|
İstatistikler |
|
Üye
sayısı: 3.620
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.998
Forum mesajları: 11.062
Sayfa izlenimi: 620.277
Bugünkü sayfa izlenimi: 2.312
En son üyemiz: DEROO
Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx
İp adresiniz: 38.103.63.16
|
|
Halidiye.com | ŞİİR İKLİMİNDE: AVNÎ
ŞİİR İKLİMİNDE: AVNÎ
ŞİİR İKLİMİNDE: AVNÎ (Fatih Sultan Mehmed)
Mehmet Emin DİKBAZ
Eskilerin deyimiyle devlet, 'kılıç ve kalem'
üzerinde durmaktadır. Yani, 'asker kılıcının şecâatı ve memur kaleminin
dirayetiyle hayatiyetini sürdürür. Devletin dirlik ve bekası için, bu
iki sınıfın dirâyetli, liyâkatli, vazifeperver insanlar olması gerekir.
Böylece istikrârlı gelişmesini sürdüren devlet, "Dostlara dost isek de
düşmanlara ezâyız" hakikatini temsil eder.
Hz. Fâtih, 'Sâhibü's-Seyf ve'l-Kalem' devlet büyüğümüzdür. Kendisine
Fâtih' ismini kazandıran devlet adamlığı yanında, bir divan dolduracak
kadar şiir yazmayı ihmal etmeyen içli, hassas bir rûha da sahiptir.
Yazarımız, Efendimiz (sas)'in medh ü senâsına mazhar bu Yüce Ruh'un,
fetihlerindeki ideali ortaya koyan bir şiirinin tahlilini konu
edinmektedir.
İmtisâl-i "câhidû-fi'llah" olupdur niyyetüm
Dîn-i İslâm'ın mücerred gayretidür gayretüm
Fazl-ı Hakk u himmet-ı cünd-i ricâullâh ile
Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm
Enbiyâ vü evliyâya istinâdum var benüm
Lütf-i Hak'dandur hemân ümmîd-i feth ü nusratum
Nefs ü mâl ile n'ola kılsam cihânda ictihâd
Hamdü-lillâh var gazâya sad hezârân rağbetlim
İy Muhammed mu'cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
Umaram galib ola a'dâ-yı dîne devletüm
Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Açıklaması:
1- Niyetim "Allah uğrunda hakkıyle savaşınız" âyetine bağlı kalmaktır.
Gayret gösterişim İslâm dîninin gerektirdiği gayretlerdir.
2- Allah'ın lütfu ve yardımları kutlu olan din büyükleri askerlerinin
yardımları ile, niyetim kâfirleri baştan başa bozguna uğratmaktır.
3- Ben, peygamberlere ve din ulularına güveniyorum. Fetih ve zafer ümidim Allah'ın lütfu ile mümkün olacaktır.
4- Nefsim ve malım ile dünyada Allah için gayret etsem ne olur? Allah'a şükürler olsun ki gaziliğe yüz binlerce rağbetim var.
5- Ey (Fâtih) Mehmed! Hazret-i Muhammed (sav)'in mu'cizeleri ile devletinin din düşmanlarını yeneceğini umuyorum.
İkinci Mehmed 1432 yılı 29 Mart Cumartesi günü Edirne'de dünyaya
gelmiştir. İkinci Murad'in şehzadesi İkinci Mehmed'in annesi, Hümâ
Hâtun'dur. Batılı kaynakların belirttiği şekilde onun annesi Sırp veya
İtalyan değil Bursa mahkeme sicillerinden anlaşıldığı üzere Türk'tür. 1
Küçük yaştan itibaren çok iyi bir eğitim gören Fatih, edebiyata olan
ilgisi kadar din felsefesine, coğrafyaya, astronomiye de ilgi
göstermiştir. Kendisine ders veren hocalar içinde Hocazâde, Molla
Gürânî, Molla İlyas, Sirâceddîn Halebî, Molla Hayreddin'i sayabiliriz.2
Buna bağlı olarak da Fatih kitaba ve kütüphaneye düşkündü.
Kütüphanesinde Öklit hendesesine, tıp, tarih, coğrafya, hukuk,
komzoğrafya ve filolojiye ait Bizans yazmaları vardı. Farsça ve Arapça
eserleri okuyup anladığı için tercüme ettirmek lüzumunu hissetmemişti.3
Fatih devrindeki güzel sanatların başında şiir gelir. Saray muhitinden
münevver kitlelerin arasına yayılan şiirde tabiatıyla İran şiirinin
açık tesiri vardır. Avnî'nin (Fatih Sultan'ın şiirdeki mahlasıdır)
şiirlerinde başta Sadî, Nizamî ve Hâfız'ın tesirleri açık olarak
kendini gösterir. Bunun yanında 15. asrın ünlü simalarından Şeyhî,
Ahmed Paşa, Melîhî gibi şairlerin de Avnî'nin şiirlerinde açık tesiri
görünür. 4
Bir "divan"a sahip olan Fatih şiirlerinde devamlı "Avnî" mahlasını kullanmıştır. Fatih'in bu mahlası seçmesindeki gayeyi,
Her ne denlü cürmüne hadd ü nihayet yoğ ise
Avniyâ kat' eyleme sen avn-i Rahman'dan ümîd
beytine bağlı olarak Abdülkadir Karahan şöyle açıklamıştır:
"O bu mahlası ile de hem Allah (cc)'dan daimâ yardım müzâheret beklemiş
hem de muhteşem kudretli bir insan olmak azîm ve irâdesini şahsiyetinde
olduğu gibi, şiirlerinde de temessül ettirmek istemiştir."
Milletleri ayakta tutan, zaman içinde dinamik bir şekilde
hayâtiyetlerinin devam etmesini sağlayan, mefkûreleridir. Ve milletler
ancak beraber çarpan bir yürekle, aynı çizgi üzerindeki adımlarıyla
mefkûrelerine ulaşabilmişler ve onu yaşatabilmiş ferdir.
Burdan da önemli olan bir husus da milletleri hedefine ulaştıracak,
onların sahip oldukları temel dinamikleri, âb-ı hayatlarıdır.
Cengiz'in, Haccac'ın, İskender'in, Timur'un, Hitler'in idealleri bütün
diğer milletleri kendi yönetimleri altına alarak cihan imparatorlukları
kurmak, bu dünya hayatını daha mes'ud bir şekilde kendi hırslarını ve
duygularını bu şekilde tatmin etmekti. Ve bu uğurda dünya menfaatleri
için makyavelist bir çizgide sayısız insanı öldürmekten
çekinmemişlerdi. Bunun en açık ifadesi şu olabilir: Kendi nefislerini
tatmin için başkalarına zulmetmek. Ama şu da bir gerçektir ki onlar da
milletlerini yüceltmek, kendi milletlerini diğer 'Milletlerden üstün
bir konuma getirmek için mücadele etmişlerdi. Yani onların temel
dinamiklerini milletlerinin duygu, düşünce ve arzuları oluşturuyordu.
Türkler İslâmiyet'in nurdan halkasına katıldıktan sonra hayata bakış
tarzları ve ölçüleri değişmişti. Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlılar
İslâmiyet pınarından doyasıya içmişlerdi ve gönül dünyalarında artık
ötelere ait bir pencere açılmıştı. Bu büyük millet bu dünyanın yanı
sıra ukba hayatını da gönül dünyasına yerleştirmiş, hayatını dünya-ukba
çizgisine uygun bir hâle getirmişti ve idealleri Allah'ın rızasına nâil
olmaktı.
Avnî de bu şerefli milletin mümtaz fertlerinden biridir. Bu fert
ifadesini kullanıyoruz, zira Avnî, sultan bir şairdi, ama yaşayışı
herhangi bir Müslümanınkinden farklı değildi, hatta sultanlığın
getirdiği mes'uliyet, ibadette bir adım daha önde olmayı gerektiyordu.
İmtisâl-i câhidü-fi'llâh olupdur niyyetüm
Dîn-i İslâm'ın mücerred gayretidür gayretüm
mısraları Avnî'nin, hayatını İslâm uğruna adadığının açık bir
ifadesidir. Bu mısralar bize ayrıca şu gerçeği de ispatlıyor: Osmanlı
sultanlarının tek mefkûresi vardı. İ'lâ-yı Kelimetullah'ı yeryüzüne
yaymak. Kılıçlar Allah rızası için kınlarından çıkıyor, Allah rızası
için inkârcıları ve âsileri yola getiriyordu. Fethedilen topraklardaki
masum insanların kılına bile dokunulmuyor; ırz, mal, can tamamiyle
emniyet altına almıyordu. Amaç, para, pul, makam, intikam değil oradaki
insanların îmânlarını kazanmak, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah (cc)'ı
onlara anlatmak, tanıtmak uhrevî güzellikleri ve saadetleri onlarla
paylaşmaktı.
Avnî de Allah (cc) için cihad ederek bütün gayretlerini İslâm uğruna
sarfediyordu. Ve bu yolda o yalnız değildi. Tebası da onunla aynı duygu
ve düşünceleri paylaşıyordu. Yürekler bir çarpıyor, gözler aynı ufukta
birleşiyor, bakışlar aynı noktada düğümleniyordu. Manevî sultanların
senâları, dualarıyla; çelik yürekli, çelik bilekli neferlerin cesaret
ve kahramanlıklarıyla galibiyetler peşi sıra geliyor pür imanlı Osmanlı
ordusu küfre galebe çalıyordu.
Enbiyâ vü evliyâya istinâdum var benim
Lütf-i Hak'dandur hemân ümmîd-i feth ü nusratum
Şam'dan Anadolu'ya gelip Hacı Bayram ile tanışan bir veli vardır. O,
gönlü aşk ile dolu olan müridine "Korkma fethedeceksin' diye iman veren
Akşemseddin idi. Akşemseddin. Avnî'nin manâ ufkunu aydınlatan bir kutup
yıldızıydı. Bunun yanında Molla Hüsrev, Molla Gürânî gibi saygın din
büyükleri de onun meclislerinin vazgeçilmez ilim adamlarıydı. Bundan
dolayı aldığı meşveret kararlarında yanılmıyor yaptığı hiçbir hamle
boşa çıkmıyordu. Çünkü o gemisini sağlam bir limana demirlemiş, sırtını
emin bir yere dayamıştı. Sebepler dairesinde herşeyi yerine getiren
Avnî artık zafer ümitlerini Allah (cc)'dan beklemekteydi. Ve yanlış
adım atmayan sultana Rabbisi de lütuflarını yağdırmış "Konstantiniyye
elbette fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu
fetheden asker ne güzel asker" 5 medh ü senâsına mazhar kılmıştı.
Nefs ü mâl ile n'ola kılsam cihânda içtihâd
Hamdü-lillâh var gazâya sad hezârân rağbetüm
Fatih bir iman adamıydı. Babasının ve dedelerinin birer gazi; hatta
şehit olduklarını biliyor; Türk gücüyle İslâm imânının birleşmesinden
doğan büyük kudrete kaderin verdiği vazifeyi birinci plânda tutuyordu.
Trabzon Rum İmparatorluğu'nu ortadan kaldırmaya giderken; "Gayemiz kale
fethi değildir. Bu zahmet din yolundadır. Zirâ bizim elimizde İslâm
kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan
olur" diyen Fatih kendisini, haklı olarak, yeryüzüne İslâm'ın hak ve
adâlet prensiplerini yaymaya memur addediyordu.6
İy Muhammed mu'cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
Umaram galip ola a'dâ-yı dîne devletüm
Avnî son beyitte kendisine seslenerek yine kendisine moral
telkinlerinde bulunuyor. Tabiî bu kuru bir telkin değildir. Daha
doğrusu boş bir telkin değildir. O bu morali sonsuza kadar ışıl ışıl
parlayacak olan nur pınarının nurefşân kaynağından alıyor. Mübârek
ağzından yalan bir harf bile çıkmayan o en şerefli insanın mucizevî
sözünü hiçbir tereddüde mahal vermeden Allah (cc)'ın izniyle
gerçekleştiriyor. İşte bu, imanın ve teslimiyetin en güzel örneğini
teşkil etmektedir.
Diğer Osmanlı sultanları gibi Avnî de İslâmiyet çizgisinin dışına
çıkmamış bu davaya sadakâtle bağlanmıştı. Bu bağlılığını burada tahlil
etmeye çalıştığımız şiirinde de görmek mümkündür. O herşeyini Allah
adına harcamış Rabbisi de ona iltifatların en güzelini teveccüh
buyurmuştur. Ve bu sünnetullahtır. Bu asil milletin bir ferdi, bu ulvî
dînin bir müntesibi olarak bizler de bu dava uğrunda gösterdiğimiz
gayretlerin semeresini inşaallah alacağız. Gayret bizden tevfık Allah
(cc)'tandır.
KAYNAKLAR
1 Ahmet AYMUTLU say. 149-150. Fatih ve Şiirleri.
2 Ötüken-Söğüt, Büyük Türk Klasikleri, Cilt: 2, Avnî maddesi.
3 Aymutlu, a.g.e. s. 36.
4 A.g.e.,s. 39.
5 Müsned, VII, 8, nr. 18979 (Tahkik: Sıdkı M. Cemil el-Attar, D.
el-Fikr, Taberânî, Ke-bir, II, 38, nr. 1216; Suyuti, Camiu's-Sagîr, II,
444, nr. 7227; Hâkim, IV, 422; (Hadisin ravisi, Bişr b. Suhaym
el-Ganevî, el-Has'ami).
6 N. Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı, M.E.B. Yay. I, s. 442.
|
Tarih: 18.02.2008 Hit: 63
|
|
Günün Hadis-i
Şerifi |
|
Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce
sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından
önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.
|
|
Günün Duası |
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe
doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk
ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir
güç bahşet!
Âmîn... Âmîn... Âmîn... |
|