|
Aşağıladıkça Büyümek!
Fikrimize uymayana dair umum tepkimiz neden önce tahkir, ardından isbat veya kabule diretme olur?
Aşağılayınca büyüyor muyuz?
Aşağılamak üstte olma hissiyatının tezahürü aslında.
Altındakini hırpalamak insana farklı bir zevk veriyor. Alay tahkir, hafife alma v.s gibi kalbi günahların hepsi kibir mefhumunda birleşiyor. Kendini tanrı yetkinliğinin gölgesine alan, başlıyor tüm kanatlardan hucuma...
İnsanlar esasen söz söylediklerinde başkaya dair, kendilerini tanımlarlar...
Öven, kendini, söven kendini...
Dikkat edin! İnsanlara tepeden bakma heveslisi olanlar toplumda ya mal, makam, ya ilim, prestij, ya ün; ya bir özel sivri vasıf sahibi; ya da üst kompleks sahibi. Aslında her tepeden bakıcı, son son insan olarak bomboş birisi.
Vasıflar ç oğaldıkça imtihan da şiddetleniyor...
Övgü ve sövgüde hassaten...
Bir fikir ki, yerinde sabitlenmiş, ileri vites, geri vites kabul etmiyor, o fikir, sahibini erken bunatır.
Kararlılık düşmek ve kalkmaktadır. Düşme meylini görmeme rağmen, hiç düşmeyenlerden/düşmem diyenlerden her zaman çekinmişimdir.
Ben arada düşerim, arada düşenleri severim. Düşemeyenlerle/asla düşmeyenlerle/düşmem diyenlerle ya da işim olmaz.
Öfkelenmek tabiidir; ama öfkeyi dinleştirmek tabii değildir. Kinlendiğiniz zaman bakacaksınız, kininiz kinlendiğinizin neyine? Bunun mihengi, vasıf gitmesine rağmen kin sürüyorsa, problem sizin algınızdadır.
Hatalı yönünü görmeyen insan, hatasızlık hastalığına tutulur.
İnsanın doğasında gayrı didiklemek var. Didiklerken, kendine 'sütten çıkmış ak kaşık mualemesi' yapmak... İtiraf edebilmek zor oluyor; ya da yok saymak çok kolay geliyor; ama bu böyle.
Kibri konuşuyoruz. Şeytanı tepe taklak edeni...
İnsan, inancının tezgahtarlığını yaparken, sunduğunun sahibi gibi davrandığında, ister istemez sahiplik dürtüsü hakim oluveriyor. aşağılamak yermek çoğu zaman bu duygunun mahsülü oluyor.
Aidiyetinde olmak yerinde aidiyetine almak...
Farklı perspektif bakanı, 'anlamamazlık, farkedememezlik, yanlış görmeklik' ile ince ince itham ederken onu içerden bir yerlerinden rahatsız edecek bir uslub kullanmak, bu da 'yol alamama'nın bir sebebi olabilir mi?
Tahkir, cüsseli bir zanaattir. Belli bir sıfatı olsa da, özel bir kalıbı yoktur. İnceden dokundurmak...
Halbuki çok kesin bir hakikat var ki, aşağılamak, asla yüceltmiyor, sana yaklaştırmıyor aşağıladığını ve hatta yanaşma zeminini yok ediyor ve nefretini çoğaltmaya yarıyor.
Müslümanların birbirine hilm ile hitabı gerekliliği buyruğu'nun sahibi gavuru, gavurluğu aşağılıyor diye, onun kullarının ibadet aşkıyla birbirlerini tahkiri gücüme gidiyor.
Bu mevzuya dair ciddi sıkıntım var ve bu konuda çok kalem oynattım.
MuHASEBE YAZILARI
ÖTeLENMiŞ ÖTEKiLERİN iTELENMiŞ HALLERi
BÜKÜLMÜŞ BURUŞMUŞ DÜRÜLMÜŞ ŞERHLeR
ZAMANE YAŞAmLARA TUZ RUHU
Bütün bu yazılar/yazı dizileri hep bu odak mantıklı bir şekilde.
'Neden bu metod' diye sorguladığım yazılarda temelde işi cüretli tespitlere kadar da götürmüşümdür. Bir tarz tanrı olma hevesi ile izah etmeye mecbur kalmışımdır bazen.
Uslub uslub uslub...
Tamam sertlik, kırıcılık, öfke gereklidir, gereksizdir hiç ağzımı açmayacağım.
Sadece bildiğim, gördüğüm öfkeli, incitici, alay edici, tahkir edici, dalga geçici uslub asla muhataba hitab etmiyor. Söz sahibinin boşalmasına ve rahatlamasına belki fayda veriyor.
Sonra ise:
Kocaman bir boşluk...
ismail arslan Tarih: 21.04.2008 Hit: 91 |