2- Tefsir Yolları:
Tefsir usulünde gelmiştir ki: Kur’an-ı Kerim’in tefsirini öğrenmek isteyen bir kimse öncelikle kendi nefsinde Kur’anı öğrenmeyi taleb edecektir. Bir konuyu en güzel şekilde tefsir ettiğinde bir başka konuyu tefsir etmeye yönelecektir. Kur’an-ı Kerim’i tefsir edecek kişiye gereken şey, müdekkik bir şekilde Kur’an’a bakmak ve incelemektir. Bundan sonra ise konu ile ilgili tüm ayetleri bir başlık altında toplaması gerekir. Sonra bunların bazılarını diğer bazılarına yakınlaştırır. (Konu tefsiri yaptığında birbirleri ile ilgili ayetleri bir arada toplar ve bütünlüğü içerisinde değerlendirir.) Bundan sonra ise açık bir şekilde kasd edilen anlam ortaya çıkar.
Nebevi sünnetten ilim tahsil ve taleb etmeden bu manaların ortaya çıkması mümkün değildir. Çünkü nebevi sünnet Kur’an’ın açıklayıcısı ve ayrıntılandırıcısıdır. Bunun için de İmam Şafii şöyle söylemiştir: “Rasulullahın verdiği bütün hükümler, O’nun Kur’an’dan anladıklarındandır” Bunun için Rasulullah şöyle buyurmuşlardır:
“Dikkat edin, bana bir Kur’an verildi, bir de onunla baraber bir misli.”
Aranılan anlam sünnette de bulunamazsa o zaman sahabenin sözü araştırılır. Çünkü onlar ALLAH’ın kitabının inişine şahid olmuşlar, sonra Nebi’nin sünnetini görmüşler ve vahyin inişi esnasında hazır bulunmuşlardır. Ayetlerin iniş sebeblerine şahid olmuşlardır. Hakim Müstedrek isimli eserinde zikr etmiştir ki, Muhakkak sahabinin tefsiri geçerlidir. Çünkü onlar vahye ve ayetlerin inişine şahid olmuş kimselerdir. Sahabenin sözleri Rasulullah’a merfu olarak hükümdür. Muhakkak Rasulullah ashabına Kur’an’ın anlamlarını sözlü, ameli ve takriri olarak açıklamıştır, öğretmiştir. Tıpkı Kur’an’ın lafızlarını ve hükümlerini öğrettiği gibi. Bunun için de ALLAHu Teala şöyle buyurmuştur:
“Kendisine indirileni insanlara açıklaması için...”
Aranılan anlam sahabenin sözleri arasında da bulunamazsa, sahabeden sonra gelen tabiilerin görüşlerine bakılır. Onlar öyle insanlardır ki, bize ilmi nakletmişler ve sahabeleri tanıtmışlardır. ALLAH onların hepsinden razı olsun. Aranılan anlam tabiinlerin sözleri arasında da bulunamazsa, arapça sözlük kitablarına, dil bilgisi ile ilgili kitablara bakılır. Şübhe yok ki, Kur’an-ı Kerim arapça dili üzerine inmiştir. Beyhaki’nin Şuabü’l-İman isimli eserinde İmam Malik’ten nakl ettiğine göre, o şöyle söylemiştir:
“Alim olan kişiden başka birisi arapça sözlük/gramer kitabları ile Kur’an’ı tefsir etmiş olarak bana gelirse, onun için bir ceza hazırladım”
İşte bunlar tefsir ilminin yollarıdır. Hiç kimse için bunların içeriklerini ve delalet ettikleri anlamları bilmeden ALLAH Tebarek ve Teala’nın kelamını tefsire kalkışmak caiz olmaz.