Sünnet, Allah’ın kitabının Hz. Peygamber tarafından yapılmış evrensel yorumudur. Hadislerde bu yorumun yazılı belgeleridir. Bu belgeler bizlere değişik aşamalar sonucunda ulaşmıştır. Bu aşamalar Hıfz Dönemi, Kitabet Dönemi, Tedvin Dönemi ve Tasnif Dönemi şeklinde ele alınabilir.
1.HIFZ DÖNEMİ
a.Hadis Öğrenimi :
Hadis öğretim ve öğrenimi için Hz. Peygamber ile sahabe-i kiramın yoğun faaliyetleri vardır. Hz. Peygamber hadislerin kaynağıdır. Onların öğretilmesi ve halk arasında yayılmasında en büyük gayrette Hz. Peygamber’e aittir. Hz. Peygamber bu uğurda zamanın bütün imkânlarını kullanmıştı. O günkü şartlarda insanlarla tek tek irtibata geçmenin yanı sıra panayır, bayram, hacc ve savaş gibi içtimai hadiseleride değerlendirmişti. Bu kabilden meşhur Akabe biatleri örnek olarak gösterilebilir.
Mekke yıllarında yapılan bu faaliyetler hicretten sonra Medine’de de sürdürülmüştü. Bu cümleden olarak Hz. Peygamber bazı mühim hükümleri savaş sıralarında yahut veda haccı esnasında açıklamıştı. Mesela Hayber savaşında Mut’a nikâhı ile bazı hayvan etlerinin haramlığı, Mekke’nin fethinde cahiliye imtiyazlarının geçersizliği ve Mekke’nin harem oluşu hükmü ilan edilmişti.11 Hz.Peygamber doğrudan ulaşma imkânı bulamadığı insanlara aracılarla ulaşmaya çalışmıştı. Bu gayeyle civar bölgelere elçi ve memurlar göndermişti. Bu memurlar gittikleri yerlerde Kur’an-ı Kerim ve sünneti anlatıyor ve davet mektupları götürüyorlardı. Bir kısmı günümüze kadar gelmiş olan bu mektuplar ilk yazılı hadis belgeleri arasında sayılırlar. 12
Sünnetin öğrenilmesi ve yayılması için bu fiili faaliyetlerin yanında sözlü teşviklerde olmuştur. Hz. Peygamber (a.s.) genel olarak ilim öğrenme ve öğretmenin faziletine dikkat çekmiş ve bunlara teşvikte bulunmuştur. Hz. Peygamber’in bu konudaki hadislerinden öğreniyoruz ki ilim öğrenmek her Müslüman a farzdır.13 Kişi üstünlüğünü ilmiyle sürdürebilir. Geriye bırakılan faydalı ilim ölümden sonra insanın amel defterinin açık kalmasına sebep olan üç şeyden biridir. 14İnsan ilim öğrenme yolunda olduğu sürece Allah yolundadır.15 Hz. Peygamber bahusus kendi hadislerinin öğrenilip öğretilmesini
“Allah bizden bir söz işitip te onu başkasına ulaştırıncaya kadar muhafaza eden kimsenin yüzünü ağartsın zira ulaştırılan birçok kimse onu işitenden daha iyi korur”.16
“Benden duyduğunuz şeyleri rivayet ediniz”.17
“Benden hadis rivayet edin, ama bana yalan söz isnat etmeyin”18 gibi emir ve tavsiyelerle de meselenin önemini vurgulamış, sahabede bu doğrultuda elinden gelen gayreti sarf etmiş ve nitekim Ebu Hureyre (r.a.) çok hadis rivayet etmesi üzerine kendisine itiraz eden kimselere verdiği şu cevabında bu hususa işaret etmiştir.: “Vallahi Allah’ın kitabındaki bir ayet olmasıydı size ebediyen bir şey rivayet etmezdim”. Ebu Hureyre sonra “şüphe yok ki, indirdiğimiz o açık delilleri ve hidayeti biz kitapta insanlara açıkça bildirdikten sonra gizleyenlere, hem Allah hem de lanet ediciler lanet eder.”19 Mealindeki ayeti okurdu.20
b. Hadis Öğreniminin Güvenilirliliği
İslam’ın her konuda doğruluğa ve dürüstlüğe verdiği önem bilinen bir husustur. Pek çok ayet ve hadiste doğrudan veya dolaylı olarak bunlara teşvikler yapılmış, buna mukabil yalandan şiddetle sakındırılmıştır. Basit dünyevi işlerde durum böyle olunca dinin iki temel kaynağından biri olan hadislerin naklinde daha titiz davranılmasının gereği açıktır. Hz. Peygamber (a.s) bu sebeple bir rivayette şöyle buyurmuştur : “ Benim hakkımda yalan söylemek herhangi bir kimse hakkında yalan söylemek gibi değildir”.21 Sahabe-i Kiramda meselenin şuurunda olarak gereken titizliği göstermiş ve başlıca şu çarelere başvurdukları görülmüştür.
1.Hadis rivayetini azaltma. Bazı sahabeler rivayette hata yapma endişesi ile mümkün olduğu kadar az hadis rivayet etmeye çalışmışlardı. Enes b. Malik: hata yapmaktan endişe etmeseydim size Rasulullah’dan duymuş olduğum bazı şeyleri rivayet ederdim.22Demişti.
2.Hadis rivayet edenden şahit isteme. Bazı sahabeler hadis rivayet eden kimseden o hadisi Hz. Peygamber’den işitmiş olan başka birini şahit getirmelerini isterlerdi. Hz. Ömer’de Aynı şekilde hareket etmişti. Bir gün Ebu Musa El – Eşari onun kapısına gelmiş ve içeri giriş izni için üç defa selam vermiş, içerden selamı alınmayınca da geri dönmüştü. Sonra Hz. Ömer ardından haber salıp onu çağırtmış ve geri dönüş sebebini sormuştu. O da şöyle demişti: üç defa izin istedim bana izin verilmedi. Bende geri döndüm. Çünkü Rasulullah (a.s) şöyle buyurmuştu : “Biriniz üç defa izin isterde izin verilmezse geri dönsün” o zaman Hz. Ömer: Vallahi buna mutlaka bir delil getireceksin, deyince Ebu Musa korku içinde sahabilerin bulunduğu yere gitmiş ve durumu onlara anlatmıştı. Hepsi söz konusu hadisi duymuşlardı Ebu Musa içlerinden Ebu Said’i yanına alıp Hz. Ömer’e götürmüş kendisine şahitlik ettirmişti. 23Ebu Said şahitlik edince Hz. Ömer Ebu Musa’ya dönüp şöyle dedi: Şunu iyi bil ki ben seni yalancılıkla itham etmedim fakat halkın Rasulullah hakkında yalan söylemesinden endişe ettim. 24dedi.
3.Hadis rivayet edene yemin ettirme. Hz. Ali’nin kendisine hadis rivayet eden kimseye doğru söylediğine dair yemin ettirdiği nakledilmektedir.
4.Hadisi Kur’an ve önceden bildikleri hadislerle karşılaştırma: Birçok sahabinin başka birinden duydukları hadisler karşısında böyle hareket ettiği görülmektedir. Bu cümleden olarak Hz.Aişe:“Ölüye yakınlarının kendisine ağlaması sebebiyle azap edilir.” şeklindeki bir hadisi “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” 25Mealindeki Ayeti delil göstererek kabul etmemiş, Hz. Peygamberin böyle buyurmadığını bildirmişti. 26
5.Hadisi ilk duyan kimseden almaya çalışma: Hadisleri Hz. Peygamber’den doğrudan duyup alamamış olan sahabeler onları diğer sahabelerden öğrenirlerdi. Bu durumda ise mümkün olduğu kadar onu ilk duyan sahabeden almaya çalışırlardı. Sahabi Cabir b. Abdullah Abdullah b. Üneys’in Hz. Peygamberden (a.s) duymuş olduğu bir hadisi ondan almak için Medine’den Şam’a gitmişti. 27
6. Hadisin ravilerini inceleme: Hadis uydurma hareketinin ortaya çıkmasından sonra hadisi rivayet edene hadisi kimden aldığı sorulmaya ve söylenen hoca güvenilir biri ise hadis alınmaya başlandı. İbni Abbas: Bizler bir zamanlar bir adamın Rasululah (a.s) şöyle buyurdu… Dediğini işittiğimizde gözlerimizi ona çevirir, kulaklarımızı ona verirdik. Sonra halk hırçın ve uysal develere binmeye yani olur olmaz şeyleri almaya başlayınca halktan sadece bildiğimiz şeyleri aldık.28
c. Hadis Öğrenim Usulleri
Hadisler bu dönemde daha ziyade sema yani hocadan işitme yoluyla alınmışlardır. Bununla beraber ileride meşru olacak diğer usuller (kıraat, munavele vs.) de zaman zaman kullanılmıştır.
d. Hadislerin Rivayet Şekli
Hadislerin Hz. Peygamber (a.s.)’den duyuldukları gibi aynen alınıp nakledilmeleri en güzel şekildir. Ve mümkün olduğu sürece böyle yapılmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber de sözünü duyduğu gibi belleyip rivayet eden kimseye hayır duada bulunmuştur. 29Diğer taraftan aynen rivayet etme imkânı olmadığında hadislerin mana bozulmamak şartıyla Hz. Peygamber’in kullandığı lafızların yerine benzerleri kullanılarak rivayet edildiklerini gösteren haberler vardır. 30Mesela Muhammet b. Sirin şöyle demiştir: Ben hadisi on kişiden işitirdim manaları bir lafızları farklı olurdu