Paşa Piyale Paşa'ya düşman
donanmasının Cerbe'de beklediği haberini ulaştırdı.
Preveze'den Sonra Kazanılan En Büyük Deniz Zaferi
Donanmamız İstanbul'dan ayrıldıktan tam 35 gün sonra 9 Mayıs akşamı
Cerbe'nin üç mil açığına geldi. Turgut Paşa henüz Trablusgarb'taydı;
donanmaya iltihak edememişti. Zira Haçlılar her an Trablusgarb'a
saldırabilirlerdi. Durum iyice belli olduktan sonra, ancak muharebenin
üçüncü gününde donanmaya katılabildi.
Haçlılar Türk donanmasının azameti karşısında paniğe kapılmışlardı.
"— Türkler geliyor!" diyerek bağırıp çağırmaya başladılar. Hatta, Haçlı
kuvvetlerinin başkumandanı olan Sicilya Kral nâibi, Donanma-yı
Hümâyun'un geldiğini duyduğu anda savaşma fikrinden cayıp Sicilya'ya
kaçmaya karar verdi. Donanmaya da hareket emrini vermeyi ihmal etmedi.
İspanyollar başkumandanı firar fikrinden zorlukla caydırdılar.
Halbuki kuvvetler dengesi Osmanlı'nın tamamen aleyhindeydi. Aşağı
yukarı yarı yarıya. Haçlılar ayrıca yeni tahkim ettikleri ve kendi
üslerine çok yakın bir yerde harb edeceklerdi...
Piyale Paşa hemen Harb Divanını topladı. Divan'da Barbaros'un
yetiştirdiği gün görmüş deniz kahramanları olan amiraller, düşman
donanmasının mutlaka imha edilmesini istiyorlardı. Kaptan-ı Derya da
aynı fikirde olduğundan, düşmanın imha edilmesine karar verildi..
Preveze'de uygulanan taktik benimsenmişti.
Merkezde kaptan-ı derya Piyale Paşa bulunacak, sağ kanada Turgut Paşa,
sol kanada da Uluç Ali Reis (Kılıç Ali) kumanda edeceklerdi. Seydi Ali
Reis de ihtiyat filosundan mesuldü. Piyale Paşa, 14 Mayıs 1560 sabahı
kesif bir topçu ateşiyle düşmana saldırılması emrini verdi. Türk
donanması çok ustalıklı bir manevra üe ikiye ayrılmış; düşmanı iyice
şaşkına çevirdikten sonra bozmuştu. Kanunî Sultan Süleyman Han'ın
saltanatının ilk yıllarında (1526) Türk ordusu iki saatde koca Macar
ordusunu nasıl imha ettiyse, Cerbe'de de Barbaros'un ünlü leventleri
Haçlı armadasını iki saatte imha etmişlerdi. 30.000 binden fazla olan
düşman askerinin 20.000'i öldürüldü. Geri kalanların çoğu yaralı olarak
teknelere atlayıp Cerbe'ye kaçtılar. Başkomutanla amiral Gian Andrea
Doria yaralı olarak kaçabildiler.
Haçlı armadasında bulunan pekçok prens, amiral ve general esir edildi..
Haçlı donanması tamamen perişan oldu ve imha edildi. En az 70 gemi
batırıldı. 21 Harb gemisiyle 26 nakliye gemisi Türklerin eline geçti.
Fakat bunların çoğu hasar gördüğünden ancak 19 tanesi İstanbul'a
götürülebildi. Turgut Paşa, muharebenin üçüncü günü, 12 Kadırga ile
Cerbe'ye ulaşabildi. Kaçmaya çalışan düşman gemilerinin işini iki günde
bitirivermişti.
Avusturya elçisi Busbecg, 200 gemiden müteşekkil Haçlı donanmasından
sadece birkaç geminin kurtulabildiğini hatıralarında kederli bir
şekilde anlatır.
Osmanlı ordusunun zayiatı Preveze'de olduğu gibi çok az olmuştur.
1000'e yakın şehid verilmiş; bir iki tane de küçük gemi batmıştı.
Hezimet haberi İtalya ve İspanya'da büyük bir teessür uyandırmıştı.
Türk Ordusunun eşsiz zaferi milletimiz arasında ve İslâm âleminde büyük bir ferahlık meydana getirmişti.
Cerbe Geri Alınıyor
Muharebe, Cerbe'nin çok yakınında cereyan ettiği için kaçıp
kurtulanların büyük çoğunluğu Ada'ya sığınmıştı. Oerbe'yi ünlü İspanyol
generali Don Alvaro de Sandi savunuyordu. Kalede 8800 kişilik bir
kuvvet birikmişti.
Piyale ve Turgut Paşalar Cerbe'yi 14.000 kişilik bir kuvvetle karadan
ve denizden muhasara ettüer. Kuşatma tam 63 gün sürdü. Tarihçilerin
kaydettiğine göre Don Alvaro, son İspanyol askeri ölünceye kadar kaleyi
büyük bir azimle savundu. 30 Temmuz 1560 senesinde Cerbe geri
alındığında 8800 kişilik düşman ordusunun tamamı imha edilmişti. Don
Alvaro, askerinin hepsi yok edildikten sonra, bir iki kişilik
maiyetiyle gemiye binip kaçmak isterken esir edildi. İspanyollar bu
muharebede en değerli şövalyelerini kaybetmişlerdi.
Şanlı Donanma İstanbul'da
27 Eylül 1560 cuma sabahı şanlı Donanmayı Hümâyûn İstanbul'a giriyordu.
Cihan Padişahı Kanunî Topkapı Sarayı'nın sahilindeki Alay köşküne
gelmişti. Vezirler ve elçiler yakınında bulunuyordu. Binlerce
İstanbul'lu muzaffer Türk denizcilerini görmek için sahilleri
doldurmuştu.
Manzara gerçekten ihtişamlıydı: Donanmanın önünde, seren direkleri
kırılmış, 19 büyük düşman harb gemisi gidiyordu. Binlerce düşman esiri
başları açık bir halde gemilerin güvertelerine doldurulmuştu.
Avrupa'nın en tanınmış prens, asilzade, amiral ve generallerinin
bulunduğu esirler kafilesi ise Piyale Paşa'nın gemisine bindirilmişti.
Büyük düşman bayrakları, kadırgaların arkasında denize serilmişti.
Dünyanın en mahir denizcileri olan Piyale Faşa, Turgut Faşa, Uluç Ali
Reis, Seydi Ali Reis ve benzeri kahramanların idaresinde olan Türk
Donanması gerçekten göz kamaştıracak bir manzara sergiliyordu.
Âlim, şair ve kahraman Padişah, böylesine parlak ve kesin bir zafer
karşısında bile en küçük bir sevinç eseri göstermediği gibi yakınında
merasimi seyreden vezirlere ve elçilere dönüp "İŞTE İNSAN BÜTÜN BUNLARI
GÖRÜP TE GURURA KAPILMAMALI, HER ŞEYİN YÜCE YARADAN'IN İNAYETİYLE
OLDUĞUNU FİKREDİP O'NA ŞÜKÜRLER ETMELİDİR" der.(1)
Hatta o tarihte İstanbul'da bulunan Avusturya elçisi Busbecg, bu
muzaffer donanmanın İstanbul'a girişini üzüntüyle takip ettiğini
anlattıktan sonra, bu durumu da doğrular ve hayretle Kanunî için şu
sözleri yazmaktan da kendini alamaz. "Ben de iki gün sonra Padişahı
Cuma namazı için sarayından çıktığı zaman görmüştüm. Yüzünde her
zamanki gibi vakar ve hüzün ifadesi vardı. Sanki kazanılan zaferin
kendisi ile alâkası yokmuş, hadise her zaman beklenen basit bir şeymiş
gibi, heyecansızdı. Padişah, halkın tezahüratını bile mütevazı bir
şekilde kabul ediyordu. " (2)
Elçi, Yüce Yaratıcı'nın, kendisine ve milletine ihsan ettiği sayısız
zafer ve nimetlerine karşı hamd ve sena sadedinde, övgü ve gösterilere
itibar etmediğini; sessiz bir ifade içinde halka: "hamd, sena, övgü ve
alkış, sadece ezel ve ebed Sultanına yapılmalıdır." dediğini nasıl
anlıyabilirdi?
Elhasıl, Padişahın bu sözlü ve sessiz ifadeleri bu milleti Cihana efendi yapan sırrı göstermesi bakımından çok mânidardır.
__________________
1- Y. ÖZTUNA, Büyük Türkiye Tarihi C. 4, S. 52
2- BUSBECG, Türkiye'yi Böyle Gördüm, Tercüman 1001 Temel Eser, S. 165.
|
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 26
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|