Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.630
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.569
Forum mesajları: 16.496
Sayfa izlenimi: 861.583
Bugünkü sayfa izlenimi: 464
En son üyemiz: deli1453

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | ALLAH’U TEALA’NIN ZATI VE SIFATLARIYLA İLGİLİ İTİKADIMIZ

ALLAH’U TEALA’NIN ZATI VE SIFATLARIYLA İLGİLİ İTİKADIMIZ

ALLAH’U TEALA’NIN ZATI VE SIFATLARIYLA İLGİLİ İTİKADIMIZ :

SORU:

 
Bir müslümanın Allah-u Teala’ya olan inancı ne şekilde olmalıdır?

CEVAP:
 
Allah-u Teala’nın zatıyla ve sıfatlarıyla bir olduğuna inanması şeklinde olmalıdır.
SORU:
 
Allah-u Teala’nın zatıyla ve sıfatlarıyla bir olmasının manası nedir?
CEVAP :
 
Zatı ve sıfatlan hususunda eşi ve benzerinin olmamasıdır.
SORU :
 
Allah-u Teala’nın sıfatları kaç kısımdır?
CEVAP :
 
Tenzihi (Selbi), Subûti ve Fiili olmak üzere üç kısımdır.
SORU :
 
Tenzihi (Selbi), sıfatlar ne demektir?
CEVAP :
 
Allah-u Teala’ya nelerin isnad edilemeyeceğini anlatan sıfatlardır.
SORU :
 
Tenzihi (Selbi) sıfatlar nelerdir?
CEVAP :
 
Tenzihi (Selbi) sıfatlar altı tanedir;
1- Vücut,
2- Kıdem,
3- Bekâ,
4- Vahdaniyet,
5- Muhalefetün Li’l-Havadis,
6- Kıyam bi nefsihi.
SORU:
 
Vücut ne demektir?
CEVAP :
 
Yokluğu düşürtülmemektir. Bazı itikat kitaplarında vücut sıfatını tenzihi (selbi) sıfatlardan saymayıp, ona “Sıfatı Nefsiyye” denilmiştir. (Muvazzah ilm-i Kelam, osmanlıca shf. 118)
SORU :
 
Kıdem ne demektir?
CEVAP:
 
Varlığının başlangıcı olmamak.
SORU :
 
Bekâ ne demektir?
CEVAP :
 
Varlığının sonu olmamak.
SORU:
 
Vahdaniyet ne demektir?
CEVAP:
 
Ortağı bulunmamak.
SORU:
 
Muhalefetün Li’l-Havadis ne demektir?
CEVAP :
 
Yaratılmışlara hiç bir yönden benzememek.
SORU:
 
Kıyam bi nefsihi ne demektir?
CEVAP:
 
Varlığı için başkasına muhtaç olmamak.
Görüldüğü gibi bu sıfatlarla, ulühiyete (ilahlığa) nisbet edilmesi mümkün olmayan;
1- Yokluk,
2- Varlığın başlangıcı olma,
3- Varlığın sonu olma,
4-Ortağı bulunma,
5- Yaratılmışlara benzeme,
6- Varlığı için başkasına muhtaç olma,
kavramları selb (nefy) edilmiştir. Bu itibarla da bu sıfatlara “Selbi’ sıfatlar denilmiştir.
Ayrıca: ‘Kelam ilmi” ile alakalı kültür geliştikten sonra Selbi sıfatlar çoğaltılmıştır.
Şöyle ki: muteber kitaplarımızdan olan
“Akaid-i Nesefi” de selbi sıfatlara şunlar da eklenmiştir.

Allah-u Teala:
1- Araz (renkler ve hareketler gibi, kendi başına duramayan, belirebilmesi için bir cevhere muhtaç olan şey),
2- Cisim (yer kaplayan, eni, boyu, yük sekliği olan madde),
3- Cevher (başlı başına durabilen madde),
4- Şekle bürünen,
5- Sınırlandırılan,
6- Nicelenen,
7- Hacimli olan,
8-Birleşik parçalardan teşekkül etmiş olan,
9- Sonu olan,
10- Mahiyet ve keyfiyeti olan,
11- Mekan tutan,
12- Üzerinden zaman geçen,
13- Kendisine bir şey benzeyen,
14- Herhangi bir şey ilim ve kudretinin dışında kalan bir varlık DEĞİLDİR.
SORU:
 
Sübûti sıfatlar ne demektir?
CEVAP :
 
Allah-u Teala’nın zatına nisbet edilen ve O’nun ne olduğunu ifade eden sıfatlar
demektir. Bu sıfatlara “Zatiye, Vücûdiye” sıfatları da denilir.
SORU:
 
Sübûti sıfatlar nelerdir?
CEVAP :
 
1- Hayat: Diri olmak,
2- İlim: Bilmek,
3- Sem’: İşitmek,
4- Basar Görmek,
5- Kudret: Güç yetirmek,
6- İrade: Dilemek,
7- Kelam: Konuşmak,
8- Tekvin: Oluşturmak.
Bu sıfatların yok sayılması durumunda onların zıttı olan aşağıdaki sıfatlar lazım gelir.
1- Mevt: Ölü olmak,
2- Cehl: Bilmemek,
3- Samem: Sağır olmak,
4- Amâ: Kör olmak,
5- Acz: Aciz olmak,
6- Kerahiyet: İsteksiz olmak,
7- Bekem: Dilsiz olmak.
Maturidi’ler Allah-u Teala’nın subuti sıfatlarına: “Yapmak, yaratmak ve oluşturmak” anlamına gelen: ‘Tekvin” sıfatnı ekleyerek subuti sıfatların sekiz adet olduğunu söylemişlerdir.
Bu Tekvin sıfatı yok sayılması durumunda zıttı olan mana lazım gelmez.
Zira Allah-u Teala hakkında “Tekvin” (yaratmak, yapmak, oluşturmak) sıfatı düşünülebileceği gibi, yaratmamak, yapmamak da düşünülebilir.
Burada yeri gelmişken Allah-u Teala’nın subuti sıfatlarıyla ilgili bazı açıklamalar yapalım:
1- Hayat (Allah-u Teala’nın diri olması),
Allah-u Teala diridir. Bu diriliği ezdi ve ebedi olup başlangıcı ve sonu yoktur. Hudüs (sonradan olma) yada fena vasfında (yok olacak nitelikte) değildir.
2-İlim (her şeyi bilmesi),
Allah-u Teala yerde ve gökte olan her şeyi bilir, ona gizli ve açık diye hiç bir şey yoktur. Kainattaki yaprakların sayısı, çiçeklerin, tanelerin, kumların adedi ve denizlerin damlaları onca malumdur.
Geçmişi geleceği, insanın kalbine gelen düşünceleri, diliyle konuştuklarını, iç ve dışını çok iyi bilir. 0, hazır (görünen) ler ile gaip (görünmeyen) leri bilir.
Gaybı (gelecekte olacağı) bilen yalnız O’dur, başkası bilemez, bilenler de ancak O’nun bildirmesiyle bilebilirler.
0, unutmaktan, şaşırmaktan beri (uzak) tır. Bilmesi kendinden olup duyu organları ve akıl gibi vasıtalarla değildir.
3- Sem’ (her şeyi duyması),
Allah-u Teala semi’ (duyucu) dur. Sesli ya da sessiz olan her şeyi duyar. Bir kimsenin kulağına fısıldanıp kendisinin duymadığı şeyleri de duyar.
Duyması kulak gibi bir aletle değildir. İşitmesi sonradan olma değildir. Yok olucu da değildir.
4- Basar (her şeyi görmesi), Allah-u Teala her şeyi görücüdür. Simsiyah bir gecede siyah karıncanın siyah bir taş üzerinde yürümesini görür, ayağının sesini duyar.
O’nun görmesi göz vasıtasıyla değildir. Bu sıfat da hem ezeli hem ebedidir (sonradan olmadığı gibi yok olucu da değildir).
5- İrade (dilemesi),
Allah-u Teala dileyicidir, dilediği her şeyi yapar. Dilemediğini de yapmaz. Cihanda olan iyi ve kötü ne varsa her şey O’nun dilemesiyle olmuştur.
Hiçbir kimse ve hiç bir şey O’nu bir şey yapmaya ve dilemeye mecbur edemez.
Şu halde kendisine itaat eden müminlerin bu hallerini dileyen O’dur. O dilemese kimse iman edemez ve O’na itaat da bulunamazdı.
Kafirlerin küfrünü ve fasıkların fıskını (yaptıkları kötülükleri) dileyen de O’dur. O dilemeseydi hiç kimse kafir ve fasık olmazdı. 0 dilemeden bir sivrisineğin kanadını oynatması bile mümkün değildir.
Biz ne yapıyorsak O’nun dilemesiyle yapıyoruz, O’nun dilemediği şeyler olmaz. Eğer olsaydı bu O’nun acizliğine alamet olurdu ki, Cenab-ı Hak bundan münezzehtir. 0 dileseydi bütün insanları kafir ya da mümin yapabilirdi.
Eğer burada: “Neden bütün insanların mü’min olmasını dilememişte çoğunun kafir olmasını dilemiştir?’ denecek olursa buna şöyle cevap verilir:
Cenab-ı Hakkın dilediği ve yaptığı işler den ve bu işlerin hikmetinden sual olunmaz (sorulmaz). 0 herkese sual soran ve dilediğini yapan faili muhtar (istediğini yapmakta serbest) olan zattır.
O’nun yaptığı her şeyde sayısız hikmet (incelik) ler vardır. İnsanların aklı bunları idrak edecek durumda değildir.
Bu demektir ki O’nun kafirleri yaratıp, onların küfrünü murad etmesinde, yılan, akrep gibi zararlı hayvanları ve diğer türlü kötülükleri yaratmasında olduğu gibi, bizim idrak edemediğimiz sayısız faydalar vardır ki, bizim bunları bilmemiz de gerekli değildir.
Bize gerekli olan, Allah’ın her iş ve muradında bir hikmetin bulunduğunu bilmektir. O’nun iradesi ezeli ve ebedi olup, sonradan olma değildir.
6- Kudret (her şeye gücü yetmesi),
Allah-u Teala her şeye kadirdir. 0, mümkün olan her şeyi ve dilediğini yaratır. 0 istese ölüye hayat verir. Ağaç ve taşı konuşturur ve yürütür.
O’nun güç yetiremediği hiç bir şey yoktur. o dilese binlerce göğü ve yeri yaratır. Dağları altına ve gümüşe çevirebilir. Nehirleri tersine akıtabilir. Akan sulan gümüş ve altın yapabilir.
Dilediği kulunu doğudan batıya, yeryüzünden yedinci kat semaya çıkarıp geriye döndürebilir. O’nun kudreti ezeli ve ebedi olup sonradan olma ve geçici değildir.
7- Kelâm (harf ve sese muhtaç olmadan konuşması),
Allah-u Teala söyler, konuşur fakat O’nun konuşması bize benzemez, konuşması dil ile değildir.
Bazı kullarına vasıtasız olarak hitap eder. Mesela Musa (Aleyhisselam) a Tur dağındaki nidasıyla, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e miractaki hitabı bu hususta birer örnektirler.
Bazı kullarına Cebrail (Aleyhisselam) vasıtasıyla hitap etmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e gelen vahiylerin ekserisi böyledir.
Kur’an Kerim Allah-u Teala’nın sözüdür. Başlangıcı ve sonu yoktur. Mahlûk (yaratılmış) olmadığı gibi geçici de değildir.
8- Tekvin (dilediğini yaratması),
Allah-u Teala dilediğini yaratır. Zerreden Kürreye varıncaya kadar her şeyi 0 yaratmıştır. O’ndan başka Halik (yaratan) yoktur.
Canlıların hareket ya da sükun (duruş) larını, itaat ve isyanlarını, iman ve küfürlerini bütün hayır ve şerri yaratan O’dur. Elin hareketi, dilin konuşması gözün yumulup açılması hep O’nun yaratmasıyladır.
Bu hususta Mevla Teala:
“Sizi de, yaptıklarınızı da yaratan Allah’tır.” (Saffat Suresi.96) buyurmaktadır.
Dolayısıyla herkesin yaptığı amel ve işlerin yaratıcısı Allah-u Teala’dır. Bize verdiği iradey-i cüziyye ile bizi yaptığımız işlerin faili (yapıcısı) kılmıştır.
Bu sebeple herkes yaptığı işlerin ceza ve mükafatını görecektir. Bütün canlıları yaratan 0 olduğu gibi hepsini rızıklandıran, hasta yapan ve sıhhatte tutan, öldüren ve dirilten Odur.
Ateşle temas halinde elin ısınması ya da yanmasını, karla ve buzla temasında üşümesini yaratan O’dur.
Bir kimseyi ateşe atsalar da Allah o kim şeyi dilerse yakmamaya kadirdir. Nitekim İbrahim (Aleyhisselam) ı yakmayışı bunun misalidir.
Yine karlar içindeki bir kulunu üşütmeyebilir. Ancak Cenab’ı Hakkın adeti öyle cereyan eder ki ateşle temas yanmayı gerektirir. Allah-u Teala da onu yaratır.
Üşümeyi yaratan da kar değildir. Ancak Allah-u Zülcelal’dir. Tokluğu yaratan da Allah’u Teala’dır. Eğer 0, tokluğu yaratmasaydı insanlar ne kadar yeseler doymazlardı.
Acıkmak ve diğerleri de bunun gibidir. Hulâsa Allah’tan başka yaratan ve etkileyen yoktur. Her şey O’nun yaratığıdır.
O’nun bu sıfatları zatıyla kaim olup kadimdirler, sonradan olmadıkları gibi yok olmaz ve değişmezler.
İşte Allah-u Teala’yı bu sıfatlarla muttasıf olarak tanıyan kul: “Arif” (Allah’ı bilici) sayılır.
Allah-u Teala’yı bu sıfatların zıddı olan noksan sıfatlarla vasıflayan (niteleyen) ise mü’min ve müslüman olamaz. Allah’a inanması da muteber sayılmaz.
Nitekim Yahudi ve Hıristiyan alemi Allah a inandıklarını iddia etseler de ona oğul ve hanım isnad ettikleri için kafir sayılmışlardır.
SORU :
 
Fiili sıfatlar ne demektir?
CEVAP:
 
Allah-u Teala’nın kainatla olan münasebetini en açık bir şekilde ifade eden ve O’nun kainatı yaratış ve idare edişini oldukça ayrıntılı bir biçimde anlatan sıfatlardır.
Allah-u Teala’nın: Tahlik (icat etmek, yoktan yaratmak), Terzik (rızık vermek), İhya (diriltmek), İmate (öldürmek), Ten’im (nimet vermek), Te’zib (azap etmek) gibi bütün filleri, Allah-u Teala’nın subuti sıfatı olan: “Tekvin” sıfatına raci (dönücü) dür.
SORU :
 
Matüridiler, Allah-u Teala’nın subuti (zati) ve fiili sıfatları hakkında ne demişlerdir?
CEVAP:
 
Bu sıfatların hepsi Allah-u Teala nın zatı ile kaim (zatında) olup kadimdirler.
Zira kulların görme, işitme gibi sıfatlan onlardan ayrılır. Allah-u Teala’nın sıfatları ise O’ndan ayrılmaz.
SORU :
 
Bu sıfatların kadim olmasının manası nedir?
CEVAP:
 
Allah-u Teala’nın zatının evveli (başlangıcı) olmadığı gibi, zatıyla kaim olan bu sıfatların da evveli yoktur.
Zira kadim (evveli olmayan) zatın, kadim olmayan (hadis; sonradan olan) sıfatlara mahal olması (onlarla vasıflanması) düşünülemez.
Selefiler ve Eş’ariler de, subûti (zati) sıfatlar hakkında Matüridilerle aynı görüştedirler, ancak Eş’ariler, fiili sıfatların hadis olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Onlar, ilim sıfatına kudret ve iradenin eklenmesiyle fiili sıfatların tamamlanabileceği görüşündedirler.
Onlara göre Matüridilerin fiili sıfat olarak kabul ettikleri sıfatlar, doğrudan sıfat olmayıp ilim, kudret ve iradenin taallüklarını temsil ederler. Kadim olmayıp hadistirler.
Dolayısıyla hadis olan bu sıfatlar Allah-u Teala’nın zatıyla kaim değildirler.
SORU :
 
Allah-u Teala’nın subûti ve fiili sıfatlarının zatı ile olan münasebeti nedir?
CEVAP :
 
Allah-u Teala’nın bu sıfatlan, zatının ne aynı ne de gayrıdır.
SORU:
 
Bir şey diğer bir şeyin aynı değilse gayri olması, gayri değilse, aynı olması lazım gelir.
 
Buna göre yukarıdaki ifade çelişkili değil midir?
CEVAP :
 
Çelişkili değildir, çünkü “Şerhu-l Emali” de belirtildiği üzere Ehl-i Sünnet alimleri: “Sıfat zatın aynı değildir.” derken, sıfatları zatın aynı kabul etmek suretiyle, onların mevcudiyetini ortadan kaldıran bazı Mutezili kelamcılarla İslam filozoflarının hatasından kurtulmuşlar, “Gayrı değildir.” derken de, bu sıfatların “Kulların sıfatları” gibi olduğu düşüncesinden kaçınmışlardır.
Veya: “Gayri değildir.” derken sıfatı zattan ayırıp beşer seviyesine indiren ve Isa (Aleyhisselam) bedeninde maddileştiren Hıristiyanların yanlış inançlarından kaçınmak istemişlerdir.


18.05.2007 Tarihinde değiştirilmiştir.
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 191
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker