|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.997
Forum mesajları: 11.058
Sayfa izlenimi: 619.942
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.977
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın Bağdat Demiryolu Projesi
Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın Bağdat Demiryolu Projesi
Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın Bağdat Demiryolu Projesi
Ali Aşkın
II. Abdülhamid'in Bağdat Demiryolu Projesi, dünya
çapında başlı başına bir hâdise teşkil etmektedir. Bilindiği üzere Orta
Çağdan beri Doğu'yu Batıya bağlayan en önemli ticaret yollarından biri
ve başlıcası İpek Yolu" ve "Güneydoğu Yolu" denen ve Cebelitarık'tan
Afrika sahillerini katettikten sonra Ümit Burnu'ndan dolaşarak
Hindistan'a giden yol güzergâhıdır.
Türkiye üzerinden ve Bağdat-Musul istikâmetinden Medîne'ye varacak
demiryolu güzergâhı ucuz ve rahat bir ulaşım imkânı sağlayacağı gibi,
ticarî hareketi artırıcı yeraltı ve yerüstü zen-ginliklerinden istifade
imkânını geliştirecekti. Bir yandan Musul-Bağdat-Medîne fevkalâde
imkânlarla merkeze bağlanırken öte yandan Musul ve Suriye üzerinden
İran ve Pakistan'a ayrılacak hat Orta Asya'ya kadar ulaşma fırsatı
temin edecekti.
İstanbul-Basra arasında yaklaşık 4 bin km'yi bulan bu proje o zamana
kadar gerçekleştirilen hemen bütün hatlardan daha büyük ve kapsamlıdır.
Chicago'dan Los Angeles'a giden Santa Fe hattından (ki bu hat o tarihte
2246 km idi) ve Omaha'dan San Fransisco'ya giden Union Pasific
Demiryolu'ndan daha uzundu.
PROJENİN GAYESİ
II. Abdülhamid düşmanlarının devamlı ileri sürdükleri gibi bu projenin
amacı halife lehine puan toplamak değildir. Bu projenin teknolojik,
sanayî, ticarî ve ulaşım yönünden askerî ve stratejik açıdan sayısız
faydası vardır. Bundan dolayı hatıralarında "Hicaz Demiryolu inşası
benim en eski hülyamdır. Bu yol devletimiz için sadece iktisadî
bakımdan büyük fayda etmekle kalmayacak aynı zamanda oradaki
kuvvetimizi sağlamlaştırmaya da yarayacağından askerî bakımdan da çok
ehemmiyetli olacaktır" diyen II. Abdülhamid işin fevkalâde şuurundadır.1
E.M. Earle, kitabında Sultan II. Abdülhamid'in Bağdat Demiryolu
imtiyazını verirken "Aptal" olmadığı, ülkesinin çıkarlarını
gözettiğinden bahisle şunları yazar: "Sultan Hamid ne olursa olsun,
hiçbir zaman aptal değildir. Bağdat Demiryolu imtiyazını verirken bu
akıllı ve aynı zamanda otokratın bir Alman tuzağına düşmüş olduğunu
düşünmek saçmalık olur. Sultan Hamid’in vermek âdeti yoktu, vermekten
kaçınmaz duruma düştüğü zaman da daima kendisi ve devleti için sonuna
kadar kâr ettirecek şeyler verirdi."2 Grey'in "Ben diplomasiyi ondan
öğrendim"3 dediği bir diplomat olan II. Abdülhamid nasıl aptal olur?
Diğer taraftan onu birçok yönlerden tenkit eden tarihçi Y. Hikmet
Bayur, Bağdat Demiryolu projesinin Türk mühendis, usta ve işçisinin
yetişmesine vesile olduğunu itiraf eder.
MALÎ KÜLFETİ
Bahsedildiği kadar önemli ve uzun demiryolunun en çetin problemi o gün
için devlete yüklediği ağır malî yüktü. Ama sultanın dehası onun da
çaresini bulmuştu. Müslümanlar arası dayanışmayı sağlayacaktı. Ama bu
muazzam projenin onlara gereği gibi anlatılması icap ediyordu. Sultan,
plânını 1900 yılında açıklayınca gerekli paranın temini yolları arandı.
Herkes fedakârlık edecekti. Örnek olarak önce kendisi şahsî servetinden
2.5 milyon altın bağışladı. Sivil ve asker devlet memurları
aylıklarından % 10 vereceklerdi. Bütün dünya Müslümanlarına yapılan
çağrı da semeresini verdi. Mısır Hidiv'i, İran Şah'ı, Haydarabat
Nizamı, Okyanus adalarındaki Müslüman cemaat ve diğerleri yardıma
koştular. Daha sonra İstiklâl Savaşımızda da yardımımıza koşacak olan
Hintli Müslümanlar büyük fedakârlık yaparak gerekli paranın üçte birini
karşıladılar. Yardım toplamak için hazine pulu ve Düyûn-u Umûmiye
kanalı ile tahvil çıkarıldı.
BATILILAR BOŞ DURMUYOR
Ancak Orta Doğu'nun serveti rüyalarına giren ve bu servet için
iştahlanan Batılılara karşı uyanık olmak gerekiyordu. Hem ihaleleri
almak hem de fırsattan istifade yağmalamaya çalışacak Haçlı zihniyetli
işadamlarını ilk iş olarak Sultan Abdülhamid birbirine düşürdü. Bir
hattın ihalesini birine veriyordu ardından bir diğerini devreye
sokuyordu. Hat güzergâhında çıkarılacak tarihî ve arkeolojik eserlerin
kaçırılmaması için gerekli talimatları da verdi. İleride çok
değerlenecek bu toprakların elden çıkmaması için ve Siyonistlerin eline
geçmemesi için gerekli tedbirler alındı. II. Abdülhamid Han hat boyu
toprakları Memâlik-i Şahâne'den sayarak alınıp satılmasına kesin yasak
getirdi. Yabancıların topraklarda bir hak iddia etmemeleri için gizlice
bir antlaşma yaptı. 1904 yılına gelindiğinde 4 yıllık kısa bir dönem
içinde 3.5 milyon altın toplanmıştı. Daha sonra bu rakam 15 milyon
altına çıktı.
Bir yandan dünya pazarlarına girmemizi sağlayan öte yandan demir-çelik
üretimini artıran bu muazzam proje tatbikat için 18 Mart 1902 tarihinde
Sultanın emri ile Anadolu Demiryolları Kumpanyasına verildi.
Yabancıların her an bu güzel esere gölge düşürebileceğini hesaplayan
Sultan, hatları mümkün mertebe içeriden geçiriyordu.
Asker, köylü, işçi olanlar dâhil hatta 6.000 kişi çalışmaya başladı.
Sonraları bu rakam 700.000'e ulaştı. İşi bilen yabancılara kilometre
başı 1 para verilerek işin çabuklaştırılması sağlanıyordu.
İNGİLİZLER DEVREDE
Bir taraftan umdukları neticeyi bulamayan ve Alman rekabetine karşı
koyamayan İngilizler, Irak ve Kuveyt petrol yataklarından endişe
duydukları için her fırsatta kargaşa çıkarmayı ihmâl etmediler. Bu
sebeple Balfour kabinesinde Demiryolu Şirketinden ayrıldıklarını
1903'te resmen ilân ettiler, Demiryolu 1904'de Hardan'a, Beyrut'a
1905’te ise Hayfa'ya vardı. 1902'de Konya'yı ziyaret eden bir yabancı
seyyah orada demiryolu sayesinde bir ziraat makineleri sergisi
açıldığını, halka ucuz ve taksitle ziraat makineleri verildiğini ve
bunların tamiratının da Eskişehir Demiryollarında yapıldığını
kaydetmektedir. Abdürreşit İbrahim Efendi adında bir Müslüman seyyah da
1912 yılına ait hatıratında Hindistan, Türkistan, Çin, Japonya ve
Rusya'yı baştan başa dolaştığını ifade ederek; "Sultan'ın adı
anıldığında her ferdin hürmet gös-terdiğini ve Müslümanların Bağdat
Demiryolları için gösterdikleri fevkalâde gayreti" dile getirmektedir.
Yol çok kısa bir zaman içerisinde yapılmasından sonra (8 yıl) 1908
yılında tamamlandığında Medîne Garı'na yaklaşınca Sultan Abdülhamid Han
mukaddes beldeye olan hürmeti dolayısıyla o kısma özel ray döşenmesi ve
5-6 km'lik güzergâhta sessiz lokomotif çalıştırılmasın emretmiştir.
Açılışın Sultanın tahta çıkışının yıldönümüne rastlaması için de özel
bir gayret gösterilmiştir. Açılıştan 8 yıl sonra 1916'da yıllarca bir
Arap Şeyhi gibi yetiştirilen İngiliz casusu Lawrens'in tertibi ile
ayaklanan Mekke Şerifi Hüseyin'in başkaldırmasıyla Bağdat Demiryolu
kundaklandı. Maalesef Şerif yılda 40.000 sterlin için bize arka
çevirmişti. Ürdün'deki Maan'dan Medine'ye 680 km kadar yolu İngilizler
bombaladılar. Ürdün kendi sınırlarındaki bu yolu günümüzde halen
kullanmaktadır.
1938'de Kral Abdülaziz 50.000 Hicaz lirası (yaklaşık 350.000 dolar)
vaatte bulundu. Ama bir şey yapılamadı. 1946 ve 1955'de konu yine
gündeme geldi. Ama bir faaliyet gösterilemedi. 1955'de 575.000 dolar
ayrıldı ise de inşaat şirketi komünizm isnadı ile kabul edilemedi.
1972'de Suriye ve Ürdün kendi hatlarını kullandılar. Bağdat Demiryolu
tamamlanınca toplam demiryollarımızın 1856'ya oranla 10 kat uzadığı
kaydedilmektedir. Sultan Abdülhamid Han bu proje tamamlandığında eseri
görmek için Hicaz'a geleceğini vaat etmiş ancak mahut nifaklar ve ardı
arkası kesilmeyen hâdiseler sebebiyle buna fırsat bulamamıştır. 1888'de
Macaristan'ın, İstanbul ve Ankara'ya demiryollarının bir parçası olarak
bağlandığı proje muazzam faydalar sağlamıştır.
FAYDALARI
Bağdat Demiryolları için 1905 senesine kadar 205.456.975 kuruş 29 para
gelir sağlandı ve 36.267.023 kuruş 36 para gider kaydedildiği ifade
edilmektedir.. (Bu miktarların günümüze göre değerleri hesaplanmalıdır).
1907 tarihli Beyrut Salnamesi'ne göre toplam gelir 323.990.508 kuruş 7
para ve toplam gider 143.162.576 kuruştur. Böylece net gelirin
180.827.931 kuruş 84 para olduğu an-laşılmaktadır. Demiryolları
sebebiyle Batı'ya olan ihracatımızın da arttığı bir vakıadır. 1888'de
Almanya'ya yapılan ihracatımızın 2 milyon 300 bin mark'tan 1893'de beş
yıl içinde %700 oranında artarak 16 Milyon 500 bin marka ulaşmıştır.
20. yüzyıla girerken bu ihracat 28 milyon 900 bin mark ile rekor
seviyeye çıkıyordu.4
Bağdat Demiryolu Projesi binlerce yerleşim yerini geliştirdi.
Nüfusların artmasına vesile oldu. Bağdat Demiryollarında kalan ray ve
traversleri getirenlere İngilizlerin ağırlığınca altın vaat ettikleri
filmlere konu olmuştur. Bugün geriye kalan Medîne-i Münevvere
bahçelerinde korkuluk olarak kullanılan ray parçaları, Ambariye Köprüsü
Medîne istasyonu camisi ile kömürlü lokomotif ve ahşap vagonlardır
(Fotoğraflara bakınız). Bütün dünya Müslümanlarının zengini ve fakiri
ile imkânları ölçüsünde destekledikleri hat umulanın üstünde bir
performansla kısa sürede bitirildi. Hattın amaçları şöyle özetlenebilir:
a) Haccı kolaylaştırmak ehl-i İslâm'ın kemal-i sürat ve sıhhatle ifa-i farizâ-i hacc-ı şerif edebilmeleri.
b) Yabancı saldırısı vukuunda kutsal mahalleri korumak, bir düşman-i
hariciye karşı merkezî hilâfet-i seniyyeden asker yetiştirilmesi
maksad-ı âli ve dindarânesinîn gerçekleştirilmesi "İn-gilizlerin
Süveyş'i kapatıp bölgeye saldırmaları halinde Osmanlı Devleti zamanında
müdahale edememesi endişesi vardı. Bu arada hatta yabancı müdahalesine
engel olmak için hükümet, hattın etrafında Osmanlı tebası olmayanların
hiçbir şekilde maden işletmek, ocak açmak, ziraat yapmak veya mesken
inşa edip ikâmet etmek hakkına sahip olmadıklarını ilân etmiştir."
c) Demiryolu taşımacılık için kullanılırken bölgeye gelen hacı, tüccar
ve diğer ziyaretçiler artacaktır. Bunun sağlayacağı yarar hattın ziraat
ve sebzeciliğe vereceği hizmetin yanında az kalır.
d) Tebuk-Medine arası tahıl ve sebze-meyve tarımına elverişlidir.
Hâlbuki ulaşım güçlüğü nedeniyle ürün pazara ulaştırılamadan tarlada
çürümektedir. Hatla ucuza taşınacak ürünler topraktan alınan geliri
artırır. Öte yandan demiryolu ile medeniyet götürülecek yerlerden
insanların eğitim ve öğretim alıp insanca yaşamalarında yardımcı
olacaktır.
Devlet dînî bilgileri vermek üzere ilk ve ortaokullar açabilecektir.
e) Demiryolu ile gelenlere hizmet satabilecek halk gelirini artırma
imkânı bulabileceği gibi Kurban Bayramı münasebeti ile küçükbaş hayvan
ticareti kolaylaşacaktı.
İngilizlerin büyük bir endişe ile başından sonuna kadar izledikleri
hat, bitiminde II. Abdülhamid'in nüfuzuna dünya Müslümanları nezdinde
büyük katkıda bulunmuş, İngiliz sömürüsündeki Müslümanlar Halifeye
minnet ve şükran duygularını gönderdikleri mektuplar, telgraflar,
yazdıkları şiirlerle ifade etmişlerdi.
Ve...
Cennetmekân Abdülhamid Han Hazretlerinin devri, çileler, entrikalar,
oyunlarla dolu aydınlarımızın (!) gaflet içinde boğuldukları bir
devirdir. Kendisinin düşmanlarının tasdiki ile dahi bu kadar firâseti
açık, siyasî bir dâhi olmasına rağmen Devlet-i Aliyye-i Osmaniyenin
çöküşüne mâni olamamıştır. Devrinde ve devrinden sonra da
anlaşılamamış, talihsiz bir gönül sultanıdır. Kendisini sevmeyenler
bile onun açtığı okullarda yetişmişlerdir.
Birlik, beraberlik adına ta o günlerde yaptığımız kanal açma, yolar
yapma ve demiryolları döşeme gibi çağrılarımız bugün adetâ
unutulmuştur. Eserler yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Biz bunu
Novaybe (Mısır), Akabe (Ürdün), Maan, Tebük ve Medine hac
se-yahatlerimizde defalarca gördük. Tebük-Bağdat, Tebük-Maan Amman,
Suriye seyahatlerimizde içimiz burkula burkula hazin seyirlerle dolu
yolculuklarımız oldu. Ürdünlü kaptanımız bize bu yolları hüzünle
anlattı. Çaresizlik içinde kıvrandık durduk. Yollarda raylar sökülmüş,
ray hatları halen hizmet edecek durumda, fakat içleri taş toprak dolu.
Bugünkü durum: Telefon direkleri şehir merkezlerinde kerevet haline
gelmiş, taştan yapılmış boş istasyon binaları dimdik ayakta, bazı
yerlerde demiryolları üzerine asfalt dökülmüş, vagon garajları, otobüs
garajları haline getirilmiş, (bk. 1. resim) parçalanmış tahta vagonlar,
camiye çok yakın olmasına rağmen muslukları çalınmış, kapıları
parçalanmış, paslanmış abdesthaneler...
Modern sistem trenleri taşıyacak kadar ayakta olan o yollara bugün ne
kadar çok ihtiyacımız var. Bu yolların önemi o gün anlaşılmadı ama
keşke bugün anlaşılabilse... Bizim Osmanlı torunu olduğumuzu anlayan
orta yaşlı bir Arabın defalarca sarılıp ağlaması bende bugünkü gibi
hâlâ sımsıcak ve bir hicrandır. Ve sanki bana "O gün öyle olsa bile
yarınlar öyle olmayacak" der gibiydi. Kardeşlik ruhuyla dopdolu,
yarınların bizim olduğunu ifade edişini gözyaşlarının damlalarında
okudum. Allah o günlerimizi geciktirmesin.
Kaynaklar
1 Eserleriyle ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid. Aydın Talay. Risale Yay., Şubat 1991, İstanbul.
2 Tarihte Türkler ve Almanlar, Süleyman Kocabaş, Vatan Yay., Eylül 1988, İstanbul.
3 İ. Bardakçı. İmparatorluğa Veda, İst. 1988.
4 II. Abdülhamid ve İslâm Birliği, Dr, Cezmi Eraslan. Ötüken Yay., 1992, İstanbul
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 61
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|