Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» Guraba
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi
» Mehmed Emin Efendi Baba
» İslami Multimedya






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.686
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 94
Portal Yazı sayısı: 1.021
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 5.042
Forum mesajları: 18.835
Sayfa izlenimi: 939.436
Bugünkü sayfa izlenimi: 4.416
En son üyemiz: myaciz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | ikinci Uyarı

ikinci Uyarı

ikinci Uyarı

 

Ben, ehl-i kıbleden hiçbir ferdin, ne Vehhâbîlerin ne de başkalarının tekfir edilmesine inanmış ve bunu söylemiş değilim. Hepsi, müslüman-lardır. Kelime-i tevhîde ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) e iman, onları diğer müslümanlar ile birlikte toplamaktadır.
 

İmam Şârânî, el-Yevâkît vel-Cevâhîr adlı eserinde şöyle demek­tedir.

 
 "Şeyhülislâm Mahzûmî demiştir ki:
 
 İmam Şafiî, bir risalesinde, nef-sâni heves ve hevâ ehlinin tekfir edilemiyeceğini kat'iyetle ifade etmiş ve "Hevâ ve heves ehlini, bir günâhı sebebiyle, tekfir etmem.
 
Ehli kıbleden hiçbir ferdi, bir günâhı yüzünden küfre nisbet etmem" de­miştir. Başka bir rivayette ise şöyle ifade etmektedir: "Ayeti, zahire mu­halif düşecek şekilde te'vil edeni, bir suçu sebebiyle tekfir edemem."
 
 

Mahzûmî şöyle diyor:
 
"imam Şafiî "Hevâ ehli" ifadesiyle, mutezile ve mürcie gibi, ihtimâl dahilindeki bir manâ ile tevilde bulunan kimseleri kasd etmiştir. Ehl-i kıbleden de tehvid ehlini murad etmiştir
.

İmam Şârânî, bu hususu açıkladıktan sonra şöyle demiştir:

 
Karde­şim, sana ifade ettiğimiz bu husustan muhakkak anlamış oldun ki, din­dar âlimlerin hepsi, ehl-i kıbleden hiçbir ferde, bir günâhı sebebiyle "Kâ­fir" dememişlerdir. Siz de ancak onlara uyunuz."
 

Hatâ, günah ve bid'at irtikâp etmek, küfür derecesine ulaşmıyorsa da, sapkınlıktır.
 

İbni Teymiyye'nin, ibni Kayyim'in ve İbni Abdil-hâdî'ninkitaplarında Peygamber (S.A.V.) ile, diğer peygamberler ve sâlih kimseler ile medet dileyenleri ve onların kabirlerini ziyaret için yolculuk yapanları şirk irti­kâp etmek ile tabir etmeleri de bu kabildendir.

 
Nitekim bazı bahislerde riyadan "Şirk" ifadesiyle bahs olunmuştur. Şirkin de dereceleri vardır. Fakat Vehhâbîler, onların küfrüne hükmettiler.
 

Evet, kim ALLAH'ı bırakıp da bir peygamberi veya velîyi "dileğini yeri­ne getiren" diye kabul edecek olursa o, ittifakla kâfirdir. Fakat müslü-manlardan hiçbiri böyle bir inanç taşımaz. Mü'minler, şöyle itikaad eder­ler:

 
Bu büyük zâtlar, ALLAH'ın hâs kullarıdır; ALLAHü Teâlâ ise mutlak fe'âldir. Ne onlar için ne de başkaları için, ALLAHü Teâlâ'dan başka hiçbir işte bir yaratacak yoktur. Bu hususun açıklaması, bu kitapta tafsilâtı ile gelecektir.

 

Ibni Teymiyye'nin ve iki talebesinin, peygamberlerin ve sâlihlerin kabirlerini ziyarete gidenler ve orada meded dileyenler hakkında sû-i zanda bulundukları görülmekte; ihtiyaçlarının verilmesinde ALLAH'tan başka bir tesir olduğuna inandıklarına hüküm verilmektedir. Şüphe yoktur ki, her­kes hakkında böyle bir hükme varılamaz. Şayet halk arasında öylesi bu­lunursa, dinin kokusunu almamış câhil bir kimsedir.

 

Müslümanlar, ne kadar câhil olsalar, (işlerin hâsıl olmasında) ALLAH'­tan gayri hiçbirtesir edici olmadığını bilirler.
 
 

İbni Teymiyye ve diğer vehhâbiler ile, İslâmî mesleklerden bunların durumuna uygun bulunanlar, meded dilemeyi ve peygamberleri, sâlihleri ve hattâ Hz.Muhammed (S.A.V.) i ziyaret için yolculuk yapmayı yasak­lamış olmaları sebebiyle, bizim onları tekfir etmemiz caiz görülmemiştir.

 

Bizim için caiz olan, onların bid'at ehli olduğunu söylemektir.
 
 İmam Münâvî , ileride gelecek ifadesinde İbni Teymiyye'nin görüşünü redde­derken bunu tasrih etmiştir. Biz, bunların sapkın ve bid'at ehli türedi bir topluluk olduğuna hükmediyoruz.
 
İbni Hacer Heytemî'nin bir çok iba­relerinde ifade ettiği gibi onların, sapıklıklarını ortaya koyan ibareleri tek­fir ibarelerinden ayırt etmek iktiza eder.
 

İmam Gazâlî, "Faysalüt-tefrika beyne'l-islâmi vez-zendeka" adlı kitabında şöyle ifade etmektedir:

 
Her fırkanın, delilde hata ettiğini göre­rek hasmını tekfire kalkması münâsip değildir.
 
Evet, bunları "Sapıklar ve türedi bidatçiler" diye isimlendirmek caizdir. Sapık denilmesi, doğru yoldan sapmış olmaları cihetiyle; "Türedi" diye isim verilmesi ise, selef-i sâlihîn tarafından ifade edilmeyen sözler uydurmaları itibariyle olmuştur.
 

Evet, Seyyid Ahmed Dahlân'ın onlara reddiye olarak telif ettiği "ed-Dürrüsseniyye" adlı risalesinde bazı Vehhâbilerden naklen Peygamber (S.A.V.) e noksanlık isnâd eden şenî ifadelerin Vehhâbîler tarafından sarf edildiği doğru ise, bu söz kimden sâdır olursa şek ve şüphesiz kâfir­dir.
 
 Dahlân, bunu naklettikten sonra şöyle demiştir:
 
 "Bu sapıklara red­diye olarak kitap telif edenlerden bir kısmı şöyle demektedir: Bu dav­ranış, dört mezhebde, hattâ ehl-i islâmın tamamı katında küfürdür."
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 169
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Uhuvvetin neresindeyiz ? 
Hüseyin TÜRKERİ 
Mirac ve Seyr-i Suluk 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker