Muhammed (s.a.v.) Hanif dininde yani Hz. İbrahim dininde Peygamber gönderilmişdir. Onun için bu dinin şeriatlarının bekasıyla umumiliğin hususileştirilmesi, te’sirler, tahdidler ve benzeri şeylerin artması müstesna bu mes’elelerin asıllarında değişme olmaması lazım gelmişdir. Yüce Allah Arab kavmini Hz. Peygamber ile temizleyip geliştirmeyi diğer bölgelerin insanlarını da Arab kavmi vasıtasıyla temizleyip geliştirip değiştirmeyi irade etti. Bundan ötürü Muhammed’in (s.a.v.) şeriatının maddesi (mayesi) nin arab tesirleri, adetleri üzere olması lazım geldi. Hanif dini şeriatları, yani kanunları topluluğuna baktığın, arab izleri ve adetlerini mülahaza ettiğin, iyileştirme ve düzgünleştirme makamında bulunan Muhammed Şeriatını da iyice düşündüğün zaman her bir hükmün bir sebebi bulunduğu hakikatına erişirsin. Her bir emir ve nehyin de bir maslahat, bir iyileştirme olduğunu bilirsin. Bu sözün tafsili uzundur. Toplu bir ifadeyle söylenirse, temizlik, namaz, oruç, zekat, hacc ibadetlerinde bunları yerine getirmekde büyük bir gevşeme ve fersizlenme vakı olmuşdu. Bunların çoğunda vakitlendirme bulunmaması ve cahiliyyet ahalisinin bir çok tahriflerinin bu ibadetlere girmesi sebebiyle de insanların bunlarda ihtilafları meydana gelmişdi. İşte Kur’an bunlardan tertibsizlik ve nizamsızlığı giderip onları düzgünleştirdi ve nihayet bu ibadet işleri dümdüz ve dosdoğru oldu.
Aile ahlakına (tedbiru’l-Menzile) e gelince bunda da bir çok zararlı töreler, çeşit çeşit tecavüzler, aşırı kibirlilikler, serkeşlik ve terbiyesizlikler vukua gelmiş idi. Şehir, memleket siyaseti hükümleri de böyledir. Bunlar da tamiyle bozulmuş idi. İşte Kur’an-ı Azim, bunların asıllarını, hududlarını zabt etdi ve bunlara aid işlerin vakitlerini ta’yin eyledi. Bu konularda büyük işlerin nevilerini ve küçük işlerden de bir çoğunu zikretti. Namaz hakkında (ikamet’üs-Salat) “namazı ikamet etmek” lafzı zikrolundu. Rasulullah (s.a.v.) bu namazı ikame etme işini, ezan okutma, mescidler bina etme, cemaat teşkil etme ve vakitleri beyan eyleme suretleriyle tafsil etti. Zekat meseleleri de yine kısaltmak suretiyle zikredilmiş, Rasulullah onu tafsil eylemiştir. Oruç, Bakara suresinde, hac, hem Bakara hem de Hacc suresinde, cihad Bakara’da, Enfal’de ve daha başka yerlerde, haddler yani dini cezalar Maide, Nur surelerinde miras payları, nikah, talak yani boşama ve boşanma, Bakara, Nisa, Talak surelerinde ve diğerlerinde zikredilmişdir.
Faidesi ümmetin hepsine şamil olan bu kısmı bilindiğin zaman, burada diğer bir kısım daha vardır. Bu da şöyle şeylerdir:Rasulullah’a bir sual arz olunurdu o da buna cevab verirdi. Yahud bir hadisinde iyman ehlinden gönül hoşluğu ile canlar ve mallar harcanması olur, münafıkların ise tutuculuğu ve hevaya yani nefsi arzulara uyuculukları olur. Bunun üzerine Yüce Allah mü’minleri övmüş ve münafıkları da tehdid etmekle beraber kötülemişdir. Yahud düşmanlara karşı bir yardım, bir zafer veya onların zararlarını men’etme kabilinden bir hadise vukua gelmiş de Yüce Allah mü’minlere zahmetsizce bir ihsanda bulunmuş ve bu ni’meti onlara hatırlatılmışdır; yahud tenbihe, men’e yahud ta’riza yani kinaye ve tevriye ile söylemeye yahud iyma edilmeğe, yahud emr veye nehya muhtac olan bir halet arız olmuşdur da Yüce Allah hemen bu konuda vahy indirmişdir.
İşte bu kabilden her ne meydana gelmiş ise müfessirin özetleme yoluyla bu kıssaları zikretmesi zaruridir. Enfal suresinde Bedr kıssasına, A’li İmran’da Uhud kıssasına, Ahzab suresinde Hendek harbine, Feth suresinde Hudeybiye anlaşmasına, Haşr suresinde Benu’n-Nadiyr kıssasına bir çok ta’rizler gelmişdir. Berae suresinde Mekke fethine veTebuk gazvesine teşvikler gelmişdir. Maide de veda haccına, Ahzab suresinde Zeyneb’in nikahı kıssasına işaret vardır. Tahrim suresinde gizliliğe mensub işleri (yani gizli kalması gereken işleri) açıklamanın haram kılınması, Nur suresinde İfk (yani Hz. Aişe’ye zina iftirası) kıssası, Cinn suresi ile Ahkaf suresinde Peygamber’in Kur’an tilavetini cinnilerin işitmesi, Berae suresinde de Dırar Mescidi vardır. İsra suresinin başında İsra kıssasına işaret edilmiştir. İşte bu kısım da hakikatda yine Allah’ın günlerini hatırlatmakla öğüd verme babındandır. Lakin bunda ta’rizlerin çözümü kıssanın işidilmesine bağlı olduğu için bunlar diğer kıssalardan ayrıldı.