Cevap :
Allah Teala’nın varlığının delili, (varlığı) mümkün olan herhangi bir şeyin var olmasıdır. Eğer mümkün bir varlığın başka bir mümkün varlık tarafından yaratılmış olduğunu iddia edersen, bu sonu gelmeyen bir kısır döngü veya teselsül (zincirleme bağlantı) olur. Teselsül ise imkansızdır; imkansıza bağlı olan her şey de tabii olarak imkansız hale gelmektedir.
Ama eğer mümkün bir varlığı, vâcibu’l-vücûd’a (varlığı zorunlu olan) dayandırırsan, o zaman doğruyu bulmuş olursun. el-Akîdetü’l-hayriyye’de Sâni’in (yaratıcının) ispatıyla ilgili olarak el-Mevâkıf’tan naklen şöyle bir bilgi yer alır: “Mümkün bir varlığın, bizzat varlığı zorunlu olana dayanması durumunda herhangi bir sorun yoktur. Yoksa teselsül veya kısır döngü olur ki bu teselsül veya kısır döngü mantığının kendisi bile müessir bir illete (ilk güç ve sebep) ihtiyacı vardır.
Bu illet, ya teselsülün bizzat kendisi yahut bir parçası ya da dışarından bir unsur olması gerekir. Bu ihtimallerin ilk ikisi, batıldır; çünkü bir şey, kendi kendisinin illeti olamaz.
Mesela, parça (cüz) bütünün (kül) illeti olamaz. Zira parça, bütüne dahildir. Eğer parça, bütünün bir illeti olabilseydi, kendi kendinin de illeti olurdu. Buna göre illet dediğimiz şey, bu varlığı mümkün teselsülün dışında ve bütün mümkün nitelikli varlıkların haricinde bir varlık olması gerekir ki o da bizatihi vâcibu’l-vücûd olan Allah’tır, doğrusu da budur.