|
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli
Müslüman ile müslüman biçiminin arasındaki ilişkiyi anlarsak ve İslam'ın bu ikisinden hangisine öncelik verdiği konusundaki tereddütlerden kendimizi kurtarırsak, dünyada biz müslümanların niçin bulunduğunu ve ne yapması gerektiği hususunu bi nebze olsun açıklamış oluruz. İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlık hissi besleyenler ilk olarak İslam'i biçimlere saldırmayı amaç ediniyorlar. İslam'a karşı yapılan kılıçlı, silahlı taaruzlarda başarılı olamayacağını anlayan küffar, müslümanları Kur’an'dan uzaklaştırarak mutlak bir muzaffere necat olmayı umuyorlar. Bunu da müslümanları “İslam”ın istediği manadaki biçimden kopararak yapmayı planlıyorlar.
İslam'a karşı kinini, nefretini ve düşmanlığını daha etkili kılmak isteyen küffar topluluğu, her konuda özün biçimden önce geldiği fikrini benimsettirmeye çalışmışlardır. Kendi toplumlarını ise inançları doğrultusunda biçime bağlanmaya çağırmışlardır. İslam'ın korunması,bekası,çağa ayak uydurmak, küffar topluluğunun rızasını kazanmak vs. sun-i manupülasyonlarla müslümanların biçimlerinden vazgeçmesi gerektiğini söyleyen sözde müslüman ve küffar toplumunun bireyleri , söylemde, müslümanlığı korumak istiyorlarmış gibi görünseler de, özde tam tersi bir sonucu arzulayanlardır. İnsanlık tarihinde hiçbir öz yoktur ki, biçimini kaybettikten sonra özünü devam ettirebilmiş olsun. Müslüman biçiminin terki hususunu kabul ettirmeye çalışanlar, müslüman biçimiyle korunabilen ve savunulabilen İslam'ın korunmasız ve savunmasız kalmasını isteyenlerdir. Özü kaybolmuş, tükenmiş, bozulmuş bir müslümanlık , özsüz kalmış bir müslümanlık olabilir. Teoride kalmış pratiğe indirilmemiş, temenni ve tehallillerle donatılmış bir islam zamanla etkinliğini kaybeder, yerini münkerat ve fuhşiyata bırakır. Büyük bir toplumun ahlak çöküntüsü içinde özsüz ve biçimsiz olarak batışına şahit olabilirsiniz. En uygun müslüman formatına girmeksizin ve müslümanlığı yaşayan bir toplumun içinde yaşamaksızın, hiçbir zaman İslam davasında etkin olunamaz.İslam'ın kemale erdirilmesi, müslüman biçiminin kemale erdirilmesinden başka birşey değildir. Biçimsiz kalmış öz diye bir şey yoktur ve olmayacaktır.
Dünyanın neresinde olursa olsun bir müslümanın yegane işi biçimini ve biçimciliği bir kenara bırakmak değil, tam tersine ulaşabildiği ve yapabildiği kadarıyla biçimini özüne uygun kılmaktır. Müslümanlar öz ile biçim arasındaki ilişkiyi yorumlamaktan ve yaşamaktan imtina ettikleri oranda küfrün hükmüne rıza göstermiş olurlar. Küffar tarafından suçlanan, müslüman aleminden çoğu, cezaya çarptırılmamak ve İslam düşmanları gözünde beraat etmek için olmadık şekillere giriyorlar. Bu tutum yalnızca İslam'dan uzaklaşmaya değil, aynı zamanda gerçek müslümanların ve müslümanlığın küçük görülmesine, kafirlerin yardakçısı derekesine düşürülmesine sebep oluyor.
Bu kadar olumsuzluğa rağmen, İslam’ı yaşayabildiğimiz ve gereklerini yapabildiğimiz oranda değerimiz artar ve Rabbimizin rızasına nail olmuş olabiliriz. Allah ancak muttakilerin dostudur, zalimlerin ve kafirlerin düşmanıdır. Müminlere karşı her daim merhametli ve şefkatli, zalimlere ve küffara karşı ise son derece gadablı ve katıdır.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun........
Tarih: 21.03.2008 Hit: 176 |