Sekizinci UyarıSekizinci Uyarı
Peygamber (S.A.V.) in kabrini ziyaret için yolculuk yapmanın hükmü, şayet İbni Teymiyye'nin bâtıl fikri gibi, "Haram" olsaydı, bu sebeple halk, Efendimiz (S.A.V.) i ziyaret etmekten kendini çekecek, Medine-i Münevvere şehirlerin, hattâ köylerin en hakiri hâline gelecekti. Belki de harabeye dönecekti.
Zira oranın mamur kalması, Peygamber (S.A.V.) in kabr-i şerifinin orada bulunması iledir. Çünkü mü'minlerin orayı ziyaret etmeleri, geliş gitmeyi tekrarlamaları ve bu mübarek şehirde komşu olarak kalmaları ancak (S.A.V.) in hatırına ve kendilerinin saadete ermelerinde vesile olması için yapılmaktadır.
Her ne kadar körleşmiş insanlar inkâra yeltense de, güneşten daha açık olarak sabit olmuştur ki, Peygamber (S.A.V.) vesilelerin en yakını ve ALLAHü Teâlâ'nın rızasına erişmekte en çok murada eriştirenidir.
Evet, Vehhâbiler'in ve İbni Teymiyye'nin peşine takılıp onlara muvafakat gösterenlerin Efendimize olan sevgileri, kalplerinde bu derece düşük olmasaydı, onun beldesinin harap olmasına ve ümmetinin onun kabr-i şerifinin ziyaretini bir defa terk etmesine bile gönülleri razı olmazdı ve onlarla Peygamber Efendimize sevginin arasına giren kara perde, onların kalplerine yerleşmezdi.
Nectd, Vehhâbîlerin üslendikleri bir yerdir. Fikirleri orada türedi, bid'-atleri burada kuvvetlendi. Bu şehir halkının çoğu, ticaret ve başka bir dünyevî sebeple Medine'de bulunur.
Orada işini görüp memleketine dönerler ve fakat Peygamber (S.A.V.) in kabr-i şerifini ziyaret etmezlerdi.
İşte bu, İbni Teymiyye'nin bid'atinin sonucu ve doğru yoldan uzaklaştırmasından doğan neticedir. |