Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Guraba
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 2.628
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 971
Forum başlıkları: 49
Forum konuları: 4.556
Forum mesajları: 16.432
Sayfa izlenimi: 859.819
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.883
En son üyemiz: beyaz

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Müslümanların Birbirleriyle İlgisizliği Yeryüzünü Bozar

Müslümanların Birbirleriyle İlgisizliği Yeryüzünü Bozar

Müslümanların Birbirleriyle İlgisizliği Yeryüzünü Bozar

 إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ ءَاوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ إِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ

وَالَّذِينَ ءَامَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ ءَاوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

وَالَّذِينَ ءَامَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَأُولَئِكَ مِنْكُمْ وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

"İman edip hicret edenler, ALLAH yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihadda bulunanlar, muhacirleri barındırıp yardım edenler yok mu, işte onlar birbirinin mirasta velîleridir. İman edip de hicret etmeyenlere ise, hicret edecekleri zamana kadar, sizin onlara hiçbir hususta velayetiniz yoktur. Bununla beraber eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse yardım etmek üzerinize borçtur. Fakat bu yardımı sizinle aralarında muahede bulunan bir kavim aleyhinde olmamak şartıyla yapabilirsiniz. ALLAH, yapacaklarınızı hakkıyla görür. Kâfir olanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdır; eğer siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük fesat olur.

İman edip de ALLAH yolunda hicret ve cihâd edenler muhacirleri barındıranlar ve onlara yardım edenler, işte gerçek mümin olanlar bunlardır. Mağfiret ve uçsuz bucaksız nzık da onlarındır. Sonradan iman edip de hicret ve sizinle beraber cihâd edenler de sizdendir. Akrabalar ALLAH'ın kitabınca birbirine daha yakındırlar. ALLAH her şeyi hakkıyla bilendir"

(Enfâl, 72-75)

Daha sonra ALLAH Teâlâ bu hükmünü beyan edince, Eğer siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur" Duyurmuştur.

Bu, "Şayet siz, size daha önce bahsedilen tafsilatlı hükümlerde size emrettiğim şeyleri yapmazsanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir" demektir.
 
Bu fitne ve fesat birkaç yönden izah edilir:

1) Müslümanlar, eğer kendilerinin zayıf, sayılarının az, kâfirlerin ise güçlü ve sayılarının çok olduğu bir zamanda kâfirlere karışacak olurlarsa, çoğu zaman bu «arışma müslümanlarm kâfirlere iltihak etmelerine (onlar içinde erimelerine) sebe olur.

2) Eğer müslümanlar darmadağınık olsalardı, onlardan böyle büyük bir cemaat  (devlet) meydana gelmezdi. Böytece bu da kâfirlerin, onlara karşı cesaretlenmelerine sebep olurdu.

3) Müslümanların topluluğu, sayıca ve hazırlıkça gün be gün artınca, bu, onların üzerinde oldukları dine daha fazla bağlanmalarına; muhaliflerin de onlara katılma arzularının artmasına sebep olur.

Bil ki ALLAH Teâlâ, bu üçüncü kısmı da zikredince, tekrar birinci ve ikinci kısma dönerek"İman edip de ALLAH yolunda hicret ve cihad edenler, muhacirleri barındıranlar, ve onlara yardım edenler... İşte gerçek mü'min olanlar bunlardır.

Mağfiret ve uçsuz bucaksız nzık da onlarındır" buyurmuştur. Bil ki bu ifade bir tekrar değildir. Zira Hak Teâlâ, onlardan, ilk önce kendileriyle ilgili hükmü açıklamak için zikretmiştir.. Bu hüküm, onların birbirlerine karşı velayetleri, yardım ve destekleridir. Daha sonra burada, ALLAH Teâlâ onları, şanlarının ve derecelerinin çok büyük ve yüce olduğunu bildirmek için zikretmiştir. Bunu şu iki bakımdan izah ederiz:

a) Onların yeniden zikredilmeleri, onlara daha fazla önem verildiğini gösterir. Bu ise, bir şerefi ve bir saygıyı gösterir.

b)  ALLAH Teâlâ burada onları şu üç yönden medh-ü sena etmiş olmaktadır:

1) Ayetteki, "İşte gerçek mü'min olanlar bunlardır" ifadesi ile yapılan medih... Buradaki, "İşte mü'min olanlar bunlardır" ifadesi hasr manasını ifade eder. Ayetteki, "gerçek" sözü de, onların, dinleri yolunda haklı ve muhakkik olmakla iyice mevsuf olduklarını ifade eder. Durum hakikatte böyledir. Çünkü dini hususunda "muhik" olmayan, geçmiş dinlerini terketmeye, çoluk çocuğundan ve vatanından ayrılmaya, bu   uğurda  canını   ve   malını   harcamaya  katlanamaz,   bütün   bu   hususlarda yarışanlardan ve ileri gidenlerden olamaz.

2)  Ayetteki, "Mağfiret onlarındır" kısmının ifade ettiği medih... Bu ifadede "mağfiret" lafzının nekire getirilmesi tıpkı, "Andolsun sen o yahudileri hayata, insanlardan daha düşkün bulursun" (Bakara, 96) ayetindeki, "hayat" kelimesinin, o yahudilerce dünya hayatının mükemmel kabul edildiğine delâlet edişi gibi, bu mağfiretin de mükemmel olacağını gösterir. Buna göre mana, "Onlar için, bütün günahlardan ve kovuşturmalardan uzak, tam ve mükemmel bir mağfiret vardır" şeklindedir.

3) Ayetteki "Kerim (uçsuz bucaksız bir) nzık da onlarındır" kısmının ifade ettiği medih.   Bu ifade ile, çok yüce ve kıymetli mükâfaatlar kastedilmiştir.

Netice olarak diyebiliriz ki ALLAH Teâlâ, onların gerek dünyevî, gerekse uhrevî hususlardaki hallerini anlatıp ortaya koymuştur.

Dünyevî olanlara gelince, Cenâb-ı Hak onları, "İşte gerçek mü'min olanlar bunlardır" diye tavsif etmiştir.

Uhrevî olanlara gelince, bundan murad ya ikâbı gidermek, ya da mükâfaatı vermektir. İkabı (cezayı) giderme, ayette "Mağfiret onlarındır" buyruğu ile; mükâfaat verme de, "uçsuz bucaksız rızık da onlarındır" ifadesi ite anlatılmıştır. Bu yüce saadetler, ancak o mü'minterin dünyada maddî lezzetlerden yüz çevirip, çoluk çocuğunu ve vatanını terkedip bu uğurda canını ve malını harcaması ile gerçekleşir. İşte bu da, mutluluğu elde etmenin yolunun, ancak bu maddî şeylerden yüzçevirme ile olacağına dikkat çekmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.s) zamanındaki mü'minlerin dördüncü kısmı, hicret hususunda Hz. Peygamber'le beraber hareket etmeyip, daha sonra hicret etmiş olurlar.

imam razi k.s
  Tarih: 18.02.2008   Hit: 20
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Halvetilikte rabıta varmı ? 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu ile 3 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
 
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4
eXTReMe Tracker