ikinci Uyarıikinci Uyarı
Ben, ehl-i kıbleden hiçbir ferdin, ne Vehhâbîlerin ne de başkalarının tekfir edilmesine inanmış ve bunu söylemiş değilim. Hepsi, müslüman-lardır. Kelime-i tevhîde ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) e iman, onları diğer müslümanlar ile birlikte toplamaktadır.
İmam Şârânî, el-Yevâkît vel-Cevâhîr adlı eserinde şöyle demektedir.
"Şeyhülislâm Mahzûmî demiştir ki:
İmam Şafiî, bir risalesinde, nef-sâni heves ve hevâ ehlinin tekfir edilemiyeceğini kat'iyetle ifade etmiş ve "Hevâ ve heves ehlini, bir günâhı sebebiyle, tekfir etmem.
Ehli kıbleden hiçbir ferdi, bir günâhı yüzünden küfre nisbet etmem" demiştir. Başka bir rivayette ise şöyle ifade etmektedir: "Ayeti, zahire muhalif düşecek şekilde te'vil edeni, bir suçu sebebiyle tekfir edemem."
Mahzûmî şöyle diyor:
"imam Şafiî "Hevâ ehli" ifadesiyle, mutezile ve mürcie gibi, ihtimâl dahilindeki bir manâ ile tevilde bulunan kimseleri kasd etmiştir. Ehl-i kıbleden de tehvid ehlini murad etmiştir
.
İmam Şârânî, bu hususu açıkladıktan sonra şöyle demiştir:
Kardeşim, sana ifade ettiğimiz bu husustan muhakkak anlamış oldun ki, dindar âlimlerin hepsi, ehl-i kıbleden hiçbir ferde, bir günâhı sebebiyle "Kâfir" dememişlerdir. Siz de ancak onlara uyunuz."
Hatâ, günah ve bid'at irtikâp etmek, küfür derecesine ulaşmıyorsa da, sapkınlıktır.
İbni Teymiyye'nin, ibni Kayyim'in ve İbni Abdil-hâdî'ninkitaplarında Peygamber (S.A.V.) ile, diğer peygamberler ve sâlih kimseler ile medet dileyenleri ve onların kabirlerini ziyaret için yolculuk yapanları şirk irtikâp etmek ile tabir etmeleri de bu kabildendir.
Nitekim bazı bahislerde riyadan "Şirk" ifadesiyle bahs olunmuştur. Şirkin de dereceleri vardır. Fakat Vehhâbîler, onların küfrüne hükmettiler.
Evet, kim ALLAH'ı bırakıp da bir peygamberi veya velîyi "dileğini yerine getiren" diye kabul edecek olursa o, ittifakla kâfirdir. Fakat müslü-manlardan hiçbiri böyle bir inanç taşımaz. Mü'minler, şöyle itikaad ederler:
Bu büyük zâtlar, ALLAH'ın hâs kullarıdır; ALLAHü Teâlâ ise mutlak fe'âldir. Ne onlar için ne de başkaları için, ALLAHü Teâlâ'dan başka hiçbir işte bir yaratacak yoktur. Bu hususun açıklaması, bu kitapta tafsilâtı ile gelecektir.
Ibni Teymiyye'nin ve iki talebesinin, peygamberlerin ve sâlihlerin kabirlerini ziyarete gidenler ve orada meded dileyenler hakkında sû-i zanda bulundukları görülmekte; ihtiyaçlarının verilmesinde ALLAH'tan başka bir tesir olduğuna inandıklarına hüküm verilmektedir. Şüphe yoktur ki, herkes hakkında böyle bir hükme varılamaz. Şayet halk arasında öylesi bulunursa, dinin kokusunu almamış câhil bir kimsedir.
Müslümanlar, ne kadar câhil olsalar, (işlerin hâsıl olmasında) ALLAH'tan gayri hiçbirtesir edici olmadığını bilirler.
İbni Teymiyye ve diğer vehhâbiler ile, İslâmî mesleklerden bunların durumuna uygun bulunanlar, meded dilemeyi ve peygamberleri, sâlihleri ve hattâ Hz.Muhammed (S.A.V.) i ziyaret için yolculuk yapmayı yasaklamış olmaları sebebiyle, bizim onları tekfir etmemiz caiz görülmemiştir.
Bizim için caiz olan, onların bid'at ehli olduğunu söylemektir.
İmam Münâvî , ileride gelecek ifadesinde İbni Teymiyye'nin görüşünü reddederken bunu tasrih etmiştir. Biz, bunların sapkın ve bid'at ehli türedi bir topluluk olduğuna hükmediyoruz.
İbni Hacer Heytemî'nin bir çok ibarelerinde ifade ettiği gibi onların, sapıklıklarını ortaya koyan ibareleri tekfir ibarelerinden ayırt etmek iktiza eder.
İmam Gazâlî, "Faysalüt-tefrika beyne'l-islâmi vez-zendeka" adlı kitabında şöyle ifade etmektedir:
Her fırkanın, delilde hata ettiğini görerek hasmını tekfire kalkması münâsip değildir.
Evet, bunları "Sapıklar ve türedi bidatçiler" diye isimlendirmek caizdir. Sapık denilmesi, doğru yoldan sapmış olmaları cihetiyle; "Türedi" diye isim verilmesi ise, selef-i sâlihîn tarafından ifade edilmeyen sözler uydurmaları itibariyle olmuştur.
Evet, Seyyid Ahmed Dahlân'ın onlara reddiye olarak telif ettiği "ed-Dürrüsseniyye" adlı risalesinde bazı Vehhâbilerden naklen Peygamber (S.A.V.) e noksanlık isnâd eden şenî ifadelerin Vehhâbîler tarafından sarf edildiği doğru ise, bu söz kimden sâdır olursa şek ve şüphesiz kâfirdir.
Dahlân, bunu naklettikten sonra şöyle demiştir:
"Bu sapıklara reddiye olarak kitap telif edenlerden bir kısmı şöyle demektedir: Bu davranış, dört mezhebde, hattâ ehl-i islâmın tamamı katında küfürdür." |