Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.619
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 928
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 2.994
Forum mesajları: 11.040
Sayfa izlenimi: 619.612
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.647
En son üyemiz: YASLIdeilYORGUN

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.16

  Halidiye.com | Köşe yazıları : Borç Batağı -kredi bazlı hayat-

İsmail ARSLAN

Borç Batağı -kredi bazlı hayat-


Borç Batağı -kredi bazlı hayat-

Osmanlı zamanından gelen bir mesele.

Borçlandık, borç çoğaldı, kapitülasyonlarla tefecinin kucağına düştük. Hala o borcun döngü halinde edasındayız.

Cumhuriyet döneminde özellikle 1950'den sonra ciddi bir dışa bağımlılık politikasının oluşması yadsınmaz bir gerçektir. Bu gerçeklik müsbet menfi manada herkesin söz sarfedebileceği bir alana ait olduğu için, biz vakıanın bizzat kendisi ile ilgilenelim.

Bağımlılık boğum boğum boğuyor!

Milyonlaca insan kredi kartı girdabında, dairesini çizdikçe çapını genişletir bir karakter yapısında, borç sarmalını kabartmakla meşgul.

Borçlanmalar uzun vadelere yayılınca göze batmıyor görünüyor; ama yaşama hakkını dahi ipotekleyen bir seyre girdiğinizde ancak, işin tashihinin artık çok zor olduğu safhaya geldiğini farkediyorsunuz.

Yaşama hakkı nasıl ipotekleniyormuş derseniz, banka baskı kurmak isterse, inim inim inletecek formülleri -devlet desteklisinden üstelik - borçlusuna uygulama imkanına sahip. Taciz, icra, icra taciz derken bunalıp kendini vuranları çoluğuna çocuğuna kıyanları okuyorsunuz.

Bir aileyi, bir mahalle, şehir, bir devlet olarak düşünün. Sağılabilirliği uygun, sağlıklı ineklerin önüne ot koymamak, onları bile bile hasta etmek, çiftçinin aptallığıdır. Bu mantıkla, 'Asgarisini öde, rahat bırakıyım' tavsiyeleri ile çoğaltılan borç, faiz ağırlığının altında ödeyemez zaafiyete gelinceye kadar borçlu için, -yani bir ömür!- sürdürülme esaslı.

Aynı mantık ebatı büyük devlet için de geçerli. Devletler arasında da işler böylece.

Peki bunun çaresi nedir?

Kesmek ve küsmek!

Borcu derhal kesmek, kanaat... Yani kredi kartı veya başka yollarla ( ev araba kredisi v.s) sana ait olmayanın keyfini sürdüğünü sanmaktan vaz geçip, asgari geçim levazımlarına borcu bitirene kadar talim ile, ocağına incir ağacı diken bu ekonomik nizama küsmek.

5 liralık arabaya binme imkanı olanın 50 liralık arabaya heveslendirilme sine seyirci ve hatta teşvikçi olan devletin de yaptığı tartışılır! Kendi düştüğü batağa vataandaşını çeken bir devlet anlayışı ne ile izah edilebilir? Uyuşturucu bağımlısı olmuşun, uyuşturucu bulmak için başkalarını alıştırması ne ise, bana bu da o gibi geliyor.
Serbest piyasa, iyidir güzeldir de; e ama bu piyasa serbest değil ki!

Piyasa, hesabını tutamayacak kadar alacağını çoğaltanların, uzun vadeli hesapları üzerine kurulmuş emperyal bir piyasa.

Avcıkların kimi kolunu vermiş, kimi bacağını, kimi de kafasına kadar gömülmüş bu batakta.

Adam 'iş güç sahibiyim' diye hava atıyor! Arabam, evim var diyor. Ama işin içine baksanız, bankadan aldığı kredi ile makina almış, bankadan aldığı kredi ile havalı araba almış, bankadan aldığı kredi ile ev almış! Banka herşeyine ortak ve hatta herşeyinin sahibi!

Gırtlağına kadar faizin içine batmış aslında ve 'keyfim yerinde' diyor!

Banka, onun her helal lokmasına ortak, haram ne varsa ailesine ve çevresine ikram ettirir bir düzende.

İşte sarmal bir yerde başına sarılınca da, o gün görmüş hal görmüş keyfi yerinde adam, cinnet geçiriyor, çoluk çocuk doğruyor geçiyor! Batarken bin kişiyi de batırıyor!

'Bu olma sın' diye kaz gelecek yerden tavuğu esirgemeyen sistem, 'az az öde, ölene kadar öde' ile hadiseyi diri tutmaya ve canın ürettiği kanı damlasına kadar içmeye devam ediyor.

'Devletin ne suçu var, böyle yükleniyorsun? Ayağını yorganına göre uzatan kimin başına ne gelmiş!?' derseniz:

Trafikte nizami giderken arkadan freni patlak birinin çarpması ile arabadan dört ölü çıkarsa, suçla istediğini sen!

Olan olmuş, ölen ölmüş olur.

Bu iş aynen böyle.

Özellikle esnaflığını, sanayisini, kredi esaslı kuranların ömrü kırk yılı geçmez ticarette!
Borçla düzen kuranın ilk işi borcunu bitirmektir, yeni borçlarla eski borcunu bitirmeye çalışanların akıbetlerini izlemiyor musunuz?

Çekirge kaç kere zıplayabilir ki!?

Biri son son ölümüne batar, o batarken, yakandan tutar seni de çeker içeri.

İlla böyle...

10 yıl vadeli borca giriyor abimiz... ee ne de olsa maaş var. Sırt sağlam devlette. Kazın ayağı öyle değil ama. 4. senede bir terslik oluyor, bin türlü işi var dünyanın. Araba/ev elinden gidiyor. Ödedikleri faize yazılıyor ve hala borçlu oluyor. İlk imkanı olduğunda, başlıyor elinden alınan arabanın, kalan faizini ödemeye...

Sistem böyle: İcrada o araba/ev, birinci mezatta değerinin % 60'ını verene, alan olmazsa ikinci mezatta değerinin % 40'ını verene satılıyor.


Sen 50 liralık arabayı/evi 10 yıl krediyle 100 liraya alırsın. 40 lira ödersin, dört yıl sonra başına bir şey gelir Allah muhafaza, takatın kesilir. Arabayı/evi elinden alıp, satarlar 30'a. Senin halen 80 lira borcun vardır! O borcun da çocuklarına miras kalır, öde ödeyebildiğince!

Buyrun, geçmiş olsun...

Bu borçlandırma hadisesinin teşvikinin altında özgürlük gasbı, fiil kısıtlaması da var. O, apayrı bir tahlile ihtiyac duydurtuyor.

Bendeniz bunu çok ciddi bir devlet zaafiyeti olarak görenlerdenim. Devlet, üçbeş bin kafası kesesine çalışanın keyfine vatandaşının izzetini peşkeş çekiyor diyecek kadar da cüretkarım.

Oluşturulan borç döngüsü, büyük bir aymazlıktır. Neredeyse çoluk çocuğa kadar kredi kartı veriyorlar. Memur işçi nakit parayı unuttu. Alış verişini kart ile yapıyor, maaş zamanı ne geçiyorsa eline doğruca kart ve kredi borçlarına gidiyor.

Televizyon, bilboard reklamları tamamen faiz döngüsüne hasredilmiş borçlandırma taktiklerini şirin gösteren argümanlarla dopdolu.

Maliye, kontrol altına alınmış gelir ve gider derdinde de, işin sosyolojik tahribatının maliyetini analizden uzak bir portre çiziyor.

Yazık ediyorlar halbuki millete!

Borç, yiğidin kamçısıdır'ı borçlanmaya teşvik gibi gösterenler, bilmeli ki, borç, yiğidin başını yere eğer. İki yaka sı bir araya gelmez borçlunun ve yediği kamçı, yiğidi itin köpeğin maskarası haline getirir!.

Zayıfları korumak gerekir.

'Onda var, bende niye yok' telaşına düşürtmemek gerekir.

Gücü beş liralık adamı onbeş liralık hayata özendirmemek gerekir.

Onbeş liralık hayat yaşayan adamın, beş liralık hayat yaşayanlara gözlerini kapatmaması gerekir.

Malı görkemleştirerek vitrinize etmek nelere sebep oluyor, düşünmek gerektir.

-Allah bereket versin- duası ile patronundan aldığı asgari ücretle zar zor, yanına akraba yardımı ile geçinmeye çalışan Ahmed abi'nin 15 yaşındaki oğlu, televizyon dizilerinde sunulan yaşamlara özendiğinde, özendiğini yaşamak için imkansızlığıyla nelere tevessül eder, empati ile yorumlamak gerektir.

Sucuğun tadını bilmeyen 7 yaşındaki kızına 'misss gibi sucuk!' tanıtımı yapan televizyonun karşısındaki mahrum ailesinin babası, kızının 'baba bana bunu getir' demesi karşısında nasıl bir iç ezikliği hisseder ve kafası nasıl dumanlanır anlamak gerektir.

Boyutlu mevzu.

Allah encamımız hayr eylesin. Hırstan, hasedden bizi esirgesin. Borçlulara bir an önce borcunu ödeme ve borçtan azad olma imkanı nasib eylesin. Amin.
 
Tarih: 13.04.2008    Hit: 102

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekmekte...
 Zokamirli  Tarih: 17.04.2008
 Maalesef herkes böyle. Çevremdeki herkesin kredi kartları ağzına kadar dolu ve bunuödemek için gidip kredi çekiyorlar.

Sayfa {1}
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker