Birinci soru:
İbnu'r-Râvendî, Kur'an'ı ta'n ederek şöyle derdi:
"Allahu Teâlâ, hristiyanların küfrünün çok büyük olduğu hususunda, "Onlar, Rahman hakkında bir evlâd iddia ettiler diye, iftiradan dolayı nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar dağılıp çökecektir. Halbuki o Rahman }ın bir evlad edinmesi olacak iş değildir" (Meryem. 90-92) buyurmuş, ve onların bu iddialarının, böyle bir raddeye vardığını beyan etmiştir. Sonra da, onlardan tek bir dinar alınınca, onları o dinleri üzere bırakmış ve onları dinlerinden men etmemiştir."
Cevap:
Cizye alınmasının maksadı, hristiyanı inkârı üzere bırakmak değildir. Aksine bundan maksat, bu müddet içinde İslâm'ın güzelliklerine ve O'nun delillerinin kuvvetine vâkıf olması, böylece de küfürden imana geçmesi ümidiyle hayat hakkı verilip ona mühlet tanınmasıdır.
İkinci soru:
Kanın muhafazası için, cizye vermek yeterli midir, değil midir?
Cevap:
Cizye vermesi yanında, o kimseye, küfründen dolayı, zillet ve hor hakîrliğin de mutlaka tattırılması gerekir. Bunun sebebi şudur: İnsanın tabiatı, zillet ve hor hakirliği üstlenmekten kaçınır.
Kâfir, İslâm'ın izzet ve şerefini müşahede edip, onun gerçekliğinin delillerini dinleyip, küfürdeki zillet ve aşağılığı da gördüğü halde, ona bir zaman tanınırsa, görünen odur ki, bu durum onu, İslâm'a geçmeye sevkeder. İşte, cizyenin meşru kılınmasının maksadı budur.
fahreddin razi - mefahitul gayb ilgili ayetin tefsiri