|
Haber5.com sitesi yazarı Kenan Çamurcu bizim camia a hem farklı tezleri hem de dik duruşu ile temayüz etmiş bir isim. Gündemi okuyuş tarzı bile birikimini ispat ediyor. Söyleşi teklifimizi reddetmediği için kendisine şükranlarımızı arz ediyoruz. Söyleşinin ilk bölümünü sizlere sunuyoruz.

Halidiye com “ Kurucu müdahalenin yeni nesil darbesi mi “ başlıklı yazınız ekseninde soruyorum : “ Gerçekten bir darbe ile mi karşı karşıyayız ? O zaman yeni bir 28 Şubat süreci yaşacağız doğru mudur ?
Kenan ÇAMURCU : Eğer Türkiye’de siyasi rejimin gözden geçirilmesi bahsinde müretteben tekrarlanan bir müdahale düzeninin işlediğini biliyorsak şu anda da bir müdahale sürecinde olduğumuzu anlarız. Mesele, siyasi rejimin din-devlet ilişkisinde ciddi biçimde aksayan tarafıyla alakalıdır ve AK Parti iktidarında gördüğümüz muhafazakar yapılanma, bu işi kolaylaştırmaktan öte anlam ifade etmemiştir. Bir başka deyişle, muhafazakar siyasetlerin tabiatında bulunan “yapıyı değil, adamı değiştir” tavrı, tam da siyasi rejime müdahale etmek isteyenlerin arayıp da bulamadığı bir zemin sunmuştur.
Halen müdahale için ihtiyaç duyulan eksik halkanın, küresel politikalar ve ekonomik verilerle denkleşme meselesi olduğu söylenebilir. Bu eksiklikler de tamamlandığında AK Parti iktidarıyla birlikte gelenlerin tamamı geldikleri yere, başlangıç noktalarına, hatta belki sıfır noktasına gönderileceklerdir.
AK Parti iktidarında ün ve servet edinmiş bazılarının, muhtemel bir darbe sürecinden sözederken, darbenin hedefini “AKP iktidarı hiç yaşanmamış gibi” tarifiyle aktarması boşuna değildir. O halde bu durumu, AK Parti iktidarında tekebbürün, tefessühün, temessühün doruğuna çıkmış birileri için muhtemel etkileri ve sonuçları bakımından “yeni bir 28 Şubat” olarak nitelemek fazlasıyla iyimser bir yaklaşım olur.
Fakat karşılaştırma yaparken hataya düşmemek için şunu hatırlatmak gerekir: 28 Şubat, Türkiye’yi milli menfaatler çizgisinde tutmaya çalışan Erbakan’a karşı yapılmış hayli kapsamlı bir dış operasyondu. Bu yönüyle 28 Şubat küresel operasyonu, siyasi rejime revizyon müdahalesi değil, siyasi rejimi milli çizgiye oturtmaya çalışan güçlere karşı yürütülmüş tasfiye harekâtıydı. Şimdiki ise siyasi rejimi gayri milli rotaya oturtan güçlere karşı bir operasyon gibi gözüküyor.
Halidiye.comPeki bu süreç kimi çevrelerce “ Ilımlı İslamın “ tasfiyesine mi yönelik yoksa bu topraklardan İslamın tamamen kazınması amacı mı güdüyor ?
Kenan ÇAMURCU : “Ilımlı İslam”, Büyük Ortadoğu Projesi’nin “yeni Ortadoğu” düzenlemesi için gerekli ideolojik meşruiyeti sağlaması amacıyla üretilmiş bir araçtı. Bir yandan askeri güç kullanarak yürütülen işgal, talan ve istila varken, öte yandan “yeni Ortadoğu”nun tahakkuk edebilmesi için Müslüman toplumların içeriden dönüştürülmesi “sivil” faaliyetler teşvik görmeliydi. Ortadoğu’da, “yeni Ortadoğu”ya karşı “alternatif Ortadoğu”nun bu sürece direnmesi, bu işin de başını İran’ın çekmesi karşısında “ılımlı İslam”ın Washington’dan epey destek ve teşvik gördüğünü söyleyebiliriz.
“Ilımlı İslam”; Türkiye’nin istiklaline, istikbaline, bütünlüğüne ve kimliğine kasdetmiş hegemoninin içimizdeki ajanıdır. Bu ajanın, kendisini laik düzenin savunucusu olarak gösteren her renkten din düşmanına karşı konumlanması Müslüman zihinlerde feci narkoz etkisi yarattığından hakikat açıkça görülemiyor. “Ilımlı İslam”, merkezi Beyrut ve İstanbul olarak belirlenmiş “sivil toplum” faaliyetinin konusudur.
Kendisini Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı ilan eden Başbakan Erdoğan’ın arkasına sıralanmış muhafazakar kesimler, “ılımlı İslam” bayrağı altında “yeni Ortadoğu”ya hizmet üretmekle, Türkiye’nin milli rotasına dönmesini isteyenlerin hedefine oturuyor haliyle. Eğer bir müdahalede, Batı kampının ülkeye yönelik emelleri bu topraklardan kazınacaksa listede “ılımlı İslam”ın ve onun faillerinin bulunması kaçınılmazdır.
İslam’ın bu işten zarar görüp görmeyeceği ise Allah’ın dininin karanlık oyunların içinde olmadığını gösterecek Müslümanlara bağlıdır. İslam, bu toprakların asli unsurudur ve hiçbir gayrı milli emelin hizmetinde olamaz. Fakat muhafazakar ve İslami kesimler, maslahata binaen, ya da muhtelif dünyalıkları elden kaçırmamak için bu gerçeği ketmeder de “yeni Ortadoğu”nun eşbaşkanlığıyla bağını koparmazsa yaşanacak tasfiyenin boyutları itibariyle İslam’ın bu topraklardan kazınmak istendiği yönünde bir izlenim doğabilir. Ama biz her halükarda bileceğiz ki, her türlü cemiyeti, cemaati ve grubuyla “ılımlı İslam”ın oyuncuları asla İslam’la özdeşleştirilemez, bu halleriyle Allah’ın dinini temsil edemezler ve içinde yeraldıkları karanlık oyun nedeniyle kaldırıp bir kenara atıldıklarında da İslam çöpe atılmış olmayacaktır.
Ayrıca tasfiyenin uygulayıcıları arasına din düşmanları da karışır ve bunlar İslam’ın köklerini kazımaya yeltenirlerse, bundan, onların bu şer emellerini gizlemekte hiç zorlanmayacakları işbirlikçi “ılımlı İslam”ın temsilcileri sorumludur. İslami kimlik ve dindar görünümle oynadıkları karanlık rol nedeniyle bütün faturanın İslam’a, İslami kimliğe ve Müslümanlığa çıkarılmasından onlar sorumludur. Yoksa İslam’ı bu topraklardan kazımaya kimsenin gücü yetmez.
Halidiye.com:Sürecin sonunda sizce ne olur?
Türkiye’de İslami kesimlerin yaşadığı değişim ve dönüşüme bakıldığında zaten sürecin amacına ulaştığını düşünenler haklı olabilir. İslami kimliğin mücadelesini verdiği sanılan yayınlarda “yeşil sosyete”nin akıllara zarar yaşam kültüründen örnekler gönül rahatlığıyla sergilenebiliyorsa; karanlık ve kirli ticari bağlantılarla edinilmiş servetler bireysel refahın mide kaldıran numunelerine dönüşmüşse ve bu işler uluorta yapılabiliyorsa; mesela bir dindar tüccar namazın kendisine günlük maliyetinin 20 dakika olduğunu söyleyerek dinin direğini maliyet hesabından bir kalem haline getirmişse; Müslümanların haklarını savunduğu düşünülen İslami medyadaki nice kalem (en kışkırtıcı yazıları yazanlar dahil) namaz bile kılmıyorsa; daha dün diyebileceğimiz kadar kısa bir süre önce siyonizmin emelleri konusunda coşkulu nutuklar çeken bir başbakan şimdi İsrail’in İslam dünyasındaki iş takipçisi haline gelmişse sürecin sonunda siyasi baskı başlasa ne olur, muhafazakarlar iktidardan uzaklaştırılsa ne olur!
Tarih: 30.04.2008 Hit: 60 |