Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.778
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.842
En son üyemiz: beyaz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Şerîatte Gizli ve Açık Şirkler Açıklanmıştır

Şerîatte Gizli ve Açık Şirkler Açıklanmıştır

Şerîatte Gizli ve Açık Şirkler Açıklanmıştır

“Salât ve selâm; şerîati beyan ederek ümmetini açık ve gizli bütün şirklerden temizleyen, Allâh’ın Resûlü Muhammed Mustafâ üzerine olsun.”

Eğer ki maksadı; hâce-i âlem(6) Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz hazretleri, şerîat-i garrâ-i zehrâ-i Muhammediye(7)sinde, “Allâh’ın Zât ve sıfatlarında eşi ve benzeri olduğunu söylemek küfürdür, ibâdet ve tâatta riyâkârlık en büyük kabahat ve gizli şirktir” diye beyan buyurarak, ümmet-i merhûmeyi (rahmete mazhar olmuş bu ümmeti) temizledi, demek ise; bu üslûp ile Resûlüllah Efendimiz üzerine salât ve selâm etmesi münâsiptir.
Ama şayet gizli şirkten murâdı; ihlâs sahibi bir mürîdin, mürşid-i kâmil olan şeyhine râbıta yapması ve o şeyhi, Allâh’ı zikre, ma‘rifet-i İlâhiye’yi tahsîle güzel bir vesîle ve sebep kabul etmesi ise, Resûl-i Ekrem ve Hâdî-i Ümem (s.a.v.) Efendimiz hazretlerine iftirâ ve bühtan etmiş olur.
Zira Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şerîat-ı mutahharesini tebliğ ve beyan ederken, yüce haklarında Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
“O, hevâdan da (nefsinin arzularına göre de) konuşmuyor. O(nun konuşması) ancak bir vahiydir; (başka türlü söylenmez o, yalnız) vahyolunur.”(8)

Binâenaleyh o, Allah Teâlâ’nın emirleri hilâfına, zerre kadar, hatta zerreden daha da az hiçbir bir söz söylememiştir.

İşte Cenâb-ı Hak, bu mübârek kelâmı ile bu hususa bizzat şehâdet ediyor.
Buna rağmen mürîdi, şeyhine olan râbıtasından men‘etmeye çalışmak, Allah Teâlâ’nın, “Ona (yaklaşmaya) vesîle arayın” kavl-i şerifine muhâlefet etmektir. [Zira Cenâb-ı Kibriyâ, bizzat geliniz buyurmuyor; vesîle ile yaklaşmamızı emrediyor... Böylece, vâsıtasız vuslatın mümkün olmadığı, bunun sünnet-i İlâhî’ye yani âdetullâh’a, İlâhî kanunlara aykırı bulunduğu tezâhür etmiş oluyor.]

İnsanı Allâh’a götüren en efdâl vesîle ve vâsıtalar da, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz ve onun vârisleri olan kâmil ve mükemmil mürşidlerdir.
Binâenaleyh râbıtaya karşı olmak, Allah Teâlâ’nın emrine karşı gelmek mânâsını ifade eder.

DİPNOTLAR

(6) “Hâce-i âlem”, âlemin hocası, efendisi ve muallimi demektir.

(7) Terkipte geçen “garrâ” kelimesi; ak, parlak, güzel, gösterişli, şatafatlı gibi mânâları ifade etmekte. “Zehrâ” da, yüzü pek beyaz ve parlak olan mânâsınadır. Buna göre terkip; Peygamberimiz’in (s.a.v.) tebliğ ettiği, pırıl pırıl parlayan, her türlü hata-kusur ve noksanlık gibi lekelerden uzak, bembeyaz, âdeta güneş gibi bütün âlemi aydınlatan İlâhî hükümler manzûmesi, yani İslâm dininin hükümleri demek oluyor.

(8) Kur’ân-ı Kerim, Necm sûresi, 53/3-4. “Vahiy”, sür‘atle işâret etmek ve işâretin meydana getirdiği şey mânâsındadır. Dînî ıstılâhta ise vahiy, Cenâb-ı Hakk’ın dilediği hükümleri, sırları, hikmetleri peygamberlerine bildirmesi demektir. Âyet-i kerimede, “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur; yahut bir resûl gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir” (eş-Şûrâ, 42/51) buyruluyor. Buna göre, İlâhî vahyin geliş yolları ve şekilleri üçtür: 1) Sâlih ve doğru rüya ile veya kalbe ilhamla, 2) Perde arkasından, tabiat âleminde herhangi bir şeyin diliyle, 3) Resûl göndermek, yani vahiy meleği Cebrâil (a.s.) vâsıtasıyla olur. (Râgıb İsfehânî, Müfredât; Firuzâbâdî, Besâir, 5, 177)

 

  Tarih: 18.02.2008   Hit: 63
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker