3. HADİSLERİN TEDVİNİ
Bu dönem daha önce değişik yazı malzemelerine kaydedilerek veya ezberlenerek koruma altına alınmış olan hadislerin kitaplar içinde toplandığı dönemdir. h.1. asrın sonlarından 2. asrın yarısına kadar süren bir zaman dilimini içine alır.
Aslında değişik sahabilerin bildikleri hadisleri toplayıp yazma faaliyeti daha eskilere dayanır. Abdullah b. Abbas’ın sahabileri tek tek dolaşarak onlardan sorup öğrendiği hadisleri yanında taşıdığı levhalara yazdığı ve bunu da “Sahifetü’s- Sadıka” diye isimlendirdiği nakledilir. Bu da bir nevi tedvindir. Ancak burada tedvinle kastedilen hadislerin daha geniş kapsamlı bir kitap içinde toplanmalarıdır. Böyle bir faaliyeti devlet eliyle ilk olarak başlatan kimse halife Ömer b. Abdulaziz (halifeliği h. 99–101) olmuştur. Ömer b. Abdulaziz idaresi altındaki bölgelerin yöneticilerine mektuplar göndererek -mesela Medine valisi ve kadısı Ebubekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’a “yanında Rasulullah’ın hadislerinden ne varsa bana yaz ben ilmin yok olmasından korkuyorum.”37— bölgelerinde bilinen hadislerin yazılıp gönderilmesini emretmiş; bunun üzerine de hadisler yazılıp halifelik merkezine gönderilmişti.
Tedvin faaliyetinin en meşhur ismi İbn Şihab ez – Zühri’dir. İbni Şihab için “hadisi ilk tedvin eden kişi” denilmektedir. Zühri’nin bu işte ilk oluşu resmi manada ilk müdevvin olması şeklinde kabul edilir.38
Tedvin sünnet malzemesini herhangi bir ayırım söz konusu olmaksızın ve yok olmaktan korumak maksadıyla yazılı olarak bir araya getirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir.